Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-05-2006, 22:48
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart kainat kitabi

kucuk kucuk paragraflar,
"Şu kâinattaki mevcudatın birbirine teavünü ((yardimlasma)), tecavübü ((derdine cevap verme)), tesanüdü ((destek olma)) gösterir ki; umum mahlukat, birtek Mürebbi’nin terbiyesindedirler. Birtek Müdebbir’in idaresindedirler. Birtek Mutasarrıf’ın taht-ı tasarrufundadırlar ((tasarrufu altindadir)). Birtek Seyyid’in hizmetkârlarıdırlar. Çünki zemindeki zîhayatlara (canlilar)) *levazımat-ı hayatiyeyi ((yasamak icin gereklilikler)) emr-i Rabbanî ile pişiren Güneş’ten ve takvimcilik eden Kamer’den tut, tâ ziya, ((isik)) *hava, mâ ((su)), gıdanın zîhayatların imdadına koşmalarına ve nebatatın ((bitkiler)) *dahi hayvanatın imdadına koşmalarına ve hayvanat dahi insanların imdadına koşmalarına, hattâ a’za-yı bedenin ((organlar veya hucreler)) *birbirinin muavenetine *((yardimlarina)) koşmalarına ve hattâ gıda zerratının hüceyrat-ı bedeniyenin ((bedendeki hucreler)) imdadına koşmalarına kadar cari olan bir düstur-u teavün ile, camid ((cansiz)) *ve şuursuz olan o mevcudat-ı müteavine ((yardimlasan mevcudat)) , bir kanun-u kerem, bir namus-u şefkat, bir düstur-u rahmet altında gayet hakîmane, kerimane birbirine yardım etmek, birbirinin sadâ-yı hacetine ((yardim cigligi)) cevab vermek, birbirini takviye etmek, elbette bilbedahe birtek, yekta, Vâhid-i Ehad, Ferd-i Samed, Kadîr-i *Mutlak, Alîm-i Mutlak, Rahîm-i Mutlak, Kerim-i Mutlak bir Zât-ı Vâcib-ül Vücud’un hizmetkârları ve memurları ve masnuları olduklarını gösterir."
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-05-2006, 18:22
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kainat kitabi

“(<87,1ilâ3>) sırrınca: Umum eşyada hususan * ((ozellikle)) *zîhayat *masnularda *((canlilar)) *hikmetli bir kalıbdan çıkmış gibi her şeye bir miktar-ı muntazam *((intizam kanununa uygun miktarlar)) ve bir suret, ((cehre,gorunen sekli)) hikmetle verildiği ve o suret ve o miktarda maslahatlar ve faideler için eğri büğrü hududlar bulunması; hem müddet-i hayatlarında ((omurleri suresinde)) değiştirdikleri suret-i libasları *((gorunusleri )) ve miktarları yine hikmetlere, maslahatlara ((faydalara)) muvafık ((uygun)) *bir tarzda mukadderat-ı hayatiyeden ((hayatlari ile ilgili kurallar toplami )) terkib ((bir araya getirilen)) edilen manevî ve muntazam birer suret, birer miktar bulunması, bilbedahe ((acikca)) gösterir ki: Bir Kadîr-i Zülcelal’in ve bir Hakîm-i Zülkemal’in kader dairesinde suretleri ve biçimleri tertib edilen ((duzenlenen)) *ve kudretin destgâhında *((tezgah)) vücudları verilen o hadsiz masnuat,((sanatkarca yaratilanlar)) o zâtın vücub-u vücuduna ((varliginin *gerekliligine)) delalet ((delillik ermek)) ve vahdetine ((birligine)) ve kemal-i kudretine ((gucunun derecesiz sonsuz olduguna)) *hadsiz lisan ile şehadet ederler. Sen kendi cismine ve a’zalarına ve onlardaki eğri büğrü yerlerin meyvelerine ve faidelerine bak! Kemal-i hikmet içinde kemal-i kudreti gör.”R.Nur
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-05-2006, 19:16
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: kainat kitabi

