
15-02-2011, 22:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Penguen'in Karikatürü ve Dinci Tepkiler
Penguen dergisinde yayınlanan bir karikatür yüzünden son günlerde ortalık toz duman. Karikatürün bir yerinde ''Allah yok, Din yalan'' yazıyor diye islamcı medya yaygara koparıyor günlerdir. İş, ''sosyal paylaşım ağlarında'' söz konusu karikatüristi ve Penguen dergisini hedef göstermeye kadar vardırıldı. İddiaları, dine hakaret edildiği yönünde. Hele bir yerdeki başlık tamamen provokasyon amacıyla atılmış: "Asıl gavurlar içimizde - Danimarka'da Peygamber efendimiz (sav)'e hakaret içeren karikatürler dolayısıyla ayağa kalkan Türkiye asıl gavurları içinde barındırıyor.''
Nasıl ama? Sanki, ''Ey ahali, Danimarkalılardan alamadığınız hıncınızı bunlardan çıkarabilirsiniz; o da olmazsa intikamımız Kurtlar Vadisinin bir sonraki filminde gene Polat Alemdar'a kalır.'' tınısı var değil mi? Aslında Allah'ın var olmadığı ve dinlerin gerçek dışı olduğu yönündeki söylemler birer hakaret değil görüştür. Ama böyle düşünen insanlar görüşlerini ifade edemeyecek, hep susmak ve sinmek zorunda bırakılacak bir hale sokulmaya çalışılıyor. Sanki bu görüşlere sahip olmak ya da bunları ifade etmek suçmuş ve cezalandırılmayı gerektirirmiş gibi! Yapmak istedikleri, daha doğrusu yüzyıllardır yaptıkları ve bugün bu abartılı tepkileri vererek sürdürmek istedikleri tam da bu. Dinsel dogmaların eleştirisini daha başlamadan ezmek peşindeler. Asıl amaçladıkları, dinin 'eleştiri üstü' konumunun dokunulmazlığını baki kılmak. Zira dine olan inancı bu denli yaygın ve üst düzey tutan da tam olarak bu. Bu, dinciliğin bir politikası. Hem de yüzyıllara dayanan bir politika.
Dindarları kendileri gibi inanmayan, kendilerinden farklı düşünen herkesin ''kafir'' olduğuna şartlandırılmıştır. Buna şartlandıran da bizzat dinin ayetleridir. Kafir, küfür eden anlamına gelir. Yani onların inançlarına ters düşüyorsanız, kaçışınız yok, inanca hakaret eden bir gavur olarak yaftayı yersiniz. Muhafazakarlarca son yıllarda bol bol ifade edilen ''ezber bozuculuk'', ''fikir özgürlüğü'', ''demokrasi'', ''çoğulculuk'' v.s. din konusunda toz duman oluverir. Zira başbakanımızın da -özellikle Danimarka'daki karikatür olayından sonra altını çizerek- belirttiği gibi, mizahın ve eleştirinin sınırı kutsalın başladığı yerde biter! Aksi halde inananların maneviyatına saygısızlık yapılmış olur ki, islam geleneğinde böylelerinin katli vaciptir.
Ben ise sadece Penguen karikatüristine değil Danimarka'daki malum karikatüriste de sahip çıkıyorum. Zira aklın, düşüncenin, eleştirinin ve yerginin sınırını din çiziyorsa bunun adı engizisyon zihniyetidir! Hiçbir bahaneyle böylesi gerici bir zihniyete taviz verilmemelidir. Zira eleştiri ve yergi, gerek aydınlanmanın gerekse bu topraklardaki -bilhassa Alevi ozanlarında gördüğümüz- kültürün boğazlanması anlamına gelir. Eleştiri ve ifade hürriyeti konusunda illa bir 'kırmızı çizgi' olacaksa, bu, dinin çizgisi değil insan hak ve özgürlüklerinin çizgisi olmalı; din de çizgiyi aştığı noktada hesaba çekilebilmelidir.
Bu memlekette muktedir muhafazakar-sağ zihniyet yıllar yılı, hatta yüzyıllardır kendinden farklı her görüşü, her ideolojiyi, her inancı ve inançsızlığı en iğrenç iftiralarla, en kaba tehditlerle, en alçak saldırılarla sindirdi. Şimdi iki karikatür yüzünden kalkıp da kendilerine saygı beklemeye, hele ki mazlum rolüne bürünmeye hakkları var mıdır?
