Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-09-2010, 07:24
Yılmaz34 Yılmaz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Jul 2010
Mesajlar: 88
Standart Tanri, ÖlÜmden sonra yaŞam Üzerİne

Arkadaşlar bu sitede ateistte var deistte var agnostikte var. Hatta dine sahip olanlarda var. Onun için bu görüşlere katılmayabilirsiniz ama TANRI var diyelim (ben inanıyorum), TANRI yı kabul edersek bu sefer karşımıza ölüm sonrası gelir. TANRI varsa ben ölüm sonrasıda vardır diye düşünüyorum.

Neden mi? Bu dünyada sakat doğan çocukları düşünün, zulme uğrayan, haksız yere öldürülen insanları düşünün, bu kişilerin çektikleri yanlarına mı kalacak, TANRI bunlara sabırları karşılığında ödüller vermeyecek mi?

Birde insanları katleden, haksız savaşlar açan, zalimleri düşünün. TANRI varsa bunlara ceza vermeyecek mi?

Tanrının varlığı ve yokluğu ilk bakışta yüzde 50 yüzde 50, eğer varlığı ortaya çıkarsa ölüm sonrası diriliş ve hesaplaşma olur diye düşünüyorum.

Dikkat ederseniz herhangi bir dine göre yorumlamadım ahiret inancını, sadece acı çekenlerin acılarının yanlarına kalması beni çok öfkelendiriyor, zalimlerin yaptıklarının yanlarına kâr kalması beni çıldırtıyor.

TANRI VARSA MUTLAKA ÖLÜM SONRASI DİRİLİŞ VE HESAPLAŞMA OLMALIDIR.

Siz ne düşünüyorsunuz? Lütfen TANRI nın olduğunu kabul ederek yorumlayın, direkt olarak kestirip atmayın TANRI yoktur diye...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-09-2010, 08:07
Voltaire Darwin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Voltaire Darwin Voltaire Darwin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 May 2010
Mesajlar: 390
Standart

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
TANRI varsa ben ölüm sonrasıda vardır diye düşünüyorum.

Neden mi? Bu dünyada sakat doğan çocukları düşünün, zulme uğrayan, haksız yere öldürülen insanları düşünün, bu kişilerin çektikleri yanlarına mı kalacak, TANRI bunlara sabırları karşılığında ödüller vermeyecek mi?

Birde insanları katleden, haksız savaşlar açan, zalimleri düşünün. TANRI varsa bunlara ceza vermeyecek mi?

Tanrının varlığı ve yokluğu ilk bakışta yüzde 50 yüzde 50, eğer varlığı ortaya çıkarsa ölüm sonrası diriliş ve hesaplaşma olur diye düşünüyorum.

Dikkat ederseniz herhangi bir dine göre yorumlamadım ahiret inancını, sadece acı çekenlerin acılarının yanlarına kalması beni çok öfkelendiriyor, zalimlerin yaptıklarının yanlarına kâr kalması beni çıldırtıyor.

TANRI VARSA MUTLAKA ÖLÜM SONRASI DİRİLİŞ VE HESAPLAŞMA OLMALIDIR.
Sayın Yılmaz34,

Tanrı fikrinden ne anladığımız çok önemli. Çünkü kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Tanrı kavramı size göre göklerde bir yerde bir tahtta oturan kral gibidir, bir başkasına göre evrenin kainatın kendisi hep buradaydı, hep burada olacaktır ve işte buna tanrı denebilir...

Ancak semavi dinlerdeki tanrı fikri Zeus gibi gökte duran bir adalet sağlayıcı gücü savunur. Yukarıdan kullarını gözetler ve adaleti sağlar. Bir de Ölümden sonra yaşamı.

Lütfen sizde biraz materyalist açıdan bakmaya çalışın. Tüm gerçekler madde ile açıklanabilen gerçeklerdir. Hep böyle olmuştur. Aksi sadece inanç olarak kalmıştır.

Tanrı farklı bir şekilde olsa bile illa adaleti sağlayacak diye bir şey yok. Olsaydı içinde yaşadığımız dünyada olurdu.

