Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-06-2011, 06:29
YasasinBilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YasasinBilim YasasinBilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
Standart Kur-an'daki Çelişkiler (Best Of)

Kur-an'daki pek çok çelişki, çeşitli bakış açılarıyla (sağ duyuya aykırı bile olsa) çelişki olmaktan çıkabiliyor. "Allah'ın takdiridir, ne yapalım", "Aslında onu demek istememiş", "O zamanın şartları öyleydi" gibi gerekçelere meydan vermeyecek çelişkileri derleyip yayınlama ihtiyacı duydum. Hafızalar tazelenir diye umuyorum.

1) Yer ve gök(ler) ne kadar zamanda oluşmuştur (veya yaratılmıştır)?
Araf 54:
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.

Yûnus 3:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Hûd 7:
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.

Furkân 59:
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan, sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

Bu ayetlerde yerin ve göğün 6 günde yaratıldığını üstüne basılarak vurgulanıyor. Bazı meallerde gün yerine “evre” kelimesi kullanılarak durum kurtarılmaya çalışılmıştır. Arapçada “yevm” kelimesi gün, “eyyam” kelimesi günler (çoğul) anlamındadır. Bu ayetlerde mecaz falan yoktur. Bilimsel gerçekler ortaya çıkıncaya kadar da tüm islam dünyası “gün” kelimesine başka anlam yüklememiştir (Yahudiler de öyle).
Yeryüzündeki 1000 günün Allah katında 1 gün olduğu başka ayetlerde vurgulanmaktadır (bkz. Hacc 47, Secde 5). 6 gün olarak ifade edilen süre Allah katındaki süre bile olsa bu insanlar için 6000 gündür.
Oysa dünyanın oluşumunun milyarlarca yıl sürdüğü bilimsel bir gerçektir. Evren 13.7 milyar, dünya 4.5 milyar yaşındadır. Dünyanın oluşumu 9.2 milyar yıl sürmüştür.



2) İlk müslüman kimdir?

En’âm 163:
Deki … “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların (el muslimîne) ilkiyim.”

A’râf 143:
Musa, tayin ettiğimiz (belirlediğimiz) zamanda gelince, Rabbi onunla konuştu. (Musa) şöyle dedi: “Rabbim, bana (Kendini) göster, Sana bakayım.” (Allahû Tealâ): “Beni asla göremezsin. Ve fakat dağa bak! O, mekânını kararlı tutabilirse (yerinde durabilirse); o zaman sen, Beni görürsün.” buyurdu. Rabbi, dağa tecelli ettiği zaman onu paramparça etti. Musa, bayılarak yere düştü. Sonra ayıldığı zaman: “Sen Sübhan'sın (Seni tenzih ederim). Sana tövbe ederim. Ben, mü'minlerin ilkiyim.” dedi.

Âli İmrân 67:
İbrahîm ne Yahûdi'ydi, ne Nasrânî. Dosdoğru Müslüman'dı ve müşriklerden değildi.

Bu 3 ayet kendi aralarında çelişmektedir
.
En’âm 163’te Muhammed’e “Müslümanların (el muslimîne) ilkiyim” demesi söyleniyor.

Âli İmrân 67’de ise İbrahim’in Müslüman (müslimen) olduğu söyleniyor. İbrahim hem Muhammedden, hem de Musa’dan önce yaşamıştır.

A’râf 143’te Musa, müminlerin ilki olduğunu söylüyor. Bu Musa’nın kendi iddiasıdır ve doğru değildir dersek, Musa’nın doğru söylemediği sonucu çıkar ki bu daha beter bir çelişkidir.




3) Yunus peygamber boş bir alana atıldı mı, atılmadı mı?


Sâffât 145:
Bunun üzerine onu, bitkin (hasta) bir halde boş bir alana (bi el arâi) attık.

Kalem 49:
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere (bi el arâi)atılacaktı.


Bu iki ayet birbiriyle net olarak çelişir. Hangisine inanmak lazım?




4) Kaç tane melek Meryem ile konuşuyordu?
Sadece bir tane mi yoksa birden fazla mı?


