
05-10-2010, 00:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Ruhun Ölümsüzlüğü Saçmalığı
Müslümanlar diri olmayanın diriyi, yani cansız maddenin canlıyı meydana getiremeyeceğini düşünüyorlar. Yani ruhtan madde çıktığına inanıyor fakat maddeden ruh çıktığına inanmıyorlar. Ruhun maddeden değil, daha üst bir ruhtan(tanrıdan) kaynaklandığını düşünüyorlar. Halbuki maddenin ruhu(düşünceyi, bilinci) ortaya çıkarması doğada sürekli olarak oluyor. Mesela bir Peru yılanı kurutulduktan iki yıl sonra bile canlanabiliyor! Eğer ruhun maddeyle ilişiği yoksa bu nasıl oluyor?
Ya da tek hücreli canlıları ele alalım. Neticede bunlar da canlı, yani ''ruh''u var(zaten eğer onların ruhu olmadığı iddia edilirse, o zaman canlılık için ruh gerekmediği sonucu çıkar). Ama bu canlılar bölünerek çoğalıyorlar. Mesela bir amip ikiye bölünüp iki amip haline geliyor. Şimdi bu durumda bu canlının ruhu da mı ikiye bölünüyor? Ruh böyle bölünebilen birşey mi?
Ya da insanı ele alalım. Biz diyoruz ki insanın gelişmiş bilinci(''ruhu''), onun maddi bir organının(beyninin) ürünüdür ve beyin ölünce de sonsuza dek yok olur. Tanrıya inananlar da hayır diyorlar, beyin ölse bile ruh yaşar çünkü beyinden bağımsızdır, maddeden etkilenmez. Şimdi madem öyle, o zaman alkol alınca bilincimiz nasıl oluyor da bundan etkileniyor? Maddi bir sıvıyı içiyoruz ve ''madde bedenimizden bağımsız ruhumuz(aklımız)'' bundan etkileniyor! Bunu nasıl açıklayacaklar? Eğer böyle birşey mümkün ise allahın da kafa çekmesi mümkün müdür acaba?
Veya beyin ölümü durumunu ele alalım. Beyin öldüğünde vücut hala canlı, yani kişinin kalbi atıyor ve hayatta ama bilinci kapalı. Şimdi bu durumdaki birinin ruhu ne oluyor? Kalbi de durana kadar karanlıklar içinde mi kalıyor? Kişi hala canlı olduğuna göre ruhu bedende demektir. Ama kişinin bilinci kapalı! Yani beyni öldüğü için bu kişinin ruhu da karanlıklara gömülüyor. O halde ruhun beyinden bağımsız olduğu iddia edilemez bir hale gelmiyor mu? Yok eğer beyin öldüğü gibi ruh bedeni terk ediyorsa, o zaman da canlılık için ruh gerekmiyor demektir çünkü ilgili kişi hala nefes alıyor, kalbi atıyor, yani canlı!
Ya da hafıza kaybı durumunu ele alalım. Eğer ruh bedenden bağımsızsa, hafızasını yitiren kişinin ruhu ne oluyor? Allah ruha bilgisayar gibi reset mi çekiyor? Ve kişi iyileşip de hafızası tekrar geldiğinde, allah ruhun bilgi donanımını tekrar mı yüklemiş oluyor?
Beyin ameliyatlarında doktorun beynin değilmemesi gereken bir kısmına değmesi sonucu hastanın kişiliği değişiyor! Eğer ruh bedenden-beyinden bağımsızsa bu durum nasıl açıklanacak?
Kaldı ki insan hayatında bildiğimiz herşey fiziksel özelliklerimize atıfla açıklanır. Bize şu hayatta zevk veren ve bizi biz yapan herşey yine bedenimizin varlığını gerektirir. Örneğin; şarkı söylemek için ses tellerine, sevişmek için ilgili organlara, yemek için ağıza ve mideye, dinlemek için kulaklara, tatmak için dile v.b. her tür faaliyet için, yani kısacası hayatı yaşamak için ilgili bedensel organlara sahip olmamız gerekiyor. Zaten bu tecrübelerin toplamı bizde bir hafıza ve bilinç oluşturuyor ve bize benliğimizi veriyor. Ama eğer ruh bedenden bağımsız olabiliyorsa ve ölünce de yaşamaya devam edecekse, ruhun ''yaşayacağı'' bu yeni durum gerçekten de ''yaşamak'' lafını hakediyor mu? Çünkü yaşamaya dair herşeyi bedenimizle yapıyoruz. Beden olmadan da ruhun var olabilmesi demek, beden olmadan hiçbir yaşam faaliyetinde bulunamayacağımız için, tam bir saçmalık değil midir zaten?
Kaldı ki bizler yaşamdaki faaliyetlerimiz, bedensel isteklerimiz, yaşamın maddi koşullarının çeşitliliği karşısında edindiğimiz bilgilerimiz, başka insanlar ve doğayla karşılıklı etkileşimimiz sonucu varoluyoruz; benlik duygumuz ve karakterimizi böyle kazanıyoruz, bilgi ve düşünce dağarcığımız bunların sonucu genişliyor. Tüm bu maddi etkenlerden benliği(ruhu) koparmak zaten mümkün değil ki! Ruhu bedenden ayrı düşünmek tüm maddi tecrübeleri yadsımayı gerektirdiği için, aslında kişinin karakterini, benliğini, tecrübelerini, düşünce ve isteklerini yok etmek oluyor. Çünkü bunların hepsi canlı organizmanın çevresiyle etkileşimi içerisinde şekilleniyor. Ruhu(benliği/bilinci) bedenden ayırırsak geriye hiçbir şey kalmazki! Ruh dediğimiz şey kocaman bir hiç olur!
Bu yazıda kısaca değindiğimiz noktalar bile bedenden ayrı bir ruhun varolmadığını anlayabilmek için yeterli değil midir?
|

