Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Dünya Dinleri

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 19-04-2006, 00:51
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Yaşasın 1 Mayıs!

Evet 1 Mayıs yaklaşıyor. Gerçi biraz daha zaman var ama ben yakında yazmayı bırakabilirim, ne olur ne olmaz 1 Mayıs'a kadar kalamazsam diye başlığı açtım.

1 Mayıs ayini yada töreni bazı yerlerde daha erken bazı yerlerde daha geç yapılır. Ama yaygın olanı 1 Mayıs'ta kutlananıdır. Avrupa halk inanışlarında, ilkbaharın gelişinin bir ağacı süsleyip bir tören alayıyla gezdirilerek kutlandığı kadim ayinlerin izlerine ve kalıntılarına rastlanır. Birçok yerde yaz başında yada Vaftizci Yahya yortusunda ormandan bir ağaç getirilip kasaba meydanına konulur, yada bazı yerlerde herkes ormana gidip taze dallar keser ve bu dalları, evin efendisinin eve bolluk getirmesi için eve diker. Bu ağaca "mayıs ağacı" ya da "mayıs direği" denir. İngiltere'de 1 Mayıs'ta gençler ya da küçük kızlar başlarında dallardan ve çiçeklerden oluşan taçlarla, şarkılar söyleyip hediyeler isteyerek ev ev dolaşırlarmış. İsveç, İskoçya, Pireneler ve Slav ülkelerinde "mayıs direği"nin etrafında yapılan bir dansla sona eren toıplu eğlenceler yapılır.

Bazı bölgelerde bir tören alayı yapılır ve en önde bir ağaç taşınır. Pekçok bölgede "mayıs ağacı" yada "mayıs direği"nin taşınması sırasında önceki yılın ağacı yakılır. Hindistan'da da yeni yılın başında törenle ağaç yakıldığını biliyoruz. Hatta ağaç yakılması sırasında toplu orji düzenlendiğine dair kayıtlar da var. Bu ağacın külleri karnavalda yada noel'de tarlalara sepilir ve böylece hasast daha bereketli olur.

Bu ayinler hıritiyan inanışlarının içine yerleşmiş olmasına karşın tepkiler de almıştır. İngiliz püriten yazar Philipp Stubbes Anatomie of Abuses(1583) adlı kitabında bu putperestlik kalıntısı gelenekleri eleştirmiş. Çünkü, iki karşı cinsten genç insanlar geceyi ormanda geçirir, şeytan onların tanrısıdır ve sonra da mayıs direği etrafında putperest dansı yaparlar. Genç kızların ancak üçte biri eve kirletilmemiş olarak döner. Kilisenin bütün direnişine rağmen 1 Mayıs bayramı varlığını sürdürür.

Mayısın gelişi aynı zamanda bazı yarışmalar ve ritüel güreşlerle kutlanır. Kral ve kraliçe seçilir. Her yerde değişik (elma, kiraz,dut, yada bizde karpuz gibi) kasabanın gençleri bir direğe tırmanma yarışı yaparlar, bir ağacın dallrı kesilip en üstteki dallarına armağan olacak sosis, yumurta, pasta asılır, kasabanın delikanlıları arasında yapılan güreşlerde yenen sırta alınır. Pentekost Kralı ve Kraliçe'si seçilir.

Bunları daha uzun uzun anlatabiliriz. Bizde de "Hıdrellez Bayramı"nın buna karşılık geldiğini sanıyorum. Bütün bu törenlerin, ayinlerin temel amacı ilkbaharın gelişini kutlamak ve bereketi sağlamaktır.

Başlık mı? İşçi Bayramı mı? Ya, evet öyle bir bayram da var ama burası dini konuların tartışıldığı bir site olduğu için o konuda birşey yazmadım.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-04-2006, 01:23
servet servet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Jan 2006
Mesajlar: 106
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

paylaşımın için saol, ya sargon ben seni türkçü biliyordum, sanırım sosyalistsin, benim için mahsuru yok. şaşırdım.

HER İNSAN TANRIDIR!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19-04-2006, 04:11
FAN_FUH_ FAN_FUH_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Apr 2006
Mesajlar: 15
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

Değerli beğler,


Türkçülük Türk'ün hakkını savunmak olduğu için işçiler de buna dahil olduğundan işçiler adına faaliyet göstermenin sakıncası yoktur.Eğer ki Türkçü diye islam sentezcilerini görmüyorsanız..Sosyalist kesmin içinde de Türklüğünü bilen bireylerin olması beni sevindirmektedir.

