Bilim Teknoloji CHP'nin yeni genel başkanı Kılıçdaroğlu
Yemen’de hükümet muhaliflerle anlaşma peşinde
Et ihalesi sonuçlandı
"Kader değil, iş cinayeti!"
Samsun'da kız yurdunda yangın
Ünlü tiyatrocu yoğun bakımda
Zaman "faili meçhul"u sevdi
Yapay canlılara doğru adım adım
Halkevleri Genel Kurulu toplandı
Komünist partiler mücadelede kararlı
Hollanda Devrimci Yol tarihi kitaplaşıyor
Kullanıcı adı veya e-posta: *
Şifre: *
Yapay canlılara doğru adım adım
21.05.2010 - 09:54
Yazdır
Arkadaşına gönder

Venter ve ekibi maya hücrelerine sentetik M. mycoides genomları yerleştirmeyi başardı
Bilim insanları, tümüyle laboratuarda sentezlenmiş DNA taşıyan canlı bir hücre oluşturmayı başardı. Bu tam anlamıyla sentetik bir organizma değil. Ancak sonuçları laboratuarda canlılığın oluşturulması yolunda son derece önemli.
Çalışmanın başındaki kişi Craig Venter. Venter ve ekibi 1995’ten beri sentetik bir hücre oluşturmak üzere çalışıyorlar. Çalışmanın altında yatan fikir DNA’nın 4 bileşenini – A, T, C ve G bazları- bir araya getirerek sentetik bir genomun oluşturulması, daha sonra oluşturulan bu genomun bir hücreye yerleştirilmesinin ardından hücrenin bu genom tarafından yönetilmesi, büyümesi ve çoğalması şeklindeydi. Venter ve ekibi uzun süredir üzerinde düşünülen bu fikri gerçekleştirdiler.
Venter hedeflerine ulaşmalarının önünde iki devasa engelle karşılaştıklarını söylüyor.
Birincisi, bu kadar büyük bir DNA’yı oluşturmanın bir yolunu bulmaktı. Çoğu kimyasal sentez tekniği birkaç bin DNA harfini biraraya getirmekten fazlası için çalışmıyordu. Bu da tüm genomu tek bir seferde değil, parça parça oluşturabileceğiniz anlamına geliyordu. Venter, milyona yakın bazı bir araya getirmeyi hedeflediklerini ve 15 yılın büyük bir çoğunluğunun bunun kimyası çözmeye çalışmakla geçtiğini belirtiyor. Venter ve meslektaşları çözümü sentezlenmiş küçük DNA parçalarını, yerleştirdikleri ayrı ayrı
bakteri hücrelerinde birleştirdikten sonra maya hücresine alarak, orada bir araya getirmek şeklinde bulmuşlar.
İkinci büyük engel ise bu büyük DNA parçasını kırmadan bir hücreye transfer etmekti. Başlangıç olarak bir bakteri türünden öbürüne kromozon tranfer edip edemediklerini görmek istediler.
Yaşamı sentezlemek
Bu bağlamda Mycoplasma mycoides denilen küçük bir bakterinin genomunu alarak, yakın bir diğer tür bakteri olan Mycoplasma capricolum’a transfer etmek için yıllarca çalışan Venter, sonunda bunu başarmış: “Hücre capricolum hücresiydi ancak mycoides genomu içeren bir capricolum hücresi”.
Bu iki büyük engeli aştıktan sonra sıra mycoides genomunun tamamını laboratuarda sentezlemeye gelmişti, Venter ve ekibi bunu da gerçekleştirerek
Science dergisinde yayınladılar. Oluşturulan yapay canlıya,
Synthia ismi takıldı.
Boston Üniversitesi’nden Jim Collins bunun gerçek manasıyla yeni bir yaşam türü değil, doğada varolan bir organizmanın kopyalanmış ve bir araya getirilmiş genomu olduğunu belirtiyor. Yapılan işin kayda değer bir gelişme olduğunu ancak şu anki biyoloji bilgimizin canlılığı bütünüyle sentetik olarak oluşturmak için yeterli olmadığını söyleyen Collins henüz sıfırdan, çalışan bir sentetik genom oluşturmaktan uzak olduğumuzu ekliyor.
