
14-09-2010, 22:26
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 18 Aug 2010
Mesajlar: 2.389
|
|
Kur'an Değiştirilmiştir
Zümer 10. ayette Muhammed çok büyük bir gaf yapmıştır.İnsanlara ''kullarım'' diye hitap ediyor.Düpedüz şirk.Bunun hakkında bir araştırma yaparken,Hakkı Yılmaz'ın bir makalesinde anlatılan daha vahim bir durumla karşılaştım.Şimdi makaleyi sunuyorum.Hem bu makaleyi yazıp hem de nasıl Müslüman olabilir bir insan,ben bir türlü akıl erdiremedim.
Zümer; 10 ve 53. ayetler
10. De ki: “Ey iman etmiş olan kullar/kölelerim! Rabbinize takvalı davranın. Bu dünyada iyilik-güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Şüphesiz Allah’ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenler, mükâfatlarını hesapsız tastamam alacaklardır.”
Bu ayette Rabbimiz Resulullah’a yakın çevresine, o dönemde sahibi olduğu kölelerine/ tüm kullara, Allah’a karşı takvalı olmalarını söylemesini buyurarak bu dünyada iyilik-güzellik üretenlere bir güzellik olduğunu, Allah’ın yeryüzünün geniş olduğunu ve sabredenlerin ecirlerinin tastamam ödeneceğini ilân ettirmektedir. Bu ayet tüm insanlığa yönelik bir beyannamedir.
Suredeki bu ve 53. ayetin teknik yapısı bir takım sorunları ortaya koymaktadır. Şöyle ki:
Her iki ayet de “ قلQul [De ki]” emri ile başlamakta ve hemen ardından gelen nida cümleleri de bu ‘Qul’ emir fiiline mef’ulu bih olmaktadır. Ayetlerdeki “ يا عبادِالّزين yâ ıbâdillezîne” ve “ يا عبادىَ الّزينyâ ıbâdiyellezîne” terkiplerine baktığımızda, birinci olarak, harf-i nidayı dikkate almadan, sahih bir kelimenin [ıbâd sözcüğünün] “yâ-i mütekellim”e muzaf olduğunu, bu nedenle de “yâ-i mütekellim”den önceki sahih kelimenin son harfinin [dal harfinin] harekesinin esreleştiğini görüyoruz. İkinci olarak, başına harf-i nidanın gelmesiyle bu izafet terkibinin münâdâ makamında olduğunu, bu durumlarda terkibi “yâ ıbâdiye!”, “yâ ıbâdî!”, “yâ ıbâdi!” ve “yâ ıbâdâ!”” olmak üzere dört vecihte de okumanın mümkün olabileceğini biliyoruz. Üçüncü olarak da, konumuz olan 10. ayette “yâ-i mütekellim”in ıskatını ve kesre ile iktifa edildiğini görüyoruz. Kısaca özetlersem, her iki ayette de “yâ-i mütekellim” mevcut olup birinde bariz, ötekinde ise sakıttır. Anlatmak istediğim bunların beyanı değil, bu terkiplerden anlaşılan lafzî mânâdır. Lafzî mânâya göre, “kullarım!” nidasındaki ‘kullar’ peygamberin kulları olmaktadır. Yani “Ey .... kullarım!” diyen ya da diyecek olan, emrin muhatabı olan peygamberdir. Bu durumda peygamberin muhatabı olan insanlar peygambere kul olmaktadır. Yani Peygamber insanlara “Ey kullarım!” [Peygamberin kendi kulları, Allah’ın kulları değil] dedirtilmektedir.
“Qul” emri ile başlayan diğer tüm ayetlerde ise durum lâfzî mânâ ile uyumludur. Herhangi bir dikkat çekici unsur söz konusu değildir. Aynı surenin 11, 13, 14. ayetlerinde ve İhlas, Kafirun, Muavvezeteyn surelerinde ve diğer tüm benzer ayetlerde olduğu gibi...
Durum böyle olunca, böyle bir mânâ tüm İslam ilkelerine, fıtrata ters düşmektedir.
Allah’ın kendisine kitap, hüküm [yasamayı yürütmek] ve peygamberlik verdiği hiçbir beşer için [İnsanlardan hiçbir kimse için], insanlara: “Allah’ın astlarından bana kul/köle olun” demek yakışmaz. Fakat: “Öğrettiğiniz ve ders aldığınız [okuduğunuz] kitap gereğince Rabb’e içtenlikli kullar olunuz” (demesi yaraşır). (Al-i Imran/79)