Devletin kabul ettiği(en azından kağıt üstünde kabul ettiği) İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:
"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."
Görüldüğü gibi gerek din eleştirisi içeren, gerek sosyal-siyasal düzenin eleştirisini içeren gerekse başka bir konuda olsun, herkesin fikir sahibi olma ve fikirlerini açıklama hürriyeti vardır. Kimse fikirleri, fikirlerini açıklaması v.b. yüzünden yaptırıma uğratılamaz, rahatsız edilemez. T.C. Devleti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek kanunlarla fikir özgürlüğünü güvenceye almıştır. Bir devletin kendi kanununa uyması gerektiği, aksi takdirde kendi meşruiyetini sarsacağı da kuşku götürmez.
Peki ateistlerin varlığının ve ateist fikirlerin ifade edilmesinin güvencesi var mı gerçekten?
Yasalarca tanınan haklar gerçek yaşamda tam olarak uygulanabiliyor mu?
Ateistlerin de kendi fikirlerini savunmaları ve hatta yaymalarına, dincilerin 'tebliğ' faaliyetlerine gösterilen hoşgörünün onda biri bile gösteriliyor mu?
AKP gibi bir partinin iktidar olduğu devlet, ateist yurttaşlarını da tam olarak koruyup gözetiyor mu?
Eğer gerçekten insan haklarına saygılı, fikir ve ifade hürriyetini önemseyen, demokrat ve özgürlükçü, her yurttaşını ayrım yapmadan kapsayan bir hükümet varsa bunu ateistler de kendi yaşamlarında ve etraflarında görebilmelidir. Peki bu insanlar kendilerini yeterince özgür ve güvende hissediyor mu? Dincinin kafasındaki kumaş için bile bir yerlerini yırtanların, bu insanların en temel haklarının ihlal edilmesi ve hala yok sayılmasına neden hiç sesleri çıkmıyor?
Birçoğu inançsız olduğunu ailesine bile söylemekten çekinirken, muhafazakar kültür yapısı her geçen gün artan cemaatleşme ve tarikatlaşmayla daha da artarken, eğitim sisteminde evrime bile yer verilmezken, toplumda ''allahsız'' tabiri küfür anlamında kullanılırken inançsızlar kendilerini nasıl güvende hissedecek? Bu toplumun en çok ezilen ve mağdur edilen, varlığı en çok inkar edilen, buna karşın hakkında en çok iftira atılan kesimi ateistler değil midir? Bizden alınan vergilerle de Diyanet finanse edilmiyor mu? Bizim paramızla bize karşı devlet propogandası yapılmıyor mu? Daha küçücükken çocuklarımız devlet eliyle zorunlu din dersine maruz bırakılmayacak mı? Üniversiteye türbanlarıyla alınmadıkları için mağduriyetten bahsedenler tüm bunları neden hiç görmezler?
Tüm bu soruları şunun için soruyorum, eğer bir ülke gerçekten demokrat ve özgürlükçü olarak anılmayı hakedecekse bunu ancak, o güne kadar kendi sınırları içinde en ''lanetli'', en marjinal görülen kesimin haklarına sahip çıkarak ve onların diğer kesimlerle eşitliğini sağlayarak yapabilir. %99'unun müslüman olduğu söylenen bizim gibi toplumlarda(ve aslında pek çok toplumda) en mağdur, en ''lanetli'' kesim de ateistlerdir. Ateistlerin özgürlük ve güvenlik dereceleri, içinde yeraldıkları toplumun demokrat ve özgürlükçü olup-olmadığı konusunda en temel kıstaslardan biridir dersek herhalde abartmış olmayız.
