Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 09-06-2011, 11:35
ahmetaltan ahmetaltan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 23 Feb 2010
Mesajlar: 118
Standart Ordu zoruyla devrİm

Acılı bir dönem sona eriyor.
Yanlış kurulmuş bir cumhuriyet şimdi yeniden biçimleniyor.
Biz cumhuriyet kurup başına Mustafa Kemal'i getirmedik, Mustafa Kemal'i başa geçirip etrafına bir cumhuriyet kurduk.
Tek partili bir diktatörlük de halktan destek alamadığı için desteğini ordudan aldı.

Niye yaptığımızı bugün dahi mantıklı bir şekilde açıklayamadığımız bir sürü tuhaf "devrimi" ordu zoruyla gerçekleştirdik.
İnsanların giysilerine musallat olduk.
"Fes giymeyeceksin" diye tutturduk.
Alfabelerini değiştirdik.
Müziklerini dinlemelerini yasak ettik.

NE OLURDU İNSANLAR FES GİYSEYDİ

Bunların hiçbirini halkın rızasını alarak yapmak mümkün olmadığından hep orduyu kullandık.
Ne olurdu insanlar fes giyseydi, Arap alfabesi kullansaydı, Bach yerine türkü dinleseydi?
Ne olurdu görüntü Batılılara benzemeseydi de, "halkın iradesine" dayanan bir yönetim şekli Batı'ya benzeseydi?
Bu ülkede "şapka giymiyor" diye adam asıldı.
Bunun saçmalığını dile getirmek yasaklandı.
Mustafa Kemal, Batı uygarlığının "özünü" değil, biçimini benimsedi.
Bu ülkenin aydınları da "görüntüyü" çağdaşlık olarak değerlendirdi.

DEMOKRASİ LANETLENDİ

Eğitim bir "beyin yıkama" kampanyasına dönüştürüldü, demokrasi neredeyse lanetlenip "cumhuriyet" alabildiğine yüceltildi.
Cumhuriyet, bir diktatörlük yönetimine cevaz veriyordu çünkü.
Demokrasi ise diktatörlüğe izin vermiyordu.
Gericilik-ilericilik tamamen şekil üzerinden öğretildi.
İnsanların birbirlerine nasıl hitap edeceği bile yasalarla belirlendi.
Batı'nın şapkasını aldık.
Gömleğini, ceketini, alfabesini aldık.
Felsefesini, bilimini, demokrasisini almadık.
DİKTATÖRLÜK KURDUK

Görüntüsel bir özentiye dayanan bir diktatörlük kurduk, bunun sürmesini de ordunun silahıyla sağladık.
İsmet Paşa da bu düzeni sürdürdü.
Sonra bunu değiştirmek zorunda kaldık.
Her şeyi "görüntü" sandığımızdan "demokrasinin" de görüntü kısmını benimsedik.
Seçimlere çok parti girdi ama yönetim hep orduda kaldı.
Seçilen siyasiler, yönetimi kendilerinde sandıklarında ordu devreye girip darbe yaptı.
Darbeler de bizim tuhaf cumhuriyetin bir "parçası" olarak kabul edildi.
AKP'YE DARBE HAZIRLIĞI

Soğuk Savaş sırasında, Amerika Türkiye'yi Sovyetler'e karşı kullanmak istediği için bu düzenin sürmesinden yana çıktı.
Sonra dünya değişti.
Amerika değişti.
Avrupa değişti.
Türkiye'den talepleri değişti.
Ordu bunu kabul etmek istemedi.
Son darbesini 28 Şubat'ta yaptı.
2002'de zenginleşen muhafazakâr kesimlere dayanan, dünyanın desteğini arkasına almış AKP iktidarına karşı da darbe hazırlıklarını, girişimlerini, planlarını sürdürdüler.
YENİ BİR ÇAĞ AÇILIYOR

