Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?
Değerli Hakkı Yılmaz'dan;
Ruh sözcüğünün Kur`an`daki kullanımı:
* * * * * *
“Ruh” sözcüğü Kur`an`da; “İlâhî esinti, vahy/ bilgi” anlamında kullanılmıştır. Vahyin, bilgisizlikten ölü sayılan kalbe hayat verdiği, canın bedendeki işlevi ne ise vahyin de kişiler ve toplum için işlevinin aynı olduğu, yani kişileri ve toplumu kokuşmaktan koruduğu düşünülürse, “ruh” sözcüğünün sözlük, ansiklopedik ve dinî terim anlamlarıyla Kur`an`daki anlamı arasında bir paralellik var gibi gözükebilir. Ama sözcüğün kullanıldığı ayetler incelendiğinde, bu paralelliğin “ruh”un ne olduğunda değil de, sadece insan üzerindeki etkileri konusunda olduğu anlaşılmaktadır.
* * * * * *Kur`an`da bahsedilen “ruh”, yani “ilâhî esinti, vahy (bilgi)”, sadece isteyerek bu “ruh”a sahip olan ve bu “ruh”u hayatına geçiren kişilere ve toplumlara anlamlı bir canlılık veren, onları kokuşmaktan koruyan bir şeydir. Fakat asla, ölümün dışındaki canlılığı temsil eden ve her türlü rezilliği de kapsayan sihirli bir nefes değildir:
İsra; 85: * * * * * * * * * * * Ve sana ruhtan sorarlar. Deki: “Ruh Rabbimin emrindendir
* * * * * * * * * * * * * * * * * (işindendir). Size ise az bilgiden başka, bir şey verilmemiştir.”
Mümin; 15: * * * * * * * * *O Refi`dir, dereceleri yükseltendir, Arş`ın sahibidir. Buluşma
* * * * * * * * * * * * * * * * * günü hakkında uyarmak için kendi emrinden/ kendi işinden
* * * * * * * * * * * * * * * * * olan ruhu kullarından dilediğine ilka eder (bırakır).
* * * * * *Not: Bu ayette ruhun hululü (inişi) “القائ İlka (bırakmak, koymak)” sözcüğüyle ifade edilmiştir. Nitekim Âdem`e yapılan vahyler (Bakara; 37) ve Kur`an`ın inişi için “ وحى vahy” veya “ انزال inzal” yerine “ilka” fiili kullanılmıştır (Neml;6).
* * * * * *İsra suresinin yukarıda verdiğimiz 85. ayetinden 93. ayetine kadar olan pasaj bozulmadan, bir bütünlük içerisinde değerlendirilirse burada konu edilen ruhun, rivayet tefsirlerinde anlatıldığı gibi insan ya da herhangi bir canlının ruhu olmayıp “vahy” olduğu açıkça görülür. Ancak, İsra suresinin 85. ayetinde belirtildiği gibi, ruh konusu ile ilgili bize verilen bilgiler; vahyin mahiyeti, şekli, miktarı gerçekten azdır. Dolayısıyla bu konuda verilen bilgi ile yetinmek, kendi kafamızdan bilgi üretmeye kalkmamak gerekmektedir.
* * * * * *Bu ayetlerde ve ruhun indirildiği/ hulûl ettirildiği bildirilen bir çok ayette, ruhun Rabbimizin emrinden olduğu da belirtilmektedir. Bizim genellikle “buyruk” anlamında kullandığımız “امر emr” sözcüğü, “iş (oluş)” anlamında da kullanılmaktadır. Nitekim Kur`an`da 153 kez yer alan “ امر emr” sözcüğünün “iş (oluş)” anlamındaki çoğulu olan “ümûr” sözcüğü, Hud suresinin 97. ve Âl-i Imran suresinin 128. ayetlerinin de aralarında bulunduğu 13 ayette geçmektedir. Bu bilgiler ışığında “emrimizden bir ruh vahyettik” ifadesi; “Allah`ın işlerinden olan ruh vahyetme işi, Allah tarafından yapılmıştır” anlamına gelmektedir. Yani Necm suresinde de değindiğimiz gibi, “ruh”, sadece Allah`ın işlerinden biridir ve ruh indirilmesi/ hulûl ettirilmesi de sadece Allah`a aittir.
