Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 02-07-2006, 22:28
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

merhaaba ruh *yaşayan varlıkların hareket etmesini sağlayan *görünmez bir güç , yaşam kıvılcımı anlamına geliyoor.bir radyonun nasılki çalışabilmesi için elektiriğe ihtiyacı varsa bizim de yaşıyabilmemiz için ruha ihtiyacımız var.bir kişi öldüğünde ,onun ruhunun bedenin hücrelerine canlılık işlevi bitmiş olur.bu güç bedenden ayrılıp başka bir yere gidipte yaşamaz yada başka alemlere gitmez...hayat soluğu *,hayat kuvveti dediğimiz ruh biz öldükten sonra yaşamaya devam etmez.......bazıları eder diyooor ama bu onların karanlık zihniyetlerin düşüncecelrini yansıtmaktan ve kendini kandırmaktan başka bişi değildir...daha çok bu görüş bir felsefe den ibarettir çünkü bu çok yaygın düşünce olan ruhun bir yerlere gidip yaşamaya devam ettiği eski çağlardan çok çeşitli dinlere geçişiyle olmuştur...bu konuda bazı örnekleri değerlendirelim....canın ölümsüzlüğü inanışı hırıstıyanlıkta var olup hemde yahudiliğin temel resmi doktrinlerinden biridir..sadece hırıstıyanlık ve yahudilik değil,hinduzim dede ruhun başka alemlere göçü öğretisi vardır..ayrıca cok iyi bildiğin gibi müslümanlıktada bu öğreti egeemendir..
ayrıca bu inanç islamla sınırlanmayıp çok çeşitli etnik felsefe ve etnik dinlerdede *vardır...mesela afrika animizmindede ,şinto dinindede budizimdede ( budacılıktata ) çeşitleri öğretilir...gördüğün gibi yakınımızdaki islam da da ineğe tapan hinduzimdede ..yahudiliktede iseviliktede var.....gülmek lazım valla....acaba merak ediyomusun temelleri neye dayanıyoo...hepsi eski kaldeye....musanın zamanından önce bile firavun ve mısırlılar bu öğretiye inandılar..bak *mesela ilgini çekiceğini düşündüğüm islamdaki doktrine bir bakalım....kuranda diğerleri gibi ruhun ölümsüz olduğunu günahkarsa cehenneme gidip orda cehennem ateşinde ıstırap cektiğini ,iyi biriyse cennette mutlu olurmuş...yahudi ve hırıstıyan alemindeki bu yanlış öğreti plutoncu görüşün etkisiyle ortaya çıkmıştır.sonra gelen islam dininede bu bulaştı...islami öğretilere yunan felsefesinin bir sentezinin yapılarak girdiği bir gerçek..aslında arap alemi ( ozamanki araplar) aristotelesççi düşünceyi derinlemesine irdeleyip yorumlamışlardır..mesela ozamanki arap bilginleri ibn sina ve ibn rüşd bu konuda bi çok yorum yapmışlardır..sokratesçi düşünce sistemi olan yunan felsefesini islami öğretilerle bağdaştırmaya çalışırken farklı kuramlarda geşliştirdiler... uyanık araplar ve muhammed sadece bu fikirleri islamla bağdaştırmakla kalmadılar yahudilerin bazı geleneklerinide ekleyerek islama bi din oluşturdular...hepsi olmasada yahudilikten aldıkları bir şeyi söyleyim...bildiğimiz abdest almak ..hani elleri dirseklere kadar yıkamak ayakları yıkamak varya ....( gülecem artık) ..ne uyanıklar ama ......yahudiler o zamaki şartlarda bir geleneğe göre *yemek yemeden önce ellerini herseferinde dirseklere kadar yıkarlarmış....ibrahimden ishaktan isadan musadan bahsederek onların analizini çıkarım ..alsana kuran....bu gün ineğe tapan hindular ruhun başka bi aleme seyehatine inanırken bizim müslümanlarda hırıstııyanlarda yahudilerde zerdüştlerde ( iranda eskiden yaşamış bir din) aynı öğretiye inanıyooo....ama kim inanmıyoo bu saçma oğretiye *??? evet biliyoosun... *en çok bu aristotalese ,plutona, sokratese kızıyoorum..darwini nasıl biliyoosan bunlarda öyle inan..ama biz gerçeği biliyooruz ya ne mutlu bize be abi...adamlar bilmeden nelere inanıyoolar...mukadddes kitap ne diyoor..insan öldüğğnde toprağa döner...tasası biter..onlar bilinçsızdır..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-07-2006, 22:31
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

bahsettigin mukaddes kitabı bizde okuyalım imana gelelim bi söyleyiver hangi kitap incilmi yoksa incilse hangi incil?

