
23-10-2010, 03:41
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
1980 Oncesi Turkiye
Saygideger arkadaslar;
1980 yillari bir cok acidan ve gozle gorulur ir sekilde Turkiye'nin degisim yasadigi yillardir.
Aslinda ve belkide bunu bir "ortadogu" olgusu olarak ele alip, Iran daki "demokratik" Islam'in da sona erisiyle paralel tutabiliriz.
1980'ler Radikal islam'in, PKK dogumunun, Kurt Sorunu'nun yeniden gundeme gelisinin, Ataturk "karsitliginin", milliyet ve milliyetciligin "sorgulanmaya baslamasinin", Soros ve F. Gulen'in Kurumlarda orgutlenmeye baslamasinin, Arap muslumanliginin topluma empoze edilmeye baslamasinin Yunan Konusu yerine, Kurd konusunun tartisilmaya baslanmasinin, ilericilerin pasifize edilmesinin, eski solcu/sagci "ruhunun" sona ermesinin, kisaca Turkiye'nin bir cok konuda "kabuk degistirdigi" donum noktasidir. Ustelik, son Askeri darbenin vuku bulmasidir.
Kronolojik yasi 30 un ustunde olmayanlar bu iki Turkiye'yi belki mukayese edemezler ama; ben mukayese ettigimde Turkiye'nin her konuda "kabuk degistirdigi" ortadadir.
Bugun butun bu kabuk degisiminin "meyvalarimi toplaniyor", yoksa "s1k1nt1s1 mi, yasaniyor?, bu da herkesin kendine gore bakis acisinin bir sonucu.
Ulkenin "ileri mi/geriye mi" gittigi ise, yine bu farkli bakis acilari temelinde, ayri bir tartisma konusu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

23-10-2010, 12:51
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 01 Apr 2010
Mesajlar: 59
|
|
Türkiyenin degisim falan yasadigi yok.Balmumu gibi ülkeyiz.Nasil olacagimiz,ne kadar olacagimiz baska tezgahlarda ayarlaniyor,medya v.s ile bizlere empoze ediliyor.Bizlerde jöle gibi gösterilen kabin seklini aliyoruz.Dostumuz düsmanimiz,milliyetciligimiz,dindarligimiz baska yerlerde bicimlendiriliyor,bizlerde uyguluyor,adinada milli irade diyoruz.
Bunun en basit örnegi,genelde sagci,muhafazakar hükümetler tarafindan yoksul düsürülen halklar careyi solda sosyalizmde ararlar.Fakat Türkiyede ne gariptirki care dinci partiler oluyor.
Peki toplumu yönlendirmesi gereken aydinlar ne yapiyor?
Kimisi Libos olmus,RTE nin kayiginda geziyor,kimisi halka küsmüs,kendi söyleyip,kendi oynuyor,kimisi ABD ye göbek bagiyla bagli,sözüm ona halkci partilerde ilimli muhalefetle göz boyuyor,kimisi DÖNEK olmus,dönmenin,degisimin faziletlerinden bahsediyor,kimide parayla kulagi tikanmis,gözü karartilmis Dolce Vita yasiyor.Aykiri olanlarsa gerek hukuki,gerek mali ve gerekse sosyal dertlere maruz birakilip tasfiye ediliyorlar.
60 li yillarda ipler biraz gevsedi,nisbeten halkin iradesi meclise yansidi.Sosyalistler meclise girince bakildiki menfaatler zorda,hemen 12 Mart kirbaci sakladi.
Bizlere don bicenler artik Türkiye hakkinda dahada bir tecrübe sahibi olup,herseyi ele aldilar.
Durum budur-bence-
Saygilar.
|

25-10-2010, 04:04
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
80 öncesi Türkiye'si ciddi bir sol tabana sahipti, sendikalar ve sivil toplum örgütleri ciddi miting ve eylemlere imza atıyorlardı, devrim ateşi henüz küllenmemişti, ordudan hala kemalist bir müdahale beklentisi vardı, cemaatler henüz devlet kadrolarına sızmamıştı, 29 ocak ekonomik kararları henüz söz konusu değildi, karaoğlanla ve 27 mayısla ivme kazanan kişi-basın hak ve özgürlükleri 12 mart müdahalesine rağmen hala yerli yerindeydi, türk solu etnik bölücülük ve türk devrimi inkarcılığı ile henüz tanışmamıştı, türk solu deniz-mahir-ibo gibi sağlam ve karizmatik liderler çıkarabiliyordu henüz, ne olursa olsun kimse 12 eylülün bu kadar sert ve dönüştürücü geçeceğini tahmin etmiyordu, insanlar daha çok okuyan-sosyal-duyarlı idi, kıbrıs harekatı ile amerikaya kafa tuttuğumuz tam bağımsızlık yanlısı olabildiğiimiz günlerdi ...
|

