
31-08-2010, 20:07
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Aug 2010
Mesajlar: 519
|
|
islama göre erkek ikinci eşi sorgusuz sualsiz alabilir mi?
islama göre ikinci,üçüncü eş almanın kuralları varmı?
kuralları olduğu söylenir ve öyle anlatılır ama ben kuranda
böyle kurallara raslamadım.
anadoluda da çok duyarım.adamın eşinin üzerine birini kaçırıp
getirdiğini.ama buğünün toplumunda bu durumu kabul eden kadın çok azdır.
eşinin üzerine eş getiren yakından şahit olduğum iki aile oldu.ikisininde eşi kabul etmeyip evi terkettiler.
islama göre evi terketmek doğrumu?
erkeğin ikinci eşi almasında ilk eşinin razı olması şartı varmı? ölyle anlatılır ama kuranda ben böyle ayetlere raslamadım.
hadis varmı bu konuda?
|

31-08-2010, 20:24
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Aug 2008
Mesajlar: 1.186
|
|
denklem taktın sen bu evlilik ayetlerine haa...
nisa 3 e bakarsan orda acık ve net anlatıyor kuralları...görmedin sanırım...
|

31-08-2010, 20:59
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Aug 2010
Mesajlar: 519
|
|
Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.nisa 3
bu ayetle ilğili elmalılı tevsirinde şunlar var:
- Buhari ve Müslimde de rivâyet olunduğu üzere Urve b. Zübeyr (r.a.) demiştir ki: "Ben, Hz. Âişe (r.a.)den ilâhî kelâmının mânâsını sordum. Hz. Âişe dedi ki: "Kızkardeşimin oğlu! Bu o yetimdir ki velisinin gözetimi altında bulunur ve mal hususunda ortak da bulunurlar. Malı ve güzelliği velisinin hoşuna gider, mehrinde adalet yapmıyarak onunla evlenmek ister. Başkalarının vereceği mehir kadar mehir vermez. İşte bu âyette bu gibi velilerin hakk ve adalete riâyet edip, mehirlerini özellikle en yüksek miktarına eriştirmedikçe gözetimleri altında bulunan yetim kızlarla evlenmeleri yasaklanmış ve hoşlarına giden diğer kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir. "Hz. Âişe devamla şöyle demiştir: Bu âyetten sonra insanlar bunlar hakkında Resulullah'tan fetva sordular, Aziz ve Celil olan Allah Teâlâ da: "Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: O kadınlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. Yazılan haklarını vermediğiniz ve kendileriyle evlenmek istediğiniz yetim kadınların, zayıf düşürülen çocukların hakkındaki ve yetimlere adaletli davranmanız hususundaki hükümleri, Kur'ân'da size okunan âyetler açıklar. Ne hayır işlerseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir". (Nisâ, 4/127) âyeti indirildi. Bu "Kur'ân'da size okunan" önceki âyetidir. âyeti de herhangi birinizin, himayesi altında bulunan yetim kıza, mal ve güzelliği az olduğu zaman rağbet göstermemesidir. Bundan dolayı, bunlara rağbet edilmediğinden dolayı mal ve güzelliğine rağbet ettikleri yetim kızları hak ve adaleti gözetmedikçe onlarla evlenmekten men edildiler."
Yine Sahih-i Müslim'de Hz. Âişe'den Urve, Urve'den oğlu Hişam yoluyla rivâyet edilmiştir. Hazreti Âişe demiştir ki: " âyeti şunun hakkında indi ki, bir erkeğin yanında yetim bir kız olur ve bu erkek onun velisi ve mirasçısı bulunur. Yetim kızın malı var, fakat o erkekten başka onu koruyacak ve evlenmesi için yol gösterecek bir velisi de yoktur. İşte biricik velisi olan bu erkek, malına tamah ederek, malına ortak olmak için onu kimse ile evlendirmez, evlenmesine engel olur, zarar verir ve birlikte yaşayıp hoş geçinmez. Bundan dolayı Allah Teâlâ buyurdu ki: "Size neler helal kıldım bak ve kendisine zarar vereceğin şu yetim kızı bırak" diyor.
"Yetimlerin mallarını veriniz ve malları dolayısıyla onlara zarar da vermeyiniz" mânâsıyla bu tefsirin bir önceki âyetle bağlantısı pek açıktır. Zuhrî ve Rebi de bu şekilde tefsir etmişlerdir. Ebu Bekir er-Razî de Ahkamu'l-Kur'ân'da bunu tercih etmiş ve bunun İbnü Abbas'tan da rivâyet edildiğini zikretmiştir. Böylece evlenmesi düşünülebilen velilerde amca çocukları gibi nikah düşen akrabalar olabilir.
2- İbnü Abbas hazretlerinden şu iki cümle rivâyet edilmiştir: "Erkekler, yetimlerin mallarından dolayı dört kadınla sınırlandırıldılar. Çünkü bir adam, yetimlerin malları ile dilediği kadar kadınla evlenebiliyordu, Allah Teâlâ bunu yasakladı." Buna yakın olmak üzere tabiîn müfessirlerinden Hasan b. el-Hasan hazretleri de demiştir ki: Veliler, velâyetleri altında bulunan yetim kızlardan nikahı halil olanlarla evlenirlerdi. Fakat kendilerine rağbetlerinden değil, mallarına rağbet ettiklerinden dolayı evlenirlerdi. Ve bundan dolayı onlarla iyi geçinmiyorlardı, miraslarını yemek için ölümlerini gözlerlerdi, bundan men edildiler.