Öyle bile olsa Venter’in, hücrenin davranışlarını kontrol edebilen bir DNA yaratma başarısı bunun etik olarak kabul edilebilir olup olmadığı sorularına yol açıyor. Bu biyoetikçilerin zaman zaman yaptığı bir tartışma.
Kaçınılmaz ikilemler
Hasting Center’da görevli bir biyoetikçi olan Gregory Kaebnick bunun daha önceden ortada olmayan yeni bir soru olmadığını, Venter ve diğer araştırmacıların çalışma alanlarına dair iki temel çekince olduğunu belirtiyor. Birincisi, bu sentetik organizmalardan birinin laboratuardan kaçıp bir canavara dönüşüp dönüşmeyeceği; ikincisi ise bu tip çalışmaları çizgiyi aşıp insanların tanrıyı oynayıp oynamaya başlamayacağı yönünde. Kaebnick, “Bugüne kadar organizmalar oldukları hale kendileri evrilerek geliyorlardı. Ancak Venter’in çalışmasıyla bu durum artık değişebilir ve bazıları için bu rahatsız edici bir gelişme” diyor.
Ancak Venter için yaptığı çalışmanın amacı tam da bu. “Yeni türler üreten yeni bir biyolojik yazılım geliştirmeyi düşünüyoruz, böylece evrimleştikleri işi değil bizim söylediğimiz işi yapan türler yaratabilme imkanımız olacak.” Venter, kurduğu Synthetic Genomics şirketinde yeni yakıtlar ve aşılar üretmekte kullanılabilecek yeni türler üzerinde çalışmayı planlıyor.
(soL - Haber Merkezi)
Yorum göndermek için
giriş yapın veya
kayıt olun
Yorumlar - Bu habere 3 yorum yapıldı
İlahiyatın iflası - Ali Rıza - 22.05.2010 - 20:13 Bu başarının iki yönü var: 1) İlahiyatı, günlük yaşama uyarlama girişimlerinin anlamsızlığının bir kez daha ortaya çıkması. Ancak bu başarının hangi yönde yorumlandığı belirleyici. Yaratılışçı yorum çıkarmak zor da olsa yapabilirler.
2) Kapitalizmin, her şeyi çıkara ve güce dönüştürme hırsı insanı ürkütüyor. Bu açıdan bakınca bilimin hızlı ilerlemesine tereddütle bakılması yadırgatıcı olmamalı. İlerlemenin hangi ellerde olduğu önemli. Sosyalist bir düzende insanlık için gerçekleştirilen ilerleme ve buluşlar insancıl olduğu gibi
toplum yararına olacaktır.
Yine de korkutuyor... - real-ist - 21.05.2010 - 16:19 Umarım bu dogal olmayan yadsımalar, kapitalistler tarafından projeye dönüştürülmez. Benim tum korkum budur. Yoksa tabii ki Engels'in bakış açısından bu bir olumlamadır.
DNA'ya egemen olmak! - kaya - 21.05.2010 - 12:16 Haberi hazırlayan sevgili dostun ellerine
sağlık. Bu portalın "amaç ve imkanlar"ı dahilinde düşünülürse, oldukça kapsamlı ve doyurucu olmuş.
Bu başarı, biyolojik bilimlerde önemli bir adımdır. Korkacak bir şey yok.
DNA'nın moleküler yapısı boşuna keşfedilmedi. Eğer ona egemen olamayacaksak, DNA'nın moleküler yapısını bilip de ne yapacaktık ki! İnsanı, insan olmayandan ayıranı Engels (1876'da) şöyle tanımlamış:
"Kısacası, hayvan dış doğadan yalnızca yararlanır ve salt varlığı ile onda değişiklikler meydana getirir; insan onda değişiklikler meydana getirerek, amaçlarına yarar duruma sokar, ona egemen olur. İnsanın
öteki hayvanlardan son ve temel farkı budur, bu farkı meydana getiren de gene emektir." (s.89)
[
Marks-Engels, Seçme Yapıtlar, Cilt: III, s: 80-93, Sol Yayınları, Aralık 1979, Birinci Baskı] "Maymundan Insana Geçişte Emeğin Rolü."