Arkadaşlar;
1. yazıda kainatta bulunan tüm varlıkların, birbirlerine hizmet ettiği, birbirleriyle yardım ve dayanışma içinde olduklarını, birbirlerinin ihtiyacını karşıladıklarını ifade ediliyor. ( Örneğin birbirini yiyerek yaşıyorlar)

2. yazıda ise, "bütün varlıkların, özellikle canlı varlıkların kusursuz bir yapıya sahip, tüm ölçülerinin ve şekillerinin muntazam, ömürleri süresince oluşan değişikliklerinde aynı uygunluk ve fayda kuralları içinde oluşu;
Allah'ın varlığını, birliğini, varlığının zorunluluğunu, kudretinin sonsuzluğunu gösterir ve ona şahitlik eder. Allah'ı uzaklarda arama. Kendi bedenine, organlarının mükemmelliğine ve eğri büğrü olan azalarının dahi nasıl faydalı olduğuna bak da onun sonsuz kudretini gör." diyor.

Risale-i Nur'un kutsallığı nedeniyle çeviri yapamıyorlar. Üstadlarının vasiyeti ve eserin kudretinin azalacağı korkusu ile bu anlaşılmaz dilde inat ediyorlar. Özetle yaptığımız çeviri mi yoksa aslı mı uygun sizce?
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-05-2006, 21:08
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kainat kitabi

pante,daha ustun vasifli katkilar umardim senden.yuzeysel okumalar ve yazmalar senin ustun kapasiteni gizliyor bizlerden.oyleleri zaten cok var burada.sen hakiki kendin olan derinlemesine bilenlik ozelligini devreye al.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28-05-2006, 22:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: kainat kitabi

Sevgili Sorogren,
Panteidar'a hak veriyorum.İnanki bu yazıları nasıl anladığınıza hayretediyorum.
Ne demek kutsallık.Bu kişi allah mı,peygamber mi.Niye Türkçe çevirisini yapmaz-
lar.Sizler bu yazılanları anlamak için kendinizi çok zorlamışsınızdır.Ben olsam
bu saçmalığa tahammül edemem.Demek ki bu kitabın Türkçeye çevrilmesi istenmiyor
Sorogren kardeşim ne olursunuz denilen her şeye körü körüne inanmayın.Biraz
eleştirel bakın meselelere.Bazı şeyleri yargılayın.Saidi Nursi denilen bir zat
bu kitabı yazmış.Bu zatın özelliği nedir ki bu kadar abartılarak kitabı Türkçe
ye çevrilmez.Mesela F.Güleni okurken de aynı sıkıntıyı çekiyorum.Bu insanları
okurken ben anlamakta zorluk çekiyorum.Hem de bir Türkçe öğretmeni olarak.Aca-
ba sizler allahınız bilir ya ne sıkıntılar çekiyorsunuzdur.Çünkü o kişiler arap
kültürüyle haşır neşir oldukları için doğal olarak etkisinde kaldıkları için
bir Türk için onları anlamak zorlaşıyor.Değil mi Sorogren kardeşim?...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28-05-2006, 22:23
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kainat kitabi

