
11-06-2011, 15:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
İslam ve İnsan Hakları
İslam, İnsan Haklarıyla uyuşmaz. Önce İnsan Hakları Beyannamesinden ilgili maddeleri yazıp sonra islamcı anlayışla karşılaştıralım ve olayı iyice netleştirelim;
MADDE 1: Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.
İslamda kadın ve erkeğin hakkı birbiriyle eşit değildir. Kadının şahitliği erkeğinkinin yarısı kadardır ve mirastan yarı pay alır. Yine islamda insanlar özgür olarak değil, allahın kulu olarak değerlendirilir ve allaha secde etmek/boyun eğmek zorunda bırakılırlar. Yine islamda tüm insanların kardeşliği düşüncesi değil, sadece müminlerin kardeşliği düşüncesi vardır. Hatta ''Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin'' diye ayet vardır. Görüldüğü gibi islam, İnsan Hakları Bildirgesinin ilk maddesiyle çelişki halindedir.
------------------------------------
MADDE 2: Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka inançlarına bakılmaksızın eşit haklara sahiptir. İnsanlar ulusal ve toplumsal kökenleri, zenginlikleri, doğuş farklılıkları ya da herhangi başka bir ayrım gozetılmeksizin bu bildirgede belirtilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilirler.
Görüldüğü gibi bu maddede de insanların cinsiyet ve inançlarına bakılmaksızın eşit hakları olması gerektiğine değinilmektedir. Oysaki islamın kadınlara ve gayrı-müslimlere tanıdığı haklar eşitlikten çok uzaktır. İslam bu eşitliğin arasına kara bir çarşaf ve kanlı bir kılıç çekmiştir. Dolayısıyla islam, İnsan Hakları Bildirisinin ikinci maddesiyle de uyuşmamaktadır.
-------------------------------------
MADDE 3: Yaşamak, özgürlük ve kışı güvenliği herkesin hakkıdır.
İslamda ne yaşama ne kişi güvenliği ne de özgürlük hakkı gözetilmektedir. Kadınlar saçlarını rüzgarda özgürce savurma hakkından bile alı konmakta, ''allaha küfretti'' gerekçesiyle insanlar öldürülebilmekte, ''gerekli görülen durumlarda'' ölüm cezasına onay verilmektedir. İslam, İnsan Haklarının üçüncü maddesiyle de uyumsuzdur.
--------------------------------------
MADDE 4: Hiç kimse kölelik ya da kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü biçimiyle yasaktır
İşte islamın en uyumsuz olduğu madde! İslam tüm insanları allah adlı bir hayaletin kulu olmaya zorlamakta ve kuran denen kitapda kölelik kurumundan bahsedilmektedir. Hatta, ''kölelerinize iyi davranın'' türü öğütlerle köle sahipleri sevimlileştirilerek köleliğin devamı sağlanmaya çalışılmaktadır.
---------------------------------------
MADDE 5: Hiç kimseye işkence yapılamaz; kıyıcı, insanlık dışı, onur kırıcı ceza ve davranışlar uygulanamaz.
Bir yandan bu maddeyi okuyup diğer yandan şeriatla yönetilen ülkelerdeki ceza pratiklerini düşününce insanın yüzünde acı bir gülümseme beliriyor değil mi? El kesme, kafa kesme, herkesin içinde kırbaçlama gibi insanlık onurunu kırıcı işkenceler, islamın çarpık ve ilkel adalet anlayışının özünü oluşturmakta. İslamın bu maddeyle de uyumsuz olduğu çok açıktır.
----------------------------------------
MADDE 7: Herkes yasalar karsısında eşittir ve ayrımsız olarak yasaların koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin, bu bildirgeyle belirtilen haklarına ters düşen ayırt edici davranışlar için yapılacak kıstırtmalara karşı eşit korunma hakkı vardır.
Çok açıktır ki, kadınların şahitliğini bile erkeklerin yarı değerinde gören islam, kadınları ve erkekleri yasalar önünde eşit görmemekte ve İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de çelişmektedir.
-----------------------------------------
MADDE 8: Herkesin, kendisine anayasa ya da yasalalarla tanınan temel haklarının yok edilmesi ya da zedelenmesi girişimine karsı ulusal mahkemelere başvuru hakkı vardır.
Şeriat ülkelerinde yaşayan insanların böyle bir hakkı var mıdır? Hiç sanmıyorum. Ulema ne derse o! O halde bu madde de islamın anlayışıyla çelişmektedir.
------------------------------------------
MADDE 10: Herkes, haklarının, görevlerinin ya da kendisine cezai sorumluluk yükleyecek herhangi bir suçlamanın belirlenmesinde tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adilane ve acık olarak gorulmesi hakkına sahiptir.
İslamda kadınların erkeklerle ''hak'' ve ''görev'' açısından ''tam bir eşitlik'' talep etmeye hakları var mıdır? Elbette yoktur. İslam, erkeği kadın üzerinde ''yönetici ve hakim'' kılmıştır. İslama göre bu iki cins eşit olamaz. İslamın, bu maddeyle de çelişki halinde olduğu açıktır.