Esas yazacağım işçi bayramının anlamı ve geleceği.Artık çağımız bilgisayar çağıdır.Eskiden daha çok insan gücü ile çalışarak yapılan bir iş bu gün çok daha az iş gücüne ve daha az maaliyete teknoloji sayesinde üretilebiliyor.Gelecekte bayramını yapacağımız işçi bile olmayabilir..Ne garip.Sanayi devrimi ile başlayan işçi ihtiyacı farklı bir çağa geçilmesi ile farklı bir boyut alıyor.Artık ileride geçmişi yad ederiz.Bir zamanlar işçilerimiz vardı deriz..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19-04-2006, 10:08
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

Sevgili arkadaşlar. Evet ben sosyalistim. Ancak bu başlığın konusu ile bunun bir ilgisi yok. Devamında da göreceğiniz gibi konu bitki tapımlarıyla ilgili. Başlığı 1 Mayıs Bayramı *seçmem espri idi. Çünkü gerçekten baharın gelişinin kutlandığı böyle bir bayram var. Bir pagan bayramıdır. Devam edelim..

Nu yazı sıradan bir gazete yazısı, alıştırma olsun diye Türkçeye çevirmiştim. İki şey ilginç geldi.
1. badem ağaçlarının kutsal ile ilişkisi
2. bu işin turizm aracına çevrilmesi

Karçiçekleri ve İntihar Eden Ağaçlar


Akdeniz Bölgesinin gelinlik giysili badem ağaçları


* * * * * *Valencia’nın kuzeyindeki Torrent belediyesinde, şubatın ilk haftasında, kulakları sağır eden patlamalar ve ateşlerle bir hıristiyan kardeşlik kutlaması yapılır “L’entrá de la flor”: Gece yapılan dinsel alayda taşınan bir badem ağacının ilk çiçekleri kutsal bir biçimde anılır ve böylelikle Costa Blanca’da bademçiçeği zamanı tabiri caizse hıristiyanlığa uygun biçimde takdis edilir.

Ölümü hissetmek

* * * * * *Badem ağacı ile ilgili birçok büyüden sözedilir. İlkçağda, yılın ilk patlayan çiçekleri, karanlık ve kışın soğuğu karşısında yeni hayatın gelişinin habercisi ve bir zaferi olarak kutlanırdı. Romalılar yeni nişanlanan çiftlerin üzerine, çiftin bereketli olması için badem atarlardı. *Bademler şans vaad ederken, diğer taraftan puslu, kasvetli kış aylarında badem ağaçlarının zayıf düşerek ölmeleri hassas insanları korkutur. Kuytu köşelerdeki çiftliklerin depresif sakinleri, intihar eden badem ağaçlarını, ölümü hatırlatan sihirli birşeymiş gibi görürler. Mallorka’da halk arasında bugün bile ölen badem ağaçlarına “árbol del ahorcado” (intihar eden ağaç) denir.

* * * * * *Mallorca’da duralım biraz: Son on yılda turizm uzmanları, bademçiçeklerini, kış yorgunu olan orta ve kuzey Avrupalıları şubat ayında beceri ile adaya çeken bir şirkete çevirip, işlerini yola koymuşlar. Buna karşın İspanya’nın en büyük badem ekimi bölgesi olan Costa Blanca’da bu uluslararası bademçiçeği turizmi hayret verici şekilde neredeyse yok denecek durumda. Bu şans açıkça kaçırılmış yada umursanmamış.

* * * * * *Birçok ülkenin gezgin “levant” emeklileri için bademçiçeği gezileri yıllık programlarının sabit günlerinden biri durumunda. Bu haftalar içinde sadece Dénia ve Torrevieja arasındaki bölgede almanca konuşan 11 klüp ve dernek bölgeye bademçiçeği gezisi düzenliyor. Çiçek açan badem ağaçlarıyla ilgili bu büyük temaşaya badem ağacı yetiştiren çiftçiler ise hemen hiç katılmıyorlar. *Badem ağacı yetiştirmek için üzerine titrenir ve önlemler alınmazsa onun ölümüne karar verilmiş olur.

