Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-12-2010, 11:32
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart üniversiteye sermaye istemiyoruz

Ülkemizdeki son trend, yumurta.
Daha doğrusu yumurta atma protestosu.
Gerek siyasi aktörler, gerekse ekonomik aktörler üniversitelerde yapılan konferans vari toplantılarda bir kısım öğrencilerimiz tarafından protesto edilmektedir.
Son olarak ODTÜ de yaşanan olaylar bu başlığı açtırdı.

-Üniversiteye sermaye istemiyoruz.
-Bağımsız üniversite.
-YÖKe hayır.
.
.

Batıda üniversitelerin ekonomi ve sanayi ile konumu, siyaset ile konumu ve bunlara bağlı olarak üniversitelerin başarısı ile ülkemiz üniversiteleri arasındaki farklar konusunda bilgisi olanların katkılarını bekleriz...

Saygı, herşeyden önce...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-12-2010, 22:14
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Hiç bağımsız, demokratik, özerk üniversite istenir mi? Haşa! Sonra yüce devletimizin altını oyan kuşaklar peyda olur! Üniversitede devlet otoritesi ve kontrolü muhakkak hissedilmelidir. Özgürlük de neymiş?! Üniversitede özgürlük ancak başörtüsü, çarşaf, sarık, burka için geçerli olmalıdır.

Hiç YÖK'e karşı olunur mu? YÖK bize, komünizme karşı Türk-İslam güneşini kampüslerde yeniden doğurtan 12 Eylül ihtilalinin armağanıdır. ''Darbeye karşıyız.'' dediysek, o kadar da değil! YÖK bizim olacaksa sorun yok. Zaten biz mütedeyyin kesim olarak YÖK'ün sadece başörtüsü konusundaki tavrını beğenmiyorduk. Yoksa Allah başımızdan eksik etmesin.

Hiç sermayesiz üniversite olur mu? Bilim öğrenmek de neymiş?! Bir de utanmadan, ''Müşteri değil öğrenciyiz'' diyor serseri anarşikler! Sermaye sisteminde yaşıyoruz, bu artık hayatın bir gerçeği. Eğitim de buna göre olacak elbet. Sermaye hangi alanlarda işçi istiyorsa üniversiteler oraya yoğunlaşacak, sermaye hangi projeyi finanse ediyorsa üniversite onu araştıracak. Üniversitenin asli vazifesi, sermayedarlarımızın ihtiyaç duyduğu kalifiye, çok çalışacak ama karın tokluğuna tevekkül edecek kanaatkar ve mümin öğrenciler yetiştirmektir. Hem böylece grev yapmak, sendikalı olmak istemek, hakkını aramak gibi anarşik işler de son bulacaktır. Fukaralık ise dert edilmemelidir. Çünkü artık laikçi sermaye değil mütedeyyin sermaye var. Onlar imanlıdır, işçinin hakkını herkesten çok düşünür. Ramazan çadırlarında karınlarını doyurur, fitre ve zekatlarımızla kimseyi açıkta bırakmayız evelallah! Hem zaten Batıdaki üniversiteler de sermayeyle iç içe. Ve o üniversiteler başarılı. Demek ki başarılı olmak için sermayeye hizmet etmek şartmış! Batı neylerse güzel eyler, onlardan öğrenecek çok şeyimiz var.

(Not: TV'lerdeki tartışma programlarına çıkan sağcı bülbüller, yumurta atan öğrencilere, yani bizlere, dinlemeyi ve kendimizi karşımızdakinin yerine koymayı bilmediğimizi, bu yüzden yumurta attığımızı söyleyip duruyorlar. Ben de üstte konuya tıpkı bir liberal-müslüman gibi cevap vermeye çalışarak, empati konusunda özrümüz olmadığını göstermeye çalıştım. Yoksa üsttekiler gerçek düşüncelerim değildir. )
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-12-2010, 22:34
naper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
naper naper isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2009
Mesajlar: 1.013
Standart

Her ağzını açtığında
-Demokrasi
-İnsan hakları
-Düşünce ve ifade özgürlüğü
-Farklılıklara saygı
Gibi bir çok kulağa hoş gelen kelamlar eden siyasetçi takımı ve onların yağlı boyacısı görevini -yüzü kızarmadan- üstlenmiş sözde sivil toplum örgütleri, üniversitelerdeki protestolara kulak ve-re-cek-ler.

