Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-02-2006, 03:02
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Dinde Reform Yetmez -Tek Yol Devrim

Toplumlar yasalarla yönetilir.Toplum düzenini sağlamada , suçları engellemede ve suç işlemeyi caydırmada yasalara en büyük destek dini inanç ve kurallardan gelir..
Kanunlar , bireyi , yabancı gözlerden uzak kendi başına bulunduğu yerlerde kontrol etme imkânına sahip değildir. Kanunlar insanları disipline etme , yetiştirme ve sosyal hayatın ahengini teminde yeterli olmadığı için kişilerin manevî bir otorite altına alınması şarttır..
Bu otorite de ancak din olabilir. Din , hareketleri devamlı surette gözetleyen bir denetçiyi inananların kalbine yerleştirmiştir..
Kanun adamlarının ve diğer insanların kontrolünden uzak yerlerde ahlâka uymayan bir davranışa yeltenileceği vakit , Allah'ın herşeyi gördüğünü ve bu tür hareketleri cezasız bırakmayacağını söyleyen din , bu davranışlara karşı engelleyici bir unsurdur..
Aksi düşünüldüğünde , içinde bulunduğumuz şartlarda dini inanç ve kuralların olmadığı bir ortamda , sadece yasalarla kötülükleri önlemek , insanları iyilik yapmaya yönlendirebilmek ve suçların önüne geçmek imkansız gibidir..

Dinin kurum olarak yıkılması , insanların inançlarıyla özgür
kılınması , "inancın Allah'la kul arasında kalması" kimi kesimlerce yeterli görülse de , insanın karakteristik yapısı gereği , uzun vadede bozulmaların , dejenerasyonun ve sapkın inançların yerleşmesi olasılığı nedeniyle , dinin kurumsallığının sürdürülmesi gerekmektedir..

Ancak , dini , bir yönetim şekli olarak düşünenlerin organize olarak , demokrasiyi tehdit etmesi , çeşitli dini örgütlerin inançları sömürerek ve dini duyguları çıkarlarına alet ederek toplumsal sorunlara sebep olması , mezhep ve tarikatların , hadis ve sünnet adı altında dine ilaveler yapmasıyla , dinin toplumu bölen , mezhep çatışmalarına sebep veren bir unsur haline gelmesi , gitgide artan dinsel şiddet ve terörün de etkisiyle , din , toplumun korku duyduğu bir kuruma dönüşmüştür..

Bu durum , laik , demokratik , sosyal bir hukuk devleti için büyük bir tehlikedir..
Gelinen noktada , bu tehlikenin önündeki yegane engelin Türk ordusu olduğu bilinmektedir..
İktidarı ellerinde bulunduranların , gelişen dinci örgütlenme ve tehdite karşı tavizkar davranmaları hatta bu eylemlere destek olmalarından , iktidarlarının uzun sürmesi halinde , ordunun yapısına da el atılacağı görülmektedir.. Ordunun da pasifize edilmesi halinde , ülkenin sürükleneceği uçurum gözönüne alınırsa , bu konuya artık sivil toplum örgütlerinin ve ilerici , yurtsever halkın da el atmasının zorunlu hale geldiği anlaşılacaktır..

Dinde reformun lafını dahi ettirmeyen , mezhep , tarikat ve cemaatlere , reformun değil , hedefte devrimin olduğu gösterilmelidir..Bunun için sağlıklı bir örgütlenme şarttır..
Bir Atatürk'ün daha gelmesi umuduyla beklenmemelidir..80 yıl önce Atatürk'ün yaptığı devrimlerin çok daha fazlası yapılabilir..
Liderler , mücadelenin içinde yetişir ve çıkarlar..Mücadele olmadan lider gelmez..
Mücadele sadece dinde devrim maksadıyla değil , sürekli ve her alanda devrim amacıyla yapılmalıdır..
Türkiye'nin aydınlık yarınları , ancak devrimci atılımlarla sağlanabilir..
Bunun içinde halkı bilinçlendirme ve örgütleme seferberliğine girişilmelidir..Başka yol yoktur..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-02-2006, 13:07
sodomo sodomo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
Standart