Meryem 17:
Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu (rûha-nâ) gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

Meryem 21:
(Ruh'ûl Kudüs): “İşte böyle” dedi. Senin Rabbin: “O, Bana kolaydır ve onu, insanlara bir âyet (mucize) ve Bizden bir rahmet kılacağız.” buyurdu. Ve emir kaza edilmiştir (yerine getirilmiştir).

Âli İmrân 42:
Ve melekler (el melâiketu) şöyle demişlerdi: "Ey Meryem muhakkak ki Allah, seni seçti ve tertemiz yarattı ve seni âlemlerin kadınları üzerine üstün kıldı."

Âli İmrân 45:
Melekler (el melâiketu) şöyle demişlerdir: "Ey Meryem,! Muhakkak ki Allah, Kendinden bir kelime ile seni müjdeliyor. Onun ismi "Mesih, Meryem oğlu Îsâ'dır. Dünyada ve ahirette şereflidir ve mukarrebinlerdendir."

Meryem 17 ve 21. ayetlerde Cebrail Meryem’le konuşmuştur denirken, Âli İmrân 42 ve 45. ayetlerde birden fazla melek Meryem’le konuşmuştur deniliyor.

Burada bir çelişki olduğu açıktır. Durumu kurtarmak için Meryem’le birden fazla kez görüşme olmuş denilebilir. Birinde sadece Cebrail konuşmuş, diğerlerinde melekler konuşmuştur denilebilir. Ama bu durum, İncil’deki anlatımlara da aykırıdır (İslamın ortaya çıkışından önce, 325 yılında tek bir kitap haline getirilen İncil, bugünkü İncil’le aynıdır).







5) İçki Allah'ın bir nimeti olarak sadece iyi midir, hem iyi hem kötü müdür, yoksa sadece kötü müdür?


Nahl 67:
Hurma ve üzümden, şeker (hurma şerbeti, üzüm suyu, şıra) ve güzel bir rızık edinirsiniz. Muhakkak ki bunda, akıl eden bir kavim için elbette bir âyet vardır.

Bakara 219:
Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki: “O ikisinde de hem büyük günah hem de insanlar için faydalar (ve menâfiu)vardır. (Fakat) onların günahları, faydalarından daha büyüktür.” Ve sana (Allah için) neyi infâk edeceklerini (vereceklerini) soruyorlar. De ki: “Afv ettiklerinizi (vazgeçtiklerinizi, ihtiyaç fazlasını) (infâk edin).” Allah, âyetleri size işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz tefekkür edersiniz (bunlardaki hikmetleri düşünürsünüz).

Mâide 90:
Ey inananlar, şarap, kumar, tapınmak için dikilmiş olan taşlar, fal için kullanılan oklar, ancak Şeytan'ın işlerindendir ve birer pisliktir bunlar. Bunlardan kaçının da muradına erenlerden olun.

Mâide 91:
Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve, sizi Allah'ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Siz artık (bunlara) son verdiniz mi?

Hadisler incelendiğinde, islamın ilk yıllarında şarabın günah olmadığı, sonradan yasaklandığı bilgisi edinilir. Bu ayetlerdeki çelişkiler de bundan doğmuştur. Muhammed, zaman içinde kesin kararını vermiştir.




6) "Allah her şeyi bilir, gaybı bilen yalnızca Allah'tır" ayetlerine rağmen Allah, bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğuna ancak savaştan sonra karar verebiliyor.


Enfâl 65:
Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.


Enfâl 66:
Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

Peş peşe gelmiş olan bu iki ayet arasındaki çelişki çok dikkat çekicidir. Bu sözleri söyleyen Cebrail de olsa (ki Allah’ın sözünü doğrudan iletir, yorum katmaz) savaştan önceki öngörünün tutmadığı gerçeği değişmiyor. Savaş kaybedilince, bir sonraki ayette düzeltme yoluna gidiliyor. Bu ayetler, hadislerdeki anlatımlarla da birleştirilince, Muhammed’in sıkışınca nasıl her yolu denediği ortaya çıkıyor.




7) Tebbet suresinin 1. ayeti, Kur-an’ın tanrı sözü değil, insan sözü olduğunu ispatlayan ayetlerden biridir.

