Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 31-01-2011, 13:07
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart Diyalektik Ne Değildir

Sorucu - Bir şeyi merak ettim öncelikle. Neden böyle bir başlık açma gereği duydunuz ve neden "Diyalektik Nedir?" değilde "Ne Değildir" ifadesini kullandınız.

Çünkü felsefenin işi ideolojik-politik kavgalar değil, bilgiye ulaşma çabasıdır, bilgidir. Bilgide ideoloji de olmaz, politika da. Ama bilgi her alanda kullanılabilir. Görüldüğü gibi bunlar farklı şeyler. Alanınız bilgi olduğunda ideolojik-düşünsel her yaklaşım sizi rahatlıkla tuş edebiliyor. Çünkü önyargıları kıramıyoruz.

Sorucı- Neden "ne değildir" kullandınız?!

Gönül isterdi ki "Diyalektik nedir?" diye bir başlık atayım. Öyle bir şey ki; diyalektiği en temelde evrim gibi, kısaca öncelikle olgu temelinden düşünmaliyiz. Nasıl ki piyasa açısından baktığımızda, "Evrim" ne olduğundan çok ne olmadığıyla ilgili safsatalar ve çarpıtmalarla sunuluyor ve milyonlarca kişi çeşitli şarlatanlıklarla aldatılabiliyorsa, diyalektik açısından da buna benzer tutumlar, önyargılar ve salt öznelci yaklaşımlar sergileniyor. Bu önyargılar diyalektiğin ne olduğu değil hep ne olmadığı üzerinden yanılsamalar üretiyor, ve kendi yanılsamalarını işte diyalektik budur diye sunuyorlar ve günümüz dünyası açısından da hakim ideolojiler açısından baskın bir hal alabiliyor. Bu konuda, bunun arka planında yatan ideolojik sebeplere de değinmeli.

siz "Dünyaya formel mantıkla bakmak idealizmdir" demiştiniz, burada amacınız formel mantığı kötülemek mi?

Hayır değil, formel mantık idealist mantıktır. Yani düşünce ve biçime dayalıdır ve öze bakmaz. Bu durumu kağıttan dünya mı? sorusu üzerinden değerlendirecğim.

Sizce, nesel olarak baktığımızda diyalektik nedir? Ve ne kadar zamandır diyalektiği kullanıyor ve irdeliyorsunuz?


Diyalektik bir olgudur. Diyalektiği yaklaşık 20 yıldır gözlemliyorum(tabi öncesi öğrendiğim süreçlere girmiyorum), şu kadarını söyleyim aklınıza ne kadar ideolojik, politik unsur gelirse hepsini bu başlıkta rahatlıkla çöpe atabiliriz. Diyalektik öncelikle olgu olduğu için, bu olguyu bilerek, düşünce sistematiği olarak kullanmak ile bilmeden kullanmak aynı sonucu doğurmuyor. Gerçekten hiç bir olaya, hiç bir şeye tek bir boyuttan-yönden bakmamak ve hareketin içselliğinde yatan çelişkiyi görebilmek bütünü kavrama, anlama açısından da muzzam kolaylıklar sağlıyor. Tarihten öyle örnekler verebilirim ki, bu gün bir evrimi düşünün, emin olun zamanımızdan yüz yıllar geriye gttiğimiz de diyalektikçilerin evrimi felsefi açıdan nasılda yakaladığını göreceksiniz. Çünkü diyalektiği evrimden, hareketdtn söküp attığınız an, geriye ne hareket ne de değişim namına bir şey kalmıyor.

diyalektik neden gereklidir?

Bunu ilerleyen zamanlarda ele alalım. Zaten başka bir başlıktan buraya yazılarımdan birisini olduğu gibi aktaracağım. bu gerekliliğin orada görüleceğinden kuşkum yok. Belki ilerleyen safhalarda tekrar değinebiliriz. kaldı ki bir olgu'nun gerekliliği veya gereksizliğini tartışmak da saçmadır. Çünkü olguya irade yükleme işi idealist savrulmalara dönüşür.

Diyalektiğe olgu olarak karşı çıkmak nasıl mümkündür?

Mümkün değildir. Olgu olarak diyorum, ama izahatlara karşı çıkılabilir. Hareket ve değişime karşı çıkılmadan diyalektiğe karşı çıkılamaz, kısaca mümkün değil.

Sorucu -diyalektiğe bilimsellik atfediliyor, sebebi nedir ya da nasıl bir bilimselliktir.