Devletin kendi kanunlarına uyması ve ateistlerin de güvenliğini sağlaması, bu amaçla mevcut kültürel muhafazakarlaşmayla mücadele etmesi, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapması gerekmiyor mu? Zaten bunlar, tutarlı ve gerçek bir laikliğin de gerekleri değil mi? Aksi halde ateistleri nasıl koruyacak? Ateistleri koruyamıyorsa, o halde altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve kişisel özgürlüklere dair kendi kanunlarına uymayı reddetmiş olmayacak mı? Herşeyden evvel, toplumda hala bir kesim ''lanetli'' muamelesi görüyorsa nasıl oluyor da iktidara sahip olanlar kendilerini özgürlükçü ve demokrat olarak sunabiliyorlar?
Bu ülkede Turan Dursun öldürüldü, Aziz Nesin yakılmak istendi, İlhan Arsel ülkeyi terketmek zorunda kaldı. Dinsiz olduğu ve fikirlerini savunduğu için yok edilmek istenen pek çok insan sayabilirim ve gönül rahatlığıyla şunu iddia edebilirim ki her ateist hayatında en az bir defa tehdit edilmiştir. Peki bu ülkede kaç müslüman inancından dolayı yakılmak istenmiştir? Kaçı öldürülmüş veya yurt dışına gitmek zorunda bırakılmıştır?
Onların uğradıkları en ''büyük'' yaptırım, türbanlarını çıkarmak zorunda bırakılmaları! Ve bunun için bile kıyameti koparıp mazlum edebiyatı yapıyorlar! Majestelerinin mağduriyeti bu kadar oluyor tabi! Bir ateistin yaşadığının veya yaşayabileceğinin onda birine maruz kalsalar kim bilir ne kadar feryat ederlerdi?
Kısacası diyeceğim şudur: Eğer AKP ve bazı cemaatler, -hatta pek 'laik' geçinen ordu ve yargı da- gerçekten kendilerinin demokrat ve özgürlükçü olduğunu iddia ediyorlarsa bunu kanıtlamalıdırlar. Bunu kanıtlamanın da tek ve en sağlam, inandırıcı yolu ateistlere ve onların fikirlerine hoşgörü gösterebilmeleridir. Bunu yapamadıkları müddetçe onların özgürlükçülüğü de yalandır, demokratlığı da, laik oldukları da, cumhuriyetçi oldukları da.
Gerek halkın farklı kesimleri arasında gerekse politik yayınlarda ''AKP gerçekten demokrat mı?'', ''İslam demokrasi ile uyuşur mu?'', ''Muhafazakar demokrat diye birşey olur mu?'' diye durmadan tartışıldı, tartışılıyor. Bu tartışmaların tümü teorik plandadır ve kimin teorisinin doğru olduğu pratikte test edilip sınanır. O halde aslında pratiğe, yani hayatın gerçeğine, yaşananlara bakmak gerekir. AKP'lilerin, kendine ''muhafazakar demokrat'' diyenlerin ve AKP'ci liberallerin kendi savundukları şeyde samimi olduklarını gösterebilmelerinin ve laik kesimin şüphelerini dindirebilmelerinin tek yolu ateistlere ve ateist fikirlere tahammül edebildiklerini gerçek yaşamda gösterebilmeleridir. Dindar olduğu için zulme uğrayan bir insana duyarlı oldukları kadar ateist olduğu için zulme uğrayanlara da duyarlı olunmadan demokrasiden bahsetmek iki yüzlülük olur. Zira demokrasi, farklılıkların barış içinde birarada yaşayabilmelerine dayanır. Bunun için de farklılıklara karşı düşmanca bir bastırma tutumuna girilmemelidir. Farklı olan kesim size ne kadar aykırı veya çirkin görünürse görünsün, onun fikirlerine de tahammüllü olmalısınız. Dindarlar, kendilerinden en farklı düşünen kesime(ateistlere) tahammüllü olmayı ve onlara baskı yapmamayı becerebilirlerse işte ancak o zaman kendinlerinden demokratikleşme yönünde bir değişim olduğu savı inandırıcılık bulabilir. Gerisi hikayedir... Daha bir kariktürdeki küçük eleştiriye bile tahammül edemeyip infiale kapılanlar, kendi demokrasi hikayelerinin sahteliğini ilan etmek dışında birşey yapmıyorlar aslında.
|