* * * * * *Ruh/ vahy niçin indirilir ve kime indirilir?
Şûra; 52: * * * * * * * * * * İşte böylece sana da kendi emrimizden (kendi işimizden) olan
* * * * * * * * * * * * * * * * * ruhu vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz
* * * * * * * * * * * * * * * * * onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir
* * * * * * * * * * * * * * * * * nur (ışık) yaptık. Hiç kuşkusuz sen de dosdoğru bir yola
* * * * * * * * * * * * * * * * * kılavuzluk etmektesin.
Mücadele; 22: * * * * * * Allah`a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu, Allah`a ve
* * * * * * * * * * * * * * * * * elçisine karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurmuş
* * * * * * * * * * * * * * * * * olarak bulamazsın. Bunlar onların ister babaları olsun, ister
* * * * * * * * * * * * * * * * * çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden
* * * * * * * * * * * * * * * * * olan ruh (güvenli bilgi) ile desteklemiştir. Onları, sürekli kalmak
* * * * * * * * * * * * * * * * * üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah
* * * * * * * * * * * * * * * * * onlardan hoşnut *olmuştur, onlar da Allah`tan hoşnut
* * * * * * * * * * * * * * * * * olmuşlardır. İşte bunlar Allah`ın hizbidir (yandaşlarıdır). Dikkat
* * * * * * * * * * * * * * * * * edin, Allah`ın hizbi (yandaşları) başarıya ulaşanların ta
* * * * * * * * * * * * * * * * * kendileridir.
Şuara; 192-194: * * * * *Kesin olan şu ki o, âlemlerin Rabbinin indirmesidir (hulûl *
* * * * * * * * * * * * * * * * * ettirmesidir). Onunla “güvenilir ruh” indi (hulûl etti). Senin
* * * * * * * * * * * * * * * * * kalbine ki uyarıcılardan olasın.
* * * * * *Bu ayetler üzerinde yeterince tefekkür edildiği takdirde, buradaki “ روح ruh” kavramının “orijinal (güvenilir) bilgi” demek olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Çünkü Mücadele suresinin 22. ayetinde bu ruh ile, yani Allah`tan gelen güvenilir, sağlam bilgi ile tüm inananların güçlendirildiği, desteklendiği açıkça ifade edilmekte ve Şuara suresinin 193. ayetinde de bu ruhun, “er-ruh-ul-emin” tamlaması ile ifade edilmek suretiyle “en güvenli, en yararlı bilgi” olduğu vurgulanmaktadır. Şuara suresinin 193. ayetinde geçen “er-ruh-el-emin” ifadesini kişileştirerek Cebrail olarak yorumlamak ve bir çok tefsir ve mealde olduğu gibi bu ayeti; “onu ruhul emin (Cebrail) indirdi” diye çevirmek yanlıştır. Zira ayetteki “ نزل nezele” geçişsiz fiilini, geçişli imiş gibi anlamlandırmak, işin erbabının bileceği gibi, ilk başta ayetin lâfzî manasına aykırılık demektir. Ayrıca böyle bir çeviri, onu (Kur`an`ı) âlemlerin Rabbi Allah`ın indirdiğini bildiren 192. ayet ile de çelişmektedir.
* * * * * *Ruhun üfürülmesi:
Sad; 72: * * * * * * * * * * *Onu amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine
* * * * * * * * * * * * * * * * * üflediğim zaman, *hemen ona secdeye kapanın.
Hicr; 29: * * * * * * * * * * *Onu amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine
* * * * * * * * * * * * * * * * * üflediğim zaman, *hemen ona secdeye kapanın.
Secde; 9: * * * * * * * * * *Sonra da ona bir biçim verdi ve ona ruhundan üfledi. Sizin için
* * * * * * * * * * * * * * * * * işitme gücü, gözler ve gönüller (bilgiye ulaşma yolları) var etti. *
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ne kadar *az şükrediyorsunuz!