Bilgiyi, bilginin de özne-nesne ilişkisinde elde edilen verinin yorumu olduğu gerçeğinin dışlanmışlığı durumunda, bilimsellik de(ki yanlış da olsa) kişilere göre tartışılır bir kavrama dönüşür. İnsan uydurduğu masallar, tanrılarının dahi sözde bilimini yapmış. Yöntem olarak kullanıldığında, diyalektik açısından bilginin, verili an, koşullar bağlamında gerçeklikle bağdaşıp bağdaşmadığı önemlidir. Yani bilgi, daha doğrusu yorum gerçeklikle bağdaşmadığı ölçüde doğru kabul edilmez. Tabi doğru kabul edilenin de değişeceğini öngörür. Yani şu ya da buna dair bilgiye mutlak olarak yaklaşılamaz. Hem bu yüzden, hem de temelde, ilişki, çelişki ve etkileşimlere yönelim ve çözümleme yöntemi ve aralarındaki bağlamı kavrama açısından da bilimseldir zaten.

Sorucu -şu yanlışlanabilirlik ilkesi gibi bir şey değil mi bu?

Eğer mesele subjektif, sırf biçime, sunuma dayalı olsaydı, öyle denebilirdi, ancak objektif taban açısından "yanlışanabilirlik ilkesi" saçmalıktan ibaret. Diyalektikte değişkenlik sadece bir düşüncenin, bilginin idealistçe değiştirilmesi değil, daha önemli düzeyde nesnele olan bilginin de gözlemlere dayalı(çelişki, ilişki, etkileşim) değişkenliğiyle ilgilidir. Yani objektiftir, mesele bilginin değişmesi değil, olgu düzeyinde ele alınabilirliğidir...
diyalektik bir bilim değildir demiştiniz.

Kelimenin saf anlamıyla bilim değildir. Evrim bilim olabilir mi? Evrimin bilim olması için bilim icra ediyor olması lazım. Ama onun bir iradesi yok. Ama ne bilimsel olabilir? Teorisi. Diyalektikde bilimselliği arayacağımız ölçüt teorisidir ve bu bakımdan bir yöntem olarak bilimseldir denebilir.

Diyalektikde yanlışlanabilirlik ilkesi yoktur denmesinin kaynağı nedir.

Yanlışlanabilirlik İlkesi, öznel ve sözde, subjektif temelli, biçime dayalı saçma bir ilkedir. Yanlışlanabilirlik anlam ifade etmiyor, yorumlar neye dayalı yapılmıştır, gözleme, o halde hem yorumlananaın verisi hem de gözlemin kendisi ve yorum irdelenmelidir, bunun yolu da doğrulamaktır(bu Popper'ın çarpıttığı gibi mutlak olduğu anlamına gelmiyor, ancak gözleme, veriye dayalı, objektif temelde yapılan her yprum, bilgi ve bilimseldir, bilimsellik illa mutlak doğru çözümelemde bulunmak değildir, gözlem ve elde edilen veriye göre yorumlamayı gerektirir)... Kaldı ki diyalektikte değişmezlik diye bir ilke yoktur. Bazı filozofların materyalist diyalektik yerine idealist diyalektiği esas almasından kaynaklı kavram ve kafa karışıklığı olabiliyor. Burada bizi ilgilendiren materyalist diyalektiktir. "Akıp gitmekde olan bir nehirde iki kez yıkanamazsınız. Heraklitos" Hatta daha sonraki diyalektikçiler, akmayan suda da iki kez yıkanamayacağımızı ortaya koymuşlardır. Diyalektik dediğimiz olgu bağlamında çelişki, ilişki,hareket, değişim iken yöntem bağlamında da çelişkileri çözerek hareketi, değişimi çözümleme yöntemidir, aslında hiç de karmaşık değil, her olgu gibi basittir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (04-02-2011 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31-01-2011, 14:03
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sorucu - Peki o zaman "formel mantıkla dünyaya bakmak" ile kastınız nedir bir örnek verebilir misiniz?

Tabi verebilirim. örneğin, doğada ya bir düzen vardır ya da bir düzensizlik.

Doğada bir düzen mi var? Bu soruyu kendisine soran bir çok kişi doğada bir düzen olduğuna inanmaktadır. Bunun nedeni formel mantığın yapısıyla ilgili değil de, formel mantığın yanlış kullanmasıyla ilgilidir. Doğaya böyle bir ikilem ile yaklaşmak idealizmdir. Eğer biz de bu idealist tutarlılığı bozmadan devam edersek o halde bu düzeni sağlayan bir şey olmalı dememiz gerekir. Böylece idealizmin temel aldığı, temelini temsil eden "KİM?" sorusu akla gelir ki, bu soru idealizmin temelidir... Fakat burada bu biçimde kafa yorarsak farkında olmadan üzerini örttüğümüz bir çelişkileri atlarız.

Sorucu - Peki, neden düzen ve düzensizliği ayrı ayrı olarak doğaya yerleştiremiyoruz?

