Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 04-02-2006, 18:03
cosmo_man cosmo_man isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2005
Mesajlar: 25
Standart Site yöneticilerine Atatürk hakkında bir soru

Değerli site yöneticileri;

Sitenizin anasayfasında, niçin Atattürk'ün dininin ne olduğunu sorgulayan bir ankete, Atatürk'ün cenaze namazının kılınış şekli ile ilgili vb. Atatürk ile ilgili dinsel çağrışım yapan şeylere gerek duydunuz.

Benim bildiğim kadarı ile ateist arkadaşlar hep, biz Atatürk'ün dinsel görüşünü değil, bilime verdiği önemi vurguluyoruz derler. Ancak, sitenizdeki bu tür açıklamalar ile Atatürk'ün bilime verdiği önem hakkında bir bağlantı göremiyorum.

Saygılar,
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04-02-2006, 18:58
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Mustafa Kemal'in dini referanslardan tedricen uzaklaşması; Kurtuluş savaşını sadece ve sadece Hilafeti ve padişahı g e r i g e t i r m e gayesi güden bir Ordu ve kumandanlarla yapmış olması çok önemlidir.

İslami cenah Gazi'nin kısmen inanarak - kısmen de Mümaşat yaparak İslamı ve Dini öne çıkardığı dönemler olduğu gibi, bunun aksi de bir çok söylev ve demeçlerinde vardır.

Mustafa Kemal'in Dindar gelip, Dindar gittiğini öne sürmek İslamcı cenahın çok işine gelmektedir. Her fırsatta da bu demeçleri kullanırlar.

Oysa ki; Gazi'de görebildiğimiz değişim, köklü bir değişimdir. Padişah, Hilafet, şeyhülislam nosyonlarından; Laikliğe, Hilafetin kaldırılmasına, uygar dünyaya kucak açmaya giden bir süreçtir yaşanan..

En yakın silah arkadaşlarından Kazım Karabekir'in salt Hilafeti ve padişahı geri getirmek için Kurtuluş savaşında yer alması az manidar değil.

O dönem ve şartlarını ne kadar iyi okunsa azdır.. Çok iyi bilinen bir kaç tümcesini anımsayalım:


* Allah’ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın." Kuran - Fatır/43.

* Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişmesini inkar etmek olur.." Atatürk

* “Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” Atatürk

Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159


* Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah'a kendi lisanında değil Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.
vb vb..
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04-02-2006, 19:06
cosmo_man cosmo_man isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2005
Mesajlar: 25
Standart

Benim sorduğum soru ile cevabınızın hiç bir alakası yok. BenTürkiye’de ki bir çok fikir ve ideoloji kesimi gibi ateistlerinde, kendi fikirleri paralelinde, Atatürk üzerinden dinsel sömürü yaptığını söylüyorum. Atatürk'ün Arap Milliyetçileri için ne söylediği başka, "atatürk dine inanmıyordu, bir ateistti" gibi çağrışım yapacak yazıları yayınlamak başka. O zaman lütfen sizde şu yazıyı bir okuyunuz;

HANGİ ATATÜRK?
(CAN DÜNDAR , 07 Kasım 2003 Cuma : MİLLİYET)
Kimininki kalpaklı kiminki fraklı, kimi sert kimi güler yüzlü... Herkes kendine göre bir Atatürk portresi çiziyor. Peki bunların hangisi gerçek Atatürk?
Ben gözümle görmedim, anlattılar: Atatürk, Anadolu'nun direniş ruhunun nasıl örgütlendiğinden söz ederken 'küçük kıvılcımlardan büyük yangınlar doğabileceğini' söylemiş.
Sonra bu söz "Küçük kıvılcımlar, büyük yangınlar doğurur" diye pankart olup asılmış.
Nereye biliyor musunuz?
İtfaiyenin girişine...