Eğitim ve sağlığın peşkeş çekilmesi, rantiye aracı görülmesi, tüccarların eline düşmesi çok küçük bir zümreye inanılmaz karlar ettirecekse de;
Bunun tersi, sağlık ve eğitimin sosyal hak olarak görülüp, eşit hizmet prensibi ile toplumun hizmetine sunulması, çok geniş kitlelerin yani bizzat halkın çıkarınadır.Bunu er ya da geç toplumun tamamı görecektir.Buralardan nemalanmaya çalışan liboş takımına gereken dersi verecektir.Öğrenciler, bu ülkenin yeni filizlenen dalları olup, kuvvetle muhtemel en tepelerde yer bulacaklardır.Bu potansiyel entellektüel topluluğun en çabuk uyanan ve tepki veren olması çok, ama çok doğaldır.

Büyük abimizin, uşaklarının da uşaklarının ağzından salyalar akıtarak tekme tokat saldırması beyhudedir...Doğmamış bir bebeği öldürebilir caniler, lakin fikirler kurşun geçirmez!

bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak,sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-12-2010, 22:34
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger freddie;

Mesajinin yazi dili ve uslubundan, senin dusuncen olmadigi anlasiliyor zaten. Gerci bu bir algi konusudur.

Emperyalist zihniyet, zaten bilimin bilimsellik ile degil de; inancsallik ile yol almasini saglamis durumda. O yuzden ya toplumsal robotlar, ya da cemat icerikli fertler istiyor. Yani, dusunmeyen, sorgulamayan, verileni harfiyen uygulayan ve de bilimsel olmayan v.s. emir kullari/robotlari yetistirmek istiyor.
Bunun icinde, ortacagin; teslimiyeti, itaati, korkusu ve gonul oksayici teknik oyalayicilari ve de medya muptelaligi gerekli. Bunu da saglamiyor, degil.

Turkiye mi? O zaten kendisi emir kulu,henuz emir verecek duzeye erismis degil.

Sonucta tanriyi oynayan bir zihniyetten, baska da bir sey beklenemezdi zaten.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-06-2011, 09:26
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart

Söz uçar yazı kalır,
Örnek işi parlatır. (Uydurukça)

Üniversitelerden bahsetmiştik.
Dil konusunda, kulak aşinalığı için site ararken bulduk bu siteyi.
http://academicearth.org/
Dünyanın önemli üniversitelerindeki hocalarının ders anlatımları.
Hemen hemen hepsine ya göz ya kulak attık.
MIT'de fizik bölümü profesörü Walter Lewin'in otuzbeş dersinin tamamını dinledik, büyük kısmını da seyrettik.

Bir dostumuzun lafı aklımıza geldi.
"Türkiye'ye üniversite gereksiz."
Bu seyrettiklerimizle farklı bir düşüncemiz gelişti.
Ülkemizde Üniversite var mı?
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-06-2011, 14:58
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

Bu demokratik, tam bağımsız üniversite sevdasını şahsen anlayamıyorum. Demokrasi yönetim biçimi olarak olumlu bir şey olabilir, ama her alanda en iyi sonuçları verecek diye bir kaide yok. Zaten bu sistem zamanında 60 darbesinden sonra Türkiye'de denendi, sonuçları da hiç sorumlu olmadı, Türk üniversiteleri akademik anlamda süründü. Eleştirilecek çok yönü olmasına rağmen YÖK bile çok daha başarılı sonuçlar getirdi. Bence bu konuda yapılacak şey belli, dünyanın en iyi üniversitelerinin bulunduğu ABD, İngiltere vb. ülkelerde istisnasız biçimde kullanılan mütevelli heyeti modeline geçmek lazım. "Girişimci üniversite" modeli de önemli, özel sektör ile beraber çalışılması, girişimcilerden destek alınması da son derece önemli.

Bu konulara ilişkin Taha Akyol'un güzel yazıları var, tavsiye ederim.