Ayrı ayrı veya ardışık biçimler halinde zihnimize yerleştirebiliriz belki, ama hem böyle bir dert bizi germemeli, hem de bunlar ayrı-gayrı değil iç içeler. Yani aslında düzen, düzemnsizlikten, düzensizlik, düzenden gelir. Kaldı ki ne demiştim? İdealist bakışta tutarlı kalmayı varsayarak . Normalde doğada ne bir düzen vardır ne de bir düzensizlik. Bir şeyin tek bir şey olması için tek başına olması gerekir, ama bu durumda da şey olma vasfını yitirir, zira bir şeyi şey yapan, salt kendisi değil, kendisinden başka olan ve onu sınırlayan şeylerdir de, oysa doğada düzen ve düzensizlik birliktedir, o yüzden ne salt düzen var denebilir ne de düzensizlik. Yani salt düzen dersek, bırakalım içiçeliği, bir paranın iki yüzü gibi olmasını, düzeni sınırlayan nedir?

Sorucu -Efenim doğada düzen var dersek formel mantıkla nereye varabiliriz?

Sevgili sorucu düzen var dediğin anda o halde doğada bu düzeni kuran, işleten bir şey olmalı deriz. Çünkü idealist gidişatta tutarlı bir biçimde devam ediyoruz. Ben varsayıyorum dikkat ederseniz. O zaman şu olur, düzeni sağlayan X, ya vardır ya yoktur. Doğada bir düzen olduğuna göre, düzeni sağlayan fikrine eriştiğime göre mantığı işlettiğimde sözde böyle bir X'in var olduğuna ulaşırım. Görüldüğü gibi formel mantıkla doğaya bakmak farklı bir şey formel mantık farklı. Formel mantık biçime dayalı ise, o halde kişiler saçmlarken biçimi uydurduklarında sonuç felaket olur... yani biçime uyması saçma olduğu gerçeğini değiştirmez. Tanrı yaratan ve düzene koyandır, evrende de bir düzen vardır, o halde tanrı vardır gibi çıkarımlar mantık dışıdır, ama sırf idealist yol ve yöntemler de milyonlarca insanı aldatmanın yolu olur-olabilir...

Sorucu - Peki bu tür formel mantıkla sadece doğaya mı bakılabilir?


Hayır hayatımızın her alanına ve gözlemlediğimiz her şeye bakılabilir ancak bu doğru olduğu anlamına gelmez, çünkü neye baktığımız değil, ortaya konan önermenin ne olduğu önemlidir, yoksa herkes, her an, bir çok şeye bakabilir, burada odaklanmamız gereken yorum olmalıdır..

Sorucu - Peki siz nasıl bakarsınız?

Doğaya formel mantıkla bakmıyorum, bakılamaz. Materyalistim(kendimi idealist materyalistlerden de ayırmak isterim, ki bu ayrımımı da diyalektik oluşturuyor) o yüzden dolayı bu tür önsel zihni kalıplarla yargı oluşturmuyorum. Çelişki, hareket, ilişkiler, öncelikle bakılması, çözümlenmesi gereken budur, yani diyalektik...
Sorucu - Diyalektik mantık ayrı dediniz. Bir kalemde özetleme şansınız var mı?

Evet özetleyebilirim. Diyalektik düşünceye bir kez sahip olduğunuz anda hiç bir şeye tek bir yönden ve görüntüden, dışarıdan bakmamayı öğreniyorsunuz. Yani bir sonucu irdelerken, en temelde yatan çelişikilere, ilişkilere inmek zorunda olduğunuzu kavramış oluyorsunuz. Örneğin; düzen-düzensizlik konusu gibi, tek bir tanesine takılıp kalmıyor sunuz, aksine birlikte olduklarını bildiğinizden kendi idealizminizde boğulmuyor ve X tanrısı yaratmak gibi boş işleriniz de olmuyor.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31-01-2011, 18:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sorucu - Kağıttan Dünya mı demiştiniz. Nedir bu soru?

Öncelikle formel mantıkla dünyaya bakmanın nasıl bir hata olduğuna önceki yazılarımda değinmiştim. Şimdi düz bir zemin olarak düşünün, bu bir kağıt olsun.



Formel olarak nasıl sabitleyebiliriz? Basit, hareketi bir an durdurup, tek bir noktadan bakarak.

-Bunu yapmak zorunda mıyız?

Evet zorundayız yoksa hiç bir önermede bulunamayız. Sadece dönüğyor demekle yetiniriz...
Bana sorarsan dünya ne tarafa dönüyor diye, hem sağa, hemde sola, aynı anda dönüyor derim(bu da diyalektiğin biçimsel yansımasına örnektir, peki nasıl, neden dönüyor dersek işte o an çelişkiye inmemiz, yani diyalektik yaklaşım sergilememiz gerekir, dönüyorsa temelde bir çelişkili olmalı).