Hangisi yalancı?
Atatürk'ü hepimizin değilse de, çoğumuzun yanlış ya da hiç değilse eksik anladığımızı söyleyebiliriz.
Yıllar önce TRT'de Üç Yalancı diye bir program vardı.
Üç tiyatro oyuncusu yan yana dizilir, ekranda gösterilen bir nesnenin ne olduğunu anlatırdı. Mesela birisi o nesnenin bir motor parçası, diğeri çocuk oyuncağı olduğunu söyler, üçüncüyse savaş meydanında bulunduğunu iddia ederdi. Yarışmacı 'üç yalancı'dan hangisinin doğru söylediğini bulmaya çalışırdı.
Günümüzün Atatürk tarifleri biraz bu yarışmayı andırıyor.
Baksanıza, Ata'nın müzede sergilenecek balmumu heykeli, gerçek boyuna uygun olarak 1.68 yapılınca, Atatürkçüler "Bu çok kısa" diye tepki gösteriyor ve heykelin boyu sipariş üzerine 1.85'e çıkarılıyor.
Boyu konusundaki karmaşa, fikirleri konusunda da yaşanıyor.
Atatürkçülük modası öyle bir hal aldı ki, artık herkes ondan bir parça koparıyor, o parçayı öne çıkarıp ona övgüler düzüyor. Zamanla Atatürk'ün sadece o parçadan ibaret olduğuna kendisi de inanıyor. İşte o yüzden, bütün bu parça-koparıcılar kadar çok sayıda Atatürk çıkıyor ortaya...

Erbakan'dan Çelik'e kadar
Ne demek istediğimizi anlatmak için Atatürkçüler listesine şöyle bir göz atmak yeterli:
Adnan Hoca da Atatürkçü, Doğu Perinçek de...
Popçu Çelik de Atatürkçü, 'ordu göreve' pankartı açan gençler de...
Erbakan Başbakanken "En büyük Atatürkçü biziz" demişti; tabii onu hapseden Kenan Evren de...
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, partisinin başkanı Tansu Çiller'in yarımyüz fotoğrafını Atatürk'ünkiyle eşleştirecek kadar Atatürkçüydü...
Bu kadar farklı eğilimden insan, aynı liderden "Bizim önderimiz" diye söz ediyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı.
O zaman da sormak gerekiyor:
Kaç farklı Atatürk var?
Ve hangisi gerçek Atatürk?
Bir liderden kaç farklı kimlik çıkar?
Devrimci Atatürk
Aslında 'Kuvvacı Atatürk' demek daha doğru...
Kuvvacılarınki, post bıyıklı, kalpaklı, antiemperyalist bir lider.
Daha 1960'larda Deniz Gezmiş, anti-Amerikan gençlik mücadelesine başlarken babasına şöyle yazıyordu:
"Sana müteşekkirim, çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni... Küçüklüğümden beri evde Kurtuluş savaşı anılarıyla büyüdüm. O zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Biz Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız." Bu antiemperyalist ve sivil direnişçi ruh, bugün de siyasal alanda pekçoklarına ilham veriyor.
"Ordu göreve" diyen Türk Solu dergisi, kalpaklı Mustafa Kemal kapağıyla çıkıyor.
Kemal Paşa'nın 1920'de bir komünist partisinin kurucusu olması, Lenin'e 'ezilen milletleri emperyalizmin hegemonyasından kurtarmak için' mektup yazması 'Solcu Atatürk'çülerin dayanakları...
Onun Anadolu halkına hitaben yayınladığı bir beyanname elden ele geziyor:
"Müslüman kardeşlerim, komünist arkadaşlar...!
Büyük devletler yeni bir Müslüman kurbanını boğazlıyorlar. Onu yok etmek azmindedirler. Fakat biz, elde silahımız, anavatan topraklarını savunarak ve haklarımızı haykırarak ölmesini bilenlerdeniz. Köylülerimiz topraklarını, yurtlarını ve köylerini istilacıya karşı müdafaa ederken, şehit düşerken emin olabilirler ki, yakın bir zamanda bütün İslamiyet, komünizmle birlik olarak onların intikamını alacaktır."