Tanrı fikri konusunda çekimserim. Ancak ölümden sonra yaşam fikri iyice saçma geliyor artık...

Yaşamı en değerli kılan yanı, bir sonu olduğunu ve bir tekrarı olmadığını bilmektir....
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-09-2010, 08:56
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden mi? Bu dünyada sakat doğan çocukları düşünün, zulme uğrayan, haksız yere öldürülen insanları düşünün, bu kişilerin çektikleri yanlarına mı kalacak, TANRI bunlara sabırları karşılığında ödüller vermeyecek mi?

Birde insanları katleden, haksız savaşlar açan, zalimleri düşünün. TANRI varsa bunlara ceza vermeyecek mi?
Sayin Yilmaz34;


Niye sakat dogan cocugu dusunuyorsunuz ki? Onu da tanri yaratmadi mi?

Zulme ugrayani veya zulme ugratani da tanri yaratti.

Tanri niye odullendirmek veya cezalandirmak zorunda? Kendi kendine mi odul veya ceza verecek, bunu zulme ugrattim, bunu sakat yarattim vs. diye?

Dogmayi onlar kendileri istemedi ki??? Siz dogmayi kendiniz mi istediniz?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-09-2010, 09:11
Yılmaz34 Yılmaz34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Jul 2010
Mesajlar: 88
Standart

Tanrı varsa ahirette var, sonsuz bir yaşamda sevdiklerimizle birlikte olmakta. Tanrı bize bu mutluluğu verecek diye umuyorum. Ama ödül-ceza olayını dinlere göre değerlendirmeyecek insanlığa ve dürüstlüğe göre değerlendirecek diye düşünüyorum. Çünkü ben alemlerin Tanrısına inanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-09-2010, 10:06
Bilge Engin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilge Engin Bilge Engin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Jul 2010
Bulunduğu yer: Siteye ulaşabildiğim herhangi bir yer
Mesajlar: 536
Standart

Sayın Yılmaz 34

Tüm dünya üzerindeki insanları incelerseniz dinine sıkı sıkıya bağlı olanlar, genellikle haksızlığa uğrayan, fakir, güçsüz, yaşadığı zulmün sonunda karşılığını verememiş insanlardır.

Yukarıda söylediğiniz tanrı fikri ve bu tanrının ödül ceza gibi bir adalet sağlayıcısı bir role bürünmesi ise tüm dinlerdeki insanların ortak görüşüdür.

Tanrın kötüyü cezalandırıp, iyiyi ödüllendirmesi fikri insanların içini rahatlattığı için tanrıya inanırlar.

Fakat gerçek malesef ki dostum böyle değildir. Ne bir tanrı vardır ne de ceza ya da ödül.

Yukarıdaki bireysel iç rahatlatma yöntemidir. Peki dünyadaki kurnaz insanlar bu durumu nasıl kullanmıştır bir de ona bakalım.

Tüm dinlerin dediği nedir, kötülüğü, haksızlığı tanrı cezalandırır. Peki kötülük ve haksızlık karşısında ne yapılmalı?

Yapanlar kendi dininden değilse iş kolay: yoket. Tanrının diğer tarafta vermesi gereken ceza; hem dünyada verildi, hem de tanrının diğer tarafta ceza verme süreci hızlandırıldı.

Peki bunu yapan kendi dininden ve din adamıysa(Ya da Türkiye'deki gibi din savunucusu rolune bürünmüşse)?

Bunlar tanrının buyruklarıdır. Haline şükretmeli ve tanrıya sığınmalısın. Bu metanetin sayesinde tanrı seni cennetle ödüllendirecek. Kötülük yapanlar da dindarlar değil diğerleri. Onları da biz cezalandıracağız.

Diğer konuya hiç girmiyorum, madem tanrı var ve yaratıklarının iyiliğini düşünüyor, niye dümanlığı, savaşı, haksızlığı, tecavüz ve cinayetleri engellemiyor diye bir sorgu işi iyice çıkılmaz noktaya getirir.

