Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-05-2010, 19:00
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart Siyaset Felsefesinde Bir Restorasyon: John Rawls ve "Bir Adalet Teorisi"

1971’de yayınlanan kitabı “Bir Adalet Teorisi” ile politika ve etik teorilerinde oldukça büyük bir çığır açan Harvard üniversitesi felsefe bölümünden John Rawls böyle bir ilkeler bütününü araştıran ve 20. yüzyıl’ın en önemli filozofları arasında sayılan bir etik teorisyenidir. Kimilerince Kant’çı ahlaka Kant’ın kendisinden sonra yapılan en önemli katkı olarak görülen “Bir Adalet Teorisi”, özel bir siyasi rejimle değil doğrudan “Adalet” düşüncesinin kendisiyle ilgilenmektedir ve hem bu yönü, hem de içeriğindeki sağlam akıl yürütmelerle gerçekten de birbirlerinden çok farklı siyasal anlayışlarda bir çok etik teorisyeni, politika bilimci ya da iktisatçının düşüncelerini gözden geçirmelerine sebep olmuştur. Bu haliyle günümüz siyaset felsefesini anlamak açısından Rawls hayati bir önem taşımaktadır.

Son 2 yüzyıllık siyaset felsefesi tartışmalarına özgürlük ve eşitlik olarak anılan amaçlar arasındaki çatışma egemendir, aynı dönemde ahlak felsefesi de benzer biçimde, teleolojik* ve deontolojik* ahlak felsefeleri (bkz.: dipteki "mini sözlük") arasında ikiye bölünmüştü. İnsana saygı ve tanınması gereken haklar, doğru ve erdemli davranışların ne olduğu düşünülürken teleolojik yöntem “faydacı”, deontolojik yöntem ise “sözleşmeci” bir etik anlayışın ortaya çıkmasını sağladı. Kısaca bu iki yaklaşımdan “faydacılık”, başka insanların rızası olsa da olmasa da sonucu bireyin kendisi için “iyi” yapan davranışları “ahlaki” kabul ediyordu. “Sözleşmecilik” ise insanlararası her türlü ilişkinin karşılıklı rıza ve bir diğerini arada bir sanal sözleşme varmışçasına kollama anlamına geliyordu. Elbette etik ve politik teorilerin somuta indirgendiği alan iktisadi alan olduğu için, bu tartışmalar da iktisat bilimi etrafında şekillenmişti ve sosyal adalet kavramı ve bu kavramın gelir dağılımına dair anlamı üzerinden yürüyordu. (Buna karşılık bu terminoloji okuyucuyu yanıltmamalıdır, soğuk savaş ortamında “sosyal devlet” üzerinden yürüyen bu tartışma pekala her türlü siyasal özgürlüğe, ve temel haklara dayalı her tür politik tartışmaya da ışık tutabilecek bir genellikte geçerlidir..)

John Rawls’un kitabı “Bir Adalet Teorisi”nde varılmak istenen temel amaç işte bu faydacılık (utilitarianism) isimli etik teorisinin karşısına Kantçı bir sosyal sözleşme teorisi çıkarmaktır. (Rawls, 1971, s:viii) Fakat bunlara geçmeden önce faydacılık ve sözleşmeciliğin genel karakteristiğine yakından bakmakta fayda var.


Makalenin tamamı için;

http://dergi.yeniyuksektepe.org.tr/i...leler&Itemid=5
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-05-2010, 00:06
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Benzer sorunla aradan geçen yaklaşık iki bin üç yüz yıl sonra çağdaş siyaset felsefesinin önemli simalarından John Rawls karşılaşır. Ancak Rawls'un ne bir kral dostu vardı, ne de kuramını herhangi bir ülkede uygulama macerasına tutulmuştu. Onu Platon'la benzer kılan, Sidgwick ve Mill'den sonra Anglo-Sakson siyaset felsefesi geleneğinin en önemli yapıtı olarak nitelendirilen Bir Adalet Kuramı (1971) adlı kitabında temellendirdiği kuramı uygulanabilirlik bakımından savunulamaz görerek Siyasi Liberalizm (1993) adlı kitabında değiştirmesidir. Ancak, Platon'un aksine, Rawls her zaman kuramsal temellendirmenin uygulanabilirlik niteliğini de içermesi gerektiğini savunmuştur.

Bu yazının amacı John Rawls'un adalet anlayışına ilişkin her iki kitapta savunduğu görüşleri kısaca özetleyerek ikinci kitabında ileri sürmüş oîduğu liberal siyaset kuramının hiç bir felsefi, metafiziksel yada bilgibilimsel "doğru(luk)" kavramına başvurmadan savunulması gerektiğine ilişkin görüşünü tartışmaktır. Bir liberal siyasi kuramı, kendisinin "doğru", aynı zamanda onunla çelişen görüşlerin de "yanlış" olduğunu ileri sürmeden temellendirmek olanaklı mıdır? Rawls'un "sakınma yöntemi" diye adlandırdığı bu görüş savunulabilir mi? Böyle bir yaklasim-Rawls'a göre, çağdaş liberal demokratik toplumların bir olgusu olan, her zaman da olgusu olacak olan- birbirleriyle uzlaşmaz felsefi, dini ve moral doktrinler arasında liberal siyasi adalet ilkeleri üzerinde ortak-uzlaşma sağlamaya yönelik pratik bir katkı sağlar mı?

Makalenin tamamı için;

http://dusundurensozler.blogspot.com...ksel-veya.html
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"allah korusun", "allah nazardan saklasın", "allah esirgesin", "allah belanı versin dolfen Konu-dışı 5 07-06-2012 00:06
"Evrim Teorisi sapasağlam" KızıL Evrim 3 16-09-2009 00:12
"Hrant için Adalet için" video belgeseli (17 dak.) Multimedya 6 22-01-2008 00:18
Site de yer alan "Evrim Teorisi" başlıklı yazılar Evrim 5 06-12-2005 03:17

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:37 .