25-10-2010, 04:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger kemalistcan;
ne olursa olsun kimse 12 eylülün bu kadar sert ve dönüştürücü geçeceğini tahmin etmiyordu,-kemalistcan-
Sizce, bunun nedeni;
Ideolojik olarak savunuda bulunanlarin, savunduklari ideolojilerinin bilincinde ve farkinda olmamalari, sadece doldurusa gelmeleri ve genelde bilincalti yonlendirim ile hareket etmelerimi idi?
Yoksa, 1980 darbesinin, diger darbelerden farkli olmasi, dolayisiyle, elde etmek istedigi korku felsefe ve psikolojhisini yayabilmekte basarili olmasimi idi?
60 sonrasi dogumlularin, 1980 lerde 20 yasinda olmalarina ragmen, bir onceki neslin, aktif, girisken, hareketli, ilerici, devrimci v.s. dusunce ve davranisini tasimamasinin, aksine pasif, bananeci ve umursamaz olmasinin nedeni ne idi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

25-10-2010, 15:09
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Saygıdeğer evrensel-insan
|
60 sonrasi dogumlularin, 1980 lerde 20 yasinda olmalarina ragmen, bir onceki neslin, aktif, girisken, hareketli, ilerici, devrimci v.s. dusunce ve davranisini tasimamasinin, aksine pasif, bananeci ve umursamaz olmasinin nedeni ne idi?
|
Biyolojide habitat diye bir kavram vardır bilirsin. Her canlının yaşaması için uygun bir ortam gerekir(orman, bataklık, akarsu, deniz, bozkır vs); bu ortama habitat denir. Sol örgütlenmeler bu anlamda darbe sonrası habitatını kaybetti. Başta sendikalar olmak üzere sivil toplum kuruluşları, miting alanları, halk sempatisi, işçi desteği, önderler, sol dergi ve gazeteler, üniversitler ve aydınlar, birer birer devre dışı bırakıldı.
Bu önemli neden kadar önemli başka bir neden daha var. O da bedel ödemiş ya da darbeden tırsmış insanların çocuklarını daha korumacı, daha suya sabuna dokunmaz halde yetiştirmeleridir.
Bir başka nedense sistemin halkın büyük bir kısmını çeşitli şekillerde mankurtlaştırması, kendine hizmet eder kılmasıdır.
|
Yoksa, 1980 darbesinin, diger darbelerden farkli olmasi, dolayisiyle, elde etmek istedigi korku felsefe ve psikolojhisini yayabilmekte basarili olmasimi idi?
|
Kesinlikle haklısın.
27 mayıs ihtilalinde devrimci gençler tankların üzerine çıkmış askerlerle birlikte şehir turu atmış, halaylar çekmişlerdi; birçok aydın bu ihtilali bayram havasında yaşamıştı. Bu ihtilal irtica ve faşizmi def etmekle kalmamış ülkeye devrimci bir anayasa ve ciddi bir özgürlük ortamı sağlamış, TİP'lileri meclise sokmuştu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu anayasanın tam anlamıyla uygulanması için anayasa mitingi yapmıştı. Deniz Gezmiş mahkemedeki ifadesinde silahlı kuvvetlere ateş açmadığını, mukavemette bulunmadığını söyleyecektir.
12 mart müdahalesinde ise ordunun kendi bile bir şaşkınlık içindeydi. Kemalist subaylar kendi planladıkları müdahaleyi gerçekleştirmeden karşı darbeyle faka bastırılacaklardır. Hatta, CIA kuyumuzu kazmışta ruhumuz bile duymamış, diyeceklerdir. Bu orduda ciddi bir balans ayarının yapıldığının göstergesiydi; kansız gerçekleşen, ilerici ve devrimci adımların olduğu 27 mayıstan sonra devrimciler için sürek avının başladığı, devrimcilerin terörist-bozguncu-vatan haini edildiği bir dönem başlıyacaktı.
Ama 12 eylül resmen bir yıkımdı. 12 martan bu yana yaşananlara rağmen kimse bu kadarını konduramıyor hala ordudan devrimci bir müdahale bekliyordu. Bu anlamda halk iki şaşkınlığı bir anda yaşadı. Bu şaşkınlık bitmeden ülkenin anayasası, yasaları paldır paldıras 180 derecelik bir farkla değiştirildi; değiştirilen yasalar en ağır şekilde uygulandı. Özal hükümeti bu yaşanlara tuz biber ekip cemaatlere ciddi ayrıcalıklar tanıdı ve bunu yasalara dayandırdı; dini vakıflar ve albarakatürk gibi bankalara tanınan imtiyazlar bunların başlıcalarıdır. Eğitim politikaları ciddi anlamda değişti; fen bilgisi kitaplarına ilk kez yaratılış teorisi kondu, din dersleri zorunlu tutuldu, imam hatip ve kuran kursu patlaması yaşandı, diyanet iç işleri bakanlığından bile daha büyük bir bütçeye sahip oldu...
|
Ideolojik olarak savunuda bulunanlarin, savunduklari ideolojilerinin bilincinde ve farkinda olmamalari, sadece doldurusa gelmeleri ve genelde bilincalti yonlendirim ile hareket etmelerimi idi?
|
Her bireyin ideal anlamda idegog ve iyi tahlilci olması gerekmiyor; önemli olan örgütlenme, eylem, harekete yön veren önderler ve tahlilcilerdir. Diğerlerinin yönelişi rüzgara-konjenktüre bağlıdır.
O yüzden dolduruşa getirilmeden kullanılmadan çok önderlerin, sol örgütlenmelerin üst teşkilatlarının ve eylemlerin sorgulanması, hatanın burda aranması gerekir; 50 fraksiyonla ve en az onun üç katı örgütlenmeyle devrime gitmeye çalışmanın hesabını sormak gerekir...
|