-------------------------------------------
MADDE 12: Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesıne, konut dokunulmazlığına ya da yazışma özgürlüğüne keyfi olarak karışılamaz; kimsenin onur ve ününe karşı kötü davranışlarda bulunulamaz. Herkesin bu karışma ve kötü davranışlara karşı yasalarla korunma hakkı vardır.
İşte islamın çuvalladığı bir madde daha! İslam ve kuran herkesin aile ilişkilerine de ev yaşamına da dokunur, hatta cinsel hayatın nasıl yaşanacağına kadar karışır ve sözünün dinlenmediğini tespit ettiğinde de cezalandırır. İslam, müslüman olmayan herkesin ''onur ve ününe karşı kötü davranışlarda'' bulunur. ''Kafir'' der, ''beyinsiz'' der, ''dilini sarkıtmış deve'' der(tümü kuranda geçmektedir). İslam insanların yazışma özgürlüğüne de dokunur, kendisini eleştiren yazıların yazımına tahammül edemez. Arabistan'da ''allah yoktur'' yazarsanız, ''allaha küfretmek'' suçundan kafanızı keserler.
--------------------------------------------
MADDE 13:
a) Herkesin, herhangi bir devletin toprakları uzerınde serbestçe yolculuk yapma ve yasama hakkı vardır
İslam anlayışında kadınlar sokakta serbestçe dolaşamaz, istedikleri gibi(mesela dekolte giyinerek) yaşayamaz, erkeğinin izni olmadan seyahat edemez. Yani islam bu maddeden de sınıfta kalmaktadır.
--------------------------------------------
MADDE 16:
a) Evlilik cağına varan her erkek ve kadın, ırk, vatandaşlık ya da din bakımlarından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına sahiptir. Evlilik bakımından, kadın ve erkek evliliğin sürdürülmesinde, bozulmasında eşit haklara sahiptir.
İslamın bu maddeyle de tezat içinde olduğu çok açıktır. İslamda, kadın ve erkeği, evliliğin sürdürülmesi ve bozulmasında eşit gören bir anlayışın a'sı bile yoktur. İslamda koca karısı üzerinde mutlak bir efendidir ve kadının boşanma hakkı bile yoktur. Hatta kadının tek eş olmak ve kocasını başka kadınlarla paylaşmamak hakkı bile yoktur.
---------------------------------------------
MADDE 18: Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Buna göre, herkes din ya da inanç değiştirmekte özgürdür. Ayrıca dinini ya da inancını tek başına ya da toplulukla birlikte açık olarak ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve ayinlerle açıklama özgürlüğüne sahiptir.
Bu madde de islamla zıtlık içerisindedir, çünkü islamda -özellikle de savaş durumunda- din değiştirenler öldürülüyor. Dolayısıyla islamın din değiştirenlere yönelik özgürlükçü bir tutumu tam olarak yoktur. Din değiştiren herkesi ''karşı tarafa geçmiş'' sayarak cezalandıran, yani dinden çıkan insanları ''düşmanla işbirliği yapmak'' türü bir davranıştan ötürü değil de sadece düşüncesinden ötürü cezalandıran bir zihniyet vardır. İslam, insanları sırf düşünce ve inançlarından ötürü yaftalar ve yargılar.
----------------------------------------------
MADDE 19: Herkesin düsünme ve anlatma özgürlüğü vardır. Buna göre, hiç kimse düşüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.
İslam karşıtı düşünceler, -sadece düşünce düzeyinde olsalar ve eyleme dökülmeseler bile- müslümanlar tarafından küfür olarak algılanır ve şiddetle cezalandırılır. İslamı eleştiren her ses, ''islama küfür etti'' bahanesiyle kısılır. İslam, İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de uyuşmamaktadır.
-----------------------------------------------
MADDE 20:
a) Herkes barışçıl yollarla toplantı yapmak, dernek kurmak ve derneğe katılmak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir
Şeriatla yönetilen islam cumhuriyetlerinde komünist dernekler kurulamamakta ve bu tür dernekler şiddet uygulanarak kapatılmaktadır. Bu tür derneklerin üyeleri de cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de uyuşmamaktadır.
-----------------------------------------------
MADDE 21:
(...........)
c) Hükümet yetkisinin temeli halkın iradesidir; halk bu iradesini gizli ya da açık bir şekilde özgürce oy vermelerinin sağlandığı devreli ve dürüst seçimlerle belirtir
İslam devletlerinde hükümetlerin yetkisi halkın iradesine değil, allaha dayandırılmaktadır. Yani islam, egemenliği halktan alarak dine havale etmiştir. Dolayısıyla bu maddeyle de uyuşmamaktadır.
-------------------------------------------------
MADDE 25:
(...........)
