Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 21-12-2009, 02:01
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart Güney Koreli Çinlileri Nasıl Vurduk?

Daha önce açılan Kore Savaşı başlıklarına[1][2] rağbet olmaması, sanırım hem “yine nereden çıkardın şu emperyalist kıçı yaladığımız savaşı?” yaklaşımından hem de savaşın kahramanlarından Faik TÜRÜN[3] gibi komutanların daha sonra 12 Mart ’71 muhtırası zamanında cümle entellektüelin tutuklanmasında ve insanlık dışı muamele görmesinde oynadığı sevimsiz rol[Balyoz Harekatı] olmalı diye düşünüyorum.

Yukarıda belirttiklerim geçerli argümanlar olmasına rağmen, ülkelerinin çıkarları için 8000km uzakta canları pahasına savaşanlar, bence en derin saygıyı haketmektedirler. İlginçtir bu savaş sadece bizde değil, Birleşmiş Milletler Gücünü oluşturan; A.B.D., İngiltere, Avustralya, Belçika, Kanada, Kolombia, Etiyopya, Fransa, Yunanistan, Lüksemburg, Hollanda, Yeni Zelanda, Filipinler, Güney Afrika ve Tayland’da da unutulan savaş olarak anılmaktadır. Öyle ki, savaş biz ve müttefiklerimizden 778,053; Güney Kore askerlerinden 1 milyona yakın; Kuzey Kore, Çin ve Sovyetlerden 1,5 milyon ve sivil halktan 2,5 milyon can almıştır. Ne kadar anlamsız gelse de, soğuk savaşın bu ilk çatışması çok kayıplı olmuştur[4].

Bizim savaşa girmemizle ilgili olarak da şunu söylemek isterim ki; Stalin 19 Mart 1945’de 17 Aralık 1925’de imzalanan Türk – Sovyet saldırmazlık anlaşmasını feshetmiştir[5]. Bir anlamda zaten Çanakkale boğazında hak isteyen Rusya bu ve diğer çıkarları için savaş açmak üzeredir. Artık her iki tarafa da oynamak mümkün olmamakta, rengimizi belli etmemiz kaçınılmaz olmakta ve klüplerden birine yazılmamız gerekmektedir. Diğer tarafdan toplu iğne üretemeyen ülke ekonomisinin dönmeye başlamasını sağlayacak sermaye birikiminin musluğu Amerika’nın kontrolündedir ve akmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ben Kore Savaşı’nın ülkemizin çıkarları için yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. 50 yıl sonra rasyonel olmak kolay tabi, bu yüzden, o zaman bütün bunlardan haberi bile olmayan, sadece kendisine söylendiği üzere ülkesine faydalı olmak için oraya giden askerimizi saygıyla anıyorum.

Kısaca özetlersek, 1910’dan 2.Dünya Savaşına kadar Japon mandası olan savaşın sonunda 38. Parelelden ikiye bölünen Kore’nin Kuzeyi Sovyet, Güneyi Amerikan mandası olmuş, 1949’da Amerikalılar ve Sovyetler çekildikten hemen bir yıl sonra Kuzey, Güneyi işgal etmiştir. Hemen Kuzeyi suçlamayın, aslında her ikiside bir diğerini alt edip, tek ve bütün bir Kore hayaliyle yanıp tutuşsa da, Amerikalılar Güney’den ayrılırken cephane bırakmadıkları için Güney bir hareket yapamamıştır.

Kuzeyliler hızla neredeyse tüm Koreyi almak üzereyken BM güçleri ülkenin güney doğusundaki Pusan limanına çıkmış, önce Güney Kore’yi kurtarmış, sonra Komünistlere sağlam bir ders vermek isteyen Amerikan uzak-doğu komutanı general MacArthur amcamızın diretmesiyle, geliş sebeplerini unutup, Kuzeyi’de Çin sınırına kadar işgal etmişlerdir. Bu noktada devasa Çin Ordusu Kuzey’den dalış yapmış ve bizimkileri püskürterek Kuzey’i kurtarmış ama o da emperyalistlere ders vermek üzere tekrar güneye bastırmaya devam etmiştir. Sonunda tekrar güneyi kurtaran BM akıllanmış ve hemen bir ateşkesle 3 yıl sonra Kore’den uzamıştır. Savaş bir anlaşmayla sonuçlanmadığından aslında halen devam etmektedir. Bu arada MacArthur, Başkan Truman tarafından görevinden alınmıştır[6].