Gerçek bu iken Kur’an meali yapanlar ve sözde tefsir yazanlar bu gerçeği örtbas edip geçmektedirler ya da farkına varamamaktadırlar. Farkında olanların bazısı da araya “(Benim adıma) de ki:” tarzında bir parantez sokuşturarak meseleyi çözmeyi yeğlemektedirler. Bu tavır, çelişkinin, tutarsızlığın itirafından başka bir şey değildir.
Bu aciz, fakir kul Hakkı Yılmaz ise bu sorunu iki yönlü olarak çözme gayretini göstermiştir.
ÇÖZÜM
Birinci Yol: “ عبادIbad” sözcüğünün “kullar” yerine “köleler” diye çevrilmesidir. Biliyoruz ki “ عبدabd” sözcüğü “kul, köle” demektir. Nitekim Bakara ve Nur surelerinde bu anlama ilişkin tekil ve çoğul örnekler mevcuttur:
Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikâhlamayın. İman etmiş bir cariye -sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman etmiş bir erkek köle -sizin çok hoşunuza gitmiş olsa da- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, öğüt alıp düşünürler diye insanlara ayetlerini açıklar. (Bakara/221)
Ve sizden kocası olmayanları, erkek kölelerinizden ve kadın kölelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi fazlından onları zenginleştirir. Şüphesiz ki Allah, Geniş Olan ve En İyi Bilen’dir. (Nur/32)
Bu örnek ayetlerdeki anlamdan hareketle, konumuz olan 10. ve 53. ayetlerdeki “Ya ibadiye” sözcüğünü peygamberimize ailesinden intikal eden birkaç kişiye indirgeyerek “kölelerim” diye anlamlandırmak, bu ayetlerdeki evrensel çağrıyı göz ardı etmek ve anlamı daraltmak demektir. Sözcüğü “köle” anlamıyla ele alarak ayete “Ey kölelerim!” diye anlam vermek her ne kadar mümkün olsa da, mesajı evrensellikten mevziiliğe indiren bu anlamlandırmanın iyi bir çözüm olduğu söylenemez.
İkinci Yol: Mushafın Kopyalanması Sırasındaki Kâtip Hatası:
Arşivlerde korunan ve II. Halife Osman’a nispet edilen mushafların aslında ona ait olmadığı, Halife Osman’dan 60-80 yıl sonraki döneme ait istinsahlar olduğu bilim adamlarınca tespit edilmiştir. İlk mushaflar karşılaştırıldığında, bazı kelimelerin hem aynı mushaf içerisinde, hem de birine göre diğerinde farklı imlalarla yazıldığı görülmektedir. Ayetlerin teknik ve semantik yapılarına bakıldığında, gerek ilk metindeki kâtip sehivleri, gerekse sonraki kâtiplerin sehivleri olmak üzere bu yazımların birçoğunun istinsah edenler [kopya çıkaranlar] tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Konumuz olan 53. ayet bazı nüshalarda “ و قلve kul [Ve de ki!]” diye başlamaktadır. Ancak bu bizim üzerinde durduğumuz sorunu çözmemektedir.
Bizden evvel bu konuda çalışma yapanlar Zuhruf suresinin 68. ayetindeki “ يا عباد ya ıbad” sözcüğünün farklı yazıldığını tespit etmişlerdir. Bu tespit daha evvel ilim camiasına sunulmuştur.
Zuhruf suresinin 68. ayetindeki “ يا عبادya ıbad” ifadesi, Osman mushafı olarak bilinen mushaflardan Mekke, Kufe, Basra, Kahire, TİAM mushaflarında “ يا عبادَYa ıbade” olarak yazılı iken, Medine, Şam, Topkapı Mushaflarında “ يا عبادىYa ıbadiye” şeklinde yazılıdır. (Mushaf-ı Şerif; Arapça s.152, Türkçe; s. 135. 6. sıra. Dr. Tayyar Altıkulaç, İSAM Yayınları)
Bizim iddiamız şudur: Zümer/53’deki “ يا عبادىYâ ıbâdiye” sözcüğünün sonundaki “ ىye” harfi, kopya çıkaran [müstensih] kâtip tarafından sehven yazılmıştır. Orada da 10. ayetteki gibi “ ىye” harfi olmamalıdır. Bu durumda her iki ayetteki “ عبادıbad” sözcüğü dilbilgisi kurallarına uygun olarak “ عبادَ ıbâde” diye kıraat edilmelidir. Buna göre cümlenin anlamı “Ey … kullar!” şekline dönecektir. Böylece de ortadaki sorun ortadan kalkacaktır. Sorunun çözümüne yönelik bu ikinci şık diğerine göre daha makul bir çözümdür.
Hakkı Yılmaz
Tanrı'nın Adımlarını İzle Ama Asla Takip Etme!
Blog Facebook
|