Dünyaya öylesine kördüler ki hayatın değiştiğini fark etmediler, kendilerine olan güvenleri tamdı, hazırladıkları darbeleri kayıtlara geçirdiler.
Hayatın, zamanın, koşulların kendilerine verdiği mesajları anlamamakta direndiler.
Sonunda yakalandılar.
Halk artık darbelerden ve darbecilerden nefret ediyordu.
Kendi iradesinin iktidara gelmesini istiyordu.
Dünya da bunu destekliyordu.
Dün ilk kez muvazzaf bir orgeneral "darbe" hazırlıklarına karıştığı için tutuklandı.
Kenan Evren, darbe yaptığı için ifadeye çağrıldı.
Ordunun içindeki son cunta da şimdi temizleniyor.
Yeni bir çağ açılıyor.
Bu çarpık cumhuriyetin içinde hayat bulmuş bütün "çarpıklıklar" da temizlenecek, cumhuriyeti bu toplum yeniden kuracak.
İnsanların giyimine, diline, dinine, yaşamına karışılmayacak, karışmaya kalkan cezalandırılacak.
Kişilerin iradesinin değil, dünyayla uyum içinde yaşayacak bir toplumun iradesinin yönetime yansıyacağı bir dönem bu.
Diktatörlüğe heves etmek artık mümkün değil bu çağda, bunu da herkesin aklında tutmasında büyük fayda var

Ahmet Altan

Kaynak...

Konu spartacus tarafından (09-06-2011 Saat 13:14 ) değiştirilmiştir. Sebep: Kaynak belirtimi (1), Yazarın belirlenmesi (2)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-06-2011, 12:42
murted - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
murted murted isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
Standart

Bir marksistin, bir liberalin cumhuriyetin ilk dönemlerindeki uygulamaları eleştirmesini gayet iyi anlarım hak da veririm yer yer ama bu sizinkisi pişkinliğin, utanmazlığın, omurgasızlığın daniskası değilse nedir o zaman?

Bu partinin iktidarda olmasının nimetlerinden yararlananlar bu saçmalıkları savunuyor da size ne oluyor? Kısıtlı sayıda insana ulaşabilen bir forumda yazmanın, bu saçmalıkları savunmanın size getirisi nedir?

Darbe, askeri vesayet falan kötüydü de bu sizinkisi çok mu iyi? Göz göre göre insanları salak yerine koyuyorsunuz. Yahu eğer bu işten nemalanlardansanız size hak veriyorum. Ama yok eğer bu işten nemalanların akıllara zarar, yan yana durmayacak şeyleri yan yana getiren mavallarını onların yerine savunuyorsanız yazık size.

Cumhuriyeti, demokrasiyi savunmak düne kadar şeriatçı olup laikliğe ve rejime küfreden ve bir anda hepimizin birden kafasına aynı tuğla düştü, 180 derece döndük diyenlere mi kaldı? Düşünce özgürlüğü yazılmamış kitapları toplatan, gazete yazarlarının yazdıklarının sorumlusu patronlarıdır diyen, halkı ve sivil toplum örgütlerinin ya bizdensiniz ya da bize karşınız diye ikiye bölünmeye zorlayan, kızdığında maskenin altındaki faşist surat kolayca görünen adamlara mı kaldı?

Darbecileri yargılamak o darbeciler yoluyla bugünlere gelenlere mi kaldı? Mazlumun hakkını aramak, mesela Filistin'i savunmak iktidara gelir gelmez Abd ile beraber Irak'a girmek için ''tezkere'' diye oralarını yırtanlara mı kaldı?

İnsanların zekalarını ve olayları değerlendiriş biçimlerini bu kadar küçümsemeyin demek isterdim ama seçim sonuçları aklıma geldiğinden siz bu işi biliyorsunuz diyeceğim.

No Religion No Cry

Ateizmi Anlamak için tıkla!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-06-2011, 14:42
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili ahmetaltan

Yaklaşık 2 ay önce, yazılarınızın altına Ahmet Altan imzasını atmanız konusunda eleştirmiştim. Yazılar size ait olduğu halde altlarına Ahmet Altan ismini koyuyordunuz, o gün bu gündür bu davranışınızdan vazgeçmiştiniz.
Kaynaksız imza atmakda yine daha önce yaptığım eleştirime dahildir, lütfen ne kendi fikirleriniz altına başka insanların(örn:Ahmet Altan) ne de alıntı yaptığınız yazıları, alıntı olduklarını belirtmeden ve kaynak belirtmeden yine altına imza atmayınız. (bu etik kuralı da değildir.. hani bazı politik çevrelerin son furyası her bir şeyi ahlak çerçevesine indirgeyip, her şeyi hiçleştiren bir kampanya var(yanki mantığına benziyor), kısaca ifademin ahlak ile doğrudan alakası yoktur, bazı furyalara kapılmamak gerekir. siz A iseniz A olarak yazmalısınız, değilseniz ne iseniz öyle yazın, ama kendi yazılarınızın altına bir başkasının adını yazmayın!! Bizi yanıltmayın.)
-----------------------------------------------------------------------
Gelelim makaleyi genişletmeye;