Kısaca konu bu. Peki biz Kore’de ne yaptık? Elbette Kore Savaşında Türk askeri yine kahramanlığını göstermiş ve defalarca imkansızı başarmıştır ama her zaman ki gibi konuya objektif bakmak yerine hamasi yaklaşılmış, hemen her gündeme gelişinde “allah allah nidalarıyla dağları delen mehmetçik” geyiğine bağlanmıştır.

Aşağıdaki yazı Kore Savaşı başarısızlıklarını anlatan bir kitaptan alındığından bizim de başarısızlıklarımıza değinmiştir. Özellikle kötüleme amaçlı değil, konunun nesnelliğine katkı amaçlıdır.

Geçenlerde, Avni ÖZGÜREL’in Radikal’de 2003’de çıkan bir yazısını[7] okurken dikkatimi çeken bir noktayı araştırdım ve Roy E.Appleman’ın Disaster in Korea – The Chinese Confront MacArthur (Kore’de Felaket – Çinliler MacArthur Karşısında) adlı[8][9] Türkçeye çevrilmemiş(online kitapçılarda göremedim) 1989 basım bir kitaba ulaştım. Şansıma Türk Tugayı ile ilgili kısımları Google kitap önizlemesinde açık olarak bulunuyordu böylece aşağıdaki çeviriyi yapmak için kitabı sipariş etmeme gerek kalmadı.

Bu çeviriyi yazarın kesinlikle samimi olduğunu ve aşağılama amacı taşımadığını düşündüğüm için yapıyorum. Aksi halde zaten yapmazdım. Yazar Kore’de sadece Türk Tugayının değil, MacArthur kuvvetlerinin ve diğerlerinin de hatalarını enine boyuna tartışıyor. Olaylar hem gülümseten hem de dramatik bir süreç içinde gelişmiş.

Yazar kaynaklarına dair kitabın önsözünde şunları söylüyor:
Bu kitabın yazımı emekli olana kadar mevcut arşiv kayıtlarını doğru dürüst etüd edecek zamanı bulamamdan dolayı gecikti. 8.Ordu’nun Kore’de giriştiği muharebelerin tüm birim raporları Milli Arşivler, Federal Kayıt Merkezi, rapor Grubu 407, Federal Bina 1, Suitland, Maryland’da korunuyordu. Burada 8.Ordu Birimleri resmi kayıtları,esir sorgulama raporları ve düşmana ait belgelerin çeviri istihbaratlarını inceleyerek iki yıl geçirdim. Ayrıca, Carlisle Kışlası Pennsylvania’da Ordu Tarih Araştırma Merkezi’nde Matthew B.Ridgway makalelerini incelemek için iki aya yakın zaman harcadım.
Bu hikayede bana göre iki tane traji-komik nokta var:
  1. Kahraman Mehmetçik, yetersiz istihbarat ve iletişim eksikliği yüzünden, cephede Çinlilerle karşılaşmayı beklerken Çinlilerden kaçarak kendisine doğru gelen Güney Korelileri, bir tamam temizlemiş, bir çoğunu tahtalı köye uğurlarken 125 kadarını esir almıştır. Olay cephedeki birinci günümüzde Çinlilere karşı müthiş zafer olarak dünya basınına yansımış, daha sonra tekzip edilmemiştir.
    26 Kasım’da Wawon’a ilk ulaşan Türk Müfrezesi tank desteği olmadan indirildi. Ondan sonra Wawon’da ne olduğu tam anlamıyla açık değildir. Kunu-Ri’nin bir kaç kilometre aşağısındaki, Unhang-ni’deki 9.Kolorduya ulaşan ilk haber, Türklerin bir Çin kuvvetiyle karşılaştığı, çıkan çatışmayı vahşi bir bıçak ve süngü boğuşmasıyla kazandığı ve bir kaç yüz Çinliyi yakaladığıydı. 9.Kolordu raporu somut kabul etti ve şimdi Çin komünist kuvvetlerinin Tokchon’u tuttuğunu bilerek, Türklere Wawon’dan doğuya dönüp, 2.Piyade birliğinin sağ kanadına doğru, dağ içlerine ilerlemesini ve Tomqi’de 38.Alay’la buluşmalarını emretti. 9.Kolordu karargahı derhal basın temsilcilerine, Çinlilerle bu ilk karşılaşmadaki harikulade Türk zaferini bildirdi. Hikayeyi nakleden basın bültenleri hemen Birleşik Devletlere gönderildi ve geniş çapta basıldı ve Avrupa’da da. Ama hikaye tamamen yanlıştı. Akabinde basında katiyen tekzib edilmemiştir.