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-07-2006, 23:41
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

sevgiler herkeze !insanlar öldükten sonrada yaşamın olduğuna inanmışlar çünkü bunun ana nedenlerinden biride öldükten sonrada yaşamak istemelridir.bu çoğu gerçeği ezip geçer !sizin böyle düşünmeniz eski zamanlarda yaşamış çok farklı etnik veya değil çeşitli inançların inandığı batıl doktrinlerden gelir ! buna bir budistde hinduda şinto dinindekilerde musevilerde isevilerde müslümanlarda inanmaktadır. mukaddes kitapta insanın topraktan yaratıldığı ve yine toprağa döndüğü yazılıdır.kurandada bu böledir ama bazıları iyice saptırmış işi ölümden sonra ruhun bir yerlere gidipte acı çekmiyor..
diğer arkadaşıma gelince oda incil felan demiş bide biraz dalga havası sezdim kısa pasajından.isterdimki başka kitapları karalamadan önce sunsun somut kanıtlarını
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-07-2006, 23:45
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

nehemya;

benim acelem yok senin varsa bilemem daha çok yazını okurum burda olursan sıkılmadan yaz lakin yehova şahitlerindensen vay haline

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-07-2006, 23:59
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

sevgili meas ; öncelikle teşekkür ediyorum sana ! sizinde görüşlerini beklerim tabi .. ben onları çok yakından tanıyorum inançlarını bildirmek istedim
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03-07-2006, 15:13
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

Eyyy Ruhhh geldiysen 3 kere vur..Ahhh kafama değil, kafama değil...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-07-2006, 15:39
sodomo-- sodomo-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

nehemya, sen ve senin ruhun diye iki ayrı varlık olamaz. Ruhu eğer bir radyonun elektriğe ihtiyacı olduğu gibi düşünürsen o zamanda ruhu bir "enerji" olarak tanımlamış olursun ki bu da zaten materyalistçe bir bakış böyle bir durumda niye "ruh" hakkında bilgi istersin anlamış değilim. Yani "madde" ve onun sonsuz kaynağı "enerji" ikilisi ile algılaman yeterli. Zaten bilimsel anlamda evrende ölçülebilir iki değer var madde ve enerji. Madde enerjinin yoğunlaşmış bir hali olarak görülüyor. Tabii burada da indirgemecilik yaparsan enerjiye ışık (föton) kaynaklık ediyor ve hal böyle olduğu için hepimiz birer ışık varlıkları oluyoruz hemde bilimsel manada. Yani "ışık" geldi geldi ve sen olarak vücut buldu.

Nasıl ama ? Bayağı hoş oldu bu değil mi ?

Hepimiz ışığın çocuklarıyız.....
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-07-2006, 16:08
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

merhaba tekrar ;sodomo tam anlatamadım yada anlamadın ..hemen hemen aynı şeylerden bahsediyoruz zaten . can dediğimiz beden di
r.ruh biz öldükten sonra başka alemlere giden bir şey değildir demek istedim..yani öldükten sonra bizden bişi çıkıpta uzayda gezmez.biryerlerde acıda ıstırapta çekmez. zaten acı ıstırap yeri yaratılmış olsaydı bunu yaratan *" işkenceci tanrı " olurdu !! bzılarının çelişki niteliğindeki şu noktayı anlayamamasına şaşıyorum: hem işkence yeri yaratmış hemde mutluluk yeri yaratmış ..orda acı çektikten sonra ( ateşte diri diri yakıldıktan sonra) iyiliğinin mukafatı olarak cennete gitmek ..çook farklı iki terim ..
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-07-2006, 16:27
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

Değerli Hakkı Yılmaz'dan;