Ne olurdu Saltanat kaldırılmasaydı?
Ne olurdu hilafet kaldırılmasaydı?
Ne olurdu ağalık sınıfı korunsaydı?
N eolurdu Toprak reformu(Mülkiyet Kutsalya!) yapılmasaydı ya da köylüye toprak verilmesydi?
Ne olurdu Şeyhülislam kurumu kaldırılmasaydı?
Ne olurdu kadılar, müftüler fetva yazabilseydi?
Ne olurdu arap alfabesiyle yol alıp, devlet farsça konuşurken halk türkçe, kürtçe vs konuşsaydı, ama eğitim Arapça ya da Farsça olsaydı? Hıııııııııııı ne olurdu?
Ne olurdu bir Hindistan, Bir Afganistan OLABİLSEYDİK?

Ne olurdu cart-curt...

Neden devam etmiyoruz?
Ne olurdu sömürü olmasaydı?
Ne olurdu insan insana kul olmasaydı?
Ne olurdu dünyada savaşlar olmasaydı(şu büyük sermayenin, paylaşım savaşları)
Ne olurdu insanlar için fırsat eşitliği olsaydı?
Ne olurdu yapmacık ve sahte demokrasiler olmasaydı?
Ne olurdu PARTİLER de olmasaydı?(nasıl mı? ancak demokraside - özgür toplumda mümkün)
Ne olurdu seçim sistemi böyle güdük olmasaydı?
Ne olurdu seçen tribünde, seçilen saha da değilde, her ikiside saha da, hayatın her alanında olabilseydi?
Ne olurdu, dil, din, ırk, cins, sınıf, köle, efendi, hizmetli, efendi, sermaye sömürüsü vs ayrımı olmasaydı(olamasaydı)
Ne olurdu şu üsttekilere dayandırılan sınırlar, siyasal partiler, teorik kirlilikler, yapay sahtelikler, saçma sapan demokrasi nutukları, medyatik liderler(üçkağıtçı ip cambazları) olmasaydı?
Ne olurdu binlerce yıldan sonra da bir kez olsun toplum sürü yapılmakdan(A.Altan vb düşüncelerde sürü kılmak adına nasılda çabalıyorlar bir görseniz) çıkartılsaydı?

Hıı, olmaz mı bunlar? (olmaz, bu soruları sormak yeni dinimiz ve kutsal kitaplarımız gereği günahtır, soran da elli çeşit takla ile susturulur. Nasıl mı, sormak hata, sorduğunuz anda her zamanki bildik iğrenç yönteme kurban gidersiniz(nasılsa bu Paşaların altı kuru, keyfi yerindedir, hamasetden başka yapacakları bir şey, bir değerde kalmamıştır). nedir bu iğrenç yöntem? A.Altan'ın yazısında görülen yöntemdir. örneğin en küçük bir hak arama isteğinizin sonucu dahi ya faşist, ya terörist, ya diktatör, ya da anti-demokrat olup çıkıverirsiniz. Seç beğen al. Kimin kullandığının önemi yok, bu yöntem iğrençtir, bazılarına iğrenç yakışır. (elbetde bir dönemin diktatör görülmesi farklıdır, o dönemi bu gün başkalarına peşkeş çekmek adına sunmak gayesi farklı!!!)

Hııı, yoksa şöyle mi demeli, ne olurdu feodal sistemin üst yapısı kadar alt yapısına da dokunulmasaydı da, Türkiye en azından bir Hindistan olabilseydi? (Türkiye'de devrimi 1920-1923 lerden başlatanlar yanılır, kökleri daha evveldir, örneğin 1908 Devrimi. devrimleride sadece Mustafa Kemal ile başlatanlar ve tek adam anlayışındakilerde aynı yanılgıyı paylaşır)

Ahmet Altan -bence- dümbelek çalmayı beceremiyor. Avrupa'dan bahsedipde, feodaliteye karşı Avrupa devrimlerinden bahsetmemek, heleki Engizisyon dönemlerinde verilmiş onca mücadeleyi görmezden gelmek, daha aynı Avrupa'nın feodaliteden, kapitalizme geçerken yaşadığı onca sancıyı, sıkıntıyı, tek partiliği-krallığı-yer yer darbe seviciliği, faşizmi!(kapitalizmde, emin olun bunu şartlar belirler),napolyon'undan, Amerika kıtasına kadar, oradan uzakdoğuya kadar yol almış barbarlığı görmemek nasıl mümkün olabilir? Nedense gün geçtikçe, Engin Ardıç okuyormuşum gibi bir hisse kapılır oldum.