    Türklerin “zaferi” haberi 2.Birliğe çabuk ulaştı. Bunun teyidi ve Türklerle iletişim kurmak için Wawon’a bir Nisei(Japon-Amerikalı) tercüman gönderdiler. Tercüman Türklerin aslında Tokchon’dan geri çekilen 200 askerlik bir Güney Kore birliği ile karşılaştığını, onları Çinli sandığını, ve saldırıp bir çoğunu öldürüp 125 kadarını esir aldığını bildirdi. Bu Güney Koreliler 6. Ve 7. Güney Kore birliklerindendi. Türklerin Güney Kore’deki bu ilk muharebesine hiç Çinli karışmamıştı. Bu talihsiz olayın hemen üstü örtüldü ve halk gerçekte ne olduğunu hiç bilmedi. Güney Koreliler Tokchon’dan çekilmelerinde güvenli sandıkları bir bölgede, 8.Ordu komutasındaki bir kuvvet tarafından saldırıya uğramaktan ve ağır kayıp vermekten çok içerlediler.

    Ne var ki, Türkler olanlar için pek de suçlanamaz. Onları yönlendirebilecek çok az güvenilir istihbarat vardı. Tokchon’dan kendilerine doğru bir Güney Kore kuvvetinin geri çekildiğini bilmiyorlardı. Yolda bir yerde Çinlilerle karşılaşmak üzere tetikdeydiler. Kazayı engelleyebilecek BM müttefiklerinin hiç biri onlarla beraber değildi. Ne Kore ne de Çin dilini biliyorlardı. Gerçek duruma dair bilgisizlikleri ve düşmanla karşılaşacaklarına inanmalarından kahramanca saldırdılar. Türkler gece Wawon’da kaldılar, yolun her iki yanından yürüdüler. Onlar ve Çinliler ertesi gün karşılacaklarından neredeyse emindiler.
  2. 38.parelelden girip Kuzey Kore başkentinden çıkan Mehmetçik: Yine iletişimle ilgili çok sorun yaşayan ve müttefiklerle birbirini anlayamayan askerimiz, düşmanı araken kaybolmuş ve cepheden kilometrelerce uzaktaki Anju, Sunchon ve hatta Kuzey Kore Başkenti Pyonyang’da ortaya çıkmıştır.
    Türklerin durumuna ilişkin bilgiler çok belirsiz olduğundan, 2.Piyade birliği komutanı General Keiser, Albay John C. Couglin’i, daha sonra Albay Peploe’ye yardımcı olarak 38.Tabur’a ekleyerek, durumunu öğrenmek üzere Kaechon’daki Türk Tugay’ı karargahına gönderdi. O da Karagahtaki Türklerin oldukça heyecanlı olduklarını bildirdi. Bir Türk müfrezesinin Wawon ve çevresinde önü kesilmişti,ama onların ne asılı bir haritası ne de ileri birlikleri ile irtibatı vardı. Türklere tankları yolun yukarısına çatışma noktasına göndertmeye çalıştı ama tanklar ardısıra geri gelmeye devam etti. Türk komutasının olduğu yerde kalmasında ısrar etti. Buna rağmen oradaki Türkler her an Çin Komünist Kuvvetlerinin belirmesini bekliyor görünüyorlardı. Bu tehlike kuşkusuz hala çok saatler uzaktaydı.