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-06-2011, 20:34
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Astur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu demokratik, tam bağımsız üniversite sevdasını şahsen anlayamıyorum. Demokrasi yönetim biçimi olarak olumlu bir şey olabilir, ama her alanda en iyi sonuçları verecek diye bir kaide yok. Zaten bu sistem zamanında 60 darbesinden sonra Türkiye'de denendi, sonuçları da hiç sorumlu olmadı, Türk üniversiteleri akademik anlamda süründü. Eleştirilecek çok yönü olmasına rağmen YÖK bile çok daha başarılı sonuçlar getirdi. Bence bu konuda yapılacak şey belli, dünyanın en iyi üniversitelerinin bulunduğu ABD, İngiltere vb. ülkelerde istisnasız biçimde kullanılan mütevelli heyeti modeline geçmek lazım. "Girişimci üniversite" modeli de önemli, özel sektör ile beraber çalışılması, girişimcilerden destek alınması da son derece önemli.

Bu konulara ilişkin Taha Akyol'un güzel yazıları var, tavsiye ederim.
60'lardan sonra olumsuz gördüğün şeyi merak ettim. Akademinin toplumsallaşması, sosyal olan'ın işlevine uygun yatay örgütlülüğü niçin kötü olsun örneğin?

80'lerle birlikte özellikle sosyal bilimler disiplinlerinde dibe vuruş mu iyi olarak adlandırdığımız şey?

Örneğin bugün 80 sonrası dönemlerden itibaren akademik eğitime başlayıp dünya çapında tanınmış kaç sosyal bilimciye sahibiz?

Üniversiteler bilgi/bilim üretildiği kadar bilgi/bilimin toplumsallaştığı yahut öyle olması gerektiği alanlardır. Aynı zamanda bireyin kendi içinde toplumsallaştığı, üretebildiği alanlar. Bugün gelinen noktada, birçok okulda öğrencilerin basit bir dergi çıkarabilmesi dahi oldukça meşekkatli yök vari bürokrasi mekanizmalarına; dehilse de, yök tandanslı hoca muhalefetine takılır. Öğrencinin özgün üretim ve sosyalleşme mekanizmalarının otoriter bir denetime takıldığı yerde gelişen öğrenci/birey kültürü tezahürleri otoriter/muhafazakar/antidemokratik eğilimlere sahip kalifiye ''eşşek'' sürüsünden belliyse ortada bir ''iyilikten/iyimserlikten'' bahsetmenin güç olduğunu düşünüyorum. Zira üniversiteler makro/mikro bağlamda empati temelli demokratik vicdan kültürünü toplumsallaştırabildiği nispetle anlamlı bir iş yapabilmiş demektir. Saldırganlık ve korku/cinnet kültürü mobilizasyonunda en az ''hitler dönemi'' kadar hazır/nazır örgütlenmiş ''tahsilli eşşekler''in olduğu bir ülkede akademi kültürü bizzat varlığına yabancılaşmış demektir. Böylesi işlere soyundurulmuş toplumsal mühendisliğin erbabı akademik örgütlülük dilerse dünyanın en güzide ''mekanik/teknik'' uyarlamalarına/arge çalışmalarına imza atmış olsun. Gelişmişlik ''teknik/sayısal'' verilere indirgenecek denli kısmi bir gösterge olmasa gerek...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-06-2011, 20:57
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

AlbatrosS´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
60'lardan sonra olumsuz gördüğün şeyi merak ettim. Akademinin toplumsallaşması, sosyal olan'ın işlevine uygun yatay örgütlülüğü niçin kötü olsun örneğin?
Üniversitenin "demokratik" olduğu dönemlerdeki akademik yayın, yapılan çalışmaların alıntılanma sayısı vb. sayılara bir göz atmanı öneririm, üniversitelerimizin 60 ve 70'lerde nasıl süründüğünü, YÖK kurulduktan sonra durumun nispeten iyiye gittiğini vs. bu alandaki istatistiklerde net bir biçimde görürsün. Üniversitedeki "demokratiklik" bilim üretmek için gereken enerjiyi, zamanı vs. üniversite içindeki siyasi çekişmelere yönlendiriyor, yararlı bir şey değil.