Şimdi Evrende düzen mi var? Böyle bir ayrım mümkün mü? Düzen de, düzensizlik de hem birliktedir hem de her her iki durumda çelişime, çelişkiye dayanır...
Düz mantık bizlere hem aşılanmaktadır hemde özneliğimizden ileri gelir. Çünkü zihnimizde, aynen nesnel alandaki gibi boyutlar, derinlikler yok, ayrımlar yok. Örneğin düzen kendimize göre tanımladığımız ideal koşullardır, yani öznel göreceliğimize göre de denebilir. Ekonomipolitik açıdan yaklaşırsak, orada durum biraz değişiyor gibidir, çünkü insan iradesi, ilişkileri dahil olur, yine de düzenin temelinde yatanın düzensizlik, düzensizliğin temelinde yatanın da düzen olduğu durumu değişmez... Neyse bu ayrı bir mesele.

-O halde bu durumda, nasıl kanı oluşturabiliyoruz?

Durmaksızın işleyen hareketi durduruyoruz(bir an için), belirli bir sabit alıyor(gözlem verilerine, bazı hallerde kendimize göre), içinde bulunduğumuz ortamı, hareketi belirli bir birimde durduruyoruz. Farzet bu bir an olsun, yönleri belirli biçimde bir noktaya göre sabitliyoruz. Yaptığımız tüm bu işlemler zihinsel ve özneldir, salt kendimize göre bir öznellik değil, varsaydığımız noktalara görede bir öznelliktir. Fakat bu, Evren'de böyle oluşturup belirlediğimiz ve tamda bize göre işleyen bir süreç var demek değildir, en yakın haliyle yapmaya çalışıyoruz ve evren bize değil biz evrene bağlı mantık işletiyoruz o kadar. Evrende ise her şey birbiriyle ilişki halinde ve bizden ve bizim yorum halinde anlık durdurmalarımızdan da bağımsız hareket, değişim halinde...

O zaman evrende nasıl bir işleyiş var?

Diyalektik.

Şimdi Hegel'e bakalım. Hani ne diyordu Hegel? Bir şey, bir şey aynı anda burada ve burada değil. İşte en derinde hem temel hem de biçimsel olarak da diyalektik bu.

Biçimsel açıdan bakarsak, eğer dünyanın güneyinde yaşıyor olsa idik, o zaman bize göre yukarısı onların aşağısı olacaktı.

Kaldıki diyalektiğin kelimelerine dikkat et, yön belirtmez, kişi belirtmez, ideolojik bir taraf belirtmez, sadece ne der, her şey birbiri ile ilişki halinde, her şey değişiyor, hareket ediyor, karşıtların birliği, yadsımanın yadsınması.


Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (04-02-2011 Saat 23:39 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-02-2011, 01:47
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Madem soru/cevap olarak gidiyorsun benimde sana, ne dedigini algilayabilmek icin bazi sorularim olacak.

Birincisi fenomen (ontolojinin fenemolojisinin fenomeni degil; bilimin gozlemlenir, yansi verir ve algilanir olani, her ne ise o)

Ikincisi hareket.

Ilk soru; diyalektik, fenomenin hareketimidir, yoksa hareketin kendisinin ne oldugumudur?

Bu temelde, fonksiyonun (islev) anlami; sey ilistirilmis hareket demektir.

Buradaki sey, fenomen midir, yoksa baska bir sey midir?

Fenomenin hareket ile olan bagi, iliski midir/celiski midir?

Bu temelde diyalektik, iliskiyi mi, celiskiyi mi ortaya koyar?

Diyalektik nedir?, bir yon ve yontem mi?, yani metodoloji mi?, yoksa bir akil yurutumu, mantik mi?, ya da felsefenin seylere olan bir bakis acisinin temeli midir?

Bu sorulara verecgin cevaplar temelinde, degisim/sabitlik konusuna deginecegim.

Bilim ve bilimsellik ve de bilimsel metod olarak diyalektigi de ayrica dile getirecegim.

Sorularin cevaplari, ne kadar kisa, oz ve net olabilirse, algilama ve konuda ilerleme de o kadar tutarli ve uygun olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-02-2011, 20:06
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Ilk soru; diyalektik, fenomenin hareketimidir, yoksa hareketin kendisinin ne oldugumudur?

Sevgili Evrensel Fenomen'i bende kullanırım, Materyalistlerde kullanır. Materyalistleri idealist felsefecilerle aynı kefeye koyma, o grafikleri idealistler yaptı hep.