    Albay Coughlin 2.Piyade birliği komutan muavini General Joseph S. Bradley’e Türkleri istenilen hatta götürtemediğini, ama daha geriye doğru Kaechon ve Kunu-ri’nin güney doğusuna gideceklerini haber verdi. Ayrıca Türk komutasını çok kararsız bulduğunu bildirdi. Topçulara önce ileri, hemen sonra geri hareket emiri veriyorlardı. Bu sırada Türklerin solundaki 38.Tabur ve 2.Birliğin hakikaten tümü geri çekiliyor ve kendi hareketleriyle sağ taraflarındaki Türklerinkini koordine etmeye çalışıyorlardı.

    28 Kasım sabahı gece yarısından hemen sonra, 2.Birlik Türk Tugayındaki Amerikan müşavir aracılığıyla General Yazıcı’ya birliklerini 38.Tabur’un sağ tarafına Kaechon nehrinin güneyine ve Kunu-ri’nin altında Kaechon kasabasının güneyine kaydırması için bir mesaj gönderdi. Komuta subayı bunu yapmayı reddetti. Durumu gören bir çok Amerikan subayı Türk komutasının zayıf ama tek başına Türk’ün iyi bir asker ve savaşçı olduğunu hissetti. Bu zamandan sonra Türk Tugayı parçalı bir hal aldı. Yaklaşık 250 tanesi cepheden kilometrelerce uzaktaki Anju’da kamyoların içinde göründü. Başka bir çoğu cephenin çok batısında Suchon’da ortaya çıktı ve bazıları Pyongyang kadar uzağa bile gittiler. 29 Kasım’da öğleden sonra 3’ü 10 geçe 9.kolordu G-3’ü Pyongyang’dan 125 ila 150 kadar Türk’ün yanlarında Kore
    Askeri Danışman Grubun’dan biriyle yaklaşık on ya da daha fazla kamyonla oraya vardığını belirten ve “onlarla ne yapmalıyım?” diye soran bir mesaj aldı, Türklerin nihai çöküşü Chongchon muharebelerinde 28 Kasım’da öğleden sonra 4 civarında Kaechon yakınlarında geldi, 38.Piyade onları bulduğunda pozisyonlarından geri çekiliyorlardı. Onları durdurma ve geri döndürme çabaları kifayetsizdi. Çin Komünist Kuvvetleri tümüyle üzerlerinden geçmişti –hala önünde bulduklarının. Türklerin tamamen çöküşü nedeniyle Çin Komünist Kuvvetleri 38.Piyadenin iki müfrezesinin arkasına sızdı ve onlara hem önden hem de arkadan saldırdı.
Kitabın bu bölümünün devamını okumak isteyenler kitabın 87 – 92 numaralı sayfalarının çevirisini >burada< bulabilirler. Gözünüze çarpan çeviri hatalarını bildiriseniz ivedilikle düzeltilmeye çalışılacaktır(yazım hatası bolcadır, o kadarı kadı kızında da olur...).

Konu matillda tarafından (22-12-2009 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-01-2010, 17:38
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Yazı mı çok uzun, konu mu çok yabancı? İki haftadır tık yok...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-01-2010, 18:38
cenker cenker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Mar 2009
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 307
Standart

kore savaşına gidenler gönüllü değil mi.kendi eden kendi bulur mantığıyla yaklaşıyorum ben.60 sene önce olmuş savaş artık son gazileri de ölcek.çok önemsenmemesi normal.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-01-2010, 19:09
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili milomanara,
Yazin cok enteresan, o gunleri cocukluk yillarimdan hatirliyorum; Hatta bir komsumuz da katilmisti bu harbe. Konuyu ilk bugun gordugumu itiraf ediyorum. Bazen o kadar cok baslik donuyor ki, hepsini takip etmek imkansizlasiyor. Dusunuyorum da, yukarda anlatilan sartlarda sag kalanlarin, geri gelenlerin olmasi bile buyuk basari. Ancak hic bilmedigin bir ulkede, hic tanimadigin, ne seninle ne de ulkenle bir alis verisi bulunmayan insanlarla savasmak, onlari evlerinden, sevdiklerinden ebediyen ayrilmasina sebep olmanin gurur duyulacak bir duygu olmadigini, gunumuzdeki savaslardan biliyoruz.
Bu enteresan bilgiyi, bizlerle paylastigin icin tesekkurler..