25-10-2010, 15:27
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger kemalistcan;
önemli olan örgütlenme, eylem, harekete yön veren önderler ve tahlilcilerdir.-kemalistcan-
Peki bu yukaridaki cumlenin, Turkiye cografyasinda SAGLANAMAMASINI hangi gerekce ve nedenlere bagliyorsun?
Sence Turkiye topraklarindan, neden caga uygun bir ideolog, teorisyen, filozof v.s. temelli bir yenilikci, bilincli, farkindalikli beyinler ve dusunceler cikmiyor ve yetismiyor da, sadece eskimis cagin eskimis dusuncelerinin pesine, oncu, ilerici, devrimci, aydin v.s. olarak takilanlar cikiyor?
Ustelik bunlar, pesine takildiklari ideolojilerin ne oldugunu, nerede ve nasil ve de hangi sartta ortaya ciktigini, ne sonuclar verdigini v.s. arastirmadan, sorusturmadan, incelemeden v.s. Turkiye sartlarina uyup, uymuyacagini kontrol etmeden, bodaslama daliniyor?
Daha acikcasi, bu ilerici, aydin, devrimci v.s. kesim; neyin, neden ve nasil yapilmasi gerektigini bir turlu bilemiyor ve "agzina yuzune bulastiriyor?"
Bugun bile Turkiye de, herhangibir konuda " ben, buyum" diyen, ne dediginin neden o oldugunun ne oldugunu aciklayacak kadar, bilinc, bilgi, birikim v.s. duzeyine neden sahip degil?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

25-10-2010, 15:46
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2010
Mesajlar: 337
|
|
Saygıdeğer evrensel-insan
Sol demokratik mücadele ile militarist mücadele arasında gidip gelirken, bir taraftan mahir kaynak gibi sistemin ajanları tarafından yoldan çıkarıldı, diğer taraftan demokratik ya da militarist mücadeleye karar verenlerin kendi içlerinde yöntem farklılıklarına düşmeleri ile iyice büyüyen ayrışma düşmanlığa kadar vardırıldı. Şüphesiz bunda önder pozuna soyunanlar, tahlillerinde kendini beğenmişçe eleştiriye açık olmadan davrananlar, eylemlerinin ve örgütlenme biçemlerinin dolayı kendilerini ve memleketin beklediği sonuçları düşünemeyenlerdir.
Buna neden olansa idol olabilecek, kitleleri rahatlıkla arkasından sürükleyebilecek sağlam kişileri erken kaybetmemizdir; mahir-deniz-ibo gibi. Yerlerine gelenlerin ise aralarından bir lider çıkarmak yerine nerdeyse her birinin liderliğe soyunması, her liderin kendine diğerlerinden bağımsız bir perspektifle ülkeye bakması, her birinin bu anlamda değişik bir örgütlenme ve eylem planı ortaya koymasıdır. Yani kısaca: eşgüdümsüzlüktür tüm bunların nedeni...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:15 .
|