Materyalizmde fenomen zaten kullanılır, olgu, algı temelinde sık sık. Olgu dediğim her şeye sen fenomen diyebilirsin. (ontolojik dediğin şekliyle hiç kullanılmaz, ama bilim dedinmi zaten materyalist felsefe ile arasında çin seddi yok : ) Ama isim ile olguyu karıştırmamak lazım. Öze indiğinizde ismini kullanırız.

Diyalektik öncelikle olgu(fenomendir) Evrensel.

Örnek dünya ile güneş arasındaki zıt kuvvetler, harekete yol açıyor... Buda bir olgudur.

Fenomenin hareket ile olan bagi, iliski midir/celiski midir?

Şöyle düşünelim, kağıtdan bir sandalyede oturabiliyor muyuz? Çünkü bizi tartamıyor. neden çünkü bizim ona uyguladığımız kuvvete karşı(zıtlık) uyguladığı kuvvet yetersiz kalıyor, o durumda yerle yeksan oluyor, işte bir hareket.. buda bir başka çelişki, o çelişkinin nedenini çözersek kağıt sandalye yerine ağacı kullanırız.

İşte diyalektik o çelişik durumu ve hareket ve değişimi kapsar. Neden mi? Aralarında kopmaz ilişkisel bir süreç var o sürecin tümüne birden diyalektik diyoruz... Diyalektik bu... Yani bir süreç o yüzden günlük dilde kullanım haliyle sık sık burada diyalektik bir süreç var denir. Ama ilişki-çelişki ilk diyalektiğin kalbinde atar böyle düşün...

Bu temelde diyalektik, iliskiyi mi, celiskiyi mi ortaya koyar?

Önce ilişkiyi, sonra çelişkiyi sonra hareketi ve en sonda değişimi ortaya koymaya çalışır. Buda yöntemsel tarafı. Ama dizgide(formatda) ilk hareket ve değişimin kabulünü öne alır, sonra ilişki ve çelişki der, kullanılırken de ilişki, çelişki, hareket ve değişim...

Diyalektik nedir?, bir yon ve yontem mi?, yani metodoloji mi?, yoksa bir akil yurutumu, mantik mi?, ya da felsefenin seylere olan bir bakis acisinin temeli midir?

mantık ile Yöntemi ayıramazsınız zaten.. Her mantığın bir yöntemi, her yöntemin bir mantığı yok mu sonuçda? Ama diyalektiği daha çok düşünce ve bilgileirmizi geliştirirken kullanırız yani yöntem olarak, sınamalarda ise mantık olarak kullanırız. Gözleme açıktır ve nesnel(kişilere göre değişmeyecek) verilerle yaklaşır. Hiç bir sabitlik, boyut vs belirlemez, bu tür önsel belirlemeleri yoktur, olguya en yakın soyutlama yapmaya çalışır, her yönden bakılabilir. Mutlağı yoktur, kendi izahatlarını dahi mutlak görmez, daha iyi ve doğru her izahda gelişime açıktır ve değişebilir. Zaten tarihsel olarak gelişmiştir ve izahatları değişmiştir.

Gelinen Noktada
1. Olgu olan Diyalektik
2. Yöntem olan Diyalektik
var.

3. Birde İdealist Diyalektik var, oda çelişkileri yok etmeye çalışır. Çelişkileri yok ederek hareketi, gelişimi, değişimi durdurup mutlak-mükemmel olana varmaya çalışır ki, materyalist diyalektiğin tam tersidir, konumuzun dışında ama bilinsin.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (01-02-2011 Saat 20:25 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-02-2011, 20:26
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Istersen once kavramlari yerli yerine oturtalim. Bunu sana bir ornekle aciklayayim. Mesela su bir fenomendir, yani bes duyuya yansir ve algilanir.

Su fenomeninin gozlemlenerek, teoriye tasinmasi ve bu teorisinin test edilmesi de olgudur. Yani, "suyun 0 derecede donmasi ve 100 derece de kaynamasi gibi.

Bu temelde, fenomen olgu degildir, fenomenden gozlem ile elde edilen teori (cumle) v.s. ve bunun test edilerek kanitlanmasi olgudur.

Ayrica olgular, yanlislanabilir olmalidir. Bu temelde de, yanlislanabilene kadar bilimseldir.

Simdi bu temelde, eger diyalektik bir olgu ise, fenomen tabani nedir?, ya da neyin gozleminin teorisidir? (yani diyalektik materyalizm mi, diyalektik idealizm mi?, ya da diyalektigin monizmindeki mono nedir?)

Istersen once diyalektik "olgusunu" cumlelere dok ve bakalim dile getirecegin cumleler test edilebiliyor mu?

Mntik ile metod da ayni degildir. Mesela, sen ve ben bir konuda ayni mantigi uyguladigimiz halde, metodumuz farkli olabilir.