Tebbet 1:
Ebu Leheb'in iki eli kurusun! (zaten) Kurudu da.”

Allah’ın, bir kuluna beddua etmesi son derece gereksiz ve anlamsızdır. Zaten bedduası da tutmuyor. Ebu Leheb (muhammedin öz amcası) bu ayetten sonra uzun yıllar normal bir yaşantı sürmüş ve 624 yılında hastalanarak ölmüştür. Bu ayet, Ebu Leheb’in Muhammed’i aşağılamasından birkaç gün sonra inmiştir. Bu da Kur-an’ın Muhammed tarafından yazıldığının göstergelerinden biridir.

Acaba bu bedduayı eden Cebrail midir diye soracak olursak sonuç değişmeyecektir. Cebrail, doğrudan Allah’ın kelâmını Muhammed’e iletmekle yükümlüdür ve insiyatif kullanamaz.



8) Ganimetler (savaştan sonra elde edilen mallar) nasıl paylaşılmalı?

Enfâl 1:
Sana ganimetleri sorarlar. De ki: “Ganimetler, Allah'ın ve Resûl'ündür.”. Artık Allah'a karşı takva sahibi olun ve aranızdaki durumu (sahip olduğunuz hali) ıslâh edin (düzeltin)! Eğer mü'minlerseniz, Allah'a ve O'nun Resûl'üne itaat edin.

Enfâl 41:
Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

İki ayet arasında çelişki vardır. Ganimetlerin tamamının mı yoksa beşte birininin ve Allah’a ve resûluna ait olduğu belli değil.



9) Allah'tan başkasına tapanlara sövülmeli midir?

En’âm 108:
Allah'tan başkasına tapanlara (yed'ûne) sövmeyin, aksi halde ilimleri olmadan, haddi aşarak Allah'a söverler. İşte böyle bütün ümmetlere amellerini süsledik. Sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O zaman, yapmış oldukları şeyleri, onlara haber verecek.

Cuma 5:
Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.


Bakara 65:
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik.

Bakara 171:
Ve o kâfirlerin (keferû) durumu, haykırması sebebiyle bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen (anlamayan) kimsenin durumu gibidir. (Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).

A’râf 176:
Ve şâyet dileseydik onu, onunla (âyetlerimizle) elbette yükseltirdik. Ve fakat o dünyaya meyletti ve hevasına (nefsinin afetlerine) tâbî oldu. Artık onun hali, köpeğin hali gibidir ki; onunla ilgilensen de solur, onu terketsen de (kendi haline bıraksan da) solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin hali işte böyledir. Artık bu kısası anlat, böylece onlar tefekkür ederler.

A’râf 179:
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

Furkân 44:
Yoksa onların çoğunun, işittiğini veya (böylece) akıl ettiğini mi sanıyorsun? Onlar sadece hayvanlar gibidir. Hayır, onlar sebîlden (yoldan) daha çok sapanlardır.

Tevbe 28:
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Müşrikler sadece bir necistir (pisliktir). Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Ve eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah şâyet dilerse (Kendi) fazlından sizi yakında zenginleştirecektir. Muhakkak ki Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

Mâide 60:
De ki; "Bundan daha şerli olup, Allah'ın katında kesinleşmiş olan cezayı, size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gadap duyduğu ve onlardan maymunlar, domuzlar yaptığı ve tâguta kul ettiği kimselerdir. İşte onlar, mekânı en kötü olanlar ve sevvâ edilmiş yoldan en çok sapanlardır.

En’âm suresi 108. Ayette “Allah'tan başkasına tapanlara sövülmemesi” müminlere emrediliyor. Ama Allah (Cebrail vasıtasıyla da olsa) pek çok ayette inanmayanlara sövüyor, hakaret ediyor. Bu bir çelişkidir.


(devamı 2. mesajda)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14-06-2011, 06:30
YasasinBilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YasasinBilim YasasinBilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
Standart

10) Allah tek midir yoksa rakipleri var mıdır?

İhlâs 1:
De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.”

Sâffât 125:
Siz Bal’e mi tapıyorsunuz? Ve Yaratıcılar'ın En Güzeli'ni (Allah'ı) terk mi ediyorsunuz (vaz mı geçiyorsunuz)?