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-01-2010, 19:58
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Sevgili vartor,

Gurur duyma konusunu şöyle açabilirim; bu savaşı hamasi şekilde sefere gider gibi değerlendirmediğimizde, ya da şanlı(!) tarihimizi, devletin içine karıştığı kan davalarıyla ele aldığımızda karşılacağımız tepkiyi kestiremiyoruz. Eh, hepimiz de Pamuk değiliz, sulak topraklara kaçalım...

Bunun yanısıra, bence bu savaş bir çok açıdan doğrudur. Ne kadar itiraf etmesek de, biz yaşam kalitemizi büyük devlet olma yolunda feda eden, aslında kaşarlanmış emperyalist bir devlet geleneğine sahibiz. Bu ülkede Enver gibi kaçıklar yine çıkacaktır, o zaman onlara yol vermeyecek bir demokrasi gelenekleşmiş olur umarım. Bununla beraber, Kore'nin hemen arkasından Amerika Vietnam'a gitmiş orada da 58.000 çocuğunu bırakmıştır. Adamların 2.Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik buhranları savaşla aşmak gibi de bir eğilimi vardı. Her neyse, bu savaş benim kanımca ülke çıkarlarına hizmet etmiştir ve bu derece unutulması, en hafif ifadesiyle ayıptır. Yukarıdaki nükteli olaylar en azından biraz ilgi uyandırır diye düşünmüştüm ben.

Zaten bırakalım doğru ya da yanlış olmasını, geçmişimizden işimize gelen kısımları cımbızlayıp, olaylara Turgut Özakman vari bakmanın çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Kıbrıs var, Kore yok, Menemen var, Dersim yok, Çanakkale var, Sarıkamış ve Ermeni olayları yok, Bayrak direğine çıkan gencin öldürülmesi var, 6~7 Eylül olayları yok.

İşimize gelmeyeni yok saymakla bir yere gidebileceğimizi düşünmüyorum. En kötüsü, aynı hataların tekerrür etmesi çok daha muhtemel oluyor. Kore Savaşı bence daha çok konuşulması gereken bir olaydır, sonuçta o kadar uzağa ilk seferimiz!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-01-2010, 20:55
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

Bundan 5-6 yıl önce zannedersem Radikal Gazetesi, Kore Savaşının bilinmeyenleri diye bir başlık atmıştı verdiği eklerden birinde.Orada "kominist öldürmeye gidiyoruz" naraları atan insanımızdan bahsedilmişti ve çok üzülmüştüm.

Hiç görmediğin, hiç tanımadığın, aranda bir problemin olma ihtimaline bile yaklaşamadığın bir insanı nasıl öldürmeye gidersinlerle daha da üzmüştüm kendimi.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-01-2010, 21:40
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

Babam ve arkadaşları gönüllü olmuşlar Kore savaşı için, içlerinden biri gitmiş sadece o savaşa, ondan çok dinledim şahsi savaş hatıralarını, o dönem için büyük bir dezenformasyonla ve propaganda ile gene dönemin bütün gençleri (din ve milliyet eksenli olanlar) gönüllü olmuşlar bu emperyalist savaş için, peder ne zaman aklına gelse gidememesini bir eksiklik olarak anlatırdı. Milomanara'nın kapitalizm tespiti çok doğrudur, T.C. devleti bu savaş sayesinde mevcut liberal ekonomiye netegre olabilmiştir, bunun bedeli ise şimdi ülkede kimsenin hatırlamadığı yada hatırlamak istemediği bir savaş ve ondan arta kalan çok büyük ekonomik zorluklarla yaşayan azınlık bir kitle kalmıştır.