05-10-2010, 00:30
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
|
|
Sayın Freddie ;
Uzun bir aradan sonra sıkı ve eğlenceli bir giriş yaptığınızı söylemem gerekli.
"Bir ruhun madde üzerine etkisi hakkında bize verilmeye çalışılan düşüncenin hiçbirşey ifade etmediği, ya da modeli olmayan bir düşünceyi ifade ettiği kadar, hiçbirşey açık değildir." Jean Meslier (olmadı B.Holbach)
Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
|

05-10-2010, 00:53
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Zaten insanlarımız bu yüzden cinci hocalara, muskalara, büyülere yöneliyorlar.
Paganist halkların birçoğu hala hastalıklara, doğal afetlere, yıkımlara kötü ruhların sebep olduğuna inanıyorlar. Ama bugünün teist insanı birçoğunu aşmış durumda. Bunun nedenide büyük oranda dünyanın ve maddenin gerçekliğini kavramış olmaları; bunu inkar etselerde bu böyle, aksi halde bu dünyaya asla uyum sağlayamazlardı. Modern milletlerin tanrılarının dünyadan son derece kopuk ve soyut olmasının nedeni de bu; çünkü gerçeklik algısı başka bir tanrıyı kabul etmiyor. Gerçeklik algısı geliştikçe o tanrıdan ve ruh denen şeyden de vazgeçecekler...
|