panteidar bunları kime söylüyorsun ? bu adamlar ortalığı birbirine kattılar geçenlerde kadın ve erkek birarada namaz kıldı diye. Modern yaşama hiç taviz vermemek İslam dininin düsturudur, bunlar en ufak bir tavizi bile dinsizlik kabul ederler. Halbuki anadoluda yüzyıllardır aleviler kadın ve erkek birarada ibadet ediyorlar hemde kırsal bölge insanları olarak, bunlar iflah olmaz kardeşim...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-02-2006, 14:28
crescent crescent isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Jan 2006
Mesajlar: 19
Standart

Devrim ne?
YApılacakları adım adım yazarmısın devrim lafının içi boş kalmasın.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14-02-2006, 16:54
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Sodomo ;
Bu böyle gitmez.Bu gidişata kayıtsız kalınamaz..
Yurtsever demokrat insanlar , artık bir şeyler yapmanın zamanının gelip geçmekte olduğunu görmelidir..Bir şeyler yapmak için ise henüz geç değildir..Geçmişten ders alınıp , ayrıntılar , küçük hesaplar bir kenara atılıp ulusal demokratik birlik oluşturulmalıdır..
Bu arada Crescent arkadaşıma da yanıt vereyim..

Dünyada en ileri ve kudretli olduğumuz geçmiş yüzyıllara baktığımızda ;
Türkiye'miz çoktan kalkınmış , sanayileşmiş bir ülke haline gelebilir ve çağdaş uygarlığın bugün ön saflarında yer alabilirdi..Böyle bir gelişmeyi engelleyen emperyalizm ve onun ülkemizdeki işbirlikçileri kapitalistler ile bunların oyuncağı ve piyonu olarak kullanılmış gerici ve tutucu güçlerdir..

Devrimden kastım bir din devrimi ya da sosyalist bir devrim değildir..
Uzun bir süreçte , her alanda sürekli devrimdir..
Yani gelecekte , geride bırakılan örneğin elli yıllık sürece bakıldığında , bu elli yılın devrimlerle dolu dolu geçtiği görülmelidir..
Ulusal demokratik birliği oluşturan unsurların ilk görevleri , demokrasiyi korumak olacaktır..Ülkenin teokratik bir düzene götürülmesine geçit verilmeyecektir..
Bu arada halkın bilinçlendirilmesi ve örgütlenmesi çalışmaları hızla yükseltilecektir..Emperyalizme karşı da ulusal bilinç oluşturulacak ve tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye hedefi için çalışılacaktır..
Subjektif ve objektif şartlar gerçekleştiğinde , ulusal devrimciler iktidara kavuşacaklardır..Çünkü gelinen noktada başka alternatif kalmayacaktır..
İlk yapılanların başında , halkın güvenini kazanmak ve istikrarlı , onurlu bir yönetim sergilemek gelecektir..Ülkede huzur ve güvenliğin sağlanması , terörün bitirilmesi ve iktidarda tam egemenliğin sağlanmasından sonra devrimlere geçilmelidir..
İlk olarak yapılması gereken Toprak devrimidir.. Feodalitenin tamamen ortadan kaldırılması , ağalığın şeyhliğin bitirilmesi ve topraksız köylülerin toprağa kavuşturulmasıdır..
Ardından Ziraat devrimine geçilmelidir..Ekolojik tarım ülke çapında , modern teknoloji ile yaygınlaştırılmalı ve yine modern tekniklerle hayvancılık geliştirilmelidir..
Dışa bağımlı sanayi , en azından kendi ihtiyacımızı karşılayacak şekilde ulusal sanayiye dönüştürülmeli ve montaj sanayinden vazgeçilmelidir..
Kalkınma modeli olarak , ulusal devrimci kalkınma modeli izlenmelidir..
Bu modelde tarımda büyük kooperatif çiftlikleri , sanayide ise karma sistem (yani kamu iktisadi kuruluşları + özel sektör) egemen olmalıdır..
Emperyalizme bağlı işbirlikçi sanayici sindirilmeli ve ulusal modele razı edilmelidir..
Tüm bunların yanında büyük ve zamana yayılmış kültür devrimi gerçekleştirilmelidir..
Kültür devriminin içinde yer alması gereken dini devrimlerde , gerçek laiklik yerleştirilmeli , diyanet kurumu mezhep ve tarikatların güdümünden kurtarılmalı , diyanetten ve görsel - işitsel yayın organlarından hadis ve sünnet üzerine bir konu ve bilgi üretilmemelidir.Halk dine sokulmuş tüm uydurmaların bilincine kavuşturulmalı , din çağdaş ve modern hale getirilmelidir..Tüm ışık evleri , dergahlar , kuran kursları kapatılmalı , kuran ve din eğitimi okullarda açılan yaz okullarında ve milli eğitimin denetiminde gerçekleştirilmelidir..
Eğitim devriminin içinde , İmam-Hatip okulları da , sadece ihtiyaca yönelik kapasitede işletilecek şekilde yer almalıdır..
Bunlar benim kabaca görüşlerim..
Asıl izlenecek yol ve yapılması gerekenler , ulusal demokratik birlik içinde tespit edilmeli ve hayata geçirilmelidir..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14-02-2006, 19:59
Xander85 Xander85 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Jan 2006
Mesajlar: 109
Standart