14-09-2010, 22:33
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Sep 2010
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 429
|
|
Tanri elcisine dedirttigi sözler ve cogu ayetlerde böyledir. Simdi böyle dedirttirmek yerine dogrudan demis olsaydi daha kolay olabilirdi.
|

15-09-2010, 16:01
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 802
|
|
Ben kimsenin kulu/kölesi degilim. Beni bu dünyaya allahın getirdigine dair en ufak bir delil
yok. Hem öyle varsaysam bile ben bu çileli hayat için ona tapmak yerine küfrederdim.
Hayatından memnun olan insan sayısı çok azdır.
İnsanların yüzlerine bakın yolda giderken.
Herkeste bir hüzün...
|

15-09-2010, 16:05
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 238
|
|
|
Ben kimsenin kulu/kölesi degilim. Beni bu dünyaya allahın getirdigine dair en ufak bir delil
yok. Hem öyle varsaysam bile ben bu çileli hayat için ona tapmak yerine küfrederdim.
Hayatından memnun olan insan sayısı çok azdır.
İnsanların yüzlerine bakın yolda giderken.
Herkeste bir hüzün...
|
insanların bir umudu var oda cennet...  cennetin olmadığını gördüklerinde acaba ne hissedecekler.
|

15-09-2010, 16:52
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Jul 2010
Bulunduğu yer: Siteye ulaşabildiğim herhangi bir yer
Mesajlar: 536
|
|
Budizm de müslümanlık da fakirliğe şükretmek gerektiğini, başkaldırmamak gerektiğini öğretir. Bunu yapıncaysa budizm bir sonraki hayatta zenginliği; müslümanlıksa sonsuza kadar cenneti vadeder. her iki din de zenginin daha zengin olma çabasını destekler, fakir halk ise başkaldırmayarak
'' ekmek yok, pasta da yok! allaha şükür''
diyerek, sabahtan akşama altın çatallarla havyar yiyen zengin kesime baş kaldırmaz aksine boyun eğerek daha fazla zenginleşmesi için çaba harcar.
İşte bu yüzden zenginler bu ülkelerde dini mekanların yayılması için her türlü çabayı harcar. O yüzden ki en fakirlerin olduğu yerlerde zenginler tarafından yapılmış bir sürü cami ve kuran kursu vardır.
Bu durumda bir müslüman kul köle olmaktan hiç bir zaman kurtulamaz. Kendince yaratıcısına kul köle olduğunu düşünürken; aslında zengin sınıfa köle olduğunu anlayamaz.
Bu yüzden dünyanın en zenginleri araplardan çıkar ya da hintli bir zenginin düğününde kilolarca altın takılır.
Bu yüzden bu ülkelerin siyaset adamları diğer ülkelerin siyaset adamlarından çok daha zengin ve lüks içerisinde yaşar.
Ne diyeyim; muhammed, kendisi ve ailesi lüks bir hayat yaşasın diyerek bu kitabı yazdı. Emeviler durumdan yararlanarak bu kitabı kullandı. Sonra abbasiler, sonra osmanlı.
Bu adamlara bir şey diyemiyorum ama bu durumu göremeyen insanlara gerçekten üzülüyorum.
Ömer hayyamın dediği gibi
Gökyüzünde bir öküz varmış adı pervin,
Birisi de altındaymış yerin.
Sen asıl iki öküzün arasında,
Tepişmesine bak şu eşeklerin
Saygılarımla
|

15-09-2010, 16:59
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2010
Bulunduğu yer: Heryer
Mesajlar: 291
|
|
Sayın Dark Prince,
Hakkı Yılmazın açıklamaları extrem/uç noktada TEKNİKdir.
Onun Arabca bilgisi şu an yaşayan hiçbir Arabda yoktur.Ancak bu konularda alt yapısı olmayanlar için çok ağır konuarı işler.
Birçoğunu da isabetli buluyorum.
Konunu tam anlaşılması için "Kuranda konuşan kimLER?" başlılı bir makalem vardı bu sitede...
Saffat suresinde "Meleği Ala" konusuna br göz atmanızı tavsiye ederim.
Kuranda Allahın konuşduğunu zanneden birçok insan var.
Ama gerçekler öyle değil...
Musa ile geçen dialoglarda "ENE" yani Ben ifadesi vardır...Onun dışında ki BİZ ifadeleri Meleği Alaya atfen...
Konuşan Muhammed de değildir.O nedenle QUL yani DE ki...ifadesi ile başlıyor Ayetler...
Saygılar...
|