* * * * * *Allah`ın gerçek anlamda üfürmeyeceği bilindiğine göre, “üfürmek” ifadesinin mecaz olduğu hemen anlaşılmaktadır. Mecazen “üfürmek” ise, bir başkasına verilen şeyin en az miktarını ifade eder. Türkçe`de bu eylem “koklatmak” olarak yer almıştır. Bu durumda “ruhun üfürülmesi”; “çok az miktarda bilgi verilmesi, bilginin koklatılması” anlamına gelmektedir. Nitekim İsra suresinin 85. ayetinde de; “De ki: Ruh Rabbimin işindendir. Ve size bilgiden ancak çok az verilmiştir.” denilerek, bu husus açıkça belirtilmiştir.
* * * * * *Ruhun Âdem`e üfürülmesinden ne kastedildiği de yine Kur`an`da açıklanmıştır:
Bakara; 30-34: * * * * * *Ve bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde Bir *
* * * * * * * * * * * * * * * * * halife kılacağım” demişti de onlar; “Orada bozgunculuk
* * * * * * * * * * * * * * * * * yapan ve kan döken birini mi kılacaksın? Oysaki bizler, seni
* * * * * * * * * * * * * * * * * hamd ile tesbih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.”
* * * * * * * * * * * * * * * * * demişlerdi. O; “Şu bir gerçek ki ben sizin bilmediklerinizi * *
* * * * * * * * * * * * * * * * * bilmekteyim.” dedi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ve Âdem`e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere
* * * * * * * * * * * * * * * * * sundu ve “Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer * * * * * * * * * * * * * * * * * * * doğru sözlüler iseniz.” dedi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun
* * * * * * * * * * * * * * * * * dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim`sin, her şeyi
* * * * * * * * * * * * * * * * * en *iyi şekilde bilirsin; Hakim`sin, her şeyin bütün
* * * * * * * * * * * * * * * * * hikmetlerine sahipsin.”
* * * * * * * * * * * * * * * * * Dedi: “Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını.” O onlara
* * * * * * * * * * * * * * * * * onların adlarını haber verince, “Dememiş miydim Ben size! Ki
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve Ben, sizin
* * * * * * * * * * * * * * * * * açığa vurduklarınızı da sakladıklarınızı da en iyi biçimde
* * * * * * * * * * * * * * * * * bilmekteyim.” *dedi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ve o vakit Biz meleklere, “Âdem`e secde edin” demiştik de İblis
* * * * * * * * * * * * * * * * * dışında melekler hemen secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre
* * * * * * * * * * * * * * * * * sapmış ve nankörlerden olmuştu.
* * * * * *Dikkat edilecek olursa Sad suresinin 72. ve Hicr suresinin 29. ayetlerine göre meleklerin secde etmesi, Âdem`in belirli aşamalardan geçirilerek (amaçlanan düzgünlüğe ulaştırılarak) nihaî şekle getirilip, kendisine ruh üfürülmesinden sonradır. Bakara suresinin 30-34. ayetlerinde ise meleklerin secde etmesinden önce Âdem`in geçirdiği değişim ya da aşama; “Âdem`in bilgilendirilmesi ve bilgisinin meleklerle karşılaştırılması” olarak açıklanmıştır. Yani, Sad ve Hicr surelerinde kullanılan “ruh üfürme” tabiri, Bakara suresinde yerini “bilgi ile bilgilendirmek” tarifine bırakmış, böylece “ruh üfürme” tabirinin, “bilgi ile bilgilendirmek” anlamına geldiği açıklanmıştır.
* * * * * *“Ruh üfürülmesi” tabiri ile, Âdem`e verilen bilginin “koklatma” mertebesinde (ölçüsünde) olduğunun kanıtı ise İsra suresinin 85. ayetidir. Burada hemen belirtmek gerekir ki, Âdem`e verilen bilginin azlığı, sadece Rabbimizin sonsuz bilgisine nispetledir.
* * * * * *Şöyle ki:
Kehf;109: * * * * * * * * * *De ki: Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa Rabbimin
* * * * * * * * * * * * * * * * * sözleri bitmeden önce deniz tükenirdi hatta *bir o kadarını daha
* * * * * * * * * * * * * * * * * getirsek bile.