Kaliforniya’dan rekabet

* * * * * *Kaliforniya’daki gelişme başka türlü. Tek tip badem çeşidinden devasa büyüklükte ekim yaparak, makine kullanımı ile daha ucuza *getirilen Kaliforniya bademi inanılmaz bir hızla liderliği aldı. Bugün dünya üretiminin yüzde 80’i Amerika tarafından yapılıyor. İklimin normal olduğu yıllarda 40 000 ton ile ikinci sırada yeraldığı iddia eden İspanya bunu , bir taraftan 15 yıldan beri uyguladığı ve şimdi dönüştürmeye çalışılan sübvansiyon programına, diğer taraftan da İspanyol bademlerinin olağanüstü tadına borçlu olduklarını söylüyor.

* * * * * *İspanyanın bademleri dünyanın birçok ülkesine gidiyor, fakat tersine büyük çaplı üretimi yapan ve ucuz Kaliforniya bademi kullanan ispanyol Turron fabrikalarına ve diğer endüstriyel hamurişi üreticilerine gitmiyor- tabii yerli badem üreticilerini de huzursuz ediyor. Yerli üreticiler kendi bademlerinin hem lezzetli olduğunu hem de çok sayıda doymamış yağ asidi, önemli mineraller ve vitaminler, özellikle de önemli beyin foknsiyonlarını koruyan ve konsantrasyon bozukluklarının önüne geçmeye yardım eden B grubu vitaminleri içeren bir sağlık kaynağı olduğuna işaret ediyorlar.

[align=center]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-04-2006, 10:38
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

Ağacın kutsallığı

Kutsal ağaç temasını birkaç başlık altında anlatmaya ve örneklemeye çalışacağım.
1.Mikrokosmos olarak ağaç
2. Hayat Ağacı
3. Bilgi Ağacı
4. Ağaç ve Haç
5. Baş Aşağı Çevrilmiş Ağaç
6. Axis Mundi yada Osta Asya mitolojisinde ağaç

Şu anda çıkardığım çerçeve bu ama. Derlemeler yaparken sırada değişimler, çıkarma ve eksiltmeler olabilir. Bu arada konuya katılmak isteyen arkadaşlar yazılar da ekleyebilirler. Ortak bir çözümleme çabasıyla başka bir biçim de alabilir konu.

Ağaç simgeselliği son derece tutarlı ve zengin bir simgeselliktir. İlk olarak ne zaman ortaya çıktığını söyleyebilmek oldukça güç. İlkel dinsel inanışlarda ağacın gücü temsil ettiği görülüyor. Ancak hiçbir yerde tek başına bir "ağaç tapımı" yoktur. Ağaç temsil ettiği dinsel değerlerle birlikte bir kutsallık taşır ve tapım nesnesi haline gelir.

Ağaç, *dikey olduğu, yerden bittiği, yapraklarını kaybedip yeniden kazandığı, kendini sayısız kez yenilediği ("ölür" ve "dirilir") güzel ve süslü olduğu için kutsal güçlerle doludur ve dinsel değerler ifade eder.

Aşağıdaki resimde İskandinav mitolojisinin kutsal ağacı Yggdrasil görünüyor. İlgilenenler ingilizce wikipedide kutsal ağaçlar ile ilgili geniş bir kaynak bulabilirler: http://en.wikipedia.org/wiki/Trees_in_mythology

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19-04-2006, 10:52
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

türküm doğruyum çalışkanım müslümanım koministim YAŞASIN 1 MAYIS YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 19-04-2006, 16:08
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

bide ulu önderin sözünü ekleyelim: "Türk âleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her göründüğü yerde ezilmeli" M.K.Atatürk
ne güzel söylemiş atam.[hr:9d7c7f34f8]"Benim naciz vücudum elbet birgün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Kemal ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-04-2006, 16:47
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

Muhakkak ki her konu diğerleriyle ilişkilidir. Din de siyasetle, ekonomiyle bağlantılıdır.
Dini bir forumda olsa zaman zaman konular zorunlu olarak siyasete, ekonomiye bulaşır.
Ama bir zorunluluk olmadığı müddetçe bu konulara girmezsek daha iyi olur.
Örneğin son iki yazı zorunluluktan oluşmuş değil.
Birisi girdiğinde zincirleme arkası devam ediyor ve *tatsızlaşıyor.
Belki ilerde bir de siyaset forumumuz olursa orada kapışmak daha uygun olur diyorum.