B-) Analık ve çocukluk, özel koruma ve yardım görme hakkına sahiptir. Bütün çocuklar, evlilik içinde ya da dışında doğsunlar aynı sosyal korunmadan yararlanırlar.
İslama göre, evlilik dışı doğan çocuklar çok kötü bir kelimeyle yaftalanır ve gerek annesine gerekse çocuğa kötü gözle bakılır. Ayrıca evlilik dışı çocuk doğuran bir kadın recmedilerek öldürülür. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de karşıttır.
--------------------------------------------------
MADDE 26:
(......)
B-) Eğitimin amacı, insan kişiliğinin tam ve özgürce gelişmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygının güçlenmesi olmalıdır. Bütün milletler, ırk ve din grupları arasındaki anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın sürdürülmesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir
İslamda eğitimin amacı, insan kişiliğinin özgür gelişimi değil, insanın kişiliğini ve çeşitli doğal arzularını ''allah yolunda'' baskılamak, yasaklamak ve törpülemektir. İslam, kul olarak gördüğü insanların kişiliklerinin özgür gelişimini şeytan işi olarak değerlendirir ve bundan ürker. Dolayısıyla islam, İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de uyumsuzdur.
---------------------------------------------------
MADDE 29:
(..........)
B-) Herkes, haklarını kullanmak ve ozgurluklerinden yararlanmak konusunda; ancak yasalarla sırf başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla ve toplumun ahlak, düzen ve genel gönencinin gereklerini karşılamak için belirlenmiş kurallara bağlıdır.
İslamda başkalarının(özellikle de inançsızların) hak ve özgürlüklerine saygı söz konusu değildir. Müslümanlar, tüm insanların allahın kanunlarınca yönetilmesi ve islama boyun eğmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de çelişmektedir.
-----------------------------------------------------
Görüldüğü gibi islam dini, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yer alan pek çok maddeyle tezat halindedir. Bu yüzden islam, insan haklarına aykırı bir dindir. Hiç kimse, insan haklarına aykırı bir dine hoşgörü göstermek veya tahammul etmek zorunda değildir. Çünkü insan haklarını tanımayan bir inanç gayrı-meşrudur. İslam, gayrı-meşru bir inançtır. Bu yüzden ona karşı mücadele etmek her aklı başında ve duyarlı insanın meşru görevidir. İslama karşı insan haklarını savunmak gerekir. Hiçbir din, kendi sözde kutsallığını bahane ederek, insan haklarına ters düşen görüşleri savunmaya kalkamaz.
|

12-06-2011, 19:52
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
Bu noktaları ayetlerle de eşleştirseydiniz daha bi hoş olurdu. Fakat bu çalışmanız için teşekkür ederim. Benim Kuran konusunda bilgi birikimim sizin kadar değil yoksa ben de konuya katkı sunmak isterdim.
|

13-06-2011, 03:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
O zaman, sayın freddie'nin bu çalışmasını, sayın nathan'ın görüşü doğrultusunda eklemeler yaparak genişletmeye çalışalım:
Freddie´isimli üyeden Alıntı
MADDE 1: Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.
İslamda kadın ve erkeğin hakkı birbiriyle eşit değildir. Kadının şahitliği erkeğinkinin yarısı kadardır ve mirastan yarı pay alır. Yine islamda insanlar özgür olarak değil, allahın kulu olarak değerlendirilir ve allaha secde etmek/boyun eğmek zorunda bırakılırlar. Yine islamda tüm insanların kardeşliği düşüncesi değil, sadece müminlerin kardeşliği düşüncesi vardır. Hatta ''Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin'' diye ayet vardır. Görüldüğü gibi islam, İnsan Hakları Bildirgesinin ilk maddesiyle çelişki halindedir.
Diyanet Vakfı
NİSA 11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Kadın ve erkek arasındaki eşitliğin yokluğunu kabul edip adalet var diyen bir çok müslüman var. Ancak Miras paylaşımı u adaletin de olmadığını göstermekte.
Yahudi ve hristiyanlara yönelik ayrımcılık se aşağıdaki ayetlerde de görülebilir:
Diyanet İşleri
MAİDE 5/51. Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Diyanet İşleri
BAKARA 2/120. Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: "Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.
Diyanet İşleri
BAKARA 2/135. "Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. "Doğruya yönelmiş olan ve Allah’a eş koşanlardan olmayan İbrahim’in dinine uyarız" de.
Diyanet Vakfı
ALİ İMRAN 112. Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
------------------------------------
MADDE 2: Herkes; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka inançlarına bakılmaksızın eşit haklara sahiptir. İnsanlar ulusal ve toplumsal kökenleri, zenginlikleri, doğuş farklılıkları ya da herhangi başka bir ayrım gozetılmeksizin bu bildirgede belirtilen tüm haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilirler.