Bu yüzden tanrı konusunda geçekçi olman gerektiği düşüncesindeyim.

Saygılarımla...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-09-2010, 15:58
hackercesur hackercesur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 802
Standart

Yılmaz34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu dünyada sakat doğan çocukları düşünün, zulme uğrayan, haksız yere öldürülen insanları düşünün
Cevabını kendi içinde vermişsin zaten. O sakat doğan çocugun günahı nedir ?

Ya da haksız yere zulme ugrayan insanların suçu nedir ?

Yüce yaratıcı böyle bir test yaparak ne amaçlamaktadır ?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-09-2010, 15:59
/dev/null - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
/dev/null /dev/null isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Sep 2010
Mesajlar: 3
Standart

Merhaba Yılmaz34,

Sizinle aynı duyguları paylaştığımı belirtmek için buraya üye oldum. Tanrı bizlerin, müslümanlık, hristiyanlık gibi dinlere ne derece tabi olduğumuzla değil, içimize zaten varolan ve sizin de dile getirdiğiniz adalet,iyilik,erdem gibi temel değerlere ne derece tabi olduğumuzla ilgileniyor.

Siz öncelikle içinizde bulduğunuz bu temel değerlere bağlı kalarak ve böylelikle Tanrı'ya giden yola doğrularak çok önemli bir iş yapmışsınız.

Açıkçası insanlar zaten içlerinde olan cevapları, dışarıdan aramaya kalkınca ya ateist yada dinci oluyor.. Birbiriyle tartışıp duran bu iki grub aslında aynı zihniyeti temsil etmektedir. O nedenle samimi bir tavsiye olarak, içinizde bulduğunuz bu değerlere yapışın ve ümidinizi sakın kaybetmeyin.

Sağlıcakla.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-09-2010, 17:02
Jdarc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jdarc Jdarc isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Sep 2010
Mesajlar: 200
Standart

Aç bırakan tanrı, doyuran tanrı. Öyleyse şükret.
Zulme süren tanrı, kurtaran tanrı. Öyleyse şükret.
Çıplak yaratan tanrı, giydiren tanrı. Öyleyse şükret.
Yokken yaratan tanrı, var eden tanrı. Öyleyse şükret.

Birinin malını çalıp "malını buldum" diyerek malın hırsız tarafından geri verilmesi şükretmeyi mi gerektirir?

Sana zamanında acı çektirdim, şimdi seni ahirette kurtaracağım demek işte buna benziyor.


Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17-09-2010, 17:39
dad dad isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2010
Mesajlar: 73
Standart

Bu soruyu soran bazı kimseler adaletle eşitliği karıştırırlar. Bu kâinattaki her varlıkta ve her olayda eşitlik değil adalet hakimdir. İnsan yüzüne bu nazarla baktığımızda gözle kulağın, burunla ağzın eşit olmadığını ama her birinde tam bir adaletin hükmettiğini görürüz.

Her insanın hayatı müstakil bir eserdir ve dünya kurulalı beri, bu eser ilk ve son olarak yazılmıştır. Hâl böyle olunca, insanların her birini içinde bulunduğu bütün şartlarla birlikte düşünmek, başından geçen farklı hâdiselerle ve imtihan edildiği değişik olaylarla beraber nazara almak gerekiyor. Bir insan hakkında vereceğimiz hüküm diğerine ölçü olmuyor. Birisini yükselten aynı hâdise, berikini alçaltabiliyor. Birinin hakkında hayırlı olan, diğeri için şer olabiliyor. Birinin nefret ettiğine bir başkası can atabiliyor. Herkes kendi şartları içinde bir imtihana tâbi tutuluyor. Önemli olan bu şartların farklılığı değil, bu imtihandan başarıyla çıkmaktır.

Bazı dünya nimetlerinden faydalanma noktasında, insanlar arasında birtakım farklılıklar görülüyor. İnsanoğlu, böylece, kadere teslim ve kısmete rıza hususunda da ayrı bir imtihan geçiriyor. Bu imtihanı kazanan fakirler çok olduğu gibi, kaybeden zenginler de az değildir. Çünkü, kısmetine razı olmayan insan, ne kadar varlıklı olursa olsun, daha fazlasına göz dikerek kadere isyan yolunu tutabilir. Yine, dünya payından az hisse alan nice fakirler de kendilerinden daha düşkün insanları düşünerek şükür yolunu tutabilirler.

