Kuran'da Bilimsel Hurafecilik
Kuran'da bilimsellik arayışı ve bilimsel hurafecikik. İmam Gazâlî'nin, "Bilimle uğraşmak, ömrü boş yere harcamaktır." sözlerini dikkate alarak başlamak istiyorum ..kuranda neden bilimsellik ve mucize aranır ? 1- Üniversitelerin İslamcı öğretim üyeleri, genellikle BİLİMİ DEFORME EDEREK ayetlerin yorumuna yaklaştırmışlar,
2- Amatör dinci kadrolar da ilkinin tersine KUR'AN AYETLERİNİ ÇARPITARAK bilime yaklaştırmaya çalışmışlardır.
Böylelikle bilim de, Kur'an da özünü yitirmiş ve ortaya utanç verici çelişkiler çıkmıştır..Zâriyât Sûresi'nin 47. ayetinin yorumunda "Evrenin genişlemesi"nden bahsetmekte.. "İşte evrenin genişlediğini AÇIKLAYAN bilimsel mucize!" evet ..Ne denli riskli bir yorum olduğu şimdilik herhalde bazılarını *ve bu iddiayı ortaya atanları pek ilgilendirmiyor ve kuran'ın bu ayetinin geçerliliğine bilim kanıt olarak gösteriliyor. Oysa modern fizik ve astroloji, birgün bu bulduğunun da tersini isbat ederse Zâriyât Sûresi'nin 47. ayeti ne duruma düşecektir, sitedeki Müslüman arkadaşlarımız bunu hiç düşünmüşler mi acaba??? *Tıpkı Diyanet İşleri Eski Başkan'ı Tayyar Altıkulaç'ın "Hz.Kur'an" kitabında 19 mucizesini ısrarla "Bu bir mucizedir!" diye okuyucuya sunup birkaç yıl sonra aynı kitabın yeni baskısında HATASINI KABULLENİP okuyucudan özür dilemesi gibi.. Niye mi? Çünkü bu iddiası, Kuran'ın değiştiği anlamına gelen Tevbe Sûresi'nin son iki ayetinin KURAN'DAN OLMADIĞI anlamına geliyor. Kuran'da matematik aramak adına Kur'an'ı deforme edip bazı ayetlerini YALANLAMAK anlamına geliyor...
Dünya'nın yuvarlaklığı meselesine gelelim.. Bu konuda fikir beyan eden her müddeî, farklı ayetleri farklı mantıklarla yorumlayıp kimi zaman da aynı ayetten farklı sonuçlar çıkarabiliyor. Örneğin Doç. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Neml Sûresi 88. ayette geçen "dağların bulutlar gibi hareket etmesi"ni Dünya'nın yuvarlak olduğunun isbatı olarak görürken, Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Süleyman Ateş bir adım daha ileri giderek "Hayır, bu ayet, yerküresinin hareket ettiğinin kanıtıdır!" diyebiliyor. ( Süleyman Ateş; geçen senelerde "Namazda İncil ve Tevrat'tan ayetler okunabilir!" sözünün sahibi olan zat oluyor. Tabii bu da ayrı bir tartışma konusu...)
Bu iki yorumun farklı olmaları bir yana, gerçeği saptırdıkları açık. Bu ayetten ne Dünya'nın hareket ettiği ne de yuvarlak olduğu çıkarılamaz ; çünkü Dünya, yalnız kendi çevresinde değil Güneş etrafında da dönüyor. O halde ayet, hangi dönüşü anlatmakta belli değil! Ayrıca Dünya'nın yuvarlak olduğuna gelince - ki bugünkü bilgilerimize göre yuvarlak değil geoittir - Aristo, bu görüşü Milat'tan tam 300 yıl önce Ay üzerine düşen Dünya'nın düzen gölgesinin dairesel olduğunundan yola çıkarak ileri sürmüştü. Bir Maya efsânesi olan "Popal vuh"ta dünyanın küre şeklinde oluşu, pusulanun dört yönü ve diğer astrolojik bilgiler biliniyordu. Buna rağmen İslamcı yazar Safvet Senih, "Kur'an'da Edebî Veche" adlı kitabında, hiç sıkılmadan "Dünya'nın yuvarlaklığu, Semâ'nın tabiatı, atom vs gibi bu nevî herşeyin, Kur'an'ın nâzil olduğu o bedevî ve geri asırda hiçbir kalb ve akla doğamayayacağı" ifadesini kullanabiliyor.
Hac Sûresi 31. ayette "Gökyüzünden düşen kimseler" anlatılıyormuş. Fakat o çağda yaşayan insanlar için bu imkansızmış. Çünkü "bizlerinde bildiği gibi" bir kişinin gökten düşmesi için havada olması gerekiyormuş. Bunun için de uçak ve helikopter araçları gerekiyormuş. İşte bu ayet, uçağın ve helikopterin yapımına kanıt ve mûcizeymiş. (!) (Ömer Çelakıl, Kur'an-ı Kerim'in Sırları) Söyler misiniz bana, nasıl bir mantık yapısıdır bu? Yoksa Renan'ın dediği gibi "İslam, insanların mantık yapısını feci şekilde bozuyor mu?"
başka bir örneğe gelince..Dr. Nurbâkî'ye göre Tekvîr Sûresi'nin 15 ve 16. ayetleri "gravitasyon"a kanıtken, Güney Afrikalı A. Deedat da Enbiyâ Sûresi'nin 33. ayetini kullanarak bu sonuca ulaşıyor. Birincisine göre "hünnes" sözcüğü gravitasyon'u; "künnes" sözcüğü de gök cisimlerinin yörüngesini anlatıyormuş(!). İkinci yazarın yorumu daha da saçma! Söz konusu ayetin Türkçe anlamı şöyle: "Geceyi, gündüzü, ayı yaratan da O'dur. Herbiri, bir felekte tüzmektedir." Afrikalı İslambilimci, bu ayeti değiştiriyor. "Felek" sözcüğü yerine "daire" sözcüğünü kullanıyor ve "İşte!" diyor, "Rabbimiz, mûciz bir bir ifade kullanarak Dünya'nın hareketine dikkatimizi çekmiştir!" (!). Bunu daha kolay şöyle "kavrayabiliyormuşuz": "Küllün fî felekin" deyimi, Arapça 7 harfden oluşuyormuş ve bu 7 harfin bir DAİRE ÇEVRESİNE YAZILMASIYLA tersten bile anlamını yitirmiyormuş.. (Bilmem hiç seyrettiniz mi, "Kekstra" reklamında da aynı mantık yapısı var. Sunucu, yanıbasındaki yazı tahtasına kocaman harflerle yazıyor: KEK! Şimdi bunu tersten oku diyor, yine KEK! ve sonra şunu yazıyor: KEKSTRA! Oku bakalım tersten. Ne oldu? BAŞKA Bİ ŞEY OLDU! ) Başta da dediğimiz gibi, Dünya'nın hem kendi hem de Güneş etrafında döndüğünü ortaya koyan Aristorchus'tur. Hem de milattan 300 yıl önce! Kur'an'dan 900 yıl önce bilinen bir gerçeğin, ilk kez bu kitapla insanlara tebliğ edildiğini ileri sürmek!.. Zaten gezegenlerin "dairesel" olmadığını artık ilkokul öğrencileri de biliyor. Üstelik Güneş, eliptik yörüngelerin merkezinde değil; odak noktalarının birinde!
kaynak :islamacevap.net
sevgiler saygılar
|