Ülkücü Atatürk
Ata'nın sağlığında yazılan tek biyografisinde H. C. Amstrong, ona 'Bozkurt Atatürk' ismini takmıştı.
Nazım Hikmet'in tabiriyle 'sarışın bir kurda' benziyordu.
MHP Kongresi'nde asılan bir afişte o Atatürk'ü, bıyıkları fırça darbeleriyle sarkıtılmış, sert bakışlı bir asker olarak tanımıştık.
Ülkücülerinki, "Komünizm gördüğü yerde ezilmelidir" dediği önesürülen, daha 1933'te Sovyetler'in ilerde dağılabileceğini görüp "Oralardaki dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimize sahip çıkmalıyız" diyen bir 'başbuğ'...
Atatürk, 1927'de piyasaya çıkarılan 5 ve 10 liralık banknotların üzerine bozkurt resmi koydurmuştu.
1930'da tarihçilere 'Türk tarihinin ana hatları'nı yazdırmaya başladığında, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan önce de Türklere ait şanlı bir mazi bulunduğunu anlatmıştı. Alfabede, giyside, müzikte Osmanlı'yı çağrıştıran ne varsa silmeye çalışıyordu.
Yıllar önce Celal Bayar'ın damadı Ahmet İhsan Gürsoy'dan dinlediğim bir anıyı burada nakletmekte yarar var. Gürsoy'un anlattığına göre Atatürk, 30'lu yıllarda Türk bayrağını da değiştirmeyi düşünmüş. Çünkü ayyıldız simgesinin Osmanlı'yı ve Arap dünyasını çağrıştırdığına inanıyormuş. Türklere yeni bir ulusal kimlik kazandırmaya çalışırken, ona İslamiyet öncesi köklerini hatırlatan bir bayrağın yakışacağını hesaplamış ve Göktürk'lerin bayrağını düşünmüş.
O proje gerçek olsaydı, bugün Türk bayrağında ne olacaktı biliyor musunuz:
Mavi fon üzerinde yeşil bir kurt profili...

Kürtlerin Atatürk'ü
Mustafa Kemal, Anadolu'ya geçtikten sonra Amasya'dan Kâzım (Karabekir) Paşa'ya çektiği telgrafta şöyle diyordu:
"Ben Kürtleri ve hatta bir özkardeş olarak tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu cihana göstermek karar ve azmindeyim."
Bu kararla, Amasya protokolünde 'Türklerin ve Kürtlerin oturdukları yerler' diye adlandırılan ülke için milli mücadele başladı ve BMM kuruldu.
Meclis'teki ilk tartışmalardan biri Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal Bey'in, "Türklerin sağlığı korunmalıdır" demesiyle patlamış, Sivas Mebusu Emir Paşa, bu vatanda sadece Türklerin yaşamadığını hatırlatmıştı. O aşamada, Mustafa Kemal Paşa devreye girmiş ve 'Meclis'in sadece Türklerden değil, Çerkezlerden, Kürtlerden, Lazlardan oluştuğunu ve bunların çıkarlarının ortak olduğunu' vurgulamıştı.
Kurtuluş Savaşı başlarken Kemal Paşa, Kürtlere özerklik verilmesinden bile söz etmişti.
Kürt sorunu yeniden gündeme geldiğinde, şahinler, Dersim isyanını sertlikle bastıran Atatürk'ü örnek alırken, güvercinler Mustafa Kemal'in 1920'lerdeki sözlerini arşivden çıkardılar.

Dindar Atatürk
Bitmek bilmez bir tartışma da Atatürk ve din meselesidir.
Timur Selçuk, Yaşar Nuri Öztürk gibi Atatürkçü müminler Kur'an'la Nutuk'u bir arada saklar kütüphanelerinde... Başuçlarında Ata'nın Meclis açılışında ellerini kaldırmış dua ettiği fotoğrafı asılıdır. Fotoğrafın altında da Ocak 1923'teki konuşması vardır.
"Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır."
Onlara göre 'Atatürk dinin özüne değil, din olarak kabul edilen geleneğe ve eskimiş kurumlara karşı tavır almış'tır ve vahiy ile akıl arasında uzlaşmazlık görmemiştir.
Ateistler, buna bir başka Atatürk metniyle karşı çıkar.
Onların elindeki metin, 1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşmasıdır: "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı siyasetler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipler gökten indirildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Demokrat Atatürk
Ve nihayet liberal-demokrat Atatürk...
Özellikle Cumhuriyet'le yaşıt İktisat Kongresi'nde uygulamaya konan ekonomi politikası ve Celal Bayar'ın Başbakanlığı döneminde hayata geçirilen uygulamalar, Atatürk'ü, İş Bankası'nın kuruluşuna imza atmış bir 'liberal devlet adamı' yönüyle öne çıkarır.
Hele İsmet Paşa'nın Başbakanlığında iki kez direkten dönen çok partili rejim arayışları onu 'demokrat' sıfatıyla bir arada değerlendirenlerin en inandırıcı kanıtıdır.
Her ne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca demokrasiyi askıya alan tüm askeri müdahaleler, Atatürkçülük adına yapılsa da, Cumhuriyet'in asıl hedefinin demokrasi olduğuna inananlar, 'muhtaç oldukları kanıt'ı, onun Afet İnan'a verdiği el yazısı notlarında bulabilirler:
"Artık bugün demokrasi fikri daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci asır, birçok müstebit hükümetlerin bu denizde boğulduğunu göstermiştir."