Lokman; 27: * * * * * * * *Şayet yeryüzünde *ağaçtan ne varsa kalem olsa, deniz de
* * * * * * * * * * * * * * * * * arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah`ın
* * * * * * * * * * * * * * * * * sözleri tükenmezdi. Şüphe yok ki Allah Aziz`dir, Hakim`dir.
* * * * * *Durum böyle olunca Rabbimizin ilk peygamberden son peygambere kadar hepsine yapmış olduğu vahy (kitaplar ile bildirdiklerinin toplamı) koklatmadan (üfürmeden) başka bir şey değildir.
* * * * * *Sonuç olarak, melekler/ yönetim güçleri, sıradan insana değil, kendisine ruh üfürülmüş (Rabbimizin sonsuz bilgisine nispetle az bir bilgi ile bilgilendirilmiş), yani ADAM/ ÂDEM olmuş insana secde etmişlerdir (boyun eğmişlerdir).
* * * * * *Kur`an`da Meryem’e de ruh üflendiği bildirilmiştir:
Enbiya; 91: * * * * * * * * *Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın. Ona ruhumuzdan üfledik
* * * * * * * * * * * * * * * * * de onu ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık.
Tahrim; 12: * * * * * * * * Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan Imran kızı Meryem`i de
* * * * * * * * * * * * * * * * * örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. O da
* * * * * * * * * * * * * * * * * Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi ve içten
* * * * * * * * * * * * * * * * * bağlananlardan oldu.
Nisa; 171: * * * * * * * * * *Ey ehlikitap! Dininizde aşırılığa gitmeyin. Ve Allah hakkında
* * * * * * * * * * * * * * * * * gerçek dışı bir şey söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih,
* * * * * * * * * * * * * * * * * Allah`ın elçisi ve kelimesidir. Ki Meryem`e ilka ettiği
* * * * * * * * * * * * * * * * * (ulaştırdığı) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Artık Allah`a
* * * * * * * * * * * * * * * * * ve elçilerine inanın. “Üçtür” demeyin. Son verin, sizin için daha
* * * * * * * * * * * * * * * * * iyi olur. Allah Vahid`dir, tek ve biricik ilâhtır. Kendisi için bir çocuk
* * * * * * * * * * * * * * * * * olmasından arınmıştır O. Yalnız O`nundur göklerdekiler ve
* * * * * * * * * * * * * * * * * yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.
* * * * * *Bu ayetlerden, Meryem valideye bazı özel bilgilerin lütfedildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu konunun teferruatı, Âl-i Imran, Meryem ve Enbiya surelerindeki ilgili pasajlardan alınmalı ve bu olay Kur`an`daki pasaj bütünlüğü içinde, Zekeriyya`nın durumunu açıklayan ayetler ile birlikte ele alınmalıdır. Çünkü yaşlı bir adam olan Zekeriyya ve kısır eşinin çocuk sahibi olması ile Meryem`in erkeksiz çocuk doğurması, birbirini takip eden dönemlerde meydana gelmiştir. Daha evvelki ayetlerdeki “ruh üfürme” * * * * tabiri, Nisa 171`de “ القائ ilka (bırakma, ulaştırma)” tabiri ile açıklanmaktadır.
* * * * * *“Ruh üfürme” tabirinin, “az bir bilgi ile bilgilendirmek” anlamına geldiği artık bilindiğine göre, yukarıdaki ayetlerde Meryem`e üflendiği bildirilen ruhun da; onun hamile kalması için rahmine (dölyatağına) yapılan fizikî bir üfürük olmadığı, Zekeriyya`nın himayesinde bulunduğu mabette kendisine lütfedilen bilgi olduğu bellidir. Kur`an`a göre bu bilgi önce Zekeriyya`ya verilmiş ve Zekeriyya`nın hem yaşlı hem de kısır olan karısı bu bilgi ile Yahya`yı doğurmuştur. Daha sonra bu kutsal bilgiyi/ mesajı Meryem`e iletmekle Allah tarafından görevlendirilen Zekeriyya, Allah`ın elçisi olarak görevini yapmış ve kutsal bilginin/ mesajın doğruluğuna kanıt olarak da, bu bilgi sayesinde “sapasağlam” bir insan olarak doğan Yahya`yı göstermiştir. Bu konuda daha detaylı açıklama inşallah Meryem suresinde yapılacaktır.
