Theophilos;369027]II. BÖLÜM
KUR'AN ve TALMUD BAĞLANTISI
Kur’an’ı eline alıp okuyan Hristiyanlar için büyük ihtimalle en büyük şaşkınlık kaynağı Kutsal Kitap’da yer alan anlatımlarla çok az benzerlik göstermesine rağmen Kutsal Kitap’dan alınmış izlenimi veren anlatılardır. Kur’an’daki öyküler bizim bildiğimiz ve öğrendiğimiz hikayeleri saptırmakta, değiştirmekte ve bunlara tuhaf eklentiler yapmaktadır. Bu öyküler daha önceki kutsal yazılardan gelmediğine göre, nereden gelmiştir?
Şans eseri, M.S. 2. yüzyıldan itibaren yazıya geçirilmiş olan Yahudi apokrifal (kutsal yazılar listesine dahil edilmemiş) edebiyatının pek çok örneğine (büyük bir kısmı Talmud’dan gelen) sahibiz ve bu yazıları Kur’an’daki söz konusu öykülerle kıyaslayabiliyoruz. Böyle bir karşılaştırma sonucunda bu Yahudi masalları veya halk öyküleri ile Kur’an’da anlatılan hikayeler arasında dikkat çekici benzerlikler saptanmaktadır (Not: Talmud ile ilgili veriler Feinburg’un kitabından alınmıştır 1993:1162- 1163).
Talmud’daki yazılar M.S. 2. yüzyılda sözlü yasalar (Mishnah) ile bu yasaların geleneklerinden (Gemara) derlenmiştir. Bu yasalar ve gelenekler aracılığı ile Torah denen Musa Yasası’nın değişmekte olan zamanın gereksinimlerine uyumlu hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu yazılar ayrıca yasaların yorumunu ve tartışmasını (Halakha ve Haggadah gibi) da içermiştir. Çoğu Yahudi, Talmud’daki yazıları yetkili olarak görmemektedir; ancak yine de yazıldıkları döneme ışık tuttukları için bu yazıları ilgiyle okumaktadır.
Nasıl olmuştur da Yahudilerin kutsal ve yetkili saymadıkları Talmud yazıları Kur’an’a eklenmiştir? 7. ile 9. yüzyıl arasında Arabistan yarımadasında (Hicaz diye bilinen yerde) çok sayıda Yahudi topluluk yaşamaktaydı. Bu Yahudiler Kudüs’ün M.S. 70 yılında yıkılmasının ardından Filistin’den kaçan diasporaya dahildiler. Bu Yahudilerin büyük bir bölümü nesiller boyunca babadan oğula sözlü olarak geçen Talmud yazılarını ruhsal bir rehber olarak görmekteydiler. Her bir nesil bu öyküleri süslediği veya bazı durumlarda bu öykülere yerel efsaneleri eklediği için, orijinal öykülerin içeriğini bilmek gittikçe zorlaştı. Bu Yahudiler arasında Talmud yazılarının Tanrı tarafından korunan tabletlere (Antlaşma sandığındaki 10 Emir ve Torah) dahil olduğuna ve göksel kitabın kopyası olduğuna inananlar bile vardı (Feinburg 1993: 1163).
Bazı akademisyenlere gore, 8. ve 9. yüzyılda tarih sahnesine çıkan geç dönem Kur’an derleyicileri, bu Yahudi yazın türünü başlangıç aşamasındaki Kur’an verilerine eklemişlerdir. Bu sebeple, Yahudilikteki çoğu geleneğin derleyiciler tarafından yanlışlıkla kabullenilip İslam’ın kutsal saydığı metne eklenmesi şaşırtıcı değildir. Kur’an, kökü M.S. 2. yüzyıla dayanan Yahudi apokrifal yazınına dayanan birkaç hikaye içermektedir. Bu bölümde bunlardan sadece üç tanesini ele alıp diğer birkaç tanesine bölümün sonunda değineceğim.
a) Kain ve Habil’in Hikayesi
Sure 5:30-32’de bulunan bu öykü Kutsal Kitap’daki anlatıma benzer bir biçimde Kain’in kardeşi Habil’i öldürmesiyle başlar (Kur’an bu kardeşlerin isimlerini vermez). Ancak 31. ayette Kain’in Habil’i öldürmesinden sonra hikaye değişmeye ve Kutsal Kitap’daki anlatımı takip etmemeye başlar. Kur’an’daki bu farklı anlatım acaba nerden kaynaklanmıştır? Yoksa bu açıklama Kutsal Kitap yazarları tarafından bilinmeyen tarihsel bir kayıt mıdır?
Gerçekten de bu anlatı, Eski Antlaşma’nın kanonize edilmesinden ve Yeni Antlaşma’nın yazılmasından sonra kaleme alındığı için Kutsal Kitap yazarları tarafından bilinmemiştir. Aslında bu öykünün alıntılanmış olabileceği üç kaynak mevcuttur: Jonathan ben Uzziah Targumu, Kudüs Targumu ve Pirke Rabbie Eleazar denen bir kitap (Shorrosh 1988: 144). Bu üç metin de M.S. 150 ile 200 yılları arasında sözlü gelenek olan Talmud’daki Yahudi yazılarıdır. Bu hikayeler Yasalar hakkında yorum sunarlar; ancak anlatılanların İbrani mit ve masallarından ibaret olduğu bilinmektedir.