Dedigim gibi, iliski/celiski neyle neyin arasinda oldugunu, senin diyalektik ve test edilebilen olguyu ortaya koyduktan sonra ele alalim. Cunku ayni fark ve bag degisken/sabit icin de gecerlidir.

Oyuzden sorumu bir daha soruyorum. Diyalektik, fenomen ile hareketi arasindaki bag (iliski ya da celiski) midir?, yoksa sadece hareketin kendisinin ortaya koyumumudur?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-02-2011, 20:42
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Evrensel

Sen fenomen'i bilgi içerisinde ben nesnel temelde kullanıyorum.

Felsefi kullanımla, gözleme, deneye açıktır...

Bu temelde kullanıyorum, düşünsel yada zihinsel değil, o yüzden olgu diyorum zaten.

nesnel olan gözlemlemmiyor mu? Algılanmıyor mu? Duyumlara yansımıyor mu?

Oyuzden sorumu bir daha soruyorum. Diyalektik, fenomen ile hareketi arasindaki bag (iliski ya da celiski) midir?, yoksa sadece hareketin kendisinin ortaya koyumumudur?


Bu soruya cevap verdim, diyalektik bir süreçtir, ne tek başına harekete, ne ilişkiye indirgeyemezsin. Değişimden hareketi kopartsan değişim olur mu? o yüzden ister olgusunu al istersen teorisini bu süreç değişmiyor.

Dedigim gibi, iliski/celiski neyle neyin arasinda oldugunu, senin diyalektik ve test edilebilen olguyu ortaya koyduktan sonra ele alalim. Cunku ayni fark ve bag degisken/sabit icin de gecerlidir.


Suyun kaynamasını test edebilirsiniz...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-02-2011, 20:43
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Konu dagilmasin diye, suya sadik kalalim.

Su bir fenomendir, bu su fenomeninin olgusu da, suyun 0 derecede donmasi ve 100 derecede kaynamasidir.

Buz bir fenomendir. Buz ile su arasindaki bag (iliski/celiski) mi diyalektiktir?

Buhar bir fenomendir, buhar ile su arasindaki bag (iliski/celiski) mi diyalektiktir?

Ya da su, buhar ve buz fenomenlerinin, fenomen olarak kendi bunyelerinde bir diyalektigi mi vardir?

Suyu olusturan fenomenler hidrojen ve oksiyendir, bu fenomenlerin su buz iken ve su buhar iken durumu nedir?, burada bir diyalektik var midir?

Tum bunlar, gorungu veren uzerinedir. Ayrica gorungu vermeyen, numenler (dusunce, bilinc, farkindalik v.s.) olarak nasil bir diyalektik gosterir?

Seyin diyalektigi mi?, yoksa sadece diyalektik mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 01-02-2011, 20:49
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

nesnel olan gözlemlemmiyor mu? Algılanmıyor mu? Duyumlara yansımıyor mu?-spartacus-

Sorun tam da burda. Eger diyalektigi senin dedigin temelde tartisacaksak, o zaman bilimden, bilimsellikten ve bilimsel metoddan bahsedemeyiz. Sadece felsefeden, felsefi metoddan bahsedebiliriz. Bu konuda hem fikir miyiz?

Sonucta, nesneli ortaya koyan oznedir ve ve ozne olmadan nesnel ortaya konamaz. Bu temelde de, nesneli gozlemleyen oznedir. Yani, algi, duyum v.s. nesneye degil, ozneye aittir.

Yani yapilandirmacigin bilgisinde, hersey bir insanoglu yapilandirmasidir. Bu temelde, ozne nesne ayrimi yapilamaz. Cunku insanoglu fenomeni, hem nesnel hem de oznel icerige sahiptir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 02-02-2011, 11:00
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Evrensel

Sorun tam da burda. Eger diyalektigi senin dedigin temelde tartisacaksak, o zaman bilimden, bilimsellikten ve bilimsel metoddan bahsedemeyiz. Sadece felsefeden, felsefi metoddan bahsedebiliriz. Bu konuda hem fikir miyiz?

Orada bir sorun göremiyorum.

Ben nasıl baktığımı anlatayım, yanlış anlaşılmalar olmaması adına detay detay ifade edecem..

Bir olgu(gözlemlenen bir şey) zaten tartışılamaz. İradelerden bağımsız bir şey olgu. Neyi tartışılabilir Bilgisi..

Bu bahisle Diyalektik-Yöntem tartışılabilir. Diyalektiğin kendisini yani bir olgu olarak tartışmak, sadece sanrılar üretilebilir o konuda yada spekülasyonlar. Bunlar hep kurgu ve boş uğraşlar olur.