Görüldüğü gibi bu maddede de insanların cinsiyet ve inançlarına bakılmaksızın eşit hakları olması gerektiğine değinilmektedir. Oysaki islamın kadınlara ve gayrı-müslimlere tanıdığı haklar eşitlikten çok uzaktır. İslam bu eşitliğin arasına kara bir çarşaf ve kanlı bir kılıç çekmiştir. Dolayısıyla islam, İnsan Hakları Bildirisinin ikinci maddesiyle de uyuşmamaktadır.
Burada yine bir önceki madde de bulunan kadınlara yönelik ve diğer dinlerin mensuplarını ilgilendiren ayetler örnek olabilir. Ek olarak ise aşağıdaki ayetleri yazabiliriz:
Diyanet İşleri
TEVBE 9/5. Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Diyanet İşleri
TEVBE 9/29. Kitap verilenlerden, Allah’a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın.
-------------------------------------
MADDE 3: Yaşamak, özgürlük ve kışı güvenliği herkesin hakkıdır.
İslamda ne yaşama ne kişi güvenliği ne de özgürlük hakkı gözetilmektedir. Kadınlar saçlarını rüzgarda özgürce savurma hakkından bile alı konmakta, ''allaha küfretti'' gerekçesiyle insanlar öldürülebilmekte, ''gerekli görülen durumlarda'' ölüm cezasına onay verilmektedir. İslam, İnsan Haklarının üçüncü maddesiyle de uyumsuzdur.
Diyanet İşleri
NİSA 4/15. Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.
Diyanet İşleri
NUR 24/31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.
Diyanet İşleri
AHZAB 33/33. Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye’de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.
Diyanet İşleri
AHZAB 33/59. Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
--------------------------------------
MADDE 4: Hiç kimse kölelik ya da kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü biçimiyle yasaktır
İşte islamın en uyumsuz olduğu madde! İslam tüm insanları allah adlı bir hayaletin kulu olmaya zorlamakta ve kuran denen kitapda kölelik kurumundan bahsedilmektedir. Hatta, ''kölelerinize iyi davranın'' türü öğütlerle köle sahipleri sevimlileştirilerek köleliğin devamı sağlanmaya çalışılmaktadır.
Diyanet İşleri
BAKARA 2/178. Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz’den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.
Aslında bu ayette kölelik kurmunun saçma olmasından çok başka bir noktaya dikkat çekmek isterim. Bir cinayet sonrası, olayla hiç bir ilişkisi olmayan başka bir kölenin öldürülmesi ne kadar doğru olabilir ki? (Ayrı bir başlık konusu yapmak iyi olur)
Diyanet İşleri
NİSA 4/36. Allah’a kulluk edin, O’na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez.
---------------------------------------
MADDE 5: Hiç kimseye işkence yapılamaz; kıyıcı, insanlık dışı, onur kırıcı ceza ve davranışlar uygulanamaz.
Bir yandan bu maddeyi okuyup diğer yandan şeriatla yönetilen ülkelerdeki ceza pratiklerini düşününce insanın yüzünde acı bir gülümseme beliriyor değil mi? El kesme, kafa kesme, herkesin içinde kırbaçlama gibi insanlık onurunu kırıcı işkenceler, islamın çarpık ve ilkel adalet anlayışının özünü oluşturmakta. İslamın bu maddeyle de uyumsuz olduğu çok açıktır.
Diyanet İşleri
MAİDE 5/38. Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.
Bunun dışında yorumda da verildiği gibi, islam kanunlarına göre yönetilen pek çok ülkede cezalandırma yöntemlerinin ne kadar insancıl ve affedici bir tanrıdan geldiği tartışmaya açıktır.
----------------------------------------
MADDE 7: Herkes yasalar karsısında eşittir ve ayrımsız olarak yasaların koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin, bu bildirgeyle belirtilen haklarına ters düşen ayırt edici davranışlar için yapılacak kıstırtmalara karşı eşit korunma hakkı vardır.
Çok açıktır ki, kadınların şahitliğini bile erkeklerin yarı değerinde gören islam, kadınları ve erkekleri yasalar önünde eşit görmemekte ve İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de çelişmektedir.
Diyanet İşleri
BAKARA 2/282. Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.
-----------------------------------------
MADDE 8: Herkesin, kendisine anayasa ya da yasalalarla tanınan temel haklarının yok edilmesi ya da zedelenmesi girişimine karsı ulusal mahkemelere başvuru hakkı vardır.
Şeriat ülkelerinde yaşayan insanların böyle bir hakkı var mıdır? Hiç sanmıyorum. Ulema ne derse o! O halde bu madde de islamın anlayışıyla çelişmektedir.
Buna yönelik bir ayet bilmiyorum ancak uygulamalara bakacak olursak ayete de gerek yok gibi.
------------------------------------------
MADDE 10: Herkes, haklarının, görevlerinin ya da kendisine cezai sorumluluk yükleyecek herhangi bir suçlamanın belirlenmesinde tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adilane ve acık olarak gorulmesi hakkına sahiptir.
