Cin üstad, son satırların gerçekten çok ince nüanslar barındırıyor

Son satırınızdan etkilenimimi yazmak istedim buraya.
Gönderilen dinin bozulması allahın başarısızlığımıdır? Bugün islamiyet tamamen kapitalizmin ekmeğine yağ sürmekten ibaret... Hatta ve hatta din en acımasız kapitalist uygulamanın insan hayatına doğmadan perçinlenmiş bir çividir. Seçilmez ve sorgulanmaz, sorgulanmadan 2. el olarak alınır ve savunulur-karşı çıkanlara da;
Şimdi Ticaretin temel kuralı pazarlamadır, Talep ekonominin temel kuralıdır (işin aslı hesapta böyle, çünkü daha siz talep etmeden mührü basıp faturanızı kesiyorlar).
Pazarlama ise ortaya çıktığı andan itibaren, bu iki kavramı kendinden daha aşağı bir noktaya taşır.
Pazarlama, bir insan yada topluğuğa kabul ettirmek istediğiniz konu yada nesnenin, insanların aklındaki fikir ile kendi fikirlerinizi değiştirip, karşınızdakine "kendi" fikrinizi, kendi fikriymiş gibi yerdeğiştirmesini sağlamak, ona kendi elinizdekini kabul ettirmektir.
Şimdi bu 3 virgüllü cümle ne demek biraz açayım.
Ticarette 1. kural kar etmektir. Kar etmeyen işleyiş " Başarısız" sayılır. Pazarlama ticaretin en tatlı silahıdır. Ve işleyiş çok basittir " KORKU".
Bir kişi yada kuruluş, elindeki temrini size gösterir, ve günlük hayatta bulunduğu posizyonu, nasıl yapılandığını ve geçmişini size anlatır. Bu basamğa kadar herşey normaldir, taaki size "elinizdeki yetersizdir" ifadesini yada imasını sununcaya kadar... Bu noktada insanda bir gedik açılır, pazarlamacı başarmıştır ve hedef şahıs gayet doğal bir içgüdü ile pozisyonunu korur. Bu pozisyonun adı "Şüphe" dir. Şüphe içgüdüdür ve sizinle doğar, şüphe insanın doğal tepkisidir ve bu işleyişte korkutularak etkilenmenin 1. basamağını oluşturur. Bu arada elindeki ile kıyaslamanın 1. basmağı "yeni iyidir" ile 2. basamağı ise gene şüphe ile başlar ve "Artık doğru budur" ile devam eder, 3. basamağı gene şüphe ile başlar ve "eğer bunu kabul etmez-onaylamaz-almazsanız canınız sıkılır-hemde elinizdekinden dolayı" 4. basamağı anlatmaya gerek yoktur çünkü artık karşınızdaki insanın düşünceleri yenilmiş onun yerine zihninde sizin düşünceleriniz yer almaktadır.
Değişimin temel kaynağı korkudur. Sizi korkutmayı başaramaz ise yapacağı yapacağı şey sadece, korkunun dozunu arttırmaktır. Belli bir süre sizinle vakit geçirdikten sonra, samimiyet yada aradaki perdeleri araladıktan sonra, kendi ürününü tercih etmeyenlere "yeteri kadar düşünemeyen-düşünemediğinden dolayı zekanız yetersiz diyen- şu kadar zama sonra pişman olacaksınız" diyen bir tavır ve tutum gösterirler bkz: deterjan ve beyaz eşya reklamları. Bu kısımda bittikten sonra "Siz"e ulaşamazsa, ya sizin bir üstünüzde bulunan şahısa korku vermeye başlarlar "annelerin tercihi, çocuğunuzun iyiliği için" vs vs, yada kendi saflarına çektiği tarafı sizi, kendinizi kötü hissetmeniz ve endişe hissetmeniz için kullanırlar. Burada en net örneğini markaların millileştirilmesi sırasında ve aynı hizmeti kullanan iki insan arasında şu lafları kullanırken görebiliriz " benim telefon (yada hat) her yerde çekiyor, acil bişey olur, vs vs, benim ayakkabı baksana 5 yıldır sağlam, bu kot şahane, bu mont varya 3 nesildir abim babam ve ben giyiyoruz tık demedi. vs vs şeklinde uzayabilir hatta sonsuza uzanıır gider. Pazarlanan meta yada obje artık yeni pazarlar araken eski pazarlarda da kendisini tercih eden insanların etmeyenlere yaptığı telkinler ile varlığını sürdürür. Temelde bu işler böyle gider ve bu sistem hatalıdır, çünkü tek yönlüdür, geribildirimi olmaz yada zaman geçtikçe değer kazanmaz elinizdeki aksine eskir ve siz onu tercih ettiğiniz için hat yaptığınızı kabullenmek istemezsiniz. En büyük hatayı da kabul etmeyenler şu noktada yapıyor: Başka olanı tercih edenler sanki "biz bunu kötü olduğu için tercih ediyoruz" dedğimizi zannederler ve bu arada o kadar inanmışlardır ki ellerindekinin kusursuz olduğuna, zamanında pazarlayanların yaptığı aşağılama kelimelerini size kullanır ve bunu geçmişte kendisine aktarılanların kaynağından yapar.
Ve en önemli nokta gözden kaybolur.....
Karşılığında alınan şeyin yada verdiğiniz şeyin nereye gittiği ve kimin işine yaradığıdır. Tabiiki Kar amacı güden sisteme faydası dokunur çünkü onların çıkarları doğrultusunda güdülürsünüz ve onların sattığı şeyi almaya mecbur olursunuz. Ve bu andan itibaren iş "hizmet" noktasını aşıp "hırs ve kar" emeli güder, bunun ilk basamağı büyümedir, 2. basamağı tabana yayılma ve son basamağı "Kanunlaşma" dır. Bu 3 eylemi aşabilen her pazarlama tabanlı eylem yerini tabiri caiz ise sırtını sağlama alır. Ve artık birşeyleri eksik yada kötüde yapsa "Bu adamlar işi biliyor aklı olan bunu görür" der ve işin içinden gene size atıfta bulunarak çıkarlar ve bunu defalarca tekrar ederler ve bunu "Doğru" olarak alırlar.
Bu sistem temelde 2 şey satar: Ürün-Hizmet ve "Sizin doğru seçiminiz" fikri.
1. si, Sahip olduğunuz maddi değer, 2. si ise Kandırıktan bir yanak okşamadır

. Bunu açacak olursak; para "baştakinin" cebine gider yani herşeyin sahibi odur-çalışanlara bir müdür lazımdır, sahipden aldığı yetki ile hareket eder.
Ve maalesef bugün bütün pazarlama stratejileri, usülleri, yenilikleri; islamın yarım kalmış kısmını tamamlıyor.. ya konu çok derine gidecek burada keseyim.
Bu yazdığım son cümlenizin bende oluşturduğu yankıdır, yazımın başında da anlattığım gibi, umarım anlaşılmıştır üstadım, sevgi ve saygılarımla.