Servet imtihanı oldukça ağırdır. Zekâtını eksiksiz vermek, bununla da yetinmeyip fakirleri sadakayla sevindirmek, o şaşaaya rağmen tevazu içinde yaşamak, kalbini dünyaya kaptırmamak ve maddî imkânlarına güvenmemek bu imtihanın en önemli sorularıdır. Bunlar, nefsin hiç mi hiç hoşuna gitmez.

Mevki ve makam sahipleri için de benzer bir tablo çizilebilir. Biz kendi aklımızca, servet ve makam sahiplerinin daha fazla şükür ve ibadet edeceklerini sanırız. Ama uygulamada çoğu kez bunun aksiyle karşılaşırız. İbadet ehlinin, genellikle, fakirler ve orta gelirli kişiler olduklarını görürüz.

Yanlış anlaşılmasın. Zengin olmak ve ileri makamlara çıkmak elbette istenmeli ve bu konuda gerekli sebeplere baş vurulmalı. Ama, elde edilemeyince de üzüntüye kapılmadan, gam ve kederde boğulmadan, “Hakkımda hayırlısı böyle imiş.” denilebilmelidir.

Bir gün bu imtihan meydanı kapanacak. Her şey gerilerde kalacak. Mahşer meydanına gelen insanlar, oraya imanlarından ve salih amellerinden başka bir şey getirecek değiller. Bu nokta dikkatten kaçmamalı. Önemli olan, bu kısa dünya hayatında şöyle veya böyle yaşamak değil, o dehşetli meydana, dünya imtihanını kazanmış birisi olarak gelmektir. Çünkü, böyle bir gelişin mükâfatı ebedî saadettir.

Şu nokta da çok önemlidir: Bu dünya hayatını zehir eden hâdiseleri kendimiz ihdas ediyoruz. Birbirimize yük oluyor, zulmediyor, azap çektiriyoruz. Kalp kırmaktan, mal gasp etmeye kadar bizi rahatsız eden her ne varsa, hepsinin arkasında kendi nefsimiz, kendi irademiz yatıyor. Bunlar olmasa, hepimiz ilâhî takdirle gelen bütün musibetlere karşı teslim, tevekkül ve rıza ile dayanabilir, sabredebiliriz.

Hâdiseleri güzel yorumlama hissini kaybetmişsek, her şeye menfi nazarla bakıyorsak, ruhumuzda kıskançlık, hırs, haset hâkim olmuşsa, kanaat nedir bilmiyorsak dünya hayatımızı kendi elimizle harap ediyoruz demektir. Artık ne başkalarıyla kavga edelim, ne de kadere itirazda bulunalım. Dünyanın en ileri makamları da bize verilse, en büyük servetlerin de sahibi olsak, bu ruh ve bu ahlâk bizde oldukça saadeti yakalamamız mümkün değildir.

Zenginin zekâtını, sadakasını tam olarak verdiği, “Komşusu aç iken tok olan benden değildir.” hadisindeki tehditten herkesin korktuğu, güzel ahlâkın bütün şubeleriyle hâkim olduğu bir beldede insanlar bir cennet hayatı yaşarlar. Dikkat edersek, bizi rahatsız eden hususlar kaderden düşen payımız değil, insanların nefislerinden gördüğümüz zararlar, yanlış davranışlar, haksızlıklar, zulümlerdir.

İnsanlar belli hedeflere, makamlara yahut servetlere iki yolla ulaşırlar. Bunlardan birisi, meşrudur, diğeri gayr-i meşru.