hocam kizacak ama,
"Biz gözümüzü açtıkça, kâinat yüzüne nazarımızı saldırdıkça, en evvel gözümüze ilişen, âmm ve mükemmel bir nizamdır ve şamil, hassas bir mizandır görüyoruz. Herşey dakik bir nizam ile, hassas bir mizan ve ölçü içindedir. Daha bir parça dikkat-i nazar ettikçe, yeniden yeniye bir tanzim ve tevziniyet gözümüze çarpıyor. Yani: Birisi, intizam ile o nizamı değiştiriyor ve tartı ile o mizanı tazelendiriyor. Herşey bir model olup, pek kesretli muntazam ve mevzun suretler giydiriliyor. Daha ziyade dikkat ettikçe, o tanzim ve tevzin altında bir hikmet ve adalet görünüyor. Her harekette bir hikmet ve maslahat gözetiliyor, bir hak, bir faide takib ediliyor. Daha ziyade dikkat ettikçe, gayet hakîmane bir faaliyet içinde bir kudretin tezahüratı ve herşey’in her şe’nini ihata eden gayet muhit bir ilmin cilveleri nazar-ı şuurumuza çarpıyor. Demek bütün mevcudattaki şu nizam ve mizan, umuma âmm bir tanzim ve tevzini ve o tanzim ve tevzin, âmm bir hikmet ve adaleti ve o hikmet ve adalet, bir kudret ve ilmi gözümüze gösteriyor. Demek bir Kadîr-i Külli Şey ve bir Alîm-i Külli Şey, şu perdeler arkasında akla görünüyor. Hem herşey’in evveline ve âhirine bakıyoruz, hususan zîhayat nev’inde görüyoruz ki: Başlangıçları, asılları, kökleri, hem meyveleri ve neticeleri öyle bir tarzdadır ki; güya tohumları, asılları; birer tarife, birer proğram şeklinde bütün o mevcudun cihazatını tazammun ediyor. Ve neticesinde ve meyvesinde; yine bütün o zîhayatın manası süzülüp onda tecemmu’ eder, tarihçe-i hayatını ona bırakır. Güya onun aslı olan çekirdeği, desatir-i icadiyesinin bir mecmuasıdır. Ve meyvesi ve semeresi ise, evamir-i icadiyesinin bir fihristesi hükmünde görüyoruz. Sonra o zîhayatın zahirine ve bâtınına bakıyoruz. Gayet derecede hikmetli bir kudretin tasarrufatı ve nafiz bir iradenin tasviratı ve tanzimatı görünüyor. Yani, bir kuvvet ve kudret icad eder; bir emir ve irade suret giydirir.
İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni’in plânı ve beyannamesi ve zahirine baktıkça bir Fâil-i Muhtar’ın ve Mürid’in gayet san’atlı ve tenasüblü bir hulle-i san’atı ve bâtınına baktıkça bir Kadîr’in gayet muntazam bir makinasını müşahede ediyoruz."
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28-05-2006, 22:54
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kainat kitabi

hocam,asagi yukari 20 25 sene ogrencilik yaptigim icin siz ogretmenlerimize sevgim ve saygim sonsuz ama beni benim kelimelerimden ve benden duyduklarinizla degerlendirmenizi rica edecegim.soyleki;
"Sevgili Sorogren,
Panteidar'a hak veriyorum.

------------en dogal hakkinizdir.


İnanki bu yazıları nasıl anladığınıza hayretediyorum.



-------------Ya bari sen deme, yazilarimda kac kelime var anlasilmayan.hepsini topla 100 kelimeyi bulmaz.gunlerce sumerlerin tarihini okumaya vakti olan,gerekli gereksiz onlarca kelime ogrenen,onlarca yerli yabanci eski yeni kitaplari *yazildiklari dil seviyeleri farkli olmakla beraber okuyup,burada da onlardan alintilar yapan arkadaslarimiz -bir lugate internette de bulunuyor nitekim,- bakip bu kelimeleri ogrense birsey mi kaybeder.anlamadiklarini soylediklerine gore nasil aleyhine bu kadar cok seyler yazabiliyorlar bunu da insafiniza havale diyorum.madem boyle bir eser var ve devamli mevzubahis oluyor ne olur bir iki dakika kelime ezberleseler.ya bu senin vataninin evladi.kurtulus savasina gonullu alay kurarak talebeleriyle katilmis.esir durmis,gazi olmau,talebeleri sehit olmus.yabancimiz degil.hicbir bilgiye ulasmadan dusman olmanin anlami ne.sadece turan dursun ve yandaslari dedi diye..

Ne demek kutsallık.Bu kişi allah mı,peygamber mi.

------------hocam,kutsallik izafesini ben veya biz kullanmadik.nerden duydunuz bilmiyorum.genelde yanlis bilgilendirmeye ve yanlisbilgilenmeye cok merakliyiz burada.