Taha Akyol'dan bahsetmiştim, şuradan bu konuya ilişkin görüşlerinin bir kısmı okunabilir:

http://kitap.milliyet.com.tr/-demokr...07/default.htm

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.asp...l&KategoriID=4

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-06-2011, 21:16
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Astur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu demokratik, tam bağımsız üniversite sevdasını şahsen anlayamıyorum. Demokrasi yönetim biçimi olarak olumlu bir şey olabilir, ama her alanda en iyi sonuçları verecek diye bir kaide yok.
Evet evet, demokrasiyi kampüslere, ekonomiye, toplumsal yaşama karıştırmamak gerekir; tüm bunlardan yalıtılmış bir siyasal demokrasi neyimize yetmiyor değil mi? Ah şu liberaller!.. Demokrasinin her zaman olumlu sonuç vermemesi, her zaman olumsuz sonuç vereceğini de göstermez. Öte yandan, bu kadar sonuç odaklı düşünmemek gerekir. Demokrasi güzel birşeydir ve olumlu sonuçlara demokrtik yolları geliştirerek ulaşmaya çabalamak lazım.

"Girişimci üniversite" modeli de önemli, özel sektör ile beraber çalışılması, girişimcilerden destek alınması da son derece önemli.
Tabi ya, özgürce bilim yapmak da neymiş! Sponsorun kadar konuş!

Bu konulara ilişkin Taha Akyol'un güzel yazıları var, tavsiye ederim.
Burnuna dikkat et Astur'cum, zira kendine klavuz diye bir kargayı bulmuşsun.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10-06-2011, 22:34
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

Geniş bir çerçeveden gidersek, çözümlememiz gereken bir kaç unsur olduğunu görürüz.. (uzun yazı olacak biliyorum, elimden gelen budur)

Öncelikle bu gün bizlere dayatılan, temsile dayalı ve demokrasinin ancak belirli bir sürecine, aşamasına, bir son noktasına tekabül eden(aslen bir sahne-perde ve kitlenin seyirci kılındığı bir demokrasi, kısaca demokrasiyi kendisi ile vuran bir sistem-) seçim sistemini salt demokrasi haline getirirsek, demokrasiyide anlamsız ve içi boş bir biçime dönüştürmüş oluruz.

Demokrasi mi? Demagograsi mi?

Bırakalım üniversiteleri, çalışma alanlarını, bu gün hükmetmek gibi kelimeleri dahi demokrasinin merkezine alıyorsak, ya demokrasi başka türlü bir şeydir ya da bize enjekte edilen şeyin adı demokrasi değil, demagograsidir...

Demokrasinin acık orada olsunda, azcık burada olmasın gibi bir ölçeği olamaz. Neden olamaz? Eğer biz demokrasiyi şu an, şu seçim arifesindeki furyadan ibaret görmüyorsak, eğer demokrasiyi biz toplumun nasıl yaşa-tıl-mak ve yöne-til-mek istediğine değil, nasıl yaşayacağı ve yönetmesi gerektiğine kendisi karar veremiyorsa, hayatın tüm alanlarında toplum seyirci değil, kendi sorunlarına karşı onlar adına ve aslında onlarında hiç bir sorununu gündemine, ciddiye almayan, alması pekde mümkün olmayan ve sisteminde zaten aksine elverişli çalıştığı birilerine(oyunculara) havale etmek yerine kendisi üretemiyorsa(ki siyaset dediğimiz özünde zaten budur, yani çözüm bulabilmektir, devredilemez, devşirilemez), demokrasiyi sadece, ama sadece 4-5 yılda bir oy'a, kağıda indirgemişse ve bunun dışında(piyasa hariç?) kalan bir çok alanı özgür kılmaktansa, kılmamak adına çalışıyor ve gerekçeler üretiyorsa, ne bu toplum demokratiktir, ne demokrasi vardır ne de demokratlardan bahsedilebilir. Bu haliyle olsak olsak demokrasi yoksunu olur ve demokrasiyide yine kendisi ile vuran, kendi zincirini kendi ayağına vuran kurbanına dönüşürüz. Bize ise sadece ya tabular kalır, ya da tabular adına ahkam kesenlere el avuç açıp dilenmek. Demokrasi yoksa, dilenmek vardır, ya da ilenmek, ya da olması için çalışmak,dördüncü bir yol yoktur(vardır elbetde ama o yol toplumu değil, bu durumdan rant geliri elde edenleri içeriyor yani yolsuzluğu)...