Kur’an’da okuduğumuzda, Kain ve Habil’in hikayesinin üç Talmud belgesinde anlatılanlarlarla çarpıcı parallelikler taşıdığını görebiliriz. Karşılaştırmalı olarak incelersek:
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. (Sure 5:31)
Adem ve Havva, ölülerin gömülmesi konusunda bilgi sahibi olmadıkları için, cesedin yanında oturup ne yapacaklarını bilmeden ağladılar. Bu sırada bir karga belirdi ve başka bir karganın ölüsünü taşıdı. Yeri eşeledikten sonra onu Adem ve Havva’nın gözlerinin önünde toprağa gömdü. Adem şöyle dedi: “Haydi biz de karganın yaptığı gibi yapalım”. Habil’in cesedini alıp hemen gömdüler. (Jonathan ben Uzziah Targumu)
Kimin kim tarafından gömüldüğü konusundaki farklılık (Kur’an’da Habil’i Kain gömmüştür, bu hikayede ise aynı işi Adem ve Havva yapmıştır) dışında bu iki hikaye tuhaf derecede benzerdir. Bu benzerlik sayesinde, bir Yahudi masalının ve efsanesinin Kur’an’da tarihsel bir gerçek olarak tekrarlandığını görüyoruz.
Talmud yazılarının Kur’an’da tarihsel gerçek gibi sunulması bu alıntıyla sınırlı değil; zira 5. Sure’nin 32. ayetini okuduğumuzda apokrifal Yahudi yazınından alıntı yapıldığına dair başka bir kanıt buluyoruz. Alıntının kaynağı bu kez Mishnah Sanhedrin 4:5'dir.
Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. (Sure 5:32)
Kardeşini öldüren Kain ile ilgili olarak Kutsal Kitap’da (Yaratılış 4:10) kardeşinin kanı bana sesleniyor” dendiğini okuruz. Burada kan sözcüğü tekil olarak değil çoğul olarak kullanılmıştır. Tek bir kişiyi öldürenin tüm insan ırkını öldürmüş sayılacağını göstermek için tek olarak yaratıldın; oysa tek bir kişinin canını kurtaran, tüm insan ırkını kurtarmış sayılcaktır. (Mishnah Sanhedrin 4:5)
5. Sure’nin 32. ayetinde yazılanlarla bundan bir önceki ayeti (31) arasında hiçbir bağlantı yoktur. Habil’in Kain tarafından öldürülmesinin tüm insanlığın öldürülmesi veya yaşatılmasıyla ne alakası vardır? Hiçbir şey! Aslında ironik bir biçimde 32. ayette yazılanlar Mesih’in tüm insanlığı kurtaracak olmasıyla ilgili Eski Antlaşma’daki ümidin kaynağını destekler niteliktedir (Yuhanna 1:29) Yine de, Kur’an’da bu ayet ondan once gelen ayetten kopuk görünmektedir. Öyleyse ayetin burada ne işi vardır?
Yahudi Talmud’undaki Mishnah Sanhedrin’e dönüp 4:5’e bakarsak, yazarın bu anlatımı nereden edindiği ve niye bu bölüme eklediği anlaşılacaktır.
Bu bölümde Habil’in hikayesinde çoğul olarak kullanılan “kan” sözcüğünü “kendi kanı ile onun soyundan gelenlerin kanı” şeklinde yorumlayan bir Yahudi din bilginin açıklamaları mevcuttur. Bunun bir Yahudi din bilgininin yorumundan ibaret olduğu unutulmamalıdır. Kişisel ve oldukça varsayımsal bir yorum yapılmıştır.
Bu yüzden Yahudi din bilgininin “kan” sözcüğünün çoğul kullanımı hakkında yaptığı yorumu okumak ilginçtir. Buna karşın bu bilginin yorumlarının kelimesi kelimesine Kur’an’da 5:32’de tekrarlandığını görüyoruz! Kutsal Kitap metni üzerinde yorum yapan bir din bilgininin görüşleri ve basit varsayımları nasıl olmuştur da Kur’an’ın ilahi bildirisine dönüşüp Tanrı’ya atfedilmiştir?
Bu sorunun tek mantıklı yanıtı, Kur’an’ı derleyen kişilerin ilgili uyarı ve açıklamayı Yahudi din bilgininin yazılarından alıp Kur’an’a ekledikleridir; zira 31. ayette Habil’in öldürülmesi ile 32. ayette tüm insan ırkının öldürülmesi ya da kurtarılmasından bahseden açıklama arasında başka bir konusal ya da mantıksal bağlantı söz konusu değildir.
Bu iki öykü arasındaki bağlantıyı sadece Mishnah Sanhedrin 4:5’i okuduğumuzda anlayabiliriz: Yahudi bir din bilgininin Kutsal Kitap ayeti ve ayette geçen “kan” sözcüğü hakkındaki yorumu. Bu bağlantının Kur’an’daki anlatımda neden belirgin olmadığını anlamak artık zor değildir. 5. Sure’yi yazan kişi, Yahudi din bilgininin açıklamasının bağlamını bilmediği için bu açıklamanın Kutsal Kitap metni yerine bu metin hakkındaki yorumlar olduğunu fark etmemiş ve duyduğu şeyleri, içeriklerini bilmeden Kur’an’a dahil etmekle yetinmiştir.
http://www.hristiyanforum.com/forum/...-kuran-t320492