yani şöyle de diyebiliriz;
Ne olurdu Engizisyon mahkemeleri kaldırılmasaydı?
Ne olurdu Dünya hala düz olsaydı?
Ne olurdu toplumlar değişmeseydi? Statükoların zorbalığına karşı çıkmasaydı, boyun eğseydi? Statükonun hiç bir temsiline dokunmasaydı? vs... (vah vah, Osmanlıda burjuva aydınlanma nasıl karşılanmış acaba? Bay A.Altan Osmanlı da yaşasaydı ne olurdu acaba? Fes giyerdi o kesin de, mesele o değil, burjuva aydınlanmanın idam ile cezalandırıldığı bir osmanlı'dan bahsediyoruz, ne yazabilirdi? bırakınız idam etsinler efenim demez miydi? Yesinler çok partili dayanağını! Aç tavuk rüyasında, kendisini darı ambarında sanırmış, dur ki sanki o dönemler, 2023! lere benziyor.)

Diğer tarafdan da geçmişe öykünerek yazı yazmak edebiyat alanına girer, siyaset ya da teorik metinler öykünme temeline dayandırılmamalı diye düşünüyorum.

İlgili yazıyı Karşı-devrimcilikde sınır tanımayan bir anlayışın yansımaları olarak değerlendiriyorum. Çünkü tüm bu ya da bu tür olumsuzluklar başka türlü ifade edilebilirken, A.Altan toplumsal değişimin öyle-ya da böyle pratik sonuçlarına karşı çıkmaktadır... Biatını sadece sermayenin rengine göre belirleyen her anlayış eninde sonunda topluma yabancılaşıp, beyninde topluma yabancı bir dilden, iletişimden, topluma yabancı bir hayat biçiminden... ibaret, bir saray kurmak durumunda kalacaktır.

bir örnekle ele alalım,
Örneğin diyor ki alfabeleri değiştirdik!! oysa o alfabe zaten kılıç zoruyla değiştirilmiş bir alfabe idi?(sadece Türkler için mi geçerli, hayır tüm Anadolu halkları için üstelik!) Oysa bu din dahi yine tarihin feodal devrimleri sürecinde(evet bu söz irkitici olmalı, devrim geçiyor içinde), kılıç zoruyla, işgallerle, zorla kabul ettirilmedi mi?

Daha detaylı yazılabilir, geçerken, bu tarz götürü(toptan) yöntemleri bazıları(genelde liberaller) seviyor, çünkü içi boş olduğu halde, hem bıraktığı etki hem de getirdiği fayda bakımından önemli bir tarz haline geliyor. (zaten içerikde yoktur, dayanakda, amaç etki oluşturmaktır, sürü psikolojisidir, bilemediniz oy amacıdır(bu oy salt seçim oyu değil, onaylanma anlamındadır, bazı medyatik, striptizci-ilizyonist çevrelerde daim bir kaygıdır).

Şimdi eminim ki yazdığım yazının sonunda, bazı okurlar, önce bana bir yafta bulmaya çalışacaklardır.
Kimisi diyecek ki, A.Altan'ın yazısını beğenmemiş, kesin ulusalcıdır.
Kimisi, şu yazdıklarından çıkarttığım sonuç tek partici-dikdatör. (oysa ben nihai anlamda(en sonunda) partisizliği-devletsizliği (yerine toplumsal kurumları, özgür platformları, yerel örgütlenmeleri), savunuyorum)
Kimisi belki darbeci diyecektir...
Kimisi de yazıyı anlayamamış diyecektir(ben derdini anladım, içerik zaten yok)

Vs.vs.vs.vs.vs.vs

Siyasetin artık dansözlere taş çıkartığı, bunun adınıda demokrasi koyup, toplum karşısında striptiz yapanların borusunun öttüğü bir dünya da, bunca kirlenmenin ardında başka türlüsüde pek mümkün değildir diye düşünüyorum(tabi genelleme olarak yaklaşmıyorum, belirleyici olanın;; hem bu tarz yöntemlere ne düzeyde kapıldığı hemde kirlenmeden ne düzeyde etkilendiğimizdir diye düşünüyorum.)