Ruh sözcüğünün Kur`an`daki kullanımı:
* * * * * *

“Ruh” sözcüğü Kur`an`da; “İlâhî esinti, vahy/ bilgi” anlamında kullanılmıştır. Vahyin, bilgisizlikten ölü sayılan kalbe hayat verdiği, canın bedendeki işlevi ne ise vahyin de kişiler ve toplum için işlevinin aynı olduğu, yani kişileri ve toplumu kokuşmaktan koruduğu düşünülürse, “ruh” sözcüğünün sözlük, ansiklopedik ve dinî terim anlamlarıyla Kur`an`daki anlamı arasında bir paralellik var gibi gözükebilir. Ama sözcüğün kullanıldığı ayetler incelendiğinde, bu paralelliğin “ruh”un ne olduğunda değil de, sadece insan üzerindeki etkileri konusunda olduğu anlaşılmaktadır.
* * * * * *Kur`an`da bahsedilen “ruh”, yani “ilâhî esinti, vahy (bilgi)”, sadece isteyerek bu “ruh”a sahip olan ve bu “ruh”u hayatına geçiren kişilere ve toplumlara anlamlı bir canlılık veren, onları kokuşmaktan koruyan bir şeydir. Fakat asla, ölümün dışındaki canlılığı temsil eden ve her türlü rezilliği de kapsayan sihirli bir nefes değildir:

İsra; 85: * * * * * * * * * * * Ve sana ruhtan sorarlar. Deki: “Ruh Rabbimin emrindendir
* * * * * * * * * * * * * * * * * (işindendir). Size ise az bilgiden başka, bir şey verilmemiştir.”

Mümin; 15: * * * * * * * * *O Refi`dir, dereceleri yükseltendir, Arş`ın sahibidir. Buluşma
* * * * * * * * * * * * * * * * * günü hakkında uyarmak için kendi emrinden/ kendi işinden
* * * * * * * * * * * * * * * * * olan ruhu kullarından dilediğine ilka eder (bırakır).

* * * * * *Not: Bu ayette ruhun hululü (inişi) “القائ İlka (bırakmak, koymak)” sözcüğüyle ifade edilmiştir. Nitekim Âdem`e yapılan vahyler (Bakara; 37) ve Kur`an`ın inişi için “ وحى vahy” veya “ انزال inzal” yerine “ilka” fiili kullanılmıştır (Neml;6).

* * * * * *İsra suresinin yukarıda verdiğimiz 85. ayetinden 93. ayetine kadar olan pasaj bozulmadan, bir bütünlük içerisinde değerlendirilirse burada konu edilen ruhun, rivayet tefsirlerinde anlatıldığı gibi insan ya da herhangi bir canlının ruhu olmayıp “vahy” olduğu açıkça görülür. Ancak, İsra suresinin 85. ayetinde belirtildiği gibi, ruh konusu ile ilgili bize verilen bilgiler; vahyin mahiyeti, şekli, miktarı gerçekten azdır. Dolayısıyla bu konuda verilen bilgi ile yetinmek, kendi kafamızdan bilgi üretmeye kalkmamak gerekmektedir.
* * * * * *Bu ayetlerde ve ruhun indirildiği/ hulûl ettirildiği bildirilen bir çok ayette, ruhun Rabbimizin emrinden olduğu da belirtilmektedir. Bizim genellikle “buyruk” anlamında kullandığımız “امر emr” sözcüğü, “iş (oluş)” anlamında da kullanılmaktadır. Nitekim Kur`an`da 153 kez yer alan “ امر emr” sözcüğünün “iş (oluş)” anlamındaki çoğulu olan “ümûr” sözcüğü, Hud suresinin 97. ve Âl-i Imran suresinin 128. ayetlerinin de aralarında bulunduğu 13 ayette geçmektedir. Bu bilgiler ışığında “emrimizden bir ruh vahyettik” ifadesi; “Allah`ın işlerinden olan ruh vahyetme işi, Allah tarafından yapılmıştır” anlamına gelmektedir. Yani Necm suresinde de değindiğimiz gibi, “ruh”, sadece Allah`ın işlerinden biridir ve ruh indirilmesi/ hulûl ettirilmesi de sadece Allah`a aittir.

* * * * * *Ruh/ vahy niçin indirilir ve kime indirilir?

Şûra; 52: * * * * * * * * * * İşte böylece sana da kendi emrimizden (kendi işimizden) olan
* * * * * * * * * * * * * * * * * ruhu vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz
* * * * * * * * * * * * * * * * * onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir
* * * * * * * * * * * * * * * * * nur (ışık) yaptık. Hiç kuşkusuz sen de dosdoğru bir yola
* * * * * * * * * * * * * * * * * kılavuzluk etmektesin.