15-02-2011, 23:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
|
|
Aslına bu yazınızı
http://65.18.198.4/forumlar/showthread.php?t=23139
şu konuya yazmanız iyi olurdu.
Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.
|

15-02-2011, 23:31
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2009
Mesajlar: 1.840
|
|
Penguen dergisinin karikatüristlerini kınıyoruz.
Siz nasıl olurda allaha inanmazsınız lan ? !
Siz nasıl olurda allaha inanmadığınızı dile getirirsiniz lan, hıııı?
Kimsenin allahın var olmadığına yada dinlerin uydurma olduguna dair düşüncelerini dile getirme özgürlüğü yoktur !!!
Burası müslüman bir ülke !!!
|

16-02-2011, 00:38
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jul 2009
Mesajlar: 682
|
|
VraeL´isimli üyeden Alıntı
Penguen dergisinin karikatüristlerini kınıyoruz.
Siz nasıl olurda allaha inanmazsınız lan ? !
Siz nasıl olurda allaha inanmadığınızı dile getirirsiniz lan, hıııı?
Kimsenin allahın var olmadığına yada dinlerin uydurma olduguna dair düşüncelerini dile getirme özgürlüğü yoktur !!!
Burası müslüman bir ülke !!!
|
Allaşkına komik olmayın, karikatürü gördüm, şu yazdıklarınız karikatürden daha komik öncelikle onu belirteyim..
Bak burada istediğiniz kadar yaygara koparıyorsunuz yazılarınız siliniyor mu, görüşlerinizi belirtmeniz engelleniyor mu..
Allah din kavramları siz kendinizi boğazdan atsanızda yerlerde yuvarlansanız da var, bunlara inanan insanlar da var ve daima da olacaktır, Allah din yoktur demek inançlı insanlara saygısızlıktır..Ha eğer Allah din var demek de ateistlere saygısızlık olarak algılıyorsanız o zaman aşağıdaki imzamın altına imzanızı atıyorsunuz demektir..
|

16-02-2011, 02:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
allah din var demek diyen kişinin kişisel yanılgısı ve yanlış yönlendirilmesidir. (Şahsi görüşüm.)
Bunun dışında Ateizmin bir inanış şekli olduğunu düşünmek ise daha büyük bir yanılgıdır. Aynen sigara kullanmamanın bir alışkanlık ve pul koleksiyonu yapmamanın da bir hobi olduğunu düşünmeye benzer ki komiktir.
|

