
"Buda senin kavramın tabi ama gercek olan yanı seninde yeterli olmadığın ve sadece basit bir sürüyü kovaladığın..Yoksa ordaki sürü cümlesini hangi açıdan kullandığıma kanaat getirip bu kadar Yaban koyunuları peşinde koşmazdın.."
Sevgili suskun. İlk iletini okurken yeni gelen arkadaşımız ne diyor düşünce yapısı nasıl diye düşünüyordum. Bir cümle dikkatimi çekti:
"Eğerki her hangi biri bana bir koyun sürüsünün meraya çobansız çıktıgını söyler ve buna şahitlik yaparsa bende elçilere ( Peygamberlere ) inanmam o zaman..."
Belli ki bu cümle amacını biraz aşmış. Sonuçta hepimiz insanız, böyle şeyler söyleriz. Tepkini merak ettiğim için o cümleyi alıp önüne koydum.
Yabani koyunlar, yani uygarlığın boyun eğdirmediği koyunlar (!), meraya çobansız (!) çıkarlar dedim. (Bunu derken temsil ettiği ironinin farkındaydım elbette)
Elbette, bu cümle amacını biraz aşmış veya benzeri bir tavırla düzltme yoluna gidebilirdin.
Ama ilk önce, sürü halinde veya teke tek dolaşma polemiğine (hadi kıvırma demeyelim) girmeye çalıştın.
Şimdi diyalektik vs ile durumu kurtarmaya çalışırken yetmedi ve tüm metafizikçileri başvurduğu yola girdin:
Buda senin kavramın tabi ama gercek olan yanı seninde yeterli olmadığın ve sadece basit bir sürüyü kovaladığın..
Yoksa ordaki sürü cümlesini hangi açıdan kullandığıma kanaat getirip bu kadar Yaban koyunuları peşinde koşmazdın.
Sevgili Suskun, hemencecik te metafiziğin (anlamazsın, bilemezsin vs.) silahlarını kuşanmışsın. Biraz da tanımış oldum karakterini elbette...
Yaklaşımını değerlendirince, yaban koyunlarının iyi bir örnek olmadığını, keçilerin daha uygun bir örnek olacağını düşünmeye başladım
Sende pek "çobanın arkasında giden koyun" karakteri göremiyorum.
Öyle Peygamberlerin peşinden ayrılmayacak ve öğretilere kaı katıya boyun eğen bir tavır sergilemiyorsun! Aman dikkat
Aradığın kanıtlar ise, özgürce düşünenler ve yorumlayanlar için fazlasıyla var zaten!