Mücadele; 22: * * * * * * Allah`a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu, Allah`a ve
* * * * * * * * * * * * * * * * * elçisine karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurmuş
* * * * * * * * * * * * * * * * * olarak bulamazsın. Bunlar onların ister babaları olsun, ister
* * * * * * * * * * * * * * * * * çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden
* * * * * * * * * * * * * * * * * olan ruh (güvenli bilgi) ile desteklemiştir. Onları, sürekli kalmak
* * * * * * * * * * * * * * * * * üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah
* * * * * * * * * * * * * * * * * onlardan hoşnut *olmuştur, onlar da Allah`tan hoşnut
* * * * * * * * * * * * * * * * * olmuşlardır. İşte bunlar Allah`ın hizbidir (yandaşlarıdır). Dikkat
* * * * * * * * * * * * * * * * * edin, Allah`ın hizbi (yandaşları) başarıya ulaşanların ta
* * * * * * * * * * * * * * * * * kendileridir.

Şuara; 192-194: * * * * *Kesin olan şu ki o, âlemlerin Rabbinin indirmesidir (hulûl *
* * * * * * * * * * * * * * * * * ettirmesidir). Onunla “güvenilir ruh” indi (hulûl etti). Senin
* * * * * * * * * * * * * * * * * kalbine ki uyarıcılardan olasın.

* * * * * *Bu ayetler üzerinde yeterince tefekkür edildiği takdirde, buradaki “ روح ruh” kavramının “orijinal (güvenilir) bilgi” demek olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Çünkü Mücadele suresinin 22. ayetinde bu ruh ile, yani Allah`tan gelen güvenilir, sağlam bilgi ile tüm inananların güçlendirildiği, desteklendiği açıkça ifade edilmekte ve Şuara suresinin 193. ayetinde de bu ruhun, “er-ruh-ul-emin” tamlaması ile ifade edilmek suretiyle “en güvenli, en yararlı bilgi” olduğu vurgulanmaktadır. Şuara suresinin 193. ayetinde geçen “er-ruh-el-emin” ifadesini kişileştirerek Cebrail olarak yorumlamak ve bir çok tefsir ve mealde olduğu gibi bu ayeti; “onu ruhul emin (Cebrail) indirdi” diye çevirmek yanlıştır. Zira ayetteki “ نزل nezele” geçişsiz fiilini, geçişli imiş gibi anlamlandırmak, işin erbabının bileceği gibi, ilk başta ayetin lâfzî manasına aykırılık demektir. Ayrıca böyle bir çeviri, onu (Kur`an`ı) âlemlerin Rabbi Allah`ın indirdiğini bildiren 192. ayet ile de çelişmektedir.


* * * * * *Ruhun üfürülmesi:

Sad; 72: * * * * * * * * * * *Onu amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine
* * * * * * * * * * * * * * * * * üflediğim zaman, *hemen ona secdeye kapanın.

Hicr; 29: * * * * * * * * * * *Onu amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp ruhumdan içine
* * * * * * * * * * * * * * * * * üflediğim zaman, *hemen ona secdeye kapanın.

Secde; 9: * * * * * * * * * *Sonra da ona bir biçim verdi ve ona ruhundan üfledi. Sizin için
* * * * * * * * * * * * * * * * * işitme gücü, gözler ve gönüller (bilgiye ulaşma yolları) var etti. *
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ne kadar *az şükrediyorsunuz!

* * * * * *Allah`ın gerçek anlamda üfürmeyeceği bilindiğine göre, “üfürmek” ifadesinin mecaz olduğu hemen anlaşılmaktadır. Mecazen “üfürmek” ise, bir başkasına verilen şeyin en az miktarını ifade eder. Türkçe`de bu eylem “koklatmak” olarak yer almıştır. Bu durumda “ruhun üfürülmesi”; “çok az miktarda bilgi verilmesi, bilginin koklatılması” anlamına gelmektedir. Nitekim İsra suresinin 85. ayetinde de; “De ki: Ruh Rabbimin işindendir. Ve size bilgiden ancak çok az verilmiştir.” denilerek, bu husus açıkça belirtilmiştir.

* * * * * *Ruhun Âdem`e üfürülmesinden ne kastedildiği de yine Kur`an`da açıklanmıştır:

Bakara; 30-34: * * * * * *Ve bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde Bir *
* * * * * * * * * * * * * * * * * halife kılacağım” demişti de onlar; “Orada bozgunculuk
* * * * * * * * * * * * * * * * * yapan ve kan döken birini mi kılacaksın? Oysaki bizler, seni
* * * * * * * * * * * * * * * * * hamd ile tesbih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.”
* * * * * * * * * * * * * * * * * demişlerdi. O; “Şu bir gerçek ki ben sizin bilmediklerinizi * *
* * * * * * * * * * * * * * * * * bilmekteyim.” dedi.