Konulara ise daha sonra değinebiliriz.. AKP'nin ileri demokrasisinden(sivil faşizminden), o olmasaydı olmaz mıydı sorusuna, oradan sert yeşilimsilikden, ılıman yeşilimsi kuşağa, A.Altan gibilerin savunduğu ve ancak bu biçimde destek turları attığı GBOP(genişletilmiş Büyük Ortadoğu projesi) denen şeyin, özünde neden bir FES'E, Alfabeye vs.vs MÜDAHALE olduğuna kadar..... Yani A.Altan ilhamını, feyzini, vesayetini yine dönüyor dolaşıyor, başkalarının hayatını, yine başkalarınının-üstelikde binlerce, milyonlarca insanın öldüğü, hayatının heba edildiği, dünya kimsenin malı değilken dahi b.okunu bile altın sayan birilerinin altın kasesi için, milyonlarca insanın heba edildiği-belirlediği bir dünyayı savunmakdan alıyor(Türkiye Temsilcisi AKP'ye bakınız), trajik mi? değil mi?!

Al fesini çal başına
Salla salla vur duvara

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (09-06-2011 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-06-2011, 16:17
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Bence 'ahmetaltan' nickli arkadaşın kullandığı nickin değiştirilmesi gerekiyor.

Öncelikle kendi olmadığı halde, başka birinin isim ve soyismini kullandığı için, o kişinin zan altında kalabileceği ihtimali göz önüne alınmalıdır.

İkincisi, gerçek Ahmet Altan'a ait olmayan yazıların altına bu arkadaşın imza atması, yine yanlış anlaşılmaya yol açacaktır. (Başlıktaki yazı için söylemiyorum, çünkü bu yazı gerçek Ahmet Altan'ın yazısı)

Üçüncüsü ise, bu arkadaşa hitap ederken 'Ahmet Altan şunu söyledi, bunu dedi' gibi, gerçek Ahmet Altan'ın söylemediği bazı ifadeler, sanki gerçek Ahmet Altan söylemiş gibi bir etki yapıyor.. Arkadaşa verilen yanıtları, kime yazıldığını bilmeyen kişiler okuduğu zaman yanlış anlayabilirler.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09-06-2011, 16:38
murted - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
murted murted isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
Standart

Bu yazı sahiden gerçek Ahmet Altan'a mı aitmiş? Link öyle diyor valla. Yandaş medyanın söylediklerinden farklı ve realiteyle bağdaşan hemen hiçbir şey yok bu yazıda.

Baskıcı, antidemokratik bir dönemden bir başkasına giriyoruz sadece. Ahmet Atan'ın seçim yaklaştıkça maskesinin altındaki yüzü sık sık görülen bir başbakanın aslında nasıl bir zihniyetin sahibi olduğunu çok daha doğrusu nasıl bir zihniyete oynadığı ortadayken bunun farkında olmaması anlaşılır gibi değil ya da anlaşılıyor ama başka şekilde. Daha geçen liberallerle işinin bittiğini düşünen ve herkesin Mhp'nin oylarına oynadığı konusunda neredeyse hemfikir olduğu başbakan kendisini dava etmedi mi?

Yukarıda söylediklerim gerçek Ahmet Altan'a gidiyor öyleyse. Bu adam bu kadar salak olamayacağına ve bizim gördüklerimizi görememesi mümkün olamadığına göre geriye tek bir ihtimal kalıyor. Bilemiyorum, bu insanlar çocukların yüzüne bir gün nasıl bakacaklar, anlayamıyorum.

Asitle bazları ayırmak için turnosol kağıdı nasıl iş görüyorsa, şu dönemde yani Akp'nin gerekli çoğunluğu elde ettiği anda uzlaşı falan aramadan anayasayı değiştirmeye kalkacağının aşikar olduğu durumda takındıkları tutum ''liberal'' ile ''çakma liberalleri'', ''her devrin adamlarını'' gayet güzel ayıran bir ayraç işlevi görecektir.

No Religion No Cry

Ateizmi Anlamak için tıkla!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09-06-2011, 16:49
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

murteddd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yukarıda söylediklerim gerçek Ahmet Altan'a gidiyor öyleyse. Bu adam bu kadar salak olamayacağına ve bizim gördüklerimizi görememesi mümkün olamadığına göre geriye tek bir ihtimal kalıyor. Bilemiyorum, bu insanlar çocukların yüzüne bir gün nasıl bakacaklar, anlayamıyorum.