* * * * * *Kadr suresinin başından buraya kadar olan ve melekler ile ruhun indirilmesini/ hulûl ettirilmesini de içine alan mesaj şöyle özetlenebilir:
* * * * * *Kim ki Allah`a teslim olur, O`nu kendisine Rabb edinir (terbiyesini ve hayat akışını Allah`ın kurallarına göre ayarlar), kendisine bir Kadir gecesi tayin edip o andan itibaren hayatını Kur`an`a göre tanzim etmeye başlarsa, Allah`tan gelen ve içlerinde kutsal bilgiler (ruh) olan ayetler o insana iner, yani insanın içine (aklına, benliğine) hulûl eder, girer, iyice yerleşir. Böylece o insan, kendisine *rehber, destek, müjdeci … olan ayetler sayesinde Allah`tan başka ilâh edinilmemesinin, sadece O`na kulluk edilip O`ndan sakınılmasının bilincine varır, mutlu olur ve gerçek başarıya ulaşır.
* * * * * *İşte, meleklerin ruh ile inişi (hulûlü), girişi budur.
* * * * * *Rablerinin izniyle her bir işten.
* * * * * *4. ayetin sonunda yer alan bu ifade; “Rablerinin izniyle her bir işten, her bir konuda bilgi vermek ve destek olmak için” demektir. Melekler ile ilgili Kur`an ayetlerinden biliyoruz ki; Allah`ın iradesiz, robot gibi kulları olan melekler, kendi kendilerine hiçbir şey yapamazlar, sadece kendilerine yükleneni, yani Allah`ın kendilerine, çeşitlerine göre verdiği görevleri yapabilirler. Yine Kur`an ayetlerinden biliyoruz ki Yüce Allah, bu varlıklarına çeşitleri itibariyle pek çok görevler yüklemiştir. Bu durumda, meleklerin yaptıkları işleri cahilî anlayışa göre tesbih (durmadan “sübhanellah” der…), tahmid (durmadan “elhamdülillah der…), tekbir (durmadan “Allahü ekber” der…), rükû (hep rükû yapar…) ve sücûd (hiç secdeden kalkmaz…) ile Süleyman Çelebi gibi açıklamak doğru değildir. Melekler, Allah`ın varlığına, birliğine, büyüklüğüne, her türlü noksanlıktan arınıklığına *kanıt teşkil eden, onun koyduğu kurallardan dışarı çıkmayan maddî ve enerjik varlıklardır.
* * * * * *İşte, Kur`an tarafından “melek” olarak nitelendirilmiş olan Kur`an ayetleri, Allah`ın verdiği göreve uygun olarak her bir konuda yol göstermek, bilgi vermek, destek olmak, müjdelemek için, Kur`an`ı kendisine rehber edinmiş kişilerin içlerine inerler/ hulûl ederler. Yani her ayet; o insana can olur, rehber olur, öğretmen olur, maddî ve manevî destek olur; o insanın her bir derdine, problemine reçete olur, merhem olur. Böylece o insan, Kur`an`ı rehber edinerek hayatında yapacağı devrim sayesinde, bin ayını (Kur`an`sız geçebilecek ömrünü) daha değerli bir hâle getirmiş olur.
* * * * * *Bu noktada, Kadir gecesini farklı bir üslûpla niteleyen, Duhan suresinin 1-6. ayetlerini de göz önüne almakta yarar görüyoruz:
Duhan; 1-6: * * * * * * * * Ha. Mim.