Kutsal ağaç denince Uygurların türeyiş destanı aklıma geldi :


UYGURLARIN TÜREYİŞLERİ


Tola ile Şelenga, birleşir dökülürmüş,
Suların kavşağında, bir ada görülürmüş.
Adanın ortasında, bir tepe göğe ermiş,
Tepenin tam üstünde, bir de kayın göğermiş.
Gün olmuş zaman olmuş, bir ışık peyda olmuş,
Işık gökten inince, kayın da nurla dolmuş,
Ne zaman ki, gün batar, ışık gökten inermiş,
Kayından sesler çıkar, herkes müzik dinlermiş.
Bunu duyan Uygurlar, hep birden şaşırmışlar,
Bu durumu görenler, aklını kaçırmışlar.
On ay on gece kayın, ışık ile sarılmış,
Bir gün tam şafakleyin, kayın birden yarılmış.
Beş güzel çocuk çıkmış, kayının ortasından,
Gözleri kamaştırmış, bakmışlar arkasından.
Gün olmuş zaman olmuş, hepsi kocaman olmuş,
Küçükleri "Böğü-Han", Uygurlara Han olmuş.

Türklere göre cennette, " Kutsal ağaç " ile bu ağacın kökünde bir " Ana-Tanrı " vardı. Efsanede bazı dış tesirler vardır. Fakat ana motifler, en eski Türk mitolojisinin özelliklerini taşırlar. Türklerde nehirlerin kavuştukları yerler, kutsal idiler. Tıpkı Oğuz destanında olduğu gibi burada da, " nehirlerin arasında kutsal bir adacık " görülmektedir. " Kayın ağacı ", Türklerin kutsal ağaçlarından biri idi. Tanrı, kendi haberlerini, kayın ağacı yolu ile gönderirdi. Bu ağaç aynı zamanda, bütün insanlığın atası olan, bir " Kadın-Ana " yı da içinde saklardı. Dede Korkut kitabında da, şöyle deniyordu: " Başun ala bakar olsam, başsuz ağaç! Dibün ala bakar olsam, dipsüz ağaç! "
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19-04-2006, 19:52
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

söz ağaçlardan açılmışken Mesnevi, II. cilttinden bilge ağacına yer vermeden olmaz sanırım,
ayrıca sargon gercekten güzel işliyorsun konuları 1 mayıs hakkında bu kadar ayrıntı vererek yazman en azından zamanımızı ayırıp sitede okuduğumuz bir çok boş konudan iyi geliyor uğraşların için teşekkürler...

Bilginin biri, Hindistan’da bir ağaç vardır,- meyvesini yiyen ne ihtiyarlar, ne ölür diye hikâye eder. –
Bir padişah bunu duyar, doğru sanıp o ağaca ve meyvesine âşık olur.
Bu ağacı bulmak, meyvesini getirmek üzere adamlarından bilgili birisini Hindistan’a yollar. Adamcağız, Hindistan’da yıllarca o ağacı arar tara. Kime sorsa, bu ne arıyor, deli mi ne diye güler, alay eder. Ümit ipi üzülür, aradığını aramaz olur, usanır. Padişahın yanına dönmeye niyet eder. Ağlaya ağlaya yola düşer. Meğerse o adamın ye’se (üzüntü) kapılıp geriye döndüğü memlekette kerem sahibi, büyükler büyüğü bir er varmış. Adam, ümitsiz bir halde onun tapusuna (huzuruna) varayım da oradan yola düşeyim der. Gözü yaşlı, bulut gibi yaş döke döke huzuruna varır. Acımanın, esirgemenin tam zamanı der, ümidim kesildi, lütfedecek an, bu an. O er, adamın derdini anlayınca gülümser de der ki: Ey saf adam, bu ağaç bilgi sahibindeki bilgidir. Pek yüce, pek büyük ve etrafa yayılmış bir ağaçtır o. Hatta ağaç da ne demek? Her tarafı deniz gibi bir dirilik suyudur. Ona bazı kere ağaç derler, bazı kere güneş. Bazı kere deniz adını takarlar, bazı kere bulut. Hasılı o, öyle bir şeydir ki, yüzbinlerce eseri var. En değersiz hassası, sahibine ebedî bir dirilik bağışlamasıdır. Tektir ama, binlerce eseri, nişanesi var. O bire, sayısız adlar gerek. Bir adam, senin baban olur ama, başka birisinin de oğludur. Birisine düşmandır, onun hakkında kahırdan ibarettir, diğer birine lütuftur, iyilikte bulunur, onca iyidir. Bir tek adam olduğu hâlde, bak, yüzbinlerce adı var. Bir vasfını bilen, öbürüne karşı kördür, öbürünü bilmeyebilir. Kim, bu ad doğru diye ada yapışır, onu ararsa senin gibi ümitsizliğe düşer, perişan olur. Ne diye bu ağacın adına yapışırsın da, dili dimağı acı talihsiz bir hâle düşersin? Addan geç, sıfatlarına bak da sıfatlar, seni onun üzerine, kendine ulaştırsın. Halkın aykırılığı addan meydana gelir, fakat anlama ulaşınca, rahatlaşırlar (Mesnevi, II. ciltten)