Neden bu kargaşa?
Baştaki soruya dönelim: Hangisi doğru bunların? Her biri gerçek belgelere, tanıklıklara, konuşmalara dayandırılan bu politik kimliklerin hangisi gerçek Atatürk?
Bir insan aynı anda hem devrimci hem ülkücü, hem 'Kürtler'in özerkliğinden yana', hem Türkçü, hem dindar hem pozitivist, hem otoriter hem demokrat olamayacağına göre bu iddia sahiplerinden biri yalan söylüyor olmalı...
Hangisi?
Sanıyorum, bu zor sorunun yanıtını bulabilmek için 1920'lerin koşullarını ve Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet'in hangi şartlar altında gerçekleştirildiğini iyi bilmek gerek.
Kurtuluş Savaşı verilirken, Anadolu ahalisinin kahir çoğunluğu, nihai amacın Saltanat ve Hilafet'i korumak olduğunu düşünüyordu.
Kürtler'in bazısı özerklik peşindeydi.
Komünistler, Sovyet devrimine özeniyordu.
Bütün bu farklı eğilimlerden, ortak bir mücadele azmi yaratabilmenin yolu, hepsine yönelik sıcak mesajlar vermekten geçiyordu.
O yüzdendir ki, Meclis'in açılışında eller açıldı, dualar edildi, Kürtler'e özerklik vaat edildi, muvazaalı bir resmi komünist parti kurulup Sovyet etkisindeki komünist hareket yok edildi.
Ulus olma sürecinde din yerine tutkal olarak Türklük ruhu gerekiyordu; bozkurtlu bayrak düşünüldü.
Ancak bunlar 1920'lere özgü geçici tedbirlerdi; hiçbiri bugün Atatürkçülük adına savunulamayacak kimliklerdi.
O yüzden zaman zaman birbiriyle çelişen bu sözler, tavırlar, tutumlar kargaşasını, Atatürk'ün olgunluk dönemine ait notlarının, konuşmalarının, eylemlerinin süzgecinden geçirmek şart...
Bu yapılmayıp da 1920'lerin kargaşasından rastgele bir fotoğraf çekince Atatürk, herkesin kullanımına açık "Binbir surat"lı bir lidere dönüşüyor ve 'bunca yalancı' içinde kimin doğruyu söylediğini bulmak, hepten güçleşiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-02-2006, 19:16
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Atatürk'ün Arap Milliyetçileri için ne söylediği başka, "atatürk dine inanmıyordu, bir ateistti" gibi çağrışım yapacak yazıları yayınlamak başka.
Tam da bu iddianın kofluğunu baştan ifade etmek için eski bir yazımı güncellediğimi yazmıştım. Yazı şu an Forumun 1. sayfasında..


'' BenTürkiye’de ki bir çok fikir ve ideoloji kesimi gibi ateistlerinde, kendi fikirleri paralelinde, Atatürk üzerinden dinsel sömürü yaptığını söylüyorum.''
Bunun boş bir iddia olduğu güncellemiş olduğum yazı ile daha rahat görülebilir...

Can Dündar'ın yazısı aylardır internette geziyor. Beğenenler de var beğenmeyenlerde. Benim nazarımda koşullanmış bir zihniyetin ürünü ve okunmasa da olur; bir şey kaybedilmez.

Ama mal bulmuş mağribi gibi üstüne atlayan, bu iç kaldırıcı temcit pilavını
ısıtıp ısıtıp öne süren çok..Zevk meselesi; ne denir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-02-2006, 19:25
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Sevgili Can Dündar ile ilgili küçük bir dipnot:

Aynalar belgeselinin 'Türkan Sultan' bölümü içinde intihal (aşırma) olduğu;

Bu belgeselin Prof Dr. Seçil Büker ve Canan Uluyağcının ''Yeşilçamda bir Sultan'' adlı kitaplarından çalındığı;

Kitaptan aşıran Dündar yazarlardan özür dilemeyince dava açılıyor;

Hukuk Dündarı eser sahiplerine fikri hırsızlık sebebiyle 19 milyar lira tazminata mahkum ediyor...


