Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 11-02-2006, 23:16
cosmo_man cosmo_man isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Dec 2005
Mesajlar: 25
Standart İnsanın özgürlüğü ve kıyamet üzerine

VARLIĞIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Aşağıdan bakılınca yaratılan veya kuklalar gibi görülen varlıklar, yukarıdan bakılınca kendi varlıkları açısından sonsuz bir özgürlüğü kullanıyor oldukları görülebilir. Bir başka ifadeyle tabii ki; aşağıdan bakış yüzeysel (dıştaki) manayı, yukarıdan bakış ise içsel (öz) manayı gösterir.

Allah kendi hafızasındaki (Levh-i Mahv-u Azam) bilgiyi (ilmi), yani bütün varlıkların bilgi olarak şekilleriyle birlikte var oldukları (ayan-ı sabite) yerden, Allah açısından adet-i ilahiye, biz insanlar açısından “Tabiat Kanunları” dediğimiz ve sebepler çerçevesinde tamamen varlıkların doğasına uygun bir şekilde serbest bırakması sonucu, bu ilim şekil almış ve kainat ve hatta kainatlar oluşmuştur.

Risale'de: "Yokluk yoktur. 'Halk' etmek şekil vermektir, yoktan var etmek değildir, Allah kudretine, ilmine şekil veriyor" denir.

Bu anlamda Allah bütün varlıkları tamamen serbest bırakmış ve onların kendi istek ve taleplerine göre; onların değişim, dönüşüm, başkalaşım ve yenileşmelerinde ihtiyaç duydukları, Kendi nurundan gelen bir nur (sevginin özü) vererek bu sürekliliği sağlamıştır. Kendi nurundan gelen bir nur kainatın tohumu hükmündeki, ilk şekil alan ve zahiren varlığı veya yokluğu belli belirsiz, sıfır hacimde, fakat batıni (mana) olarak sonsuza yakın enerji yüklü ilk zerreciktir (Nur-u Muhammedi), ilk varlıktır. Bütün varlıklar en küçük zerreler hatta kainatın zemini teşkil eden dokudan (esir maddesi) enerjiye, dalga ve taneciklere, oradan insana ve makro alemdeki yıldızlara kadar kendilerini feda ederek, yani ölmeden önce ölerek bir üst boyutu oluşturmuşlardır. Örneğin:

12 kuark kendi boyutlarında işlev olarak kendilerinden çıkarak (ölmeden önce ölerek) bir elektronu oluşturmuşlar, yani fena fil elektron olmuşlardır. Bu hal madde aleminde yıldızlara kadar olagelmiş, fakat mana alemine intikali ve mana aleminde oluşumu Hz.Muhammed ile başlamıştır. Kuark daha özgür olabilmek için fena fil elektron, hücre daha özgür olabilmek için fena fil insan, insan da fenafillah olmuştur. Bu fenafillahlar da daha özgür olabilmek için fenfizzat olmaları, yani Zat'ta birleşmeleri gerekir. Bu varlıklar için en olgun, en yüksek ve en geniş bir özgürlüktür. Yalnız insan buraya gelene dek kendini bir dizi eylemsel fikir ve anlayış aşamasından geçirmesi gerekir.

Her varlık kendi yapısına göre ve kullanabileceği en geniş özgürlüğü kullanabilir durumda oluşmasında ihtiyacı olan enerji, Allah'ın Nuru(Sonsuz Nur)'ndan bir nur olan, yani Allah'ın Nuru'nun bir yansıması olan Nur-u Muhammedi'den verilir ve bu enerji adeta aynadan aynaya yansıyan bir ışık gibi en küçük zerreden başlayarak en büyük yıldıza kadar yansımasını sürdürür ve bunun bir başka ifadesi ise sevginin özünden gelen sevgidir. Bu enerji 10 üstü eksi 43 saniye aralığında sürekli tazelenmektedir ve bunun, sebep-müsebbep ve varlıklar boyutundan bir bakış açısıyla ifadesi ise; sürekli yaratılıştır.