Panteidar part kurup politikaya atılacak bizden oy istiyo

Gün gelir rüzgar, fırtına olur
Dertleri gönül kendisi arar da bulur
Her gülüş cevap, her cevap günah
Olmuyor ne yapsan, içinde kopar bir isyan

Tanrı unutmuş olsa da
Vur durma vur yüreğim vur
Olan olmuş ne olur
Hayata bir daha vur
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14-02-2006, 20:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Xander85

Panteidar part kurup politikaya atılacak bizden oy istiyo


panteidar tespitleri yerinde bana kalırsa; Xander85 bu forumda yazılan ve karmaşık, içinden cıkılamaz duruma getirilen yazılar gibi degil, ciddi ve gercekten yapılabilecekleri anlatıyor, eminimki senin böyle bir konuya ekleyebileceğin pekte fazla bir şey yoktur!!!

varsa şunu sen cevap verebilirsin mesela!

crescent sorusu?

Devrim ne?
YApılacakları adım adım yazarmısın devrim lafının içi boş kalmasın.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-02-2006, 22:16
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Türkiye'de üç aşağı - beş yukarı halkın siyasi yapısı bellidir..
Şeriate dayalı teokratik düzen taraftarlarının oranı %10 civarındadır..
Bu oran düzen değiştirme için yeterli bir orandır..Çünkü yola çıkıldığında bilinçli - bilinçsiz - çıkarcı - goygoycu - ne yaptığını bilmeyen takımıyla birlikte bu oran katlanarak büyür..

Seçimlerde de böyledir..ideolojik amaçlı destekleyenlerle , parti başkanına sempati duyanlarla , önceki iktidarın başarısızlığına tepki verenlerle , çıkarcı gruplar biraraya gelir ve iktidarı belirler..
Devrimlerde böyledir..Hiçbir devrim , halkın büyük çoğunluğunun devrim bilinciyle gerçekleşmemiştir..

İktidarın kötü yönetimine tepkili bilinçli - bilinçsiz halk , en iyi örgütlenmiş ve iktidara karşı eylem ortaya koyan devrimcilerin peşinden sürüklenerek devrimleri gerçekleştirmiştir..
Bu noktada , önemli olan askerin tavrıdır..Çünkü devrimi engelleyebilecek veya devrime destek verebilecek en önemli güç ordudur..
O nedenle , %10'luk şeriatçi gücün önündeki engel ordudur..Ordu handikapını aşamadan bunu gerçekleştiremiyeceklerdir..