İslamda kadınların erkeklerle ''hak'' ve ''görev'' açısından ''tam bir eşitlik'' talep etmeye hakları var mıdır? Elbette yoktur. İslam, erkeği kadın üzerinde ''yönetici ve hakim'' kılmıştır. İslama göre bu iki cins eşit olamaz. İslamın, bu maddeyle de çelişki halinde olduğu açıktır.
Diyanet İşleri
BAKARA 2/223. Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah’tan sakının. O’na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.
Diyanet İşleri
NİSA 4/34. Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, Büyük’tür.
Yukarıda yer alan ayetten fazlasına sanırım gerek yok.
-------------------------------------------
MADDE 12: Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesıne, konut dokunulmazlığına ya da yazışma özgürlüğüne keyfi olarak karışılamaz; kimsenin onur ve ününe karşı kötü davranışlarda bulunulamaz. Herkesin bu karışma ve kötü davranışlara karşı yasalarla korunma hakkı vardır.
İşte islamın çuvalladığı bir madde daha! İslam ve kuran herkesin aile ilişkilerine de ev yaşamına da dokunur, hatta cinsel hayatın nasıl yaşanacağına kadar karışır ve sözünün dinlenmediğini tespit ettiğinde de cezalandırır. İslam, müslüman olmayan herkesin ''onur ve ününe karşı kötü davranışlarda'' bulunur. ''Kafir'' der, ''beyinsiz'' der, ''dilini sarkıtmış deve'' der(tümü kuranda geçmektedir). İslam insanların yazışma özgürlüğüne de dokunur, kendisini eleştiren yazıların yazımına tahammül edemez. Arabistan'da ''allah yoktur'' yazarsanız, ''allaha küfretmek'' suçundan kafanızı keserler.
ahzap-33. (resûlüm!) hani allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: eşini yanında tut, allah'tan kork! diyordun. allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. oysa asıl korkmana lâyık olan allah'tır. zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Zeyd'in eşinin muhammed tarafından gasp edilmesi aile hayatına müdahale konusunda en byük örnektir.
--------------------------------------------
MADDE 13:
a) Herkesin, herhangi bir devletin toprakları uzerınde serbestçe yolculuk yapma ve yasama hakkı vardır
İslam anlayışında kadınlar sokakta serbestçe dolaşamaz, istedikleri gibi(mesela dekolte giyinerek) yaşayamaz, erkeğinin izni olmadan seyahat edemez. Yani islam bu maddeden de sınıfta kalmaktadır.
--------------------------------------------
MADDE 16:
a) Evlilik cağına varan her erkek ve kadın, ırk, vatandaşlık ya da din bakımlarından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına sahiptir. Evlilik bakımından, kadın ve erkek evliliğin sürdürülmesinde, bozulmasında eşit haklara sahiptir.
İslamın bu maddeyle de tezat içinde olduğu çok açıktır. İslamda, kadın ve erkeği, evliliğin sürdürülmesi ve bozulmasında eşit gören bir anlayışın a'sı bile yoktur. İslamda koca karısı üzerinde mutlak bir efendidir ve kadının boşanma hakkı bile yoktur. Hatta kadının tek eş olmak ve kocasını başka kadınlarla paylaşmamak hakkı bile yoktur.
ayeti bulamadım ancak burada inanmayan kadınlar yerine inanır cariyeler ile evlenin denilen ayet uygun olacaktır.
---------------------------------------------
MADDE 18: Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Buna göre, herkes din ya da inanç değiştirmekte özgürdür. Ayrıca dinini ya da inancını tek başına ya da toplulukla birlikte açık olarak ya da özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve ayinlerle açıklama özgürlüğüne sahiptir.
Bu madde de islamla zıtlık içerisindedir, çünkü islamda -özellikle de savaş durumunda- din değiştirenler öldürülüyor. Dolayısıyla islamın din değiştirenlere yönelik özgürlükçü bir tutumu tam olarak yoktur. Din değiştiren herkesi ''karşı tarafa geçmiş'' sayarak cezalandıran, yani dinden çıkan insanları ''düşmanla işbirliği yapmak'' türü bir davranıştan ötürü değil de sadece düşüncesinden ötürü cezalandıran bir zihniyet vardır. İslam, insanları sırf düşünce ve inançlarından ötürü yaftalar ve yargılar.
----------------------------------------------
MADDE 19: Herkesin düsünme ve anlatma özgürlüğü vardır. Buna göre, hiç kimse düşüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.
İslam karşıtı düşünceler, -sadece düşünce düzeyinde olsalar ve eyleme dökülmeseler bile- müslümanlar tarafından küfür olarak algılanır ve şiddetle cezalandırılır. İslamı eleştiren her ses, ''islama küfür etti'' bahanesiyle kısılır. İslam, İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de uyuşmamaktadır.
-----------------------------------------------
MADDE 20:
a) Herkes barışçıl yollarla toplantı yapmak, dernek kurmak ve derneğe katılmak hakkına ve özgürlüğüne sahiptir
Şeriatla yönetilen islam cumhuriyetlerinde komünist dernekler kurulamamakta ve bu tür dernekler şiddet uygulanarak kapatılmaktadır. Bu tür derneklerin üyeleri de cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de uyuşmamaktadır.