Üniversiteler özgürleşebilir mi? Tek başına olabilir mi? Elbetde hayır, üniversitelerin özgürleşmesi ile toplumun özgürleşmesi birbirinden ayrık, kopuk ele alınamazlar. Toplumsal yapı demokratik olmadığı sürece nihai anlamda belirli alanlarda da, ne özgürleşme ne de tam anlamıyla demokratikleşme mümkün değildir. Bu işin özdeki yanı, yani dolaysız yanı. Dolaylı yönünde ise, bir tarafda sistem ve sistem kaynaklı açmazlar, diğer tarafda sektörel rant ve tabi ki sistemin bekası adına üniversitelerin özgürleşmemesi(belirli ölçülerde ve belirli bir toleransla insan üretme fabrikası) için çalışan bir sistem gerçeği gibi faktörler kalır.

Nasıl ki demokrasi ve özgürlüğü bir bütün halinde ele alabiliriz, nasıl ki toplumu hayatın her alanında varlık gösteren bir yapı olarak görmeliyiz, insan ile toplum, birey ile toplumda aynı bütünlüğün bir parçasıdır. Yani yalıtılamazlar. haliyle üniversitelerde demokrasi ve özgürlük istememek demek, toplumsal özgürlük ve demokrasiye üstelikde anlamlı ve mantıklı hiç bir gerekçe sunmadan karşı çıkmakla eş değerdir. Üniversiteler özgürleşmeden toplum özgürleşip demokratikleşemez, toplum demokratik ve özgür bir dünyada değilse, üniversitelerde özgürleşip, demokratikleşemez(yani bu pratik yaşanmadı, geçmişde de olmadı, lütuf ile demokrasi aynı kefeye konamaz), sürekli ya sekteye uğrar, ya da bilinçli bir şekilde uğratılır, zedelenir. Toplum özgür ve demokratik değilse, bireyde ne özgürlüğü ne de demokrasiyi yaşayamaz. Mevzu özgürlük ve demokrasi olduğunda elitist yaklaşımlar sergileyemeyiz, bu bizim demokrasi kadar özgürlük anlayışımızıda dışa vuracağı gibi, özgürlüklede çelişir. Demokrasi ve özgürlük konusunda temel ölçütümüz, ne bireyi, toplumun karşısına alan ne de toplumu bireyin karşısına alan bir yaklaşımla olamaz, bunlar ayrı ve birbirinden yalıtık ve karşı karşıya değerlendirilecek şeyler değildir. Ölçüt insan-toplum temelinde olabildiği ölçüde özgürlük ve demokrasiden bahsedebilmenin hakkını vermeye başlamışız demektir.

Heleki özgürlük dediğimiz şey karar verebilme yeteneğinden mahrum kalmamaktır, bu pozitif özgürlüktür. Karar verme yeteneğine ise ne ile sahip olabiliriz? Demokrasi ile, işte buradaki bütünlükde buradan gelir. Nasıl ki üniversite-toplumu, toplum-insanı birbirinden ayrık, yalıtık ele alamazsak, demokrasi-hak ve özgürlükde birbirinden yalıtık ve bağımsız ve belirli bir ayrıma dayalı ele alınamaz, kısıtlanmasından demokrasi ve özgürlük adına bahsedilemez, trajik olur.

Üniversitelerde neden demokrasi ve özgürlük istenmiyor?