Sen olgu yok sadece bilgisi var diyorsan o zaman zaten hiç bir gözlemin ve deney'in anlamı kalmaz. Bu dediğin bir inanç oluyor.. Nesnel olan tartışılmaz zaten ona dair bilgi tartışılır. Bu fizik de olanı. Bilimsel yöntem de bilginin içine gömülmek değildir, o dairliğin ne olduğunu gözlemlemek, test etmek vs gerekir.

Nesnel bilgi öznel bilgi dediğimiz bir biçimi var bilginin. Buda soyut-somut olarak işlenir. Örneğin bir insan Evrim kelimesini kullanıyor bir başka okuyan Evrim'in ne olduğunu bilmiyorsa bu halde bu kullanım özneldir, kişilere göre değişkendir ve karşı tarafın bilmesi gözetilmez. Yani soyut bilgiyi okumak, duymak insana bir bilgi vermez, insanın o kelimenin anlamını bilmesi ve neye karşılık düşütüğünüde bilmesi gerekir. Yine gerçekliği olmayan bilgilerde özneldir, örneğin Tanrı. Bakabileceğim bir nesnellik yok ve bu artık kişiden kişiye göre değişkendir, haliyle bu somutluğu olmayan, soyut bir bilgidirde. Taki gözlemleyebilecem, deneyleyecebilecem, bir Tanrı gerçekliği olana kadar bu sadece soyuttur, kurgudur, hayaldir benim için, gerçeklik açısından bir var-yok düzlemide yoktur, tartışılaiblir ama spekülatifliği(kurgusallığı) aşmaz.

O halde o bilginin somutlanması, nesnel ile bağının ortaya konması gerekir. Bunun içinde;

Örneğin nesnel bir bilgi -> İnsanların acıktığını biliyorum. (kişilere göre değişmeyen, kişilerin konumuna, yerine, zamanına, iradesine bağlı değil)

Nereye bakarız -> insana.. Gerçekten acıkıyor mu? O halde bu bakış açısı bilimseldir.

Nesnel Bilgi Etki-Tepki -> Doğada maddelerin birbiriyle ilişki içinde olduğunu biliyorum. Bu ilişkilerden açığa etki ve tepki çıkıyor.

Nereye bakarız -> Doğaya. Gerçekten Var mı?

Bu konuyu yani Diyalektiği nasıl ele alabiliriz.

Nesnel Bilgi Diyalektik -buraya bak-> Her şey ilişki halinde. Bu ilişkilerden açığa çelişkiler, o çelişkilerden yeni ilişkiler ve hareket doğuyor. Bu hareketlerden durmaksızın işleyen bir değişim açığa çıkıyor.

Yani diyalektiği Bu biçimde ele almayacağımız her türlü çaba sadece spekülatiftir-ideolojiktir... Baktığımızda ve gözlemlediğimizde ya gerçekten böyle bir olgunun varlığını ortaya koyaibliriz yada olmadığını. İlk bunu yapmamız gerekir.

Kurgular ve senaryolar üretmek zorunda kalır buda üstde örneklediğim Tanrı gibi soyutlar aleminde, kişiye göre değişen öznel tarafdan bakmak demektir ki, bu tarz eleştiriler de tartışmalarda anlamsızdır, boş uğraş ve çekişmedir.

Soyut Bilgi - Somut Bilgi

Soyut Bilgi -> Somut Bilgi
Diyalektik(soyut) ->(somutlama) Her şey ilişki halinde. Bu ilişkilerden açığa çelişkiler, o çelişkilerden yeni ilişkiler ve hareket doğuyor. Bu hareketlerden durmaksızın işlyen bir değişim açığa çıkıyor.

İlişki bu biçimde.

Her bilgiyi somutlama işi -> Bilimseldir. (gerçekliğe bakılır, gözlem vs)
Her somtulanmış bilgiyi gözden geçirme -> bilimseldir.
Her somutlanmış bilgiyi irdeleme ->Bilimseldir.
Her somutlanmış bilgiyi test etme -> bilimseldir.

Örneğin Tanrı'yı bilme çabası(felsefe) bilimseldir(tanrı bilimi) Ancak bir gerçekliği gözlemlenemediği ve haliyle somutlanamadığı için fizik-bilimi(bilim) ile hiç bir alakası kurulamaz. Bu fizik bilimi açısından bilim-dışıdır. Bu bakımdan bilimsel değildir. Bu bilimsel olmayışın altında, bilimin tanrı'ya özel bir bakışından kaynaklı değil, böyle bir gerçekliğin gözlemlenememesidir haliyle somut olarak ele alınaibliecek bir şey yok.