-----------------------------------------------
MADDE 21:
(...........)
c) Hükümet yetkisinin temeli halkın iradesidir; halk bu iradesini gizli ya da açık bir şekilde özgürce oy vermelerinin sağlandığı devreli ve dürüst seçimlerle belirtir
İslam devletlerinde hükümetlerin yetkisi halkın iradesine değil, allaha dayandırılmaktadır. Yani islam, egemenliği halktan alarak dine havale etmiştir. Dolayısıyla bu maddeyle de uyuşmamaktadır.
-------------------------------------------------
MADDE 25:
(...........)
B-) Analık ve çocukluk, özel koruma ve yardım görme hakkına sahiptir. Bütün çocuklar, evlilik içinde ya da dışında doğsunlar aynı sosyal korunmadan yararlanırlar.
İslama göre, evlilik dışı doğan çocuklar çok kötü bir kelimeyle yaftalanır ve gerek annesine gerekse çocuğa kötü gözle bakılır. Ayrıca evlilik dışı çocuk doğuran bir kadın recmedilerek öldürülür. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de karşıttır.
--------------------------------------------------
MADDE 26:
(......)
B-) Eğitimin amacı, insan kişiliğinin tam ve özgürce gelişmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygının güçlenmesi olmalıdır. Bütün milletler, ırk ve din grupları arasındaki anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın sürdürülmesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir
İslamda eğitimin amacı, insan kişiliğinin özgür gelişimi değil, insanın kişiliğini ve çeşitli doğal arzularını ''allah yolunda'' baskılamak, yasaklamak ve törpülemektir. İslam, kul olarak gördüğü insanların kişiliklerinin özgür gelişimini şeytan işi olarak değerlendirir ve bundan ürker. Dolayısıyla islam, İnsan Hakları Bildirisinin bu maddesiyle de uyumsuzdur.
---------------------------------------------------
MADDE 29:
(..........)
B-) Herkes, haklarını kullanmak ve ozgurluklerinden yararlanmak konusunda; ancak yasalarla sırf başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınmasını ve bunlara saygı gösterilmesini sağlamak amacıyla ve toplumun ahlak, düzen ve genel gönencinin gereklerini karşılamak için belirlenmiş kurallara bağlıdır.
İslamda başkalarının(özellikle de inançsızların) hak ve özgürlüklerine saygı söz konusu değildir. Müslümanlar, tüm insanların allahın kanunlarınca yönetilmesi ve islama boyun eğmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Dolayısıyla islam, bu maddeyle de çelişmektedir.
-----------------------------------------------------
Görüldüğü gibi islam dini, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yer alan pek çok maddeyle tezat halindedir. Bu yüzden islam, insan haklarına aykırı bir dindir. Hiç kimse, insan haklarına aykırı bir dine hoşgörü göstermek veya tahammul etmek zorunda değildir. Çünkü insan haklarını tanımayan bir inanç gayrı-meşrudur. İslam, gayrı-meşru bir inançtır. Bu yüzden ona karşı mücadele etmek her aklı başında ve duyarlı insanın meşru görevidir. İslama karşı insan haklarını savunmak gerekir. Hiçbir din, kendi sözde kutsallığını bahane ederek, insan haklarına ters düşen görüşleri savunmaya kalkamaz.
|
Kalan maddelere sonra devam edebilirim. Benden önce bir arkadaş fırsat bulursa o da devam edebilir. Yorgun olduğum için burada bırakıyorum. tabi bugünlük
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

13-06-2011, 05:21
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Aug 2010
Mesajlar: 1.423
|
|
Islam igrenc bir dindir !
Bu toprakta bir kalp çarpar hakkın bilimin aşkına
Bir kalp çarpar her bedende Cumhuriyet uğruna
Bir çarpar ki hep ileri Mustafa Kemal adına
Öyle çarpar ki ritmine cümle alemler aşina
|

13-06-2011, 10:10
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2011
Mesajlar: 1.653
|
|
islam = insan hakları hahahahah
zaten böyle olsaydı dinden çıkar mıydık?
herşey evrensel bir dille akilane anlatılsaydı ,kim çıkardı dinden acaba?
nail sana kesin katılıyorum ,kuranda yazan o abuk subuk hükümlerden ve bunun getirisi islamdan nefret ediyorum ,insanlıktan çıkaran islamiyete hala inanılması da ayrıca beni üzüyor
|

13-06-2011, 17:00
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2010
Mesajlar: 123
|
|
Zaten Islam Hukuku ve İnsan Hakları birbirinden çok farklı, aykırı iki farklı kavram, İslam hukukunu buna uygun göstermeye çalışan kimse kusura bakmasın dansözlük yapıyordur.
|

29-07-2011, 08:13
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jul 2011
Mesajlar: 1
|
|
Declaration Des Droits De L'Homme (İnsan Hakları Beyannamesi) 1789 yılında Fransansız devrimi zamanında temelleri atılmıştır ve günümüze gelene kadar yeni maddeler eklenmiştir. Beyannameyi hazırlayan Fransız Hükümeti gibi gözüksede Fransız Hükümeti değildir. Beyanname yayınlandında üzerinde bulunan sembol Masonluğun sembolüdür.