Asitle bazları ayırmak için turnosol kağıdı nasıl iş görüyorsa, şu dönemde yani Akp'nin gerekli çoğunluğu elde ettiği anda uzlaşı falan aramadan anayasayı değiştirmeye kalkacağının aşikar olduğu durumda takındıkları tutum ''liberal'' ile ''çakma liberalleri'', ''her devrin adamlarını'' gayet güzel ayıran bir ayraç işlevi görecektir.
Ben Ahmet Altan'ın yazısının virgülüne kadar katılıyorum aslında ama konu bu değil.. Yazıda AKP ile ilgili hiçbir değerlendirme bulunmuyor.. Liberallerin uzun süredir yaptıkları gibi, yine resmi ideolojiye, Kemalizm'e yönelik bir eleştiri yazısı sadece.

Eleştirdiği konu hakkındaki değerlendirmelerine katılsam da, AKP'nin antidemokratik/otoriter uygulamalarını yeteri kadar eleştirmediği konusunda sana katılıyorum.

Ama senin yaptığın gibi, 'çıkarı için böyle konuşuyor' gibi bir değerlendirme çok basit kaçıyor.. Zaten kendisi son yazısında, AKP'nin otoriter reflekslerinden dolayı oy vermeyeceğini de açıklamış.. Eğer çıkarı için bu yazıları yazsaydı, AKP'nin en güçlü döneminde oy vermeyeceğini de açıklamazdı zaten.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09-06-2011, 17:15
murted - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
murted murted isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
Standart

Ya Sangre, ''YENİ BİR ÇAĞ AÇILIYOR'' kısmına kadar olanlar zaten her zaman dile getirilen, sadece liberallerin değil başka kesimlerin de eleştirdiği ve dillendirdiği kısımlar. Buraya kadar sorun yok, bunları biliyoruz zaten. Hele art niyet aranacak hiç bir durum yok.

(...)
Dün ilk kez muvazzaf bir orgeneral "darbe" hazırlıklarına karıştığı için tutuklandı.
Kenan Evren, darbe yaptığı için ifadeye çağrıldı.
Ordunun içindeki son cunta da şimdi temizleniyor.
Yeni bir çağ açılıyor.
Bu çarpık cumhuriyetin içinde hayat bulmuş bütün "çarpıklıklar" da temizlenecek, cumhuriyeti bu toplum yeniden kuracak.
İnsanların giyimine, diline, dinine, yaşamına karışılmayacak, karışmaya kalkan cezalandırılacak.
Kişilerin iradesinin değil, dünyayla uyum içinde yaşayacak bir toplumun iradesinin yönetime yansıyacağı bir dönem bu.
Diktatörlüğe heves etmek artık mümkün değil bu çağda, bunu da herkesin aklında tutmasında büyük fayda var
Milletin tercihine, şusuna buşuna karışan bir zihniyeti temsil eden bir adam ve onun çevresindekiler devletin tüm kademelerini sarmışken bunları savunmak göz göre göre yalan söylemektir bence.

AKP'nin antidemokratik/otoriter uygulamalarını yeteri kadar eleştirmediği konusunda sana katılıyorum.
Olay bununla kalmıyor ki, yeterince eleştirmemesi bir yana sanki böyle bir durumun varlığından bihabermiş gibi yazıyor. Üstelilk bu durum tablonun zaten kendisi, başbakanın tutumu tablonun bütününde küçük bir yer mi kaplıyor da sanki onu yok sayarak ''insanlar elele tutaşacak, hayat bayram olacak'' havasında yazıyor? Şu saatten sonra bence art niyet aramaya hakkımız var. Ad hominemse de öyle olsun bu kez.

Diktatörlüğe heves etmek artık mümkün değil bu çağda, bunu da herkesin aklında tutmasında büyük fayda var
Hadi bunu da iyi niyetli bir şekilde başbakana da üstü kapalı bir gönderme olarak anlayalım.

Ama şu düzelecek olan çarpıklıkları merak ettim gene de, ne değişiyor? Sadece öncekiler gidiyor yerlerine lacivertleri geliyor. İnsanlar seçimde hile yapılmasından korkacak hale geldiler ki bu bence ''ulusalcıların paranoyası'' olarak nitelendirilmeyecek kadar geniş çaplı bir kaygı.