Ulusal demokratik devrimcilerin örgütlü birliği sağlanabildiği takdirde ,
onların oranı %10 dan fazla olur..
Bunun için yeni bir parti kurmaya , bir lider aramaya gerek yoktur..Mevcut ulusal partilerin ve diğer partiler içindeki yurtsever-demokrat insanların , sivil toplum örgütlerinin biraraya gelmesiyle bu güç rahatlıkla sağlanır..Birliğin oluşum amacı , demokrasinin korunması ve şeriate geçit verilmemesidir..

Önemli olan birliği korumak , devam ettirmektir..Çünkü emperyalizm , ulusal birliklere karşıdır ve birliği yıkabilmek için her türlü düzenbazlığı yapacaktır..Ayrıca tutucu ve gerici güçlerin baskısı da hesaplanmalıdır..
Bu birliğe katılmak isteyen ayrılıkçı , Kürtçü şovenist gruplarla bunları destekleyen , yani "ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı" aldatmacasıyla ayrı bir Kürt devletine yeşil ışık yakan sosyalist gruplar alınmamalıdır..Bölücü olmayan sol gruplar birliğe dahil edilebilirler..

"Ne yapmalı" sorusunun cevabı budur..Bir yerden başlanmalıdır..Bu hiç te sanıldığı kadar zor değildir..Devrim gerçekleşmese dahi , demokrasi korunmuş olur..Ki devrim aşamasına gelindiğinde , şeriatçiler için engel teşkil eden ordu , ulusal devrimciler için destek sağlayacakdır..
Çünkü ordunun genel yapısı Kemalist'tir , ulusalcıdır..

Bu çağrılar ve istekler , benzer düşünce ve görüşleri taşıyanlar tarafından her yerde dile getirilmeli , forumlarda , konferanslarda tekrarlanmalı , sivil toplum örgütlerine e-mail , fax gönderilmeli , ulusal partiler ve siyasi kurumlar teşvik edilmelidir..

Taban uyanmazsa , taban zorlamazsa bu suskunluk sürer gider..
Bir meşale , yüzbinlerce meşaleye dönüşebilir..
Hoş ve ses getiren eylemleriyle de halkı kucaklar..
Bence hayal değil..
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-02-2006, 23:46
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
Standart Dinde Reform Yetmez..

Pante ;

Tebrik ederim..güzel bir başlık atmışsın cesurca..
Sonra azıcık geri durmuşsun..

Gel ben biraz daha somutlaştırayım..

***1 - ) Kuran mevcut Kuran'dan yeniden derlenerek kısaltılmalıdır..

***2 - ) İçindeki ,kesik , kopuk cümleli ifadeler kaldırılsın..

***3 - ) Günümüz insanını ilgilendirmeyen,İslamiyetin o günki şartları içerisinde anlatılmış uzun hikayeler ve Ebu Leheb'in iki elinin kuruması gibi gereksiz konular kaldırılsın.

***4 - ) Cehenneme ait , aşırı tasvirler anlatılmasın.

***5 - ) Allah'ın büyüklüğü,yüceliği,yaratılışın güzellikleri gibi temalar öne çıkarılsın..

***6 - ) Karşı dindekini davet et,inkar ederse as-kes-öldür -ortadan biç v.s laflar çıkarılsın..

***7 - ) Ay'ın yarılması v.b. akla ters mucizeler çıkarılsın.İmanın mucizeye değil ,yaradan sevgisine,Allah sevgisine bağlı olduğunu vurgulayan ayetlere ağırlık verilsin..

Son olarak da , aynen askeri ihtilallerde olduğu gibi...bu teklifi ve değişiklikleri yapanların ömür boyu yargılanmmıyacaklarına dair teminat verilsin..( !!..??? )

Mutezile'nin biraz alayla bahsettiği layt İslam konusu,İslami Protestanlık,bence İslamın ve belki de dünyanın soluk alması ve ilerlemesi için iyi bir ateşleyici olur..