3- Bundan önceki âyeti inince veliler, yetimlerin haklarında adalet yapamayıp günaha gireceklerinden korkarak onlara vasilikten çekinmeye başlamışlar. Ve halbuki o zaman nikahları altında on veya daha fazla veya daha az kadın bulunabiliyor ve bunların haklarını gözetemiyorlardı, adalet yapamıyorlardı. Bundan dolayı bu âyetle onlara şöyle denilmiş oluyor: "Eğer yetimlerin haklarında adalet yapamamaktan korkuyor ve bundan dolayı onlara velilikten çekiniyorsanız, genel olarak kadınlar hakkında da adaletsizlikten korkunuz da haklarını yerine getirebileceğiniz miktarda kadınlar alınız ki bu da en son dört tane olabilir." İbnü Abbas'tan naklen Katâde ve Sûddi böyle söylemişlerdir. Fakat bu rivâyet şöyle şarta bağlanıyor: Buna göre önceki âyetin bundan önce inmiş ve yaygın olması gerekiyor. Halbuki onun hükmünün ortaya çıkması bundan sonraki (Nisâ, 4/5-6) âyetlerine bağlı bulunuyor. Bu ise beraber inmelerini gerektirir. Onun için bu mânâ açısından sebeb, zikredilen âyet değildir; cahiliyye devrinde bile Arapların yetimlerin işlerini günah sayıp da kadın işini günah saymamaları olduğu zikrolunuyor ki, İbnü Cerir Taberi de Süddi'den ve Katede'den bu şekilde rivâyet etmiştir. Sa'id b. Cübeyr hazretleri de demiştir ki: "İnsanlar o zaman bir emir veya yasak söylenmedikçe cahiliyle dönemi gelenekleri üzere bulunuyorlardı. Resulullah'a yetimler hakkında soru sordular. Allah Teâlâ'da bunu indirdi ki yetimler hakkında adaletsizlikten korktuğunuz gibi kadınlar hakkında da korkunuz da adalet yapabilecek kadar evleniniz." demektir.
4- İkrime'den de şöyle rivâyet edilmiştir: "Kureyşten bir adamın bir çok kadınları bulunur, yanında yetimler de bulunurdu. Derken kendi malı tükenir, yetimlerin malına meylederdi. Bundan dolayı bu âyet indi: Bir adam dört, beş, altı ve on kadınla evlenirdi, diğer biri de ben de falan gibi niçin evlenmiyeyim der, yetimin malını alır, bu mal ile evlenirdi. Bundan dolayı dörtten fazla kadınla evlenmekten men edildi." Fahreddin Razi de: Bu görüş, gerçeğe en yakın görüştür. Çok sayıda kadınla evlenilince o oranda çok harcama ve masrafa ihtiyaç ortaya çıkacağından bu ihtiyacın sevkiyle (iticiliğiyle) yetim velilerinin, yetim malına tecavüz etmesinin gerçekleşmesi ihtimali üzerine Yüce Allah, fazla kadınla evlenmekten insanları korkutmuş gibidir." diyerek bunu tercih etmiştir. Fakat bu tercih, tenkide değer. Çünkü yasak sebebinin yalnız yetimin malına tecavüz endişesine bağlanması ve gerek yetimlerin nefsinin ve gerek diğer taraftan kadınlara adaletli davranma meselesinin asıl sebepte düşünülmemesi ve bunların nihâyet bir delalet (yol gösterme) mevkiinde tutulmaları âyetin derin ve çeşitli olan iniş hikmetinin hakkını vermemektir. Sonra cariye meselesinde aynı sakıncanın söz konusu olmayacağı da kabul edilemez. Bundan başka âyetin burada bulunması doğrudan doğruya kadın sayısını azaltmayı hedef edindiği, ilk önce ve bizzat dörtten fazlasını yasaklamaya yönelik bulunduğu da herkes tarafından kabul edilmiş değildir. Gerçi bu âyet ile birden fazla kadınla evlenmenin en fazla dört kadınla sınırlandırılması vaki bir emir ve bundan dolayı fazlasının yasaklanması da ister istemez sabit ve bu şekilde cahiliye geleneğine göre sayının aşağı indirilmesi de kesin olmakla beraber Kur'ân âyetinin, dörde indirmesi tarzında bir azaltma mânâsı ile değil, birden dörde kadar müsaade ile yine bir çeşit çoğaltma üslubunda bulunduğu ve Hz. Aişe'nin dediği gibi, "Bakınız ben size neler helal ettim" mânâsını bildirdiği de apaçıkça anlaşılır. Bundan dolayı azaltma ve çoğaltmayı yasaklama, ibare ile değil, işaret iledir. Yukarda nakledilen İbnü Abbas'ın sözü de olsa olsa bu sayıyı azaltmanın ve fazlasını yasak etmenin ancak sabit olduğunu ifade eder.
bu ayette ve açıklamalarda gördüğümüz gibi buğün toplumda dindarların
söylediği kurallar yok.
müslümanlarda islamı ,buğünkü türk toplumunda kabul edilebilir göstermek için
bir çok kurallar uydurmuşlar gibi görünüyor.
|