* * * * * * * * * * * * * * * * * O ayan-beyan gösteren Kitap`a yemin olsun ki,
* * * * * * * * * * * * * * * * * Biz onu mübarek (bereketli) bir gecede indirdik/ hulûl ettirdik.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Hiç kuşkusuz biz uyarcıyız.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Hikmetlerle dolu her iş ve oluş o gecede ayırt edilir,
* * * * * * * * * * * * * * * * * -katımızdan bir emir (iş) olarak.- Hiç kuşkusuz biz, elçiler
* * * * * * * * * * * * * * * * * göndeririz,
* * * * * * * * * * * * * * * * * senin Rabb`inden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O,
* * * * * * * * * * * * * * * * * gereğince *duyan gereğince bilendir.
* * * * * *Bu ayetlerde, toplumun peygamberlere ihtiyaç duyduğunu yani uyarılması gerektiğini bilen Allah`ın, bu uyarıyı yapmak üzere peygamberler yolladığı ve Kitab-ı Mübin`i (özünde açık ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya koyan kitabı yani Kur`an`ı) mübarek bir gecede indirdiği/ hulûl ettirdiği ve böylece katından bir emir/ iş olarak her hikmetli işin ayırt edildiği anlatılmaktadır.
* * * * * *5. * Ayet:
* * * * * *Bir esenliktir o şafak sökene kadar/ aydınlığa kavuşuncaya kadar.
* * * * * *Ayette “şafağın sökmesi” ifadesi ile kastedilen; meleklerin ve ruhun inişi/ hulûlü sonucu oluşacak olan aydınlanmadır. Yani melekler (Kur`an ayetleri) ve ihtiva ettikleri ruh (bilgiler), inişlerini/ hulûl edişlerini (içe işleyerek yardım ve destek vermelerini), zihinsel karanlıkların aydınlığa dönüşmesine kadar sürdürürler. Bu bilgileri öğrenmek isteyenler, kafalarında hiçbir problem, karanlık nokta kalmayıp mutmain olurlar ve sonunda cennete girerler. Bir başka ifade ile meleklerin yardımı, bilgi akışı, Kur`an ayetlerindeki bilgiler; insanın düşüncelerinde hiçbir karanlık nokta bırakmayacak şekilde aydınlatıcıdır, tatmin edicidir ve cennete erdiricidir.
Bütün bunlar Kur`an ile olur. Kur`an`ı okuyarak ondaki bilgi ışığını bulanlar iyiyi- kötüyü, doğruyu-eğriyi, yararlıyı-zararlıyı en isabetli şekilde ayırt etmeyi de öğrenirler.
* * * * * *Özetlersek:
* * * * * *Kur`an ile tanışanlar, her türlü zihinsel karanlıklardan mutlaka kurtulur, aydınlığa çıkarlar. Ruh (can) taşıyan melekler, kişilerin içlerine işlerler ve her konuda onlara yol gösterir, yardımcı olurlar. Sonunda da onları selâmete ulaştırırlar (karanlıklardan kurtarıp şafaklarını söktürürler). Kadir gecesiyle tanışmak (Kur`an`ı kendine rehber edinmek), bin aydan/ bir ömürden daha da hayırlıdır.
* * * * * *Bizim Kadir gecemiz, yani bin aydan daha hayırlı, yararlı, meleklerin yardıma koştuğu, mutlulukların hemen başladığı gecemiz ise; bizim Kur`an ile tanıştığımız, onu hayat reçetemiz, rehberimiz, ışığımız, ruhumuz, şifamız, ibret levhamız, hayat düsturumuz, hayat yönetmeliğimiz yaptığımız gecedir, gündüzdür, saattir, dakikadır, saniyedir.
* * * * * *Biz ne zaman Kur`an`a sarılırsak, işte o an, bizim hayatımızın dönüm noktasıdır. O an, bize bin aydan, bir ömürden hatta milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır. Çünkü kurtuluşumuz, Kur`an`ı tanımamıza, ona inanmamıza, içeriğini anlamamıza ve uygulamamıza (yaşamamıza) bağlıdır. Dinimizde faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur. Faziletli ameller vardır. Onun dereceleri de amelin zahmeti ve emeğiyle orantılıdır.
* * * * * *Keramet gecede değil, KUR`AN`dadır .
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Doğrusunu en iyi bilen Allah`tır
|