Bunun en kestirme cevabı neden toplumların (yani öznemiz insanın)özgür ve demokratik olması istenmediğinde aranmalıdır. Hiç birimiz dünyaya ne uydurulmuş tanrılara hizmet için, ne de yeryüzünde ki tanrıcıklara hizmet için gelmedik. Temelde bunu kavrayabileceğimiz alanımız, bu kavrayışın ise kalbinin attığı yer üniversitelerdir. üniversiteler hamal yetiştirme okulları değildir, olmamalıdır ve bir gün olmayacaktır.

hayatın her alanında demokrasiden yana değilsek, özgürlüğü sadece, ama sadece insana yabancı, onu metalaştıran kurgu gücüne de dayalı bir sistemin çarkının döndürüldüğü alanda, yani piyasada istiyorsak(ki bu koşulda bu özgürlük, özgürlük olmaktan çıkar ve demokrasi de mümkün değildir, kendi içinde güç ve ekonomi-politik iktidarlar yaratır, somut örnek=dünya) ve diğer asıl yaşam alanlarına demokrasisizliği reva görüyorsak her şeyi silbaştan eksik bırakıyoruz demektir.
Demokrasi insanı, tüm yaşam alanlarımızı kapsamayacak, içermeyecekse bu demokrasi nerede olacaktır? Hep böyle ve sonsuza kadar perde mi?!

Geçerken bir örnek vermek istiyorum, çünkü öyle bir nokta ki bu, işin aslınıda, faslınıda ortaya çıkartıyor, çünkü şeytanın gör dediğini görmek hiç de kolay değildir.

Çalışma saatleri neden uzundur? Üretim alanlarında(ki üniversitelerde dahil) neden özgürlük ve demokrasi yoktur?
benim zamanımı kimsenin çalmaya hakkı yokken, ait olduğumuz sistem beni buna mahkum kılmaktadır!Bir zamanlar insanlar 12-16 saat gibi bir çalışma saatlerinde köle gibi çalıştırılırlardı. Neredeyse her aile doğmuş çocuklarının yarısını hastalık, yoksulluk ve eğitimsiz kılınmışlıkdan, parasızlıkdan kaybederdi. çalışanlar açısından(özgür köle) evlat acısı yaşamayan aile neredeyse yok gibiydi ve bu saatlerin düşürülmesi için bile mücadele etmek, bir çok insanın ölmesi, öldürülmesine yol açmıştır!.. Şimdi birde tablonun diğer tarafına bakalım;

Bir işçi yapılan hesaplamalarda kendi ve tüm ailesi dahil(sağlıkda, eğitimde dahil) günlük 4-6 saat çalışarak bu dünyada yaşamda kalma mücadelesinden zaferle çıkabilmektedir.

Şimdi;
1 ürünü 4 saatle ele alalım;

Hammadde = 10 Lira olsun
Enerji, sarf vs gideri = 2 Lira
İşçi gideri ise(yevmiye=günlük) = 2 Lira olsun...

Bu bir ürün başına giderdir. Şimdi ürünün maaliyeti ne? 10+2+(2) = 14*4 saat = 56 değil mi? (4 ürün)

kapitalist bu ürüne %100 eklemede(kar) bulunamıyor(istisnai ve dönemsel haller değil, ideal şartlar ve oturmuş piyasa ve rekabet açısından bakmak durumundayız)...
O halde ürünü 14 e mal edip, 16 ya satıyor olsun(ideal ve karlısı harcanan emek*2 dir, yani 2 emek ise ürün +2 satılır, haliyle oda 16 liradır).. 4 saatlik 4 adet üretim sonucunda 16 Lira kazandı(alınterine eşdeğer!).

peki ya 8 saat çalıştırsa ne kazanır? 32 mi? Emin miyiz? Bakalım;
işçinin ücreti sabit, haliyle ne kadar çok saat çalışır, kapitalistin kazancıda o derecede katsayısal olarak artmaya başlar.
4 ürünü 56 Liraya üretti...

1 ürün = 14 idi ama 5. ürün = 12 Liraya mal olur. Çünkü işçinin günlük yevmiyesi 8 Lira idi, ve ilk 4 üründe bu değeri üretti! Artk bundan sonra üretilecek her ürün karşılıksızdır-çalıntıdır! yani 14 liralık ürün artık 12 liraya mal olacaktır ve çalışacağınız her saat hayatınızdan çalınmış kölelik demektir... (neden çalışma alanlarında demokrasi ve özgürlüğe bu denli karşı çıkan anlayışlar var acaba? netekim(?))

4 Ürün 4 saatde = 56 Liraya mal oldu.
diğer +4 saatde 4 ürün = 48 liraya mal olur, 56 değil!