31-08-2010, 21:36
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Aug 2008
Mesajlar: 1.186
|
|
adaletli olmak derken ne anlıyorsun sen sayın denklem...illa gözüne mi carpmak zorunda....
|

01-09-2010, 00:22
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Aug 2010
Mesajlar: 519
|
|
arkadaşım bence dini bir an önce bırak.ateist ol.o zaman göreceksin çok daha iyi
düşünebildiğini.
aralarında adaletli olmaktan korkarsanız diyor.muhammetde eşlerine eşit davranmakda zorlanmıştı.koymuş olduğu sırayı bazen ayşe lehine bozuyordu.orda bahsedilen adalet
budur işte.yoksa ilk eşin rızasını almak değil.
|

01-09-2010, 01:29
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Aug 2008
Mesajlar: 1.186
|
|
yok yok senle anlasamıcaz biz...  bir şey getiriyorsan ispatınla getir güzel kardesim..havaya konusma...neyi aleyhine bozmus getir bakalım...tez olusturalım.
adaletten ne anlıyorsun diyorum hala bir şeyler yazmaya calısıyorsun bana..ayeti tekrar oku...
|

01-09-2010, 13:58
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
|
|
Son yüzyila gelene kadar kadin ekonomik olarak erkege bagimliydi dolayisiyla sesi cikamazdi bunu belirleyen islam deyil ekonomik sebepler,burda almanyada hicbir kadin hicbir erkege ekonomik bagimli deyil dolayisiyla hicbir erkek ikinci kadindan bahsedemez ancak kadin isterse,sen baska kadin istiyorsan bende baska erkek istiyorum diyor,bunun icin swingerclub ler var ve esler orda bulusup es deyistiriyorlar,,ekonik olarak erkege bagimli kadinin sesi cikamaz ,sadece kadin deyil akonomik olarak baskasina bagimli olan hicbir insanin sesi hicbir konuda cikamaz,para kimdeyse onun borusu öter,bunu ne islam nede baskabir din belirleyebilir,ya para yada parayi elinde bulunduran insanin vicdani.
Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
|

01-09-2010, 15:29
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Aug 2010
Mesajlar: 519
|
|
troyya´isimli üyeden Alıntı
yok yok senle anlasamıcaz biz...  bir şey getiriyorsan ispatınla getir güzel kardesim..havaya konusma...neyi aleyhine bozmus getir bakalım...tez olusturalım.
adaletten ne anlıyorsun diyorum hala bir şeyler yazmaya calısıyorsun bana..ayeti tekrar oku...
|
troyya arkadaşım ben adaletten ne anladığımı yazdım.
ben sizin ne anladığınızı anlamadım. iki satır yazıp kaçacağınıza
ne anldğınızı yazında öğrenelim.
|

01-09-2010, 15:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Aug 2010
Bulunduğu yer: bursa
Mesajlar: 61
|
|
adalet izin istemekse peygamber diğer eşlerinden izin almış mı her seferin de ya da ilk seferinde?
|

01-09-2010, 15:40
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jun 2005
Mesajlar: 355
|
|
denklem´isimli üyeden Alıntı
troyya arkadaşım ben adaletten ne anladığımı yazdım.
ben sizin ne anladığınızı anlamadım. iki satır yazıp kaçacağınıza
ne anldğınızı yazında öğrenelim.
|
Yahu hangi kadın,kendi üstüne ikinci kadınıc kabul eder?
Hangi kadın dört gözle,haftada bir yatak sırasını beker?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:36 .
|