* * * * * * * * * * * * * * * * * Ve Âdem`e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere
* * * * * * * * * * * * * * * * * sundu ve “Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer * * * * * * * * * * * * * * * * * * * doğru sözlüler iseniz.” dedi.

* * * * * * * * * * * * * * * * * Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun
* * * * * * * * * * * * * * * * * dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim`sin, her şeyi
* * * * * * * * * * * * * * * * * en *iyi şekilde bilirsin; Hakim`sin, her şeyin bütün
* * * * * * * * * * * * * * * * * hikmetlerine sahipsin.”

* * * * * * * * * * * * * * * * * Dedi: “Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını.” O onlara
* * * * * * * * * * * * * * * * * onların adlarını haber verince, “Dememiş miydim Ben size! Ki
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve Ben, sizin
* * * * * * * * * * * * * * * * * açığa vurduklarınızı da sakladıklarınızı da en iyi biçimde
* * * * * * * * * * * * * * * * * bilmekteyim.” *dedi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Ve o vakit Biz meleklere, “Âdem`e secde edin” demiştik de İblis
* * * * * * * * * * * * * * * * * dışında melekler hemen secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre
* * * * * * * * * * * * * * * * * sapmış ve nankörlerden olmuştu.

* * * * * *Dikkat edilecek olursa Sad suresinin 72. ve Hicr suresinin 29. ayetlerine göre meleklerin secde etmesi, Âdem`in belirli aşamalardan geçirilerek (amaçlanan düzgünlüğe ulaştırılarak) nihaî şekle getirilip, kendisine ruh üfürülmesinden sonradır. Bakara suresinin 30-34. ayetlerinde ise meleklerin secde etmesinden önce Âdem`in geçirdiği değişim ya da aşama; “Âdem`in bilgilendirilmesi ve bilgisinin meleklerle karşılaştırılması” olarak açıklanmıştır. Yani, Sad ve Hicr surelerinde kullanılan “ruh üfürme” tabiri, Bakara suresinde yerini “bilgi ile bilgilendirmek” tarifine bırakmış, böylece “ruh üfürme” tabirinin, “bilgi ile bilgilendirmek” anlamına geldiği açıklanmıştır.
* * * * * *“Ruh üfürülmesi” tabiri ile, Âdem`e verilen bilginin “koklatma” mertebesinde (ölçüsünde) olduğunun kanıtı ise İsra suresinin 85. ayetidir. Burada hemen belirtmek gerekir ki, Âdem`e verilen bilginin azlığı, sadece Rabbimizin sonsuz bilgisine nispetledir.
* * * * * *Şöyle ki:

Kehf;109: * * * * * * * * * *De ki: Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa Rabbimin
* * * * * * * * * * * * * * * * * sözleri bitmeden önce deniz tükenirdi hatta *bir o kadarını daha
* * * * * * * * * * * * * * * * * getirsek bile.

Lokman; 27: * * * * * * * *Şayet yeryüzünde *ağaçtan ne varsa kalem olsa, deniz de
* * * * * * * * * * * * * * * * * arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah`ın
* * * * * * * * * * * * * * * * * sözleri tükenmezdi. Şüphe yok ki Allah Aziz`dir, Hakim`dir.

* * * * * *Durum böyle olunca Rabbimizin ilk peygamberden son peygambere kadar hepsine yapmış olduğu vahy (kitaplar ile bildirdiklerinin toplamı) koklatmadan (üfürmeden) başka bir şey değildir.

* * * * * *Sonuç olarak, melekler/ yönetim güçleri, sıradan insana değil, kendisine ruh üfürülmüş (Rabbimizin sonsuz bilgisine nispetle az bir bilgi ile bilgilendirilmiş), yani ADAM/ ÂDEM olmuş insana secde etmişlerdir (boyun eğmişlerdir).

* * * * * *Kur`an`da Meryem’e de ruh üflendiği bildirilmiştir:

Enbiya; 91: * * * * * * * * *Ve o, ırzını titizlikle koruyan kadın. Ona ruhumuzdan üfledik
* * * * * * * * * * * * * * * * * de onu ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık.

