Sımsıkı sarıldığımız, aitliklerimiz geçici. Ajda Pekkan’ın “Kimler geldi, kimler geçti,” şarkısı gibi. Büyük patlamayla başladığı bilinen evrenimizin kalıcılığı bile şüpheli. Paralel evrenler olabileceğini söyleyen nice fizikçi var. Dünya’nın, Güneşimizin kaç yıl sonra yok olacağı aşağı yukarı biliniyor. (Şu anda yarı yoldayız.)
Ve birileri çıkıp “devletimiz ilelebet var olacaktır,” deyince bizler de inanıp, silahlanıp ölmeye öldürmeye gitmişiz tarih boyunca. Dinlerimize ölümsüzlük atfediyoruz. Onlar da geçici değil mi? Onlar da devletler, imparatorluklar gibi doğup ölmüyorlar mı? Aklımıza kendi dinimiz gelince “Haşa!” Türkleri Müslüman biliriz.
Oysa belki tarihte en çok farklı dinleri olan bir kavim Türkler. Yüzlerce yıllık mazisi olan Hırıstiyan Türkler var- Gagavuzlar. Ya Yahudi Türkler? Nerdeyse Osmanlı İmparatorluğu kadar uzun ömürlü Hazar İmparatorluğu’nda Türklerin Yahudi olduğunu, bugün Türkiye’de yaşayan kaç kişi bilir? Türkün, Zerdüştü, Hindusu, Şamanı,Taoisti, Budisti ve dinsizi de var. Bu zenginliğimizin, dinsel çeşitliliğimizin hatırlanmasına, hatırlatılmasına kapalıyız? Neden bu aitlik mozağimizden okullarda, ibadet yerlerinde söz edilmez?
Tek tip aitliğimiz kimilerini güçlü kılarken, tek tip aitliklerimiz üzerine iktidarlar kurulurken bizlerden bir şey eksilmiyor mu? imparatorlukların doğumu-ölümü üzerine nice tarih kitaplarımız var. Roma İmparatorluğu’nun, Osmanlının, Sovyetler’in, doğuşu-batışı üzerine ha babam kafa yormuş tarihçiler. Dünyamıza egemen Amerikan İmparatorluğunun batıp batmayacağı değil, ne zaman batacağı konuşuluyor.
Sanki tarihimizde böyle bir şey yokmuş gibi, olamazmış gibi dinlerin nasıl doğup battığını pek yazan yok. Neden?
Acaba dinlerin ömrü, onları benimseyen imparatorlukların, iktidarların, güç odaklarının ömrüyle mi sınırlı? Pers imparatorluğunun çökmesiyle birlikte tanrıları Zerdüşt de unutuldu. Eski Yunan uygarlığı ve onların tanrılarını devralan Roma İmparatorluğu’nun bitmesiyle Zeus tahtından oldu. Üç bin yıllık Mısır uygarlığı bitince dini, dili kayboldu. Hıristiyanlıkla, İslam’la özdeşleşen imparatorluklar batınca, bu dinler ulus-devlet iktidarlarında varlıklarını sürdürüyor.
Museviler ticaret ve finansta güç odağı. (Budizm ve Hinduizm örneklerinden bildiğimiz gibi tek tanrılı olmak, dinlerin yaşayıp yaşamayacağına ilişkin kıstas değil.)
Tarihimizde ölen dinler olduğu gibi günümüzde yeni dinlerin doğduğunu söyleyebilir miyiz? Cevabı zor çünkü karar veren merci yok. Minnacık Kosova dünyanın birçok ülkesi tarafından devlet olarak tanındı. Yeni dinler için böyle bir kurumsal kabul mekanizması, devletle hukuku vs. yok.
Bakarsınız yarın uzayda başka canlılarla temas kurulunca bir çırpıda dünya çapında yeni bir din türeyebilir. Ama sanal dünyamızda şimdiden doğan yeni dinler var. Birinin adı “teknopaganizm.” Yeni ipek yolumuz Google’da gezintiye çıkarsanız başka genç dinlerle de karşılaşabilirsiniz.
Gündüz VASSAF
Radikal Hayat, 12.12.2010