Öncelikle giriş yazımda Gılgamış Destanı''nı okudunuz mu diye bir soru soruyorum ama ne ella ne de ahmet, okuduklarına dair herhangi bir şey söylemiyorlar. Okumadı iseniz- ki tahminen okumadınız- buna bilgi sahibi olmadan yargı sahibi olmak denmez mi? Üstelik kısa sayılabilecek bir öykü bu. Bence önce bir okuyun.
|
Peki nasıl buradan Gılgamış Destanında anlatılanların daha sonradan Tevrat’a aktarıldığı sonucunu çıkartıyorsunuz?
|
Yazımda bunu açıklamıştım ama iyi okumamış olmalısın ki Ella, bunu soruyorsun. İsrailoğullarının, uzun bir süre Sümer bölgesinde köle olduğu tarihsel olarak biliniyor. Böylece Gılgamış Destanı''nın onları etkilemiş olmasını anlayabiliriz.
Bilimsel iddialar bilimsel verilere dayanır. Bu iddiamız için elimizde Sümer tabletleri veri olarak bulunuyor. Ama Sümerlerden evvel Nuh Tufanının olduğu ve bunun daha sonradan Sümerlere yansıdığı iddiasında bulunabileceğimiz hiç bir veri (arkeolojik kalıntı, belge, tablet vs.) yoktur. Bu durumda Ella''nın iddiası tam anlamıyla desteksiz/ uydurma olarak tanımlanabilir.
Ahmetin iddiasını, bilimin ne demek olduğunu bilmemesine bağlıyorum. Bilim mutlak doğruları değil, ulaşılan bilgi ve tecrübenin ışığında göreli doğruları araştırır ve sunar. Şu anki seviyemizde en eski yazılı belgeleri Sümerlerde buluyor ise insanoğlu, ona göre teori üretilir. Eğer ileride senin dediğin gibi daha eski kaynaklar bulunur ise o zaman yeni teoriler üretilir. Ama şimdi değil. Çünkü, ileride daha eski bulgular da ortaya çıkabilir ama çıkmayabilir de.