Ustası Birand'da TRT'yi soyup soğana çevirmişti sahte fiş ve gider belgeleriyle değil mi? Mehmet Ali Birand'ın Rahle-i tedrisatından kolay geçilmiyor anlaşılan..

Birand yargılandı, mahkum oldu.. Dündarın da akıbeti aynı.. Yazgı denen şey bu olsa gerek?!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-02-2006, 19:35
cosmo_man cosmo_man isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2005
Mesajlar: 25
Standart

Vallahi,kusura bakmayın ama görünen köy klavuz istemez. Görünen köyün klavuz istemediği, şu anda içinde bulunduğumuz sitenin "ana sayfasında" ki ankette ve Atatürk'ün dinsel inanışları ile ilgili cümlelerden belli; resmen Atatürk'e de "dinsiz"lik ve "ateist" imajı verilmek isteniyor. Bırakın Allah Aşkına Yahu! Adamın dinsel görüşünden size ne bize ne? İster dinsiz olsun, ister müslüman.O'nun kişisel dini görüşünün değil de, bilim önderliğinin ve politik stratejilerinin propagandasını yapın. O bile kendi dinsel görüşünü bir sır gibi saklayıp bu ülkede kargaşa çıkartmak istemezken sizlere ne oluyor?

Ayrıca, bu görüşü (ateistlerin de Atatürk'ün dinsel imajını sömürdüğü) savunan sadece Can Dündar değil, sizinde bildiğiniz gibi bir çok önemli araştırmacı, yazar, sosyolog, tarihçi vb. destekliyor.

Bunun yanısıra sadece, Can Dündar olsa bile, hiç kusura bakmayın ama, miilyonların güvenip saygı duyduğu araştırmacı Can Dündar'ın fikrine bir çok kişinin sizin kişisel görüşünüzden daha çok saygı duyulacağı kesin.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 04-02-2006, 19:42
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Cosmo-man yazdı:

O bile kendi dinsel görüşünü bir sır gibi saklayıp bu ülkede kargaşa çıkartmak istemezken sizlere ne oluyor?

Birader; bu cümleyi satırlara dökebildiğini görüyorum. Dünyadan, tarihten olup bitenlerden bihaber olduğunu da görüyorum. Anlaşılan sende okuma engelli milyonlar cenahındansın. Senin gibi bir muhteremin görüşlerime saygı duymamasından sadece kıvanç duyarım.

Seni ciddiye alıp cevap vermekle ne büyük hata yaptığımı anlıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04-02-2006, 22:11
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Cosmo-man,
Bu site din üzerine bir site olduğu için Atatürkün siyasal yönlerine girilmeyip sadece dinsel yönlerini incelemeye almaya karar kıldık. Atatürkün siyasal etkinliklerini incelemek başlı başına bir site konusudur bence. Ancak Menemen olayı, Saidi Nursi olayı gibi dinle ilgili siyasi-hukuksal gelişimler ele alınabilir. Bunun dışındaki yönler örneğin senin bahsettiğin Atatürk ve bilim ilişkisi sitemizin konusu dışındadır.

Ülkemizde pek çok kesimin Atatürkü kendi görüşlerini destkelemek için kullandığı bir gerçek. Atatürk kesin olarak ateist veya dinsizdir demiyoruz. Bu kısım karanlık. Ancak emin olduğum bir şey var ki Atatürkün İslam ile arası iyi değildi. Hem yaptığı devrimler hem de kişisel yaşantısı bunu doğruluyor kanısındayım. Örneğin Atatürkün oruç tuttuğu hiç görülmüş mü, kurban kestiği olmuş mu? Cuma namazına veya bayram namazına giderkenki bir resmini gördünüz mü hiç? Her hangi bir işe başlarken besmele çektiğini duyan olmuş mu hiç? Zekat dağıtmış mı? Bunların hepsine yanıt koca bir HAYIR!

Eğer aksi belgeleri olan varsa gelsin, ortaya döksün, kaynaklarını göstersin.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 04-02-2006, 22:29
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

cem sence atatürk şu anda dümenmi yapıyor yoksa cidden dua'mı ediyor
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04-02-2006, 22:34
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

linki tıklarsanız görebilirsiniz!!

http://www.kulturturizm.gov.tr/porta...rkresimleri/1/
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:14 .