15-09-2010, 19:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 18 Aug 2010
Mesajlar: 2.389
|
|
kuranda kimin konuştuğu belli değilki,meleklerden birden allaha atlar.
ben bunun açıklamasında değilim.neyi itiraf ediyor alimimiz;mushaflarda değşiklikler varmış,hangi mushafın muhammedden geldiği belli değilmiş ve bizim bildiğimiz kurandaki ''ye'' harfi katip tarafından şehven yazılmış.yani kuran değiştirilmiş,güvenilir değilmiş.
Tanrı'nın Adımlarını İzle Ama Asla Takip Etme!
Blog Facebook
|

15-09-2010, 21:02
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2010
Bulunduğu yer: Heryer
Mesajlar: 291
|
|
Sn. yagmurcu,
Bunu yazan eğer Müslüman olduğunu iddia ediyorsa veyl olsun.
"Makalem var" diyen benim,sayın dark değildi.
Siz daha okuduğunuzu anlayacak durumda değilsiniz.
Ketebe yazmak Kıraat okuyuş demektir.
Üstelik *de richtungen der islamichen koranauslegung* yazan onun doğrusu: Die Richtungen der İslamischen Koranauslegung
Almancasından okumuştum.Tıpkı Kuranıda Arabcasından ANLAYARAK okuduğum gibi.
Bizler Mütevazi davrandıkca,ortaya kendini bilmezler çıkıp boş iletiler asıyorlar.
Belkide sayın Dark'ın yaptığı gibi Gülüp geçmek lazım...
Konu Nova tarafından (19-09-2010 Saat 01:25 ) değiştirilmiştir.
Sebep: alıntı düzenlemesi
|

18-09-2010, 21:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 18 Aug 2010
Mesajlar: 2.389
|
|
ExEgoist´isimli üyeden Alıntı
sn yagmurcu
Bunu yazan eğer Müslüman olduğunu iddia ediyorsa veyl olsun.
"Makalem var" diyen benim,sayın dark değildi.
Siz daha okuduğunuzu anlayacak durumda değilsiniz.
Ketebe yazmak Kıraat okuyuş demektir.
Üstelik *de richtungen der islamichen koranauslegung* yazan onun doğrusu: Die Richtungen der İslamischen Koranauslegung
Almancasından okumuştum.Tıpkı Kuranıda Arabcasından ANLAYARAK okuduğum gibi.
Bizler Mütevazi davrandıkca,ortaya kendini bilmezler çıkıp boş iletiler asıyorlar.
Belkide sayın Dark'ın yaptığı gibi Gülüp geçmek lazım...
|
sizin gibi müslümanları gördükçe nasıl sevindiğimi bilemezsiniz.diğer dindekileri ve dinsizleri düşman olarak görmemeniz ve kendi dininizden olanların bile onlara yaptıkları saygısızlıklara karşı olmanız beni çok etkiledi.üstün tavrınızdan dolayı tebrik ediyorum sizi.
Tanrı'nın Adımlarını İzle Ama Asla Takip Etme!
Blog Facebook
Konu Nova tarafından (19-09-2010 Saat 01:27 ) değiştirilmiştir.
|

19-09-2010, 00:12
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2010
Bulunduğu yer: Heryer
Mesajlar: 291
|
|
Dark_Prince´isimli üyeden Alıntı
sizin gibi müslümanları gördükçe nasıl sevindiğimi bilemezsiniz.diğer dindekileri ve dinsizleri düşman olarak görmemeniz ve kendi dininizden olanların bile onlara yaptıkları saygısızlıklara karşı olmanız beni çok etkiledi.üstün tavrınızdan dolayı tebrik ediyorum sizi.
|
Sayın Dark,
Bu güzel sözlerinizi hak etmiyorum ama nezaket gösterip yazmışsınız teşekkür ederim.
Aslına bakarsanız bizim için "diğer dindekiler" ve hatta "dinsizler" diye bir ayrım yoktur.
İYİ ve KÖTÜ vardır.İyi insan ve İyiliğinin/Özünün Farkında olmayan insan vardır.
Fussilert 34 bizim ulaşmak istediğimiz noktadır.
Saygılar...
not: Sayın yağmurcu size de Qassas 55 ile cavap vermek durumundayım.
Çünkü sizin bir insan hakkında araştırma dediğiniz "zahmet edib",Google da aramak ve karşınıza çıkanlara bilgi demeniz ve zan ile hareket etmeniz maalesef bunu gerektiriyor.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:17 .
|