Tahrim; 12: * * * * * * * * Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan Imran kızı Meryem`i de
* * * * * * * * * * * * * * * * * örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. O da
* * * * * * * * * * * * * * * * * Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi ve içten
* * * * * * * * * * * * * * * * * bağlananlardan oldu.
Nisa; 171: * * * * * * * * * *Ey ehlikitap! Dininizde aşırılığa gitmeyin. Ve Allah hakkında
* * * * * * * * * * * * * * * * * gerçek dışı bir şey söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih,
* * * * * * * * * * * * * * * * * Allah`ın elçisi ve kelimesidir. Ki Meryem`e ilka ettiği
* * * * * * * * * * * * * * * * * (ulaştırdığı) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Artık Allah`a
* * * * * * * * * * * * * * * * * ve elçilerine inanın. “Üçtür” demeyin. Son verin, sizin için daha
* * * * * * * * * * * * * * * * * iyi olur. Allah Vahid`dir, tek ve biricik ilâhtır. Kendisi için bir çocuk
* * * * * * * * * * * * * * * * * olmasından arınmıştır O. Yalnız O`nundur göklerdekiler ve
* * * * * * * * * * * * * * * * * yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.

* * * * * *Bu ayetlerden, Meryem valideye bazı özel bilgilerin lütfedildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu konunun teferruatı, Âl-i Imran, Meryem ve Enbiya surelerindeki ilgili pasajlardan alınmalı ve bu olay Kur`an`daki pasaj bütünlüğü içinde, Zekeriyya`nın durumunu açıklayan ayetler ile birlikte ele alınmalıdır. Çünkü yaşlı bir adam olan Zekeriyya ve kısır eşinin çocuk sahibi olması ile Meryem`in erkeksiz çocuk doğurması, birbirini takip eden dönemlerde meydana gelmiştir. Daha evvelki ayetlerdeki “ruh üfürme” * * * * tabiri, Nisa 171`de “ القائ ilka (bırakma, ulaştırma)” tabiri ile açıklanmaktadır.
* * * * * *“Ruh üfürme” tabirinin, “az bir bilgi ile bilgilendirmek” anlamına geldiği artık bilindiğine göre, yukarıdaki ayetlerde Meryem`e üflendiği bildirilen ruhun da; onun hamile kalması için rahmine (dölyatağına) yapılan fizikî bir üfürük olmadığı, Zekeriyya`nın himayesinde bulunduğu mabette kendisine lütfedilen bilgi olduğu bellidir. Kur`an`a göre bu bilgi önce Zekeriyya`ya verilmiş ve Zekeriyya`nın hem yaşlı hem de kısır olan karısı bu bilgi ile Yahya`yı doğurmuştur. Daha sonra bu kutsal bilgiyi/ mesajı Meryem`e iletmekle Allah tarafından görevlendirilen Zekeriyya, Allah`ın elçisi olarak görevini yapmış ve kutsal bilginin/ mesajın doğruluğuna kanıt olarak da, bu bilgi sayesinde “sapasağlam” bir insan olarak doğan Yahya`yı göstermiştir. Bu konuda daha detaylı açıklama inşallah Meryem suresinde yapılacaktır.

* * * * * *Kadr suresinin başından buraya kadar olan ve melekler ile ruhun indirilmesini/ hulûl ettirilmesini de içine alan mesaj şöyle özetlenebilir:

* * * * * *Kim ki Allah`a teslim olur, O`nu kendisine Rabb edinir (terbiyesini ve hayat akışını Allah`ın kurallarına göre ayarlar), kendisine bir Kadir gecesi tayin edip o andan itibaren hayatını Kur`an`a göre tanzim etmeye başlarsa, Allah`tan gelen ve içlerinde kutsal bilgiler (ruh) olan ayetler o insana iner, yani insanın içine (aklına, benliğine) hulûl eder, girer, iyice yerleşir. Böylece o insan, kendisine *rehber, destek, müjdeci … olan ayetler sayesinde Allah`tan başka ilâh edinilmemesinin, sadece O`na kulluk edilip O`ndan sakınılmasının bilincine varır, mutlu olur ve gerçek başarıya ulaşır.
* * * * * *İşte, meleklerin ruh ile inişi (hulûlü), girişi budur.



* * * * * *Rablerinin izniyle her bir işten.

