İslam hukukçusu Prof.Karaman'dan miras konusunda açıklama
İDDİA:
Muhammed'in ya hesabı zayıftı, ya da Kur'ân'ı yazdırırken daha önce ne söylediğini unutuyor ve böylece çelişkili âyetler oluşturuyordu. Kur'ân'daki miras hukukunda sayısal hatâlar:
Kadınların cenaze namazı kılıp kılmaması konusunda bile büyük eksikliklere sahip olan Kur'ân'da, miras konularına nedense büyük yer ayrılmış ve bu konuda çok detaylı âyetlere yer verilmiştir.
Aşağıdaki âyetler, "miras" hukuku ile ilgilidir. Bu âyetlere göre hesap yapıldığında, mirasçılarda, "sona kalan dona kalmakta"dır; çünkü mirasın payları toplandığında, toplam, mirastan "fazla" olmaktadır!
Önce âyetlere bakalım... Nisâ/4:11, 12, 176...
Varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlât, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı. Yukarıdaki âyetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır: Üç kız evlâda mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.
Bu durumda matematik yapalım: (2/3)+(1/6)+ (1/6)+ (1/8) = 1.125 bulunur! (1.0 olması gerekirdi!..)
Yani miras paylaşıldığı zaman her bir mirasçının aldığının toplamı, mirastan fazla çıkmaktadır!.. Allah miras paylaşımında böyle büyük bir hesap hatâsı yapamayacağına göre, âyet Allah'a ait olamaz, Muhammed'e aittir... Hesap bilmeyen Muhammed'e...
Bir diğer örnek verelim: Bir adam ölür ve geride anası, karısı ve iki kızkardeş kalır. Kur'ân'ın yukarıda verilen ilgili miras âyetlerine göre; anaya mirasın 1/3'ü, karısına mirasın 1/4'ü, iki kızkardeşe de toplam 2/3'ü kalacaktır.
Hesap yapalım: (1/3)+(1/4)+(2/3) = 15/12 = 1.25!.. Burada da, miras paylaşılıyor, paylar toplanınca, mirastan daha büyük, %25 daha büyük çıkıyor!..
Allah -varsa eğer- bu kadar hesap bilmez olabilir mi? Bu yanlış paylaşım oranları ile dolu âyeti Allah gönderemeyeceğine göre, Muhammed kendisi yazmış olmaktadır...
CEVAP
Bu Amerika'yı yeniden keşfettiğini zanneden bilgisiz inkârcıya hemen bildireyim ki, ortaya koyduğu mesele İslâm'ın ilk devrinden beri bilinmektedir; maksat anlaşılmış, çözüm oluşturulmuş, buna göre uygulama yapılmış ve hiçbir mirasçı mahrûm bırakılmamıştır. "Payların mirastan fazla geldiği" ifade ve düşüncesi bilgisiz inkârcıya aittir, doğrusu ise payların, mirastan değil, hesap gereği olarak paydalar eşitlenince paydadan fazla olabildiğidir. Böyle bir "mirasçılar tablosu" karşımıza çıktığında çözüm, paylar toplamının payda olarak alınmasından ibarettir, çok eski zamanlardan beri bilinen bu hesaplama usûlüne "avl" denmektedir. Verilen birinci örneğe göre uygulama şöyle olacaktır: Paylar toplamı 27 olduğuna göre payda da 27'ye çıkarılacak, miras 24'e değil, 27'ye bölünecek ve her bir mirasçı, Kur'ân'da belirtilen payını, 27'de 16, 4, 4, 3 olarak (bu oranlarda) alacaktır.
Belki sonradan aklına gelir veya birilerinin kitabında okur diye hemen söyleyelim: Bazen de payda, paylar toplamından fazla olabilir, bu duruma "reddiyye" denir, çözümü de artan payın, karı ve koca dışındaki mirasçılara yine âyetlerde bildirilen oranlarda paylaştırılması şeklindedir. Bu çözümler kısmen hadîslere, kısmen de ictihada dayanmaktadır. İslâm'ın kaynağı da yalnızca Kur'ân değil, aynı zamanda -ona aykırı olmayan, onun maksadını ve delâletini esas alan- sünnet ve ictihaddır.
|