CESARETİN YENİDEN ELDE EDİLMESİ
Korku sorunu insanlar arasında yeni değildir. Belki de söylemeye cesaret edeceğimizden daha da çok yıllardan beri insan, kendine, payına düşen yazgıya ve sonuç olarak ta insanlığın yazgısına olan güvenini kaybetmiştir. Tarih ona tümüyle yabancıdır. Kendisini onun yapıcısı olarak değil de, kurbanı olarak görür. Zaman, yenilenmiş hayaller ve kalıcı işlerle ileri doğru atılım yapmamıza izin veren umut faktörüdür sadece. Ancak zaman bugün, insanları ve uygarlıkları yok eden, bir yenilenme olasılığı olmadan her şeyi yıpratandır.
Bu sonuç şaşırtıcı değildir ve az ya da çok acısını çekmekteyiz.
İnsan iletişimler çağının ortasında iletişim yeteneğini kaybetmiştir. Kimse kimseye güvenmiyor. Hiç kimse, hissettiği ya da düşündüğü şeyin gerçeğini söyleme riskine girmiyor. Zaman zaman ne düşündüğünden, ne de hissettiğinden gerçekten emin olmadığını itiraf etmek istemiyor... Bugün herkes yalancının, iç ve dış inanç eksikliğini gizlemek için rol yapanın sahte eminliğini soluyor.
Korku bu yüzden ortaya çıkmıştır: Gerçek korkusu, söz verme korkusu, bağlılık korkusu ve diğerlerinin verebileceği zarardan ve hatta kendimize ait bilmediğimiz tepkilerden korku.
Korkudan dolayı artık kutsal sözcükler dile getirilmiyor. Korkudan dolayı artık sağlıklı arkadaşlıklar yeşermiyor. Korkudan dolayı en iyi idealler ölüyor çünkü kimse onları savunmak istemiyor. Korku, gözlere kaçamak bakışlar, bedenlere kısır ve kararsız jestler veriyor, belirsiz ve boş, hiçbir şey vaat etmeyen her şeyden kaçmaya yarayan kelimeler dile getiriyor...
Günlük yaşama ait bu korkuya şimdi de daha büyük bir korku ekleniyor: tarihin dönemlerinden korkma. Yaşlanmak, artık neredeyse korkunç bir işarettir. Yeni bir dönem kesinlikle beraberinde yeni talihsizlik ve sorunlar getirecektir. Bin yıla yaklaşmamız felaketle gelecek bir sonun kesin habercisidir... Ve tüm bunlar sadece insanı içsel olarak daha da küçültmeye yarar.
Şimdi tam ters tutumu üstlenmenin zamanıdır. Korku, zayıflığın ve güvensizliğin eş anlamlısıdır. Bu yüzden, cesareti yeniden elde etmek gerekmektedir. Kendini ve diğerlerini tanımak, anlayışı ışıklandırmak doğadaki Tanrı’ya ve gerçeklere geri dönmek gerekmektedir.
Bizi ne yeni yıllar, ne de on yıllar korkutmalı, ne de içinde sonsuz yaşamın ateşini hisseden bir kişinin sağlam iradesini, takım yıldızların tümü bir parça kıpırdatmalıdır.
Uzaydaki kayıp bir rastlantısallık değiliz. Tanrı’dan kaynaklanan zengin bir nedenselliğiz.
Şunu dene: şeylere bu şekilde bak ve göreceksin ki korkuyu yitireceksin.
* Delia Steinberg Guzman’ın şeylerin geçiciliği ve sürekliliği, yanılsama ve gerçek konularında makalelerinin bulunduğu “Maya’nın Oyunları” ve felsefi-psikolojik makalelerinden oluşan “Özgürlüğe Uçuş” adlı eserleri Türkçede yayınlanmıştır