16-02-2011, 08:54
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 May 2010
Mesajlar: 390
|
|
Freddie´isimli üyeden Alıntı
Devletin kabul ettiği(en azından kağıt üstünde kabul ettiği) İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:
"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."
Görüldüğü gibi gerek din eleştirisi içeren, gerek sosyal-siyasal düzenin eleştirisini içeren gerekse başka bir konuda olsun, herkesin fikir sahibi olma ve fikirlerini açıklama hürriyeti vardır. Kimse fikirleri, fikirlerini açıklaması v.b. yüzünden yaptırıma uğratılamaz, rahatsız edilemez. T.C. Devleti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek kanunlarla fikir özgürlüğünü güvenceye almıştır. Bir devletin kendi kanununa uyması gerektiği, aksi takdirde kendi meşruiyetini sarsacağı da kuşku götürmez.
Peki ateistlerin varlığının ve ateist fikirlerin ifade edilmesinin güvencesi var mı gerçekten?
Yasalarca tanınan haklar gerçek yaşamda tam olarak uygulanabiliyor mu?
Ateistlerin de kendi fikirlerini savunmaları ve hatta yaymalarına, dincilerin 'tebliğ' faaliyetlerine gösterilen hoşgörünün onda biri bile gösteriliyor mu?
AKP gibi bir partinin iktidar olduğu devlet, ateist yurttaşlarını da tam olarak koruyup gözetiyor mu?
Eğer gerçekten insan haklarına saygılı, fikir ve ifade hürriyetini önemseyen, demokrat ve özgürlükçü, her yurttaşını ayrım yapmadan kapsayan bir hükümet varsa bunu ateistler de kendi yaşamlarında ve etraflarında görebilmelidir. Peki bu insanlar kendilerini yeterince özgür ve güvende hissediyor mu? Dincinin kafasındaki kumaş için bile bir yerlerini yırtanların, bu insanların en temel haklarının ihlal edilmesi ve hala yok sayılmasına neden hiç sesleri çıkmıyor?
Birçoğu inançsız olduğunu ailesine bile söylemekten çekinirken, muhafazakar kültür yapısı her geçen gün artan cemaatleşme ve tarikatlaşmayla daha da artarken, eğitim sisteminde evrime bile yer verilmezken, toplumda ''allahsız'' tabiri küfür anlamında kullanılırken inançsızlar kendilerini nasıl güvende hissedecek? Bu toplumun en çok ezilen ve mağdur edilen, varlığı en çok inkar edilen, buna karşın hakkında en çok iftira atılan kesimi ateistler değil midir? Bizden alınan vergilerle de Diyanet finanse edilmiyor mu? Bizim paramızla bize karşı devlet propogandası yapılmıyor mu? Daha küçücükken çocuklarımız devlet eliyle zorunlu din dersine maruz bırakılmayacak mı? Üniversiteye türbanlarıyla alınmadıkları için mağduriyetten bahsedenler tüm bunları neden hiç görmezler?
|
Sayın Freddie,
T.C. nin resmi dini yoktur. Laik bir ülkede böyle bir şey olamaz da...
Dolayısıyla Penguen karikatüristlerinin yaptığına aslında kimsenin tepki verememesi gerekir. Aksi halde müslüman olmayan, azınlık olan ancak sayısı hiç de az olmayan kişilerin de, TVde, radyoda, orda burda duvara asılan yazılardaki Allah, Muhammed ile ilgili yazılara da tepki gösterebilmesi gerekir.
Ama ne mümkün?
Türkiye Cumhuriyeti laiktir, islam ülkeleri için de laikliği en iyi uygulayandır, ancak maalesef son on yıllarda giderek artan dini yapılanmalar ve eğitime yönelik hareketleri nedeniyle yavaş yavaş bu laik çizgisinden sapmıştır.
Evet T.C. laik bir devlettir. Ancak halkı olan biz türkler asla laikliğin nasıl bir şey olduğunu tam olarak kavrayamamışızdır.
Karikatüristlerin bu ifadeleri için kimseden özür dilemeye ihtiyacı olmaması gerekir.
Yaşamı en değerli kılan yanı, bir sonu olduğunu ve bir tekrarı olmadığını bilmektir....
|

16-02-2011, 13:55
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Aug 2008
Mesajlar: 1.186
|
|
|

16-02-2011, 14:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Dec 2009
Mesajlar: 1.013
|
|
troyya´isimli üyeden Alıntı
|
Kont Drakula.
Şirinler.
Gargamel.
Tom ve de Jerry.
Gulyabani.
Red-kit
Zeus.
Ra.
Hades.
Poseidon.
Batman.
Superman.
Heman.
Hobbit.
Tweety.
Pegasus.
Artemis.
Apollon.
Demeter.
Aphrodite.
Van gölü canavarı.
Ares.
Cin.
Şeytan.
Hayalet.........................Daha yazayım mı?
bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak,sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz
|

16-02-2011, 14:23
|
 |
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Aug 2008
Mesajlar: 1.186
|
|
anladım demek ki sen doğuştan körsün getirdiğin örneklerde şirinler yok diyorsun...sen neyi izledin tv de o zaman  televizyonun içini açtığında şirinleri orda görebiliyor musun ? hayır göremiyorum kardeşim demek ki yok gibi bir şey, ah ah ah ne diyim ki...yahu adamlar çizgi film yapmışlar adına şirinler demişler...yapamadıkları şeyin adını koyuyolar mı ? yani oyle bir şey dusun ki yok olsun ama adı olsun
soru bu...
|

16-02-2011, 14:37
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2009
Mesajlar: 378
|
|
Sen sırf çizgi filmini gördün diye, şirinlerin var olduğunu idda ediyorsan, senin sorunu yinelemen anlamsız olur.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:54 .
|