Niye Türkçe çevirisini yapmazlar.

-------------yapanlar var.siz de yapabilirsiniz.karisan olmaz.


Sizler bu yazılanları anlamak için kendinizi çok zorlamışsınızdır.Ben olsam
bu saçmalığa tahammül edemem.

-------------1980 de ilk defa lise 2 de okumaya basladim.ilk zamanlar zorlandim.kucuk bir lugat alinca *rahatladim.ayrica bir ozelligi vardir risalelerin,iki kelime arkaarkaya soyler,genelde biri osmanlica digeri daha gunceldir,.mesela,'taravetini ve gecligini kaybetmez" der.taravet genclik ayni seydir.korkmadan dikkatli bakinca anlasilir.


Demek ki bu kitabın Türkçeye çevrilmesi istenmiyor
-------------hocam isteyen cevirir.


Sorogren kardeşim ne olursunuz denilen her şeye körü körüne inanmayın.Biraz
eleştirel bakın meselelere.Bazı şeyleri yargılayın.
--------------hocam korukorune inansaydik ateistlerin dedigine inanirdik.hem kolay hem ucuz.yargiladigimiz ve derinlemesine baktigimiz icin musluman oluyoruz.yoksa,namaz kilmamayi benim nefsim de istiyor.guzel kizlarla finkatmayi kim istemez.ateistlik tam nefse uygun.nefsin ne isterse yaparsin.ama vicdanimiz imani bulmus zor da olsa,helal dairede kalip imanin geregini yapiyoruz.bu ateistler bu dunyada istedikleri halti yapiyorlar.sonra da bizi huri avcisi zannediyorlar.kimse huri icin dindar olmaz.inanmak bizim icin bedihi yani cok acik olmasindan zaruri hale geliyor.o huriler de buradaki zinasizligin karsiligi belki ihsan olarak.


Saidi Nursi denilen bir zat bu kitabı yazmış.Bu zatın özelliği nedir ki bu kadar abartılarak kitabı Türkçe ye çevrilmez.

----------------bu zatin ozelligi Kur'ani simdiye kadar olmadigi bir tarzda tefsir etmesi,tamamini degil,sadece ateistlerin hucumuna maruz kalan yerleri ele almasi ve akil ve mantigi muhatap alarak akil ve nakli birlestirerek ele almasidir.dunyada anlasilmasi zor dense de en fazla okunan kitaplar bunlardir.1900lerde gunumuze kac (yuz) milyon kitap basildi bilmiyorum.

Mesela F.Güleni okurken de aynı sıkıntıyı çekiyorum.
---------------ben hic hic okumadim.

Bu insanları okurken ben anlamakta zorluk çekiyorum.Hem de bir Türkçe öğretmeni olarak.

--------------biraz gayret hocam.


Acaba sizler allahınız bilir ya ne sıkıntılar çekiyorsunuzdur.Çünkü o kişiler arap
kültürüyle haşır neşir oldukları için doğal olarak etkisinde kaldıkları için
bir Türk için onları anlamak zorlaşıyor.Değil mi Sorogren kardeşim?...

------------oyle degil be hocam.bizi bu kadar saf zannetme.biz senin dedigin gibi aldatilacak evsafta degiliz.20 senem kapalicarsida gecti.insan sarrafiyiz.oyle bos laflara karnimiz tok.gercekten deger bulmasam niye Said nursinin pesinden gideyim.ayrica o kitaplarin da su anda esi ve benzeri hala yok bence *ki,baska kitap okuyayim.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 07-06-2006, 00:14
soro soro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Apr 2006
Mesajlar: 1.882
soro - MSN üzeri Mesaj gönder soro - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: kainat kitabi