* * * * * *4. ayetin sonunda yer alan bu ifade; “Rablerinin izniyle her bir işten, her bir konuda bilgi vermek ve destek olmak için” demektir. Melekler ile ilgili Kur`an ayetlerinden biliyoruz ki; Allah`ın iradesiz, robot gibi kulları olan melekler, kendi kendilerine hiçbir şey yapamazlar, sadece kendilerine yükleneni, yani Allah`ın kendilerine, çeşitlerine göre verdiği görevleri yapabilirler. Yine Kur`an ayetlerinden biliyoruz ki Yüce Allah, bu varlıklarına çeşitleri itibariyle pek çok görevler yüklemiştir. Bu durumda, meleklerin yaptıkları işleri cahilî anlayışa göre tesbih (durmadan “sübhanellah” der…), tahmid (durmadan “elhamdülillah der…), tekbir (durmadan “Allahü ekber” der…), rükû (hep rükû yapar…) ve sücûd (hiç secdeden kalkmaz…) ile Süleyman Çelebi gibi açıklamak doğru değildir. Melekler, Allah`ın varlığına, birliğine, büyüklüğüne, her türlü noksanlıktan arınıklığına *kanıt teşkil eden, onun koyduğu kurallardan dışarı çıkmayan maddî ve enerjik varlıklardır.

* * * * * *İşte, Kur`an tarafından “melek” olarak nitelendirilmiş olan Kur`an ayetleri, Allah`ın verdiği göreve uygun olarak her bir konuda yol göstermek, bilgi vermek, destek olmak, müjdelemek için, Kur`an`ı kendisine rehber edinmiş kişilerin içlerine inerler/ hulûl ederler. Yani her ayet; o insana can olur, rehber olur, öğretmen olur, maddî ve manevî destek olur; o insanın her bir derdine, problemine reçete olur, merhem olur. Böylece o insan, Kur`an`ı rehber edinerek hayatında yapacağı devrim sayesinde, bin ayını (Kur`an`sız geçebilecek ömrünü) daha değerli bir hâle getirmiş olur.

* * * * * *Bu noktada, Kadir gecesini farklı bir üslûpla niteleyen, Duhan suresinin 1-6. ayetlerini de göz önüne almakta yarar görüyoruz:

Duhan; 1-6: * * * * * * * * Ha. Mim.
* * * * * * * * * * * * * * * * * O ayan-beyan gösteren Kitap`a yemin olsun ki,
* * * * * * * * * * * * * * * * * Biz onu mübarek (bereketli) bir gecede indirdik/ hulûl ettirdik.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Hiç kuşkusuz biz uyarcıyız.
* * * * * * * * * * * * * * * * * Hikmetlerle dolu her iş ve oluş o gecede ayırt edilir,
* * * * * * * * * * * * * * * * * -katımızdan bir emir (iş) olarak.- Hiç kuşkusuz biz, elçiler
* * * * * * * * * * * * * * * * * göndeririz,
* * * * * * * * * * * * * * * * * senin Rabb`inden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O,
* * * * * * * * * * * * * * * * * gereğince *duyan gereğince bilendir.

* * * * * *Bu ayetlerde, toplumun peygamberlere ihtiyaç duyduğunu yani uyarılması gerektiğini bilen Allah`ın, bu uyarıyı yapmak üzere peygamberler yolladığı ve Kitab-ı Mübin`i (özünde açık ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya koyan kitabı yani Kur`an`ı) mübarek bir gecede indirdiği/ hulûl ettirdiği ve böylece katından bir emir/ iş olarak her hikmetli işin ayırt edildiği anlatılmaktadır.


* * * * * *5. * Ayet:

* * * * * *Bir esenliktir o şafak sökene kadar/ aydınlığa kavuşuncaya kadar.


* * * * * *Ayette “şafağın sökmesi” ifadesi ile kastedilen; meleklerin ve ruhun inişi/ hulûlü sonucu oluşacak olan aydınlanmadır. Yani melekler (Kur`an ayetleri) ve ihtiva ettikleri ruh (bilgiler), inişlerini/ hulûl edişlerini (içe işleyerek yardım ve destek vermelerini), zihinsel karanlıkların aydınlığa dönüşmesine kadar sürdürürler. Bu bilgileri öğrenmek isteyenler, kafalarında hiçbir problem, karanlık nokta kalmayıp mutmain olurlar ve sonunda cennete girerler. Bir başka ifade ile meleklerin yardımı, bilgi akışı, Kur`an ayetlerindeki bilgiler; insanın düşüncelerinde hiçbir karanlık nokta bırakmayacak şekilde aydınlatıcıdır, tatmin edicidir ve cennete erdiricidir.
Bütün bunlar Kur`an ile olur. Kur`an`ı okuyarak ondaki bilgi ışığını bulanlar iyiyi- kötüyü, doğruyu-eğriyi, yararlıyı-zararlıyı en isabetli şekilde ayırt etmeyi de öğrenirler.