Mason, Allah inancına sahip değildir. Şeytanın varlığına inanır, onu kendince kutsal görür ve asıl dikkat çekici olan bu kişi doğrudan şeytan ile bağlantıya geçebilir. Dolayısıyla üst düzey mason toplantılarında alınan kararlar, doğrudan şeytandan alınan kararlardır. Şeytanın yönlendirmesiyle hareket eden bu kişiler şeytandan gelen emirleri tam anlamıyla yerine getirir, ayinler düzenler, keçi kanı içer, şeytan adına kurban verirler.
Masonluk direkt kendisi adam öldürmez, onun cellatları vardır. Yani masonluğun paralı cellatları vardır, sırf bu işe bakarlar. Kan dökme işine bakarlar. Kendilerine muhalif birini gördüklerinde, ki rahmetli bu Üzeyir Garih de aynı şekilde böyle görünüyor, o komutan da öyle; masonluğa karşı bir tavır aldıklarında, mason sırlarını verdiklerinde mason yeminlerinin gereği olarak öldürülüyorlar.
Mesela herkes yemin eder değil mi? Ama kim yemininin sonunda parçalanarak öldürülmeyi kabul ettiğini söyler? Böyle bir yemin olur mu? Parçalanarak öldürülmeyi kabul etmek. Her parçamı da bir yere atın diyor yeminin sonunda. Eğer ihanet edersem eğer sırları verirsem mason sırları diyor. Birkaç mason yemini vardır. Hepsi de böyle cinayet ile sonuçlanacak şekildedir yeminlerin. Adamların zaten yemininden kan akıyor. Daha bunun üzerine söylenebilecek ne söz olabilir?
Sizler masonluğa hizmet edenlerde ancak gelir bizim dinimizi kötülemeye çalışırsınız. Bizim dinimiz adaleti savunmuştur her zaman siz bunu çekemeyip Kuran-ı Kerim'i ve Hadisleri çevire çevire kendiniz uydurmuşsunuz.
|

29-07-2011, 08:51
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 20 Sep 2009
Mesajlar: 431
|
|
aslmi´isimli üyeden Alıntı
Declaration Des Droits De L'Homme (İnsan Hakları Beyannamesi) 1789 yılında Fransansız devrimi zamanında temelleri atılmıştır ve günümüze gelene kadar yeni maddeler eklenmiştir. Beyannameyi hazırlayan Fransız Hükümeti gibi gözüksede Fransız Hükümeti değildir. Beyanname yayınlandında üzerinde bulunan sembol Masonluğun sembolüdür.
Mason, Allah inancına sahip değildir. Şeytanın varlığına inanır, onu kendince kutsal görür ve asıl dikkat çekici olan bu kişi doğrudan şeytan ile bağlantıya geçebilir. Dolayısıyla üst düzey mason toplantılarında alınan kararlar, doğrudan şeytandan alınan kararlardır. Şeytanın yönlendirmesiyle hareket eden bu kişiler şeytandan gelen emirleri tam anlamıyla yerine getirir, ayinler düzenler, keçi kanı içer, şeytan adına kurban verirler.
Masonluk direkt kendisi adam öldürmez, onun cellatları vardır. Yani masonluğun paralı cellatları vardır, sırf bu işe bakarlar. Kan dökme işine bakarlar. Kendilerine muhalif birini gördüklerinde, ki rahmetli bu Üzeyir Garih de aynı şekilde böyle görünüyor, o komutan da öyle; masonluğa karşı bir tavır aldıklarında, mason sırlarını verdiklerinde mason yeminlerinin gereği olarak öldürülüyorlar.
Mesela herkes yemin eder değil mi? Ama kim yemininin sonunda parçalanarak öldürülmeyi kabul ettiğini söyler? Böyle bir yemin olur mu? Parçalanarak öldürülmeyi kabul etmek. Her parçamı da bir yere atın diyor yeminin sonunda. Eğer ihanet edersem eğer sırları verirsem mason sırları diyor. Birkaç mason yemini vardır. Hepsi de böyle cinayet ile sonuçlanacak şekildedir yeminlerin. Adamların zaten yemininden kan akıyor. Daha bunun üzerine söylenebilecek ne söz olabilir?