Özetle, başbakanın otoriter tutumu tablonun aslı, bir kısmı falan değil. Ona böyle davranma fırsatı veren zaten mevcut durumun kendisi, başbakanın tutumu mevcut durumun aynası. Hal böyleyken ona değinmeyip ''her şey çok güzel olacak yazmak'' öyle yenilir yutulur cinsten bir kabahat değil zannımca; gerçeğin aksini söylemenin bir başka yolu.

No Religion No Cry

Ateizmi Anlamak için tıkla!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09-06-2011, 17:36
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Ya Sangre, ''YENİ BİR ÇAĞ AÇILIYOR'' kısmına kadar olanlar zaten her zaman dile getirilen, sadece liberallerin değil başka kesimlerin de eleştirdiği ve dillendirdiği kısımlar. Buraya kadar sorun yok, bunları biliyoruz zaten. Hele art niyet aranacak hiç bir durum yok.
Bu yazdığına katılıyorum, dolayısıyla bundan sonraki yazdıklarına da. (Seçimde hile yapılabileceği konusu hariç)

Aslında hemfikir sayılırız.. Ben biraz daha ılımlı yaklaşıyorum sanırım.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 09-06-2011, 17:48
errata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
errata errata isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.212
Standart

Ahmet Altan, cumhuriyetin kuruluşuyla ilgili eleştiri hakkını kullanmış, oraya değinmek istemiyorum. Yalnız bugün çizdiği Türkiye profilinin kesinlikle doğru çözümlemeler içermediğini bizzat yaşayarak görmekteyiz.

İnsanların önündeki ilkel kısıtlayıcı sınırların ardı ardına kaldırıldığı, -her ne kadar iki ileri bir geri metoduyla yürüse de- Avrupa'nın bir çok konuda ileri demokrasi normlarını hayata geçirdiği bir devirde AKP kurmaylarının söylemleri ve seçim öncesi açıklamaları bizim için iyi şeyler düşünmediklerinin aynasıdır maalesef.

Bülent Arınç internet sansürünü protesto eden binlerce kişiden "15-20 pornocu" olarak bahsediyor. Recep Tayyip Erdoğan, Hopa'da gösterilerde ölen "protestocuyu önemsemediğini", panzere çıkanın "kadın mı kızmı ne?!" olduğunu bilmediğini gayet "ataerkil" cümlelerle tarif etmeye çalışıyor.

Son derece bilinçli bir ayrıştırma ve ötekileştirme söylemi geliştirilmeye devam ediliyor. Dini söylemlerin çapı genişletilip, derinliği artırılarak diğer partilerin dinsiz olabilecekleri üzerinden ayrıca dinsel ayrışmalar oluşturulmaya çalışılıyor. Bunların yalnızca seçim zamanı oy toplamak için öylesine söylenmiş olabileceğine inanmak oldukça güç.

Ahmet Altan'ın çizdiği Türkiye profili bağlamında kesinlikle samimi olduğunu düşünmüyorum. Zira varolduğunu söylediği ilerici gelişmeler bu ülkede yaşanmıyor. Belli bir yere kadar yol alındı ama nedendir bilinmez, bir yerden sonra durdu ve devam etmiyor.

Ahmet Altan'ın neden ille de ilkeli, dürüst ve samimi olması gerektiğini anlamış değilim. Bir insan kendi çıkarları için hükümet lehine de çalışabilir ya da konuşabilir. Bazen insanın kendisi dahi bunun farkında olmayabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 09-06-2011, 18:15
KızıL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KızıL KızıL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
Standart

biraz medeniyet gördünüz biraç çağın nasıl değiştiğiğini siz değişemesenizde gördünüz!
insanın hayvandan farkınıda gördünüz sizin ne kadar hoşunuza gitmesede kılık kıyafet kadın erkek hakları alanındaki değişimler saltanatınıza hatta başkalarını kul kendilerini efendi görenlerin önüne güzel bir engel olarak çıktı..

ne olurdu hiç doğmamış olsaydınız??

ÖRGÜTLENİN!!!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Laik Devlet, Laik Ordu ve Şehadet dilaver Politika 12 15-04-2018 17:57
Hiç kimse kılıç zoruyla müslüman olmaz.... Kemaloğlu İslam 61 16-09-2016 15:18
ordu valisinden inciler ugurce82 Konu-dışı 3 13-08-2009 10:43

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:31 .