Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-06-2006, 19:08
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Yazı dediğin böyle olur!

Önce Cafe bölümüne koyayım diye düşünmüştüm. Ama bence Cafe'lik bir yazı değil. Can Dündar'dan yazı dediğin böyle olur dedirtecek türden bir yazı.

Ruhumuz Arkada Kaldı


Bir filmde seyrettim; genç ve güzel bir kadın Paris'te bir cafede bir erkeğe anlatıyordu. O da anlattıklarını bir dergide okumuş:

Meksika'da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızlı tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyorlar ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar. Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor:

"Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?”

Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki:

"Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik..."

….

Niye içimizde hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve "niye" ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar'ın yaşlı torunu. Çünkü bu ap-tal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kalıyor, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz; ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz...

Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.
Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız. Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? *
Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben, ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür, fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim... İşte bu yüzden içimizde sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz; işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz...

Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki; ne işe , ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte! Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor.

Milan Kundera "Yavaşlık" adlı kitabında; "yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur" diyor. Telefon hızlılık mesela; konuşulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık; hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana; "Küt" diye başka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler; daha ayrılığın hüznünü bile yaşamadan İstanbul'da olmak sahiden de çok tatsız. Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da çok normal. Oysa trenler; karanlık geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara trenler... Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, ağaçları selamlayan, çocuklara el sallayan, *günebakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü, geleceğin umudunu yaşatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de.Uçak değil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz.

Evet; freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var? Hayat, yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü, hızlı ya da yavaş...

Her şey bizim elimizde; sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda...

* * * * * * * * * * * * * * * * * *Can DÜNDAR
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-06-2006, 20:00
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Yazı dediğin böyle olur!

Not *Comments
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-07-2006, 03:25
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Yazı dediğin böyle olur!

Evet; freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var? Hayat, yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü, hızlı ya da yavaş...

Her şey bizim elimizde; sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda...

* * * * * * * * * * * * * * * * * Can DÜNDAR


Doğru söylüyor Can Dündar.Gerçekten her şey kendi elimizde.Yaşamın iyi ya da
kötü,hızlı ya da yavaş oluşu hep bize bağlı.Biz nasıl yönlendirirsek öylece
devam eder.Tüm bunları yaparken kendimiz olmamız gerektiğini düşünüyor.Yani
düşüncemiz ile ruhumuzun uyumlu olması gerektiğini düşünüyor.Bence Mevlana
''Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.''sözüyle bunu en iyi bir
şekilde dile getirmiştir.Kişilerin karakterini belirleyen ruhsal yapılarıdır.
Bir kişinin ruhsal yapısı bozuksa kişiliği de bozuktur.İşte bizim insan olup
olmadığımızı bu ruhsal yapımız belirliyor.Ama bazı insanlar vardır ki ihtiras-
uğruna dünya nimetleri uğruna ruhsal yapılarından tavizler veriyorlar.Verdik-
leri bu tavizler onları insanlıktan çıkarıyor.Zan edersem Can Dündar bunu
vurgulamaya çalışıyor.Eğer ruh olarak insansan attığın her adımda bu ruhunda seninle birlikte gelmesi gerekiyor.
Bu kadar önemli bir yazının nedense yete-
rince ilgi görmediğini gördüm.Burada sürekli bir şeyleri tartışıyoruz.Halbuki
benim önemle ve fırsat buldukça ne düşüncede *olursak olalım önce insan
olmamız gerektiğini vurgulamam boşuna değildir.Bu husus insanlığın en önemli
sorunudur.Bu sorunu çözemediğimiz surece insanlık hak ettiği yere gelemeyecek-
tir.İlk önce dünyayı anlamlaştıran biz insanların kendimize çeki düzen vermemiz
gerektiği düşüncesindeyim.Ve hangi görüşte olursak olalım kendimizle yüzleşme-
miz gerektiğini düşünüyorum.İnsan olmanın gereklerini yerine getirip getirme-
diğimize dair kendimizi sorgulamamız gerekir.Eğer bir insan olarak bunu yapa-
biliyorsak ve hatalarımızdan bir ders çıkarabiliyorsak insan olmaya adım atmış
saymak gerekir kendimizi.Bunu yapamadığımız sürece insanlık kendi kendini
kemirmeye devam edecektir.Ve dünyayı yaşanılmaz bir duruma getirenlerin ekmek-
lerine yağ sürmeye devam etmek demektir.Farkında olmadan onlara alet olmamız
demektir.Bence gelin düşüncelerden önce bu konuyu tartışalım.Bu konuda mutabık
kalındıktan sonra görülecektir ki düşünceler daha sağlıklı bir ortamda saygı
sevgi temelinde tartışılacaktır.Tüm farklı düşüncedeki insanlara tekrar ve
önemle seslenerek diyorum ki ne olursak olalım önce insan olalım.Buna inanan
insanlar yeryüzünde çoğunluğu sağladığı zaman görülecektir ki bu dünya yaşanı-
lır bir dünya haline gelecektir.İnsanın insanca yaşadığı bir dünya olacaktır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:57 .