Sizler masonluğa hizmet edenlerde ancak gelir bizim dinimizi kötülemeye çalışırsınız. Bizim dinimiz adaleti savunmuştur her zaman siz bunu çekemeyip Kuran-ı Kerim'i ve Hadisleri çevire çevire kendiniz uydurmuşsunuz.
|
Arkadasimiz icerigin tümünü kestirip atmis, olayi masonlarin seytandan temel almasina ve islama karsi bunun kullanilmasina baglamis. Tebrik etmek lazim böyle bir bakis acisini. Ona göre biz seytana tapiyoruz.  Hepimiz birseylere tapmak zorudayiz ya...
Söylediklerinin dogru oldugunu varsaysak bile arkadasim, kötüledigimiz ve allahiniz tarafindan gönderildigini iddia ettigin "dininizin", "seytan yapmasi mason isi" olarak damgaladigin bildirgenin yaninda dahi ne kadar ilkel ve insanlik disi oldugunu görebilmen icin "icerigi kestirip atmamani" ve önceki mesajlarda arkadaslarimizin kurandan alinti yaparak bu rezaleti gözler önüne seriverdiklerini görmeni tavsiye ederim.
Düşünüyorum, o halde varım...
|

29-07-2011, 08:52
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
aslmi´isimli üyeden Alıntı
Declaration Des Droits De L'Homme (İnsan Hakları Beyannamesi) 1789 yılında Fransansız devrimi zamanında temelleri atılmıştır ve günümüze gelene kadar yeni maddeler eklenmiştir. Beyannameyi hazırlayan Fransız Hükümeti gibi gözüksede Fransız Hükümeti değildir. Beyanname yayınlandında üzerinde bulunan sembol Masonluğun sembolüdür.
Mason, Allah inancına sahip değildir. Şeytanın varlığına inanır, onu kendince kutsal görür ve asıl dikkat çekici olan bu kişi doğrudan şeytan ile bağlantıya geçebilir. Dolayısıyla üst düzey mason toplantılarında alınan kararlar, doğrudan şeytandan alınan kararlardır. Şeytanın yönlendirmesiyle hareket eden bu kişiler şeytandan gelen emirleri tam anlamıyla yerine getirir, ayinler düzenler, keçi kanı içer, şeytan adına kurban verirler.
Masonluk direkt kendisi adam öldürmez, onun cellatları vardır. Yani masonluğun paralı cellatları vardır, sırf bu işe bakarlar. Kan dökme işine bakarlar. Kendilerine muhalif birini gördüklerinde, ki rahmetli bu Üzeyir Garih de aynı şekilde böyle görünüyor, o komutan da öyle; masonluğa karşı bir tavır aldıklarında, mason sırlarını verdiklerinde mason yeminlerinin gereği olarak öldürülüyorlar.
Mesela herkes yemin eder değil mi? Ama kim yemininin sonunda parçalanarak öldürülmeyi kabul ettiğini söyler? Böyle bir yemin olur mu? Parçalanarak öldürülmeyi kabul etmek. Her parçamı da bir yere atın diyor yeminin sonunda. Eğer ihanet edersem eğer sırları verirsem mason sırları diyor. Birkaç mason yemini vardır. Hepsi de böyle cinayet ile sonuçlanacak şekildedir yeminlerin. Adamların zaten yemininden kan akıyor. Daha bunun üzerine söylenebilecek ne söz olabilir?
Sizler masonluğa hizmet edenlerde ancak gelir bizim dinimizi kötülemeye çalışırsınız. Bizim dinimiz adaleti savunmuştur her zaman siz bunu çekemeyip Kuran-ı Kerim'i ve Hadisleri çevire çevire kendiniz uydurmuşsunuz.
|
Sayin aslmi;
Hosgeldiniz.
Mason muydunuz daha once?
O begenmediginiz insan haklari mahkelemelerinde, dini veya dini olmayan ozgurluk haklarinin arandigini da biliyorsunuzdur umarim.
|

29-07-2011, 08:55
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 20 Sep 2009
Mesajlar: 431
|
|
aslmi´isimli üyeden Alıntı
Bizim dinimiz adaleti savunmuştur her zaman siz bunu çekemeyip Kuran-ı Kerim'i ve Hadisleri çevire çevire kendiniz uydurmuşsunuz.
|
Ha burada da dur demek zorunda hissediyorum kendimi. Bu sitede alinti yapilan ve yorumlanan gerek hadis gerek ayet, islamla alakali ne varsa gercekligi bozulmadan aktarilir ve yorumlanir. Dogrulugunu kanitlamak istiyorsa kisi acar tefsirlerden kuranin kendisine kadar herseyi karsilastirir.
Gercegi gördügü zaman da akli basinda kisi islamdan uzaklasir, zira dehsete düser. Cogu kiside böyle oldu. Bir tavsiye daha: Islama tabi kalmak istiyorsan arkadasim hic bu arastirmalara girme. Kurani sorgulama, emrettigi gibi körü körüne kabul et. Ha diyorsan ki islam arastirilabilir ve dogrulanabilir adaletli bir inanc sistemidir, kendini islamdan cikmaya da hazirla.
Düşünüyorum, o halde varım...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:27 .
|