kemalistcan´isimli üyeden Alıntı
Sadece bilimin ve vicdanınızın sesini dinleyin; duyacaksınız gerçeği...
|
sevgili kemalistcan..
bilincinizi bir parça olsun açmaya çalışalım..
gerçek dediğimiz şey "hakikattir", bilimin ürettiği "kanun düzeyinde bilgidir"..
ve bir verinin
gerçek olması için bazı kriterleri taşıması gerekmektedir..
1-gözlemlenebilir
2-sınanabilir
3-tekrarlanabilir
4-ve hepsinden önemlisi -evrensel onay almış olması gerekir..
bu 4 özelliği taşımayan bir veri/data ancak tez/iddia, hipotez/varsayım ve nihayetinde teori olabilir.. ama asla
gerçek değil..
bir veri/data yukarıda saydığım bu 4 özelliği kazandığı andan itibaren artık insanoğlu için
"gerçeklik" düzeyine erişir.. bunu sağlayan tek şey ilerleyen
"zaman" dediğimiz süreçtir.. yani her veri/data gerçek olma potansiyeli taşıdığı gibi hurafe/yanılgı olma potansiyeli de taşır..
ve "gerçeklik" düzeyine erişmiş bir veri artık insanoğlunun tartışma/araştırma gündeminden kalkmıştır, düşmüştür.. çünkü insanoğlunun bilincinde bu veri için oluşan
"?" kalkar..
ve o yüzden artık bu veriyi hiç bir felsefe/din/düşünce biçimi/ideoloji
"reddedemez"..
bu veri reddedilemeyeceği gibi "
savunulamaz da", çünkü savunulmasına gerek kalmamıştır..
kendisini tüm insanlığa öyle bir dayatır ki, bunu doğrulamaya ya da yanlışamaya çalışanı sadece komik duruma düşürür ve kimse tarafından ciddiye alınmaz..
gerçeklik düzeyine erişmiş bir veri; insanoğlu bilincinden, yorumundan, reddinden, savunulmasından özgürleşip bağımsızlığını ilan etmiştir artık..
şimdi tüm bunlardan sonra
"tanrı vardır/yoktur" gibi veriler bırakın gerçeklik olmayı bir teori bir hipotez bile değildir.. sadece bir "tez"dir yani diğer adıyla "iddia"dır..
gerçeklik düzeyine erişmemiş bir veriyi(tez, hipotez, teori) insanoğlunun bir kişisi, grubu, felsefesi, dininin gerçeklik düzeyinde algılayıp bilincinde sahiplenip sabitlemesi olayına ise insanoğlu kollektif bilincinin verdiği isim
"inanç/imandır"..
inanç/iman; her zaman söylediğim gibi bilinmeyen bir şeyi bildiğini zannetme bilinç yanılgısıdır..
yani bir tezi, hipotezi, teoriyi evrensel gerçeklik düzeyine erişmeden kendi/kişisel bilincinde gerçeklik düzeyine taşımasıdır.. ve bu durum bilinçaçıklığı açısından bir uyku halidir..
bir tezi kendi bilincinde gerçeklik düzeyine taşıyan insan diğer insanlarla empati kuramaz, onların nasıl olurda farklı düşündüğünü/inandığını algılayamaz.. diğer insanlar nasıl olurda bu gerçekliği görmemektedir?..
evet imanlı bir insan diğer insanları böyle algıladığı için kendi bilincinde gerçeklik düzeyine çıkardığı veriyi tüm dünya insanlığına doğrulamaya, savunmaya başlar.. ama karşı taraftaki insan da aynı bilinçaçıklık/uyku durumunda olduğu için onunda bilincinin üzerinde farklı bir tez, gerçeklik düzeyindedir..
işte tam burda bilinçsizlik ve dolayısıyla insani olmayan tutum ve davranışlar başlar.. dünya insanlığının binlerce yıldır yaşadığı savaşın kaosun tek nedeni bu bilinçsizlik ve uyku durumudur..
ama bu bahsettiğim bilincin açılması olayı böyle sadece konuşarak aktarılacak, başarılacak bir şey değildir..
benim bu yazımı okuyan her insan yine kendi bilincinde gerçeklik düzeyine çıkardığı tezi/iddiayı savunup diğerlerini yanlışlama yoluna devam edecektir.. yani "insani olmayan" tutum ve davranışlar devam edip değişen bir şey olmayacaktır..
bunun nedeni de insanoğlunun doğduğundaki safbilinçte değil de bu safbilincinin üzerine karabulut/perde gibi sonradan yüklenen zihinde yaşamasıdır..
ve bu yüklenmiş zihinden arınmak hiç de kolay bir şey değildir, çünkü ölmeden önce ölmeyi gerektirir.. yani bize yüklenen zihinde oluşan karar verici o sahtebenliğin/egonun ölmesi gerekmektedir..