Adli Tatilin Hukuki Dayanağı;
HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU
* *Kanun Numarası: 1086
* *Kabul Tarihi: 18/06/1927
* *Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 02, 03, 04/07/1927
* *Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 622, 623, 624
Sayılı yasaya göre uygulanmaktadır.
Bu yasa 1927 yılında çıkarılmıştır. Maksat vatandaşlarımızım yaz ayında tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarından dolayı hasat zamanı adliyede en değerli zamanlarını geçirmemeleri ve ülke ekonomisi için önemli olan bu aylarda verimin artırılması için bu yasanın ;
Madde 81 - (Değişik madde: 04/07/1956 - 6769/1 md.)
* *Günlük muhakeme listesinde yazılı işlerle keşif ve delillerin tesbiti gibi yapılması zaruri veya müstacel görülen işler müstesna olmak üzere mahkemeler, resmi çalışma saati dışında ve resmi ve adli tatil günlerinde, hiç bir adli muamele yapamazlar.
* *(İkinci fıkra Mülga: 11/02/1959 - 7201/62 md.)
Maddesinde yazdığı gibi amaç çok açıktır muamaele yapamaz der yasa YOKSA SAVCI VE HAKİMLER tatile gider demiyor.
Birde bugünden bakmak lazımsa artık yasanın çıkarıldığı tarihteKİ gibi insanlarımız o yıllardaki ulaşım, konaklama açısından zorluk eskisi gibi değildir ve adliye teşkilatı açısından davasını takip etmek için şehirler arası o yıllara mahsuzu olmak için günlerce seyahat etmek zorunda değildir. Örneğin Kastamonu'daki Ağır ceza mahkemesindeki davasını takip etmek için vatandaşımız kalkıp Sinoptan gelmek zorunda değildir.
Evet bugün adli tatil neden hala uygulanıyor anlamak mümkün değildir. Adli tatil neden savcı ve hakimlere tatil gibi algılanıyor anlamak mümkün değildir.
Varsayalım bir tutuklu eğer yargılanması devam etse belki de beraat edecek, suçsuzluğu anlaşılacaktır ama adli tatili beklemek zorunda kalıyor. Bu insan hakları açısından yanlış değil midir?
Başka açıdan baktığımızda bir çok hortumlama davaları malesef zaman aşımı nedeniyle kapatılmaktadır. Peki bu zaman aşımında adli tatillerin de payını düşnmeden edemeyeceğim.
Bir başka konu da yıllardır Tebligat kanunu gereği adliyeye vatandaş öncelikle davetiye ile çağrılmak zorunda olmasına rağmen adliyenin pula verecek parası olmadığı şeklinde anlayışla savcılıklarca polise veya jandarmaya yazılan müzekkerelerle vatandaşlar adliyelere getirilmekteydi.
Bu durumda davetiyenin puluna verilecek para güya cepte kalırken bakın ne oluyor;
Savcılığın yazısı kolluk kuvvetelerine gelince görevlendirilecek birime sinsile takip edilerek yazılan kağıtlar, harcana mesai, vatandaşa kadar giden memurların zamanı ve giderleri sanki bedavamı oluyordu?
Tabiki bedava değil ve çok daha phalıya patlıyordu. Birde hepsinden önce vatandaşın kapısına polis ve jandarma dayanınca ki tanık olup da bilgisine müracaat edilecek olsa da çevresine mahçupiyetini düşününce insan hakları açısından yanlış olduğunu düşünüyorum.
Zeki Bingöl
zekibingol@gmail.com
http://zekibingol1965.sitemynet.com/YOLSUZLUK/
http://www.zekibingol.gen.ms/