08-10-2010, 19:12
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 May 2010
Mesajlar: 390
|
|
Günümüzde "Nörolog" ya da "Psikiyatri" uzmanı olan kişilerin çoğunluğu agnostik/ateistdir.
Sebebi ise ruhun ne olduğunu mesleklerinin bir parçası olduğu için çok iyi çözmüş olmalarıdır.
Ruh dediğimiz şey canlılardaki sinir sisteminin en gelişmiş halidir. İnsan yani bizler en üstün ruha sahip olduğumuza inanırız. Sebebi en gelişmiş sinir sistemi parçasının, yani insan beynine sahip olmamızdır.
Hislerimizi, düşünmemizi hep bu sinir sistemi ve onun patronu beyin sağlar. Fiziksel olarak bir beynimiz olmadan ne düşünebilir, ne sevebilir, ne de korkabiliriz.
Komadaki bir insan, beyin ölümü gerçekleştiyse yaşıyor denemez. Nefes alıyorsa bile tıbben ölüdür o. Bu tıbben ölü dedikleri şey dindar kişiler tarafından ruhun çıkması olarak nitelendirilse de, sinir sisteminin işlevini yitirmesidir.
Ruh ve Beden ayrı olamaz. Ruh zaten bedendeki sinir sistemi ve beyindeki his merkezlerinin diğer adıdır aslında.
Felç geçirmiş bir insanın felçli bölgesine ne kadar acı verseniz yine de duyumsamaz.Lokal anestezideki bir insanı da örnek alabilirsiniz.
Bazı beyin ameliyatlarında kişilerin beynindeki kısımlardan çok ufak bir kısmı yakılır. Yani buradaki elektrik ve kimyasal akış engellenir. Kişi sağlıklı yaşamına geri döndü denir. Görünüşte de öyledir. Ayaktadır ve yaşıyordur.
Ancak ne olur biliyor musunuz? Hislerini yitirirler. Evet , bir kısmı hislerini kaybettiğini söyler.
Bu hisler elektriksel ve kimyasal reaksiyonlardır. Bu reaksiyonlar olmadan ne acıyı duyumsarız, ne de mutluluğu.
Aynı felç gibi. Bu sefer felçli kısım merkezde yani beyinde ve onun his merkezindedir. Ne mutlu olur, ne üzülür... Bazen resmen karakteri değişir insanın. Bambaşka biri olur çıkar. Bazı ilaçlarda kısmen bu etkiyi yaratabilir. Hatta bazı hastalıklar da...
Peki ne olur bu insanların ruhlarına? Hani ruh?
Ruh diye adlandırılan şey fiziksel ve maddi bir harekettir. Elektriksel ve kimyasal hücre uyarımlarıdır. Sinir sisteminin uyarımlarıdır...
Ve maddi olarak bu etkileşim olmadan ruh olamaz.
Yani madde olmadan ruh diye bir şey olamaz...
Yaşamı en değerli kılan yanı, bir sonu olduğunu ve bir tekrarı olmadığını bilmektir....
|

28-10-2010, 02:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2009
Mesajlar: 1.840
|
|
Ruh olayına, ruhu islama kriterlerine göre algılayıp yaklaştığımızda yukarıdaki soruların bir cevabı olmuyor evet.
Fakat ruh olayı çok farklı kültürlerde, anlayışlarda, yaşam tarzlarında mevcut, ve her birindede farklı niteliklere sahip.
Mesela ruh ile bedenin birbirine bağlı olduğunu ve birbirlerine etki ettiğini kabul etseydik yukarıdaki bir çok soru basit cevaplar ile çürütülebilirdi.
Kaldı ki eski kültürlerde ruh-spirit anlayışı çok farklıdır. Maddi bedenden farklı olan şey aslında ruh değil, farklı yapıya sahip beden-bedenlerdir. Bunlar birbirine etki eder durumdadır. Ruh ise maddi beden ile gelişen kişilik olarak görülür. Tabi hepsinde değil, kimisinde diyorum.
Buna dayanak olarak; Mesela uzakdoğu filmlerinde izleriz, bir savaşcı eğitim alır hocası tarafından, eğitilir, terbiye edilir, gelişir, enerjisini ve sinirini kontrol etmeyi öğrenir falan filan... Fakat sonra hoca öğrenciye: "Artık ruhun gelişti ve mükemmelleşti" der.
Bu, farklı kültürlerde ruh ile bedenin bütünleşik olduğuna ve ruhun, beden ile gelişmekte olduğuna inanıldığınında bir göstergesidir.
O yüzden ruh olayına genel olarak yaklaşmak mümkün değil. Direk islami ayetler, bilgiler ve kurandaki ruh ile ilgili her türlü detaylar ele alınarak yaklaşmak daha mantıklı olacaktır.
|