* * * * * *Özetlersek:

* * * * * *Kur`an ile tanışanlar, her türlü zihinsel karanlıklardan mutlaka kurtulur, aydınlığa çıkarlar. Ruh (can) taşıyan melekler, kişilerin içlerine işlerler ve her konuda onlara yol gösterir, yardımcı olurlar. Sonunda da onları selâmete ulaştırırlar (karanlıklardan kurtarıp şafaklarını söktürürler). Kadir gecesiyle tanışmak (Kur`an`ı kendine rehber edinmek), bin aydan/ bir ömürden daha da hayırlıdır.
* * * * * *Bizim Kadir gecemiz, yani bin aydan daha hayırlı, yararlı, meleklerin yardıma koştuğu, mutlulukların hemen başladığı gecemiz ise; bizim Kur`an ile tanıştığımız, onu hayat reçetemiz, rehberimiz, ışığımız, ruhumuz, şifamız, ibret levhamız, hayat düsturumuz, hayat yönetmeliğimiz yaptığımız gecedir, gündüzdür, saattir, dakikadır, saniyedir.
* * * * * *Biz ne zaman Kur`an`a sarılırsak, işte o an, bizim hayatımızın dönüm noktasıdır. O an, bize bin aydan, bir ömürden hatta milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır. Çünkü kurtuluşumuz, Kur`an`ı tanımamıza, ona inanmamıza, içeriğini anlamamıza ve uygulamamıza (yaşamamıza) bağlıdır. Dinimizde faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur. Faziletli ameller vardır. Onun dereceleri de amelin zahmeti ve emeğiyle orantılıdır.
* * * * * *Keramet gecede değil, KUR`AN`dadır .

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Doğrusunu en iyi bilen Allah`tır
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03-07-2006, 16:40
sodomo-- sodomo-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
Standart Re: RUH KAVRAMI NEDİR ?ÖLDÜKTEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDERMİ?

nehemya doğru söylüyorsun. aslında burada "acı" ve "zevk" kavramları birbiri ile ilişkili ve "bedensel" bir referansa sahip. Ama "mutluluk" öyle değil. Şimdi semavi dinleri ilahi olanı "bedeni" referans alarak anlamaya çalışmışlar ve bu yüzden "bedesel acılar-cehennem" ve "bedensel zevk-cennet" ikilemine düşmüşlerdir. Yani onlara göre cennet bedenin cümbüş yeridir. O kadar huri ne'ye hizmet ediyor zannediyorsun ?

Ve tabii ki *"Tanrı aşık olmaz, aşk insanidir, Allah bütün insani özelliklerden münezzehtir" diyebilecek kadar ilahiyatın içini boşaltmışlardır.

Ama gerçek şudur ki : AŞK Allah'ın ta kendisidir. Hal böyle olunca Yunus'un dediği gibi "kimde zerre kadar Aşk var ise Çalab (Allah) varlığı ondadır"

Gerisi boş laf. Zeten dikkat edersen din, iman diye diye sağa sola "nefret" tohumları saçanların aslında ne kadar hakikatten uzak olduğunu görebilirsin. Sen sakın bunların Tanrı anlayışına bakıpta yanlış bir Tanrı
anlayışı oluşturma kafanda. Bu semavi dinlerin yaptığı en büyük kötülük Tanrı'nın adını kötüye çıkartamaları olmuştur.

Bir de ilave olarak şunu söylemek isterim ki Allah arayışı kişnin kendisinden başlayıp kendisinde noktalanan bir arayıştır.

İbn Arabi den bir alıntı :

İnsan dediğimiz zaman bil ki, biz O'nun kendisiyiz... Hem hak, hem de halk ol, o zaman Allah ile Rahman olursun... Biz O'na bizde görünecek şeyi verdik, O da bize verdi. Böylece iş bize ve O'na bölündü."

Biz biz olduğumuz gibi O'yuz da. Benim iki yüzüm vardır, O ve ben

O bana hamd eder, ben O'na hamd ederim. O bana ibadet eder, ben O'na ibadet ederim

Sana tavsiyem Vahdet-i vücut anlayışına ve bu anlayışın mimarı
İbn Arabi'ye biraz çalışman olacak. Bol bol oku ama önyargısız....Sevgiyle kal..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:58 .