İnsan kendi bilgi, idrak, anlayış ve düşüncesine bağlı farkındalıkları ölçüsünde bir özgürlük kullanır, yoksa insanın kullanabileceği özgürlüğün sınırı yoktur, sonsuzdur. Çünkü insanın hafızası sonsuzdur, hafızasını işlevsel hale getirebilecek yapıda evrilmiştir ve hayalinin yetiştiği yere kadar (bu da sonsuzdur) özgürdür.

Allah vahy, nebi ve resuller ile iyinin, güzelin ve doğrunun, yani sonsuz özgürlüğün yolunu göstererek, kötünün, çirkinin ve yanlışın yolunu değilde ne olduğunu göstererek insanın özgürce ve fakat seçimini sonsuz özgürlüğe doğru yönlendirir.

İster sonsuzluğa (Rabbine) gider ve sonsuzlukta seyr-ü sefer eyler, ister kayıtlılık, kalıplılık ve şekilliliğe döner ve bir taş parçası bile olamaz; birincisi "alay-ı illiyyin" (en yüksek mertebe/yücelerin yücesi), ikincisi ise "esfel-i safilin" (en alt mertebe/aşağıların aşağısı)dir.

Bu sebeple insan:

1 - Kendini bulmalı, bilmeli ve anlamalı.

2 - Kendindeki kuvve-i akliyesini vahy ve ilimle besleyip kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gadabiyesinin eksiklik ve fazlalıklarını ayıklayıp vasata getirmeli.

3 - Zanlarından kurtulmalı.

4 - Kendinde varsa eğer kayıt, şekil, takıntı, nefret ve lüzumsuz sevgileriden kurtulmalı.

Bilhassa üçüncü madde hem öncekilere bağlı olarak hemde yalın olarak insanın özgürlüğünün önündeki en çetin ve en zor aşılan bir engeldir ve dördüncü maddedeki engeller de ikinci derecede zor aşılan engellerdir.

Allah insanın kendi düzenini yine insanın kendi özgür seçimine bırakmış ve hatta dünyanın düzenini bile dolayısı ile insanların kollektif bilinciyle yaptıkları seçimlerine bırakmıştır.

"Kıyametin vakti insanların Allah'tan uzaklaşması ile erkene alınır veya insanların Allah'a yakınlaşması ile tehir edilebilir"

Demek ki Allah kıyametin vaktini bile insanın seçimine bırakmıştır. Öyleyse; ferd ferd alay-ı illiyyine çıkanlardan oluşan toplumlar ve bu toplumlardan oluşan bir dünyada hiç bir kıyamet alameti de olmaz. Sebepler açısından; bu fertlerden çıkan enerjiler (sevgi ve aşk) birleşir ve kollektif bir enerjiyi (sevgi) ve onlar da birleşerek global bir enejiyi oluşturur ve bu enerji de dünyanın yapısının ve gidişatının müsbet yönde değişmesine tesir edebilir, aksi, yani esfel-i safilinden meydana çıkan enerjilerin birleşmesi halinde ise, menfi tesirler olur, kıyamet alametleri veya benzer felaketler ve giderek kıyamete sebep olur.

En doğrusunu Allah bilir. O'nu her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. O'nun bize öğrettiğinden başka bizim bilgimiz yoktur. O her şeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yapar. Her türlü hamd ve sena ancak O'nadır.

"www.geceyolculugu.com" sitesinden bir alıntı.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12-02-2006, 00:20
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

"yüklü ilk zerreciktir (Nur-u Muhammedi), ilk varlıktır"
Cosmoman;
Ne şimdi bu?
Muhammedçilik mi ? Ümmet Şovenciliği mi?
Benim peygamberim en değerlidir ,en uludur , en üstündür yalakalığı mı?
Yalakalık sözü sana değil ama bunları uyduranlara..
"Yaratmasaydım seni yaratmazdım kainatı" öyle mi?
Kim demiş?
Tabi ki Allah..
E , muhterem , Allah'ın sözü Kur'an'da mı hadiste midir?
Bırakın bu saçmalıkları ya..
Kur'an "peygamberlerin hiçbirinin diğerine üstünlüğü yok" derken bu zırvalara nasıl inanıyorsunuz..