Toparlayım = İşçiye günlük 8 lira ödedi.. İşçi 8 saat çalıştırıldı(9-10 saat işin içinde ya neyse, fazla mesai bile bir oyundur(otomasyon varsa) Dinlenmesi, yemeği, molası vs işçi 10 saatini işyerinde geçirdi..

8 saat uykuyu düşelim = ona kalan sadece 6 saattir ve yolu yordamı da çıktığımızda ömrü boyunca hayatı emeğiyle yarattığı halde;;; ancak saatçikler arasında yaşayabilen bir insan profili çıkacak karşımıza. üstelikde köle. Böylesi bir profilden nasıl bir toplum olmayı hedefliyoruz?! (Kimin için demokrasi? Kimin için özgürlük?)

Demek ki çalışma saatlerinin düşürülmesini nasıl istiyorsak, üniversitelerin demokratikleştirilmesinide aynı nedenle istiyoruz, insanım diyebilmek için! Başka ne var? hadi bazı objektifliğe nefretle yaklaşan öznelci(subjektivist), ama mangalda kül bırakmayan anlayışların, bir kara propagandasını daha birlikde aydınlatalım...

İşçi 4 saatde 4 ürün üretmişti, peki aynı işçiye siz 4 saatde 8, 8 saatde 16 ürün ürettirirseniz sonuç ne olur??? İşte buda günümüz kanayan yaralarından bir diğerini teşkil ediyor. sanılıyor ki otomasyon ve robotlaşma sadece az işçi ve az maaliyet adına yapılmaktadır. hayır, özünde de temelinde de verdiğim bu örnek yatar, daha fazla kar, daha fazla sömürü!(Toplam Kalite Çemberleri-verimlilik vs)

Üniversiteler sermayeden, yukarıdaki vb şeylerden bağımsız değilse, acaba temelde, kaynağında yatan ne diye(2 örneğe bakınız) bir kez daha düşünelim ve sağlığı da, eğitim gibi geleceğimizi teşkil eden bu alanlarında birilerinin hem rant gelirlerine hemde geleceğimizin ipotek altına alınmasına, çağımızın köhne dinleri adına(tanrıcıklar) bizleri, beynimizi hizmetçi kılığına sokan bu para-metalaştırma-yabancılaştırma dinine de, geleceğin ve sınırsızca yok edilen yaşam alanlarımızın da adına seyirci kalmayalım... özgürlük ve demokrasi isteyelim hat da istemek bile ters, kimden isteyeceğiz ki? Özgürlük ve demokrasiyi hayatın gerçeği kılalım, ancak o zaman mümkün, özgürlük ve demokrasi seyirci kabul etmez, seyirci kalındığı an özgürlükde, demokraside yok olmuş demektir. hiç bir gerçeği hiç kimsenin sahte argümanına kurban etmeyelim... özgürlükler yapılmaz, yaşanır, demokrasi yapılmaz-taşınmaz-devşirilmez yaşanır, istenmez, ancak yaşanır ve yaşanılabilir kılınır. lafla hiç birisi olmaz ve hiç kimse de lafla ne özgürlükçü ne de demokratik ne de aydın olamaz, bizleri kandırmak isteyenler, kandıranlar, ilizyonist, sahte dünyalar üretenler gırla(hem bu bir sektör, bir gelir kapısı hemde sistemin stratejisi bu) aydınlatmak isteyenler ise parmakla sayılacak kadar az(üniversiteler özgürleştikçe bu artacaktır).

Üniversiteler özgürleşmedikçe, zamanımızıda özgür kılamayacağız, kendimizide... Hepsi birbirine bağlı ve her şey o bütünün bir parçası..

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (10-06-2011 Saat 23:12 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
21 yaşımda üniversiteye girmek... think Konu-dışı 10 09-09-2010 18:30
Vahşi Emperyalizm, Aç Gözlü Sermaye ve Savaş Baronları güneşinzaptıyakın Tarih 7 16-06-2010 01:37
biz yorulan bir tanrı istemiyoruz !!! habilis Hristiyanlık 2 08-02-2007 02:03

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:20 .