Sâffât 125, Muhammed’in gaflarından biridir.“Bal” bir put ismidir, “ahsene el hâlikîne” ise “yaratıcıların en güzeli, en güzel yaratan” demektir. İslam öncesinde putperest bir inanışa sahip olan Muhammed, bu alışkanlıktan olsa gerek birden fazla tanrı kavramını kabul eder görünmektedir. Muhammed’in babası, amcası ve dedesinin isimleri sırasıyla Abdullah, Abduluzza, Abdumenaf’tır ve Kâbe’deki putların isimlerinden (Allah, Uzza, Menaf) esinlenerek konulmuştur. “Abd” kelimesi “Kul” anlamındadır.




11) Tüm canlılar erkekli-dişili mi yaratılmıştır?
Zâriyât 49:
Ve Biz, herşeyden çift (zevceynî) yarattık. Umulur ki böylece siz öğüt alırsınız.

“Zevceyni” kelimesi erkek-dişinin oluşturduğu çift anlamındadır. Oysa her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. Yakın zamanda bilim-insanları eşeysiz üreyebilen bir cins piton yılanı da keşfettiler.



12) Ahiret gününde günahkârlar ne yiyecek?

Duhân 40-45:
(40) Muhakkak ki fasıl günü (hüküm günü), onların hepsinin belirlenmiş vaktidir.
(41) O gün, dosttan dosta (hiç) bir şey fayda vermez. Ve onlara yardım olunmaz.
(42) Ancak Allah'ın rahmet (Rahîm esmasıyla tecelli) ettiği kimse hariç. Muhakkak ki O, Azîz'dir, Rahîm'dir.
(43) Muhakkak ki zakkum ağacı
(44) Günahkârların yemeğidir.
(45) Erimiş maden gibi karınlarında kaynar.

Gâşiye 2-:
(2) İzin günü (yevme izin) zillet içinde olan yüzler vardır.
(3) Yorucu işler yapan.
(4) (Onlar) kızgın ateşe atılırlar.
(5) Kaynar su pınarından içirilirler.
(6) Onların yiyeceği dari'den (acı, pis kokulu dikenli ağaçtan) başka bir şey değildir.
(7) Beslemez ve açlığa da bir fayda vermez.

“Dari” diye bahsedilen bitki, dikenli bir ağaçtır (Darı dikeni). Zakkum bitkisinin dikenleri yoktur. Bahsedilen gün ahiret günüdür ve Gâşiye 6’da başka yiyecek yoktur denir. Oysa Duhân 43’te zakkum ağacı günahkârların yemeğidir.




13) Allah matematik hatası yapar mı?


Nisâ 11, 12:
(11) Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(12) Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Örnek: Kardeşleri olmayan bir adam (borç ve vasiyet bırakmadan) ölür. Geriye üç kız çocuğu, annesi, babası ve karısı kalır.

Bu durum için geçerli olan cümleleri okuyalım:
  • Nisa/11'den: "(Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır."
  • Nisa/11'den: "Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır."
  • Nisa/12'den: (Karı için) "Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır."
üç kız çocuğuna (toplam): 2/3 = 16/24

anneye: 1/6 = 4/24
babaya: 1/6 = 4/24
karısına: 1/8 = 3/24
toplam: 27/24 !
Böyle bir paylaşımı yapmak ise matematiksel olarak imkânsız. Çünkü pay, payda'dan büyük çıkıyor. Yani mal yetmiyor.
Bu hata Muhammed’in ölümünden kısa bir süre sonra fark edilmiş (Ömer zamanında), Avliye ve Reddiye yöntemleri geliştirilmiştir. Bugün İslam ülkelerinde bu yöntemler uygulanır ve Nisa suresindeki yöntemle çelişir.
Müslümanların bu hatayı örtbas etme, ayetleri çarpıtma çabaları sonuç vermemiştir.





14) Düşünme, akletme organı hangisidir?


Hac 46:
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler kör olur.

İsra 36:
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

İsra 46:
Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

Muhammed 24:
Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?

Nahl 22:
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.

Kehf 57:
Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

A’râf 179:
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.