Elhasıl: Herbir zerreden üç pencere, Şems-i Ezelî’nin nur-u vahdaniyetine ve vücub-u vücuduna açılır.
Birinci Pencere: Herbir zerre; bir nefer gibi askerî dairelerinin herbirinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, alayında, fırkasında, ordusunda herbirisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi...
Hem meselâ: Senin gözbebeğindeki o camid zerrecik dahi, senin gözünde, başında, vücudunda ve kuvve-i müvellide, kuvve-i cazibe, kuvve-i dafia, kuvve-i musavvire gibi deveran-ı deme ve his ve harekeye hizmet eden evride ve şerayin ve sair asablarda, hem senin nev’inde, ilâ âhir.. birer nisbeti, birer vazifesi bulunduğunu, bilbedahe bir Kadîr-i Ezelî’nin eser-i sun’u ve memur-u muvazzafı ve taht-ı tedbirinde olduğunu, kör olmayan göze gösterir.
İkinci Pencere: Havadaki herbir zerre, herbir çiçeği, herbir meyveyi ziyaret edebilir. Hem her çiçeğe, her meyveye girer işleyebilir. Eğer herşeyi görür ve bilir bir Kadîr-i Mutlak’ın memur-u müsahharı olmasa, o serseri zerre, bütün meyvelerin, çiçeklerin cihazatını ve yapılmasını ve ayrı ayrı san’atlarını ve onlara giydirilen suretlerin terziliğini ve hıyatat-ı kâmile-i muhita-i san’atını bilmek lâzım gelir. İşte şu zerre, bir güneş gibi bir nur-u tevhidin şuaını gösteriyor. Ziyayı, havaya; mâi, türaba kıyas et.
Zâten eşyanın asıl menşe’leri, şu dört maddedir: Yeni hikmetle müvellid-ül ma, müvellid-ül humuza, karbon, azottur ki, bu anasır evvelki unsurların eczalarıdır.
Üçüncü Pencere: Zerrelerden mürekkeb bir parça toprak, herbir çiçekli ve meyveli nebatatın neşv ü nemasına menşe olabilir bir kâseyi o zerreciklerden doldursan, bütün dünyadaki her nevi çiçek ve meyveli

S:298
nebatatın tohumcukları ki, o tohumcuklar hayvanatın nutfeleri gibi ayrı ayrı şeyler değil, nutfeler bir su olduğu gibi, o tohumlar da karbon, azot, müvellid-ül mâ, müvellid-ül humuzadan mürekkeb, mahiyetçe birbirinin misli, keyfiyetçe birbirinden ayrı, yalnız kader kalemiyle sırf manevî olarak aslının proğramı tevdi edilmiş. İşte o tohumları nöbetle o kâseye koysak, herbiri hârika cihazatıyla, eşkal ve vaziyetiyle zuhur edeceğini, vuku bulmuş gibi inanırsın. Eğer o zerreler herbir şeyin herbir hal ve vaziyetini bilen ve herşeye (ona) lâyık vücudu ve vücudun levazımatını vermeye kadir ve kudretine nisbeten herşey kemal-i sühuletle müsahhar olan bir zâtın memuru ve emirber bir vazifedarı olmazlarsa, o toprağın herbir zerresinde, ya bütün çiçekli ve meyvedarların adedince manevî fabrikalar ve matbaalar içinde bulunması lâzım gelir ki, o cihazatları ve eşkalleri birbirinden uzak ve birbirinden ayrı mevcudat-ı muhtelifeye menşe’ olabilsin. Veya bütün o mevcudata muhit bir ilim ve bütün onların teşkilâtına muktedir olacak bir kudret vermek lâzımdır. Tâ bütün onların teşkilatına medar olsun. Demek Cenab-ı Hak’tan nisbet kesilse, toprağın zerratı adedince ilahlar kabul edilmesi lâzım gelir. Bu ise bin defa muhal içinde muhal bir hurafedir. Fakat memur oldukları vakit çok kolaydır. Nasıl bir sultan-ı azîmin bir âdi neferi, o padişahın namıyla ve onun kuvvetiyle bir memleketi hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. Öyle de; Ezel ve Ebed Sultanı’nın emriyle, bir sinek bir Nemrud’u yere serer, bir karınca bir Firavun’un sarayını harab eder, yere atar. Bir incir çekirdeği, bir incir ağacını yüklenir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:22 .