Toplum Çanakkale'den üç beş kahramanı ezbere sayar ama Kore denilince nutku tutulur unutmanın verdiği rahatlıkla, yada Kıbrıs savaşı vb. Malazgirteki kahramanları hatırlarda aklına bir tek Kore savaşı kahramanı gelmez, Kore savaşını savaştan saymaz, geride sağ kalanlarıda gaziden...

Savaş kesinlikle komünizme karşı yapılan ilk sıcak savaştır, Abd o tarihte girdiği bölgeden ancak 70'lerin ortasında ayrılmıştır daha doğrusu ayrılmak zorunda kalmıştır. Emperyalizmin komünizmi yok etme savaşı adına harcanacak yüz milyarlarca doların ilk kuruşları burada başlamıştır. Türk askerinin fiyatı 70 cent olarak tarihlere geçmiştir. Konu ile ilgili Nazım'ın bir kaç şiir vardır o döneme ışık tutması açısından, en bilindik olanıda vatan haini şiiridir. Ülkenin konservatif bir siyasetten uzaklaşma ve günümüzdeki neo liberal çizgiye gelmesi macerası o tarihte başlamıştır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02-01-2010, 22:05
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Evet sevgili Güneş,

Ben de Nazım'ın Türk Askerine teslim ol telkini yapan mektubunu çok yadırgamışımdır. Savaş karşıtlığını humanizm anlamında savunsa, evine git dese eyvallah da, git Ruslara teslim ol telkini ve Nazım'ın kendini Ruslara böylesine kullandırtması, büyük şairin büyük filozof olmadığını düşündürtmüştür bana.

AerA Diyor ki
Bundan 5-6 yıl önce zannedersem Radikal Gazetesi, Kore Savaşının bilinmeyenleri diye bir başlık atmıştı verdiği eklerden birinde.Orada "kominist öldürmeye gidiyoruz" naraları atan insanımızdan bahsedilmişti ve çok üzülmüştüm.
O zamanın rüzgarı öyleydi sevgili AerA, Amerikalılar da "kickin' some cowmuniss ass" mottosuyla yola çıkıyorlardı. John Kennedy Toole, Alıklar Birliği'nde[1] soğuk savaş dönemi cahil Amerikalısının tasvirini o kadar güzek yapmıştır ki, hala aklıma geldikçe gülerim. Kore'ye gidenlerin, o zamana kadar, Kore'nin nerede olduğundan bile haberi olduğunu sanmam. Kendilerine ne söylendiyse, nasıl gaz verildiyse, öyle gittiler işte...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 02-01-2010, 22:10
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

Orta okul caglarimda, "Kore Nire?" diye bir kitap okumustum, ama simdi hatirlamiyorum. Tek hatirladigim, askerlerin, ABD komutasinda oldugu ve sicak savasa ABD komutanlari tarafindan suruldugu ve kendilerinin geri planda kaldigi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02-01-2010, 22:22
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger arkadaslar;

Orta okul caglarimda, "Kore Nire?" diye bir kitap okumustum, ama simdi hatirlamiyorum. Tek hatirladigim, askerlerin, ABD komutasinda oldugu ve sicak savasa ABD komutanlari tarafindan suruldugu ve kendilerinin geri planda kaldigi.

Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel,

Savaşa katılan BM güçlerinin dağılımına bakarsan[1], önermenin ne kadar geçersiz olduğunu göreceksin. Hamasi yalanlardan biri daha. Ne yani milyon kişilik Çin/Kuzey Kore Ordusunu 5.000 kişi ile mi püskürttük? Yok artık...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
çinli, hata, kore savaşı, macarthur, rok ii


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Güney Kore yönetimi sivil katliami kabul etti saroz Politika 1 30-11-2009 09:04
Yılmaz Güney aydoe Edebiyat 11 01-10-2009 15:31
chomsky yle güney in yükselişi üzerine Politika 0 05-03-2008 11:53
Güney Asyaya yardım explorer Konu-dışı 0 06-01-2005 22:10

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:27 .