Kur-an’da, İncilde ve Tevrat’ta da durum aynıdır. Düşünme, akletme, hissetme işlevlerini yerine getiren organ kalptir. Arapça’da beyin anlamına gelen “dimag” kelimesi Kur-an’da hiç geçmemiştir. Beyin ile sinir sistemi arasındaki ilişki Hipocrat’tan beri biliniyor olmasına rağmen, 17. Yüzyıla kadar düşünme işlevinin kalp tarafından gerçekleştiği sanılıyordu.

Yukarıda verilen ayetlerde söz edilen kalp, manevi bir kalp değildir. Hacc 46’da “göğüslerinin içindeki kalp” denilerek konum da belirtilmiştir. Mecaz sanatına da başvurulmamıştır. İşiten kulak, gören gözle beraber akleden kalpten bahsedilmiştir.

20. Yüzyılda bile Said-i Nursi, “Risale-i Nur” isimli eserinde kalbin işlevini Kur-an’ı referans alarak tarif etmiş ve şöyle demiştir: “Bir latife-i Rabbaniyedir ki mazlar-ı hissiyatı vicdan, makes-i efkârı dimağdır.” Yani, kalbin iki görevi vardır. Birincisi “hissetmek”, ikincisi “akletmek” tir.

Yine aynı anlayışla 2010 senesinde kalbimizle düşündüğümüzü iddia eden profesör ünvanlı akademisyenler de ortaya çıkmıştır (Gazi Ünv.deki Biyoloji Kongresi).

Kalbin düşünme, akletme, hissetme organı olduğu bugünkü bilimle çelişen, antik çağlardan kalma yanlış bir bilgidir.


saygılar...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14-06-2011, 21:48
ereninthenature - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ereninthenature ereninthenature isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 May 2011
Bulunduğu yer: Uzay
Mesajlar: 1.547
Standart

çerçeveletip duvara asılası bir paylaşım olmuş.teşekkürler.

Science is not only compatible with spirituality; it is a profound source of spirituality.
-Carl Sagan

All ideology is toxic because ideology is a kind of insult to the gift of human free thinking.
-Terence McKenna
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-06-2011, 00:18
YasasinBilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YasasinBilim YasasinBilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
Standart

darkmasturbater´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
çerçeveletip duvara asılası bir paylaşım olmuş.teşekkürler.
sağol dostum.

80'in üzerinde çelişki var aslında. ama müslümanların nelere bahane bulabileceğini bildiğim için, pek çoğunu (Fatiha, Hud 2, Bakara 29 vs.) eledim.

Sitenin başına bir iş gelir korkusuyla, bu sitede önemli gördüğüm bilgileri Word dosyası halinde saklıyorum. Herkese tavsiye ederim.

saygılar...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 15-06-2011, 01:40
Lynx Lynx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Aug 2010
Mesajlar: 1.423
Standart

Merak etmeyin sitelerin hostlari artik sitelerin günlük güncel RECOVERYLERINI aliyor ! Eger sitenin basina birsey gelirse sadece domain veya uzanti degistererek sitede bulunan bütün bilgileri , yazismalari , konusmalari üyeleri RECORVERY i geri yüklemeyle geri gelir !

Tabiki eger Bu sitenin adminleri sitenin recovery alinmasina izin vermisse !!!

Bu toprakta bir kalp çarpar hakkın bilimin aşkına
Bir kalp çarpar her bedende Cumhuriyet uğruna
Bir çarpar ki hep ileri Mustafa Kemal adına
Öyle çarpar ki ritmine cümle alemler aşina
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 15-06-2011, 02:34
YasasinBilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YasasinBilim YasasinBilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
Standart

NaiL´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Merak etmeyin sitelerin hostlari artik sitelerin günlük güncel RECOVERYLERINI aliyor ! Eger sitenin basina birsey gelirse sadece domain veya uzanti degistererek sitede bulunan bütün bilgileri , yazismalari , konusmalari üyeleri RECORVERY i geri yüklemeyle geri gelir !

Tabiki eger Bu sitenin adminleri sitenin recovery alinmasina izin vermisse !!!
Disklere zarar gelