Bizim öz türkçemiz O Said Nursi nin yazdığı Türkçedir.
Şu an ki ingilizce ile türkçe karışık böyle bir dilimiz yoktur bizim.Dışarıdan sokuldu bu sözcükler.Sadece Kuran ı yanlış olduğunu söylüyorsunuz.Bende sizi bunu okuyun diyorum.Bu da Kuran ın Bir açıklamasıdır.
Rusya ile ilgili bir haber getirdim bu arada size

Rusya'da Müslümanlar
90'ların başında komünist sistemin tarihe karışması ile birlikte Rusya'da yeni bir dönem başladı. Komünist sistem yıllar boyunca materyalist felsefeye dayanan bir toplum düzeni kurmuştu.
Ne var ki tüm komünist sistemlerde olduğu gibi Rusya'da da, maddeci önyargılar toplum düzenini ve hayatını belirleyen temel öğeler oldu. İnsanları bir tür üretim aracı olarak gören, buna ek olarak aralarındaki ilişkide de Sosyal Darwinizm'in kurallarının geçerli olduğunu öne süren komünist rejim, ardında dev bir enkaz bıraktı. Çünkü sosyal Darwinizm, Charles Darwin'in bilim dışı olan evrim teorisinden yola çıkmakta, insanın bir tür gelişmiş hayvan olduğunu ve insanlar arasındaki ilişkide hayvanlar arasındaki kuralların geçerli olduğunu savunmaktaydı. Allah inancının ve din ahlakının ortadan kaldırıldığı bu düzende, insanın temel ihtiyaçları olan sevgi, saygı, şefkat, merhamet, fedakarlık, sadakat, vefa gibi güzel ahlak özellikleri de saf dışı bırakılmış oluyordu. Böylece, sürü psikolojisi içinde yaşayan, sürekli tedirginlik ve korku duyan, sevgi, şefkat ve merhamet gibi insani özelliklerini kaybetmiş, cezalandırılmayacağını düşündüğü alanlarda her türlü suça yönelebilen bir toplum ortaya çıktı.
Ancak Allah bu toplum yapısını da hak dinin lehine çevirdi. Rus toplumunda yaşanan manevi çöküntü ve ahlaki dejenerasyon, son zamanlarda insanların toplu olarak maneviyata ve dine yönelmesine aracı oldu. Rusya'da Müslümanların güçleneceği ve Rus halkının da İslam'a yöneleceği, İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin yıllar öncesinden Müslümanlara müjdelediği bir gelişmedir. Komünistlerin henüz yeni iktidara geldiği yıllarda Rus askerlerine esir düşen Üstad, daha o zamandan komünizmin bir gün mutlaka yıkılacağını ve Rus topraklarında İslam'ın yayılacağını haber vermiştir. Bir Rus askeri ile arasında geçen konuşmada, "Asya'da alem-i İslam'da (İslam dünyasında) üç Nur birbiri arkasında inkişafa (yayılmaya) başlıyor. Siz de birbiri üstünde üç zulmet (karanlık ardınca) inkişafa (yayılmaya) başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak, takallüs edecek (Şu baskı perdesi yırtılacak, tepetaklak olacak), ben de gelip burada medresemi yapacağım." sözleri ile Rusya'da Müslümanların elde edeceği imkanlara dikkat çeken Üstad'ın bu konudaki bir başka açıklaması ise şu şekildedir:
"İki dehşetli dünya savaşının neticesinde beşerde hasıl olan intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle kesinlikle dinsiz bir millet yaşamaz (iki dehşetli savaşın ardından insanlığın güçlü uyanışı ve tam uyanmaları yönüyle kesinlikle dinsiz bir millet yaşayamaz) Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran (mutlak inkarcılığı kıran) ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinat (ispat ve delile dayanan) ve aklı, kalbi ikna eden Kur'ân ile musâlâha (barışabilir) veya tabi olabilir."
Tıpkı Said Nursi'nin müjdelediği gibi, Rus halkı dinsiz bir milletin var olamayacağı gerçeğini kavramıştır ve bu kavrayış onları hak din olan İslam'a yöneltmektedir. Günümüzde sayıları 20 milyonu bulan Müslümanlar, Rusya nüfusunun %15'ini oluşturmaktadır.
Üstelik Müslüman nüfusun çoğunluğu, diğer ülkelerde olduğu gibi göçmenler veya yabancılar değil, bin yılı aşkındır bu topraklarda yaşayan kimselerdir. Komünist rejim boyunca camilerin kapatılıp depolara çevirildiği, din adamlarının tutuklanıp sürüldüğü, Müslümanların dinlerini yaşamamaları için çeşitli baskıların uygulandığı Rusya'da bugün halk akın akın İslam'a yönelmektedir. Bu yöneliş göz ardı edilemeyecek büyüklüktedir. 1998 yılında Rusya'da ilk İslami üniversite olan Rus İslami Üniversitesi'nin kurulması, Tataristan'da Sovyet döneminde 18 olan cami sayısının 1000'i geçmesi Rusya'da İslam'ın yükselişini gösteren örneklerden birkaçıdır. (Paul Goble, The Kremlin and The Cressent, RFERL/RL, 6 Mart 2001)