01-11-2010, 15:32
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Jul 2010
Bulunduğu yer: Siteye ulaşabildiğim herhangi bir yer
Mesajlar: 536
|
|
Ölümsüzlüğün, dünyanın bir sınav olmasının, cennet cehennem kavramlarının geçerliliğinin, hatta tanrının varlığının ön koşulu ruhun olması. Eğer ki ruh yok ise hemem hemen tüm dinlerin(pagan dinlerinden, şamanizme, tek tanrılı dinlere kadar) bir mantığı manası kalmıyor. İlginçtir ki şu ana kadar ruhun varlığını ispat eden tek bir çalışma bile bulunmamakta. Bir çok inançlı insan dinlerin zayıf karnının burası olduğunu farketmez bile.
|

05-11-2010, 18:28
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Nov 2010
Mesajlar: 5
|
|
ruhun olmadığını anlamak için, o kadar lügat karıştırmaya bile gerek yok, çok basitçe izah edeyim::
ruhun olduğuna inanan bilinç, dostlarım, beyindeki sayısız nöronun, duyu organları vasıtasıyla dış ortamdaki frekansları kendi genetiğine uygun olarak yorumlamasından ziyade birşey değildir. Ceset haline gelindiğinde aynı şekilde çalışamayacak nöronların bilinci yaratmaları söz konusu değildir, kaldı ki; hep dediğim şey, bilinç-bilme- yok olunca, ölü ve diriyi birbirinden ayırt eden bilgi artık var olmayacaktır. Bu noktada ben varım ya da ben yokum diyen herhangibir düşünce varlığını sürdüremez, bunun adı yok olmadır, ama nasıl anlatayım yok olduğunun bilgisi bile varlığını sürdüremez.
Kaldı ki, ruh var mı ki, ölümsüz olsun?
bir aralar sarardı beni böyle romantik şeyler, artık sadece canlı olmakla ilgileniyorum, vücudum kendi kendine bakıyor benim bir katkım bile yok..Ben dediğim şey ne, o bile absürt, tam bir muamma.. Ben kendimi bilmesem vücudum gene kendi şartlarına göre var olacak, kaldı ki, ceset haline geldikten sonra bile yaşayacak, dönüşecek, çiçek olacak, gübre olacak. Bu ben saçmalığı neyin nesi, hangi frekanstan yayın yapıyor bilmem namümkün..
|

05-11-2010, 19:03
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Hakikaten isik hiziyla girismisin  aramiza hos geldin.
Ruh sacmaligi defalarca islendi forumlarda. freddie gayet anlasilir bir sekilde, beyinin kendisinin ruh kavramini var ettigini, yoklugunda, ruh tabir edilen herseyin de yok oldugunu aciklamis. Soylenenin tam aksine, ruhsuz vucut olabilir( beyin olumu vakalari) ancak vucutsuz ruh olamaz; no vucut= no ruh.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

09-11-2010, 11:32
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Nov 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 49
|
|
Bılımsel gelısmeler ruh denılen olgunun olmadıgını kanıtlayabılır. Burada bu konuda yazan arkadaslarımız bılgı sahıbı oldukları acık. Fakat ınsana bır ruhunun olmadıgını beden faalıyetlerını yıtırdıgınde yok olacagını kabul ettırmek zor bır ıs. Insanın dınlere yaklasmasının nedenı de sonsuza kadar VAR olacagını zannetmesı gıbı gelıyor bana. Sahsen bende yok olmayı kabullenemıyorum. Bır tanrı var ıse bana mutlaka bır kıyak yapmalı. Ya yenıden dunyaya gondermelı ya da bıyerlerde yasatmalı. Ama mumkunse bu tanrı semavı dınlerın tanrısı olmasın. Komplekslı tanrılardan haz etmıyorum.
Yanı bılım ne kadar ruhun olmadıgını ıspatlasada ınsan ınanmak ıstemıyor. Sonsuza dek var olmak ıstıyor.
Saygılarımla...
|

23-11-2010, 04:32
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Sep 2009
Bulunduğu yer: unknown....
Mesajlar: 58
|
|
enerji.....
Tanrı büyük bir bilim adamıdır....???
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:58 .
|