Sözde Adem gökte , kelime-i şehadeti görmüş..
vay vay vay..
Bu kadarına da pes doğrusu..
4 kitabın 3'üne inanmıyorsunuz tahrifatlı diye , onların yerine;
Risale-i Nur'u , Marifetname'yi , Seadet-i Ebediyye'yi koydunuz ya !
Helal olsun size!!!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12-02-2006, 00:46
sodomo sodomo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
Standart

panteidar güzel yakalamışsın espiriyi. Yaa bu şeriatçılar alem adamlar hepsi aynı kardeşim hangi birisi ile uğraşacaksın bak ne demiş ;

"....sıfır hacimde, fakat batıni (mana) olarak sonsuza yakın enerji yüklü ilk zerreciktir (Nur-u Muhammedi), ilk varlıktır"

kesin bir prof. imzası vardır bu yazıda, yaa bu adamlar prof. falan olup ders veriyorlar bi de kuşe kağıda kitaplar basıyorlar ve bu halleri ile de batı medeniyetine alternatif oluşturacaklarmış, vallahi bunları öyle bir rezil ederler ki oralarda en entellektüel düzeyde haberleri yok, bırak eyleşme.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12-02-2006, 01:25
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
Standart İnsanın Özgürlüğü..

İnanan insanlar , farkında olmadan ne kadar büyük açmazlara giriyorlar..

Başka bir dinin iddiası konusunda,gayet realistler..

Mesela İslami inançtaki arkadaşlarımız,Hristiyanların "İsa Allah'ın oğludur " lafının ne kadar zırva olduğunu , hem Kuran'a dayandırarak , hem de mantıkları ile kavrarlar ve bu lafa verilecek bir değer olmadığını söylerler.

Fakat , konu İslama gelince ,mantık durur.
Şartlanmışlık ve sevgiden doğan körlük , bir bulut gibi mantığı örter..

Bir ilahi kudret , nasıl oluyor da yarattığı birine hayranlık duyuyor , onun yüzü suyu hürmetine her şeyi var ediyor...

Ve ,bir inanca görede , melekleri ile birlikte , durmadan ona salat ediyor..

Ne diyeyim kardeşim...Siz yaradanı bu kadar hafife alıyorsunuz ya...
Allahınızdan bulun...
Zaten öteye geçtiğinizde,bulacaksınız da..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 12-02-2006, 01:34
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

cosmo_man Diyor ki
..zerreler hatta kainatın zemini teşkil eden dokudan (esir maddesi) enerjiye..
Yahu bu makaleyi yazan herhalde en azından 80 yıl önce yazmış olmalı bunu. Çünkü modern astronomi bilimi oluşmadan önce uzayın Esir Maddesi ile dolu olduğuna inanılıyordu. Modern astronomi uzayın esir adlı bir maddeyle dolu olmadığını, boşluktan ibaret olduğunu gösterdi. Bu makaleyi yazanı bu konuda suçlayamayız, döneminde bilgi sınırlı olduğu için. Ama şu 2000 li yıllarda hala esir maddesinden bahsedene ne demeli? Yazık oluyor, bu kadar bağnazlık olmaz. İnsan yazılanlar doğru mu diye bir kontrol eder. Pes.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 12-02-2006, 09:37
Mutezile - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mutezile Mutezile isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
Standart

Esir; büyük Fizikçi Einstein'in hesaplarına kattığı, fakat esirle yaptığı bazı hesaplamaların (evrenin genişlemesi -Öklid evreni gibi) yanlış olduğunu görünce geri adım atması gerekirken; Ölümüne kadar esir fikrinden vazgeçemediği bir sanrısal faktör..

Esir'le uğraşarak büyük zaman ve zihinsel enerjiyi heba etmiş Einstein.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:04 .