Felsefe zaten bilimsel bir çalışmadır. Bunun için ortaya çıkmıştır, kelimenin kök anlamıyla dahi bilimci olduğunu görürüz, o yüzden tarihin uzun bir döneminde bilim insanları zaten filozoflar olmuştur. Bu halde demek ki, öznel ile nesneli, soyut ile somutu ayırmak bize neyin bilim, neyin bilim dışı olduğunu gösterir, yukarıda ki ifadelerimin önemi de buradan gelir.

Metafiziğin materyalist felsefede kullanınımı = düşünce, zihin demek değildir. Materyalizme göre düşünce, bilgi, irade nesnel gerçekten bağımsız ele alınamaz. nesnel gerçekliği olmayan bir şeyde düşüncede olmaz, bilgide. Kısaca zihin'de fizik dahilindedir. Materyalizmi Metafizik kategorisine indirgemek idealizmin yaptığı bir şeydir. O grafikde-dizgide(sınıflandırmada-formel dizgide) matertalizmin varlığı idealizme göredir. Çünkü idealizme göre nesnel gerçek yoktur sadece zihin vardır haliyle yaptığı her dizgi metafizik olacaktır, yani bir iç tutarlılık ama bu materyalistlerinde aynı sınıflandırmaya göre hareket ettiği anlamına gelmez, o sınıflandırma kağıt üstündedir.

Metafiziğin bir diğer yanı nesnel gerçekliği olmayan demektir. Fizik alanının dışında olan demektir ki, aynı anlama gelir, fizik alanında olmayan bir şeyde gerçeklikde aranamaz.


Sonucta, nesneli ortaya koyan oznedir ve ve ozne olmadan nesnel ortaya konamaz. Bu temelde de, nesneli gozlemleyen oznedir. Yani, algi, duyum v.s. nesneye degil, ozneye aittir.

Algılarımız nesneldir. Haliyle öznel ile nesnel birlikteler, salt özne diye insanı nesnelden yalıtık düşünmek sadece bir hatadır. İdealizme kaymak demektir. Yaptığımız her deney örneğin nesneldir, bunu bizim yapıyor olmamız ayrı, neye dair(somut) yapıyor olmamız ayrıdır, haliyle görüldüğü gibi kopmaz bir bağ var.

Nesnel yani fizik gerçekliği olanın ortaya konmak gibi bir şeye ihtiyacı yoktur. O zaten kendiliğinden(iradeden bağımsız) kendisini ortaya koymuştur, o yüzden ortada olanın sırf bu yüzden tekrar ortaya konmasına gerek yoktur. Ortada olupda daha alt düzeyde gözlemlenemeyenler ise çeşitli yol ve yöntemlerde, gözlemlenmeye çalışılır ve ortadalığı tespit edilerek, bir kezde özne açısından ortaya konur. Bir şeyin ortadalığı onu gözlemleyen insanın gözleminden bağımsızdır.

Kısaca ayırmadan bakmak gerekir. Gözlemi, bilgiyi, bilgisini edinen test eden, duyumlayan, gören vs insandır yalnız insan ortada olanı gözlemler, demek ki ortada olmayan(meta-fizik) bir şey gözlemlenemez o yüzden ortada olanın bağlayıcılığı önemlidir, hiçe sayılamaz. Buradan çıkan sonuç ilk ortada olanın ne olduğuna bakmaktır, kafamızın içinde neyin olduğu ise ikincildir ve ilkine göre değişkendir. Bir kaba gözlem bir bilgi veriyorsa, daha iyi bir gözlem ortada olanı daha iyi bilmemizi sağlar haliyle ilk bilgi yerine daha ileri düzey bir bilgiye bırakır.

Benim açımdan işleyiş budur ve olması gerekende budur. Bilginin 2 bağı vardır
1. Nesnel bağ (iradelerimize bağlı olmayan, iradelerimizle(ve zihnimizle) değiştiremeyeceğimiz, iradelerden bağımsız bağ ve algılarımız)
2. Öznel bağ(bize ait olan düşünme yetisi ve 1 noluda edindiğimiz, sürekli geliştirdiğimiz, bize ulaşan(algılarla) gerçeği sürekli sınadığımız ve bilgisini ortaya koyduğumuz bağ. Bir şey'in kendisi değil bilgisi ortaya konabilir. O zaten ortadadır bize lazım olan bilgisini ortaya koymaktır.)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (02-02-2011 Saat 11:22 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Diyalektik Materyalizm öğretisi Bilimsel midir? saroz Felsefik Tartışmalar 1273 23-05-2020 12:49
Diyalektik Tasavvuf pante Sufizm 69 26-12-2016 03:31
Diyalektik Materyalizm chekim Yeni Üyeler 8 14-03-2010 22:13
Diyalektik Felsefik Tartışmalar 10 19-11-2006 19:32

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:58 .