Politika Bölümümüzün >
şu başlığındaki< tartışmalardan hareketle, sitemizin komünistlerinden olan bir dostumla msn'de tartıştık az önce bu konuyu.
Sitemizin diğer komünist, sosyalist ve anarşist üyelerinin bu konudaki görüşlerini almak çok isterdim.
Doğrusu ben oldu bitti komünistlerin genel olarak cinselliğe bakışını yadırgamışımdır. Herşeyi '
sınıf savaşı', '
sömürü', '
burjuva egemenliğinin yansıması' gibi genel terimler üzerinden okumaya çalışan komünist zihniyet, insan doğasındaki farklılıklara gözünü yumarak, tek tip ideal insan kurgulamakta kendince.
Örneğin komünist kadınlarımızın, makyaj, çanta, topuklu ayakkabı gibi feminin aksesuarlara karşı olan alerjisini, bunları ''kapitalist sistemin kadını metalaştırma girişimleri'' olarak görmesini çok saçma bulurum (bu arada nice güzelim solcu kızlar da bu gibi ideolojik sebeplerle iyice erkeksi takılırlar ve kadınlık cazibesini -bence- yok ederler, ki bu çok üzülesi bir durumdur.

).
Başlığın asıl konusu ''fahişelik'' meselesine gelecek olursak. Ekonomik şartlardan dolayı hayatta kalmak için bedenini satmak zorunda kalan kadınların durumunu konuşmuyoruz. Burada zaten fikir ayrılığına pek bir alan yok.
Ama komünistlerin bir türlü içine sindiremediği, lüks callgirl'ler gerçeği bence komünist zihniyetin bir yere oturtmakta en çok zorlandığı olaylardandır. Bu lüks fahişeler, hiç de mecbur olmadan, sadece daha fazla lüks için ve/veya
hoşlarına gittiği için, para karşılığında seks hizmeti sunmaktalar. Üstelik herhangi bir ekonomik mecburiyet olmadığından müşterilerini de kendileri seçebilmekte, hoşuna gitmeyenleri reddedebilmekteler.
Aynı şekilde, kadınlara seks hizmeti sunan callboy'lar da özellikle internet sayesinde gittikçe gelişen bir pazara hitap etmekteler.
Kendisini ateist, materyalist, özgürlükçü, demokrat olarak adlandıran biri olarak ben, bu konulara şöyle bakıyorum:
İki (veya daha fazla) yetişkin, aklı başında insanın, hiçbir mecburiyet olmadan, kimseyi zorlamadan, kandırmadan, dolandırmadan, başkalarına zarar vermeden yapıp ettikleri
tamamen ve mutlak olarak kendi bilecekleri iştir.
Bunu eleştirmek, yargılamak gibi bir hakkım yok. Kimsenin de böyle bir hakkı yok.
Ama herhangi birşey için bunu diyen birisi, kendi ve ailesi için de o şeyi uyguluyor olmak zorunda değil.
Daha önceki benzer tartışmalarda getirdiğim bir örneği tekrarlamak gerekirse:
Ben kedi yemiyorum, yiyeceğimi de hiç tahmin etmiyorum. Çünkü bu şekilde sosyalize edilmişim. Ama biliyorum ki, örneğin Çin'de doğmuş-büyümüş olsaydım, kedi de yerdim. Kedi yemediğim halde, hatta bundan tiksinti duyduğum halde, kedi yemenin mutlak anlamda 'kötü', 'kirli' vs. birşey olmadığını biliyorum. Benim tiksinti duymamınsa
hiçbir ahlaki/etik veya ilkesel dayanağı yok, tamamen benim kültürel evrimimin bir neticesi. Dolayısıyla yiyeni de eleştirmiyor, yargılamıyorum.
Kedi yemekten tiksiniyor olmamın hiçbir mutlak/ilkesel dayanağı olmadığını bilmem ve itiraf etmem, beni kedi yemeye mecbur kılmaz. Hiçbir mutlak dayanağı olmadığını biliyorum, ama yine de sevmiyor ve yemiyorum. Çünkü ben de kendi biyolojik ve kültürel evrimimin bir ürünüyüm neticede. Ama -ki önemli olan bu- yiyeni de eleştirmiyorum, çünkü benim yemiyor/sevmiyor olmamı
mutlaklaştırmıyorum.
Fahişeliğin de, gayet muteber bir meslek alanı olarak görüldüğü toplumlar olmuş geçmişte. Böyle bir toplumda doğmuş-büyümüş olsaydım muhtemelen bunu da gayet doğal olarak görecektim. Fakat kendi kültürel evrimimin neticesi olarak, kendim ve ailem için istemiyorum. Fakat bunun herhangi bir mutlak, ilkesel dayanağı olmadığının bilincindeyim.
Dolayısıyla hiçbir şekilde mecbur olmadığı halde para veya mal/hizmet karşılığında seks hizmeti veren erkek ve kadınları eleştirmiyor ve yargılamıyorum. Sadece bunu yapanları şahsen değil,
bizzat olayın kendisini de yadırgamıyorum.
Yadırgayan ve yargılayan komünist arkadaşlarımızın ise, kendince oluşturdukları dogma ve tabulardan özgürleşemediklerine inanıyorum.
saygılarımla