daha uzun tutarak sıkmamak için konuyu özetle aktardım...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 19-04-2006, 20:12
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Yaşasın 1 Mayıs!

KUTSAL AĞAÇLAR VE "ANA-TANRI"

Eski Türklere göre, ağacın yalnız gövdesi ve yapraklar değil; kökleri de önemli idi. Çünkü " Dede Korkut " kitabında da dendiği gibi, onun kökleri dipsiz, yani, yer altı âleminin en derin noktalarına kadar gidiyor ve oralardan da haber getiriyordu. Gerçi Türklerin bu kutsal ağacı ile, Önasya mitolojisindeki " Tuba ağacı " arasında, bir ilgi de yok değildi. Ama, aralarındaki fark, çok büyüktü. Sibirya'da yaşayan Yakut Türklerinin efsanelerinde, böyle bir ağaç için, şöyle deniyordu:


Gitmiş sormuş ağaca, benim anam, kim diye!
Elbet bir atam vardır, benim babam, kim diye!
Ağaç da dile gelmiş, soyunu sayıp dökmüş,
Er-Sogotoh adlı er, saygı ile diz çökmüş.
Gök tanrısı Er-Toyon, onun babası imiş,
Karısı Kübey Hatun, onun anası imiş.


Türk mitolojisindeki bu ağaç da, tıpkı İslamiyetteki " Tuba ağacı " gibi, gökyüzünde ve cennette bulunuyordu. Fakat Türklerin bu ağacının, bir de sahibi vardı. Yakut efsanesi, ağacın bu sahibini de şöyle anlatıyordu:


Bu kutsal ağacın da, var idi bir sahibi,
Bir dişi Tanrı idi saçları da kar gibi!
Kendisi ihtiyardı, göğsü de ap alaca!
Görenler sanır idi, bir keklik gibi kırca!
Memeleri büyüktü, aşağıya sarkardı!
Uzaktan bakan kimse, iki tulum sanardı!
Aslında ise ağaç, normal boydan küçüktü!
Ana Tanrı gelince, ona göre büyürdü!
Büyürken sesler çıkar, gürültüyle esnerdi,
Bu sesler yavaş yavaş, gittikçe genişlerdi.


Sibirya'nın en kuzeylerinde yaşayan ve yüzyıllar boyunca, hiçbir yabancı görmeyen Yakut Türklerinin bu efsanesinde de, ağacın sesler çıkardığı ve içinde de, bir " Ana-Tanrı " nın bulunduğu, açık olarak görülmektedir. Bazı Türk efsanelerine göre ise, bu " Ana-Tanrı " zaman zaman ağaçtan çıkıyor ve göklerde geziniyordu. Bazı efsanelerde ise, bu Ana-Tanrı, denizin diplerinde yaşardı. Altay Türkleri bu Ana-Tanrı'ya " Ak-Ana " adını veriyorlardı. O'da bir yaratıcı idi. Yeri, göğü ve insanları yaratan Tanrı Ülgen'e, yaratma gücüne de o vermişti.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:12 .