Hadi beyler..
Küfürsüz,sövgüsüz burdan buyrun..
Belki sağlıklı bir çıkış bulunur..
Kim bilir..
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-02-2006, 00:09
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Aldostu kardeşim ;
Muhakkak ki Kur'an'da ya da peygamberin özel yaşamında ve bazı eylemlerinde hoş karşılanmayan , çelişkili bulunan , çağımıza uygun görülmeyen kısımlar olduğunu düşünenler çoktur..
Yapılması gereken bunların yok edilerek , eleştirilemeyen , çelişki bulunamayan , tertemiz , mükemmel bir din oluşturmak değildir..
Bu hem İslam'a terstir hem de kendimizi kandırmak olur..
Kur'an'ı değiştirmek gibi bir niyet ya da girişim kesinlikle mümkün değildir ve bunun uygulaması da zaten olası değildir..
Dünyada herhangi bir ülkede , bu yapılsa ne farkeder ki , tüm dünyadaki Kur'an'lar aynı olduktan sonra..
Ayrıca diğer dinlerin eline malzeme verilmiş olur..
Dinde devrim , hurafeleri yok etmek içindir..Hurafeler gericiliğe ve yobazlığa neden olur..İlerlemenin ve gelişmenin önünü tıkar..Hurafelerin yegane kaynağı ise hadis kitaplarıdır..
Kur'an tefsiri , hadislere göre değil , akla , mantığa ve çağın gereklerine göre yapıldığı takdirde problem kalmaz..
" Ama Kur'an'daki çelişkiler ne olacak " dersen ;
tabi ki , çelişki olduğunu düşünenlerle , olmadığını düşünenler arasında münazaralar devam edecek..
Amaç ateizmi ya da dinsizliği yok etmek değil ki , herkesi imana getirmek de değil..Kur'an'ın da böyle bir iddiası yok zaten..
Herkesi imana getirme niyeti , Kur'an'ı yanlış yorumlayan veya hadisleri referans alan kökten dincilerin ülküsü..
Amaç , kesinlikle dine de zarar vermek değil..Tersine , dini , dikenlerden , yaban otlarından , zararlı sarmaşıklardan ve bakterilerden temizlemek , saf ve temiz hale getirmek..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15-02-2006, 00:10
aldostu aldostu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
Standart Dinde Reform Yetmez..

Bir ek : İslamın yumuşak karnı olan ve ateistler tarafından haklı olarak İslamın yerden yere vurulmasına sebep olan ve aklına şüphe düşen gençleri dinden koparanHadis olayı % 99 oranında ortadan kaldırılmalıdır.

Bir temenni :

Aşağıdaki gibi hiç bir değer ve yeni fikir ifade etmeyen cami hocası vaazı tipi cevaplar lütfen gönderilmesin .

Bu cevaplar kusmuk getiriyor.Yeni birşeyler söylemek lazım cancağızım..

"Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerîm'in eksiksiz, yeterli, açık ve her şeyi açıklayıcı olmasına ve dinimizin de ikmal edilmiş bulunmasına rağmen, sünnetin ifade ettiği bir yorum ve anlatıma gerçekten ihtiyaç var mıdır, şeklinde bir soru aklımıza takılabilir. Gerçek şu ki, yüce kitabımızın yeterli, açık ve açıklayıcı oluşu elbette bir hakikattir. Ancak onun bu niteliklerine rağmen, muhatapları olan insanların anlayış seviyeleri farklı olduğu için onu tek tek doğru olarak anlayıp kavramaları mümkün değildir. Öte yandan sorumluluk için duymak değil, anlamak gerekmektedir. insanları anlamadıkları şeylerden sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu sebeple kim, neyi anlamak ihtiyacında ise, ona onu anlatmak lazımdır. En iyi, en güzel, en doğru ve en doyurucu açıklamayı da elbette Kur'an ayetlerini getirip tebliğ eden Peygamber yapacaktır. Peygamber'in açıklamaları, hiç bir zaman Kur'an'ın eksik, yetersiz ve kapalı olduğu anlamına gelmez. "Allah'a kul olmak"tan başka görevi bulunmayan insanlar, ancak bu açıklamalar sayesinde O'na nasıl kulluk edeceklerini öğrenmiş olacaklardır. Bu sebeple sünnetsiz bir müslümanlık düşünmek mümkün değildir."
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:56 .