Bir insan, zorbalık, haksızlık veya sahtekârlık yaparak yahut kul hakkını bir şekilde çiğneyerek bazı menfaatler elde etmiş olabilir. Şuurlu bir Müslüman, bu tip kazançlara heveslenmek şöyle dursun, onlara sahip olmaktan Allah’a sığınmak mecburiyetindedir. “Falan hırsızlık etti de servet sahibi oldu; bana böyle bir fırsat düşmedi.” diyen insanın, Allah ve âhiret inancı sarsılmış demektir. Bu adamın asıl zararı, kaybettiği o maddî servetler değil, yitirdiği insanî ve İslâmî değerlerdir. Buna ağlamalı, buna üzülmeli ve bunlara yeniden kavuşmanın yollarını aramalıdır.

Servet ya meşrudur, alın terinin neticesi, gayretin mahsulüdür; “doğru ve dürüst tacir, kıyamet gününde sıddıklar ve şehitlerle beraber haşr edilecektir” hadis-i şerifindeki müjdeye dahildir veya, gayr-i meşrudur, haksızdır, üzerinde zulüm damgası vardır. Hz. Mevlâna’nın, “Zalimlerin malları uzaktan güzel görünür, ama hakikatte mazlum kanıdır, vebalidir.” dediği türdendir.

Kazanç meşru ise sahibine düşman olunmaz, gayr-ı meşru ise ona heveslenilmez. Her iki halde de bizim başkalarıyla fazla işimiz yok demektir. Biz haksız kazanç üzerinde durmak istemiyor ve söz konusu soruyu, “Meşru kazanç noktasında kullar arasında görülen farklılığın hikmeti nedir?” şeklinde kabul ediyoruz.

Çoğu insan, zengin olmayı ve lüks içinde yaşamayı saadetle karıştırır. Nice varlıklı insanlar saadetten mahrumdurlar. Öte yandan orta gelirli yahut fakir nice insanlar da mesut bir ömür geçirirler. Saadet; servet ve makamla değil, imanla, salih amelle ve güzel ahlâkla yakalanır.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17-09-2010, 17:56
aliyarasfal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyarasfal aliyarasfal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
Standart

Sayın dad;

Okudum yazınızı huzur islamda dayatması dışında bir şey göremedim. tanrıyı var, doğru olan islam ve yaratıldık önkabulleri ile( dayatma) vaaz vermişsiniz. Özrümü kabul edin, tanrının ispatı nerde? Peygamber - din gönderdiğinin ispatı nerde? Yaratıldığınızın ispatı nerde?

Adalet-eşitlik çok göreceli kavramlardır, huzur kavramıda öyle. kendinize göre tanımlayarak doğrudur şartınızda milyarlarca insan içinde 1 adet düşünce olmaktan başka değer ve bağlayıcılık taşımıyor.

Propaganda tartışmak değildir. Heleki sadece desteksiz inançsal ise değeri kalmıyor.(fikriniz yada inancınız değersiz demek değil-tartışma açısından)

Sayın Yılmaz34;


Tanrıyı var kabul edelim, peki kimin tanrı anlayışına doğru diyeceğiz, yada doğruya kim karar verecekki kendi inançsal doğrunuzla kesin cevaplar bekleyerek öbür taraf-ölüm üzerine yoruluyorsunuz.Bu mantık şunu getirir, kiminki doğruysa o yaşadı. Bir soru-milyarlarca cevap ve tek doğru cevap olacak diyorsunuz.

Bende size şöyle diyeyim, bir soru(soru yanlışsa) her cevap yanlıştır.

Şimdilik saygımla gittim...

Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...

Konu aliyarasfal tarafından (17-09-2010 Saat 18:01 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ölümden sonra ne oluyor? abdozt İslam 191 16-10-2018 14:21
Türkan Saylan'a Ölümden Sonra da Rahat Yok... faydasızım Konu-dışı 0 13-09-2010 16:53
Ölümden sonra bilinç varlığını sürdürüyor mu? ozgurrr Biyoloji 29 28-06-2010 03:55
Ölümden Sonra Ne Oluyor? Anyon€ Konu-dışı 17 08-07-2008 02:53
Ya Ölümden Sonra Hayat Yoksa? Ya da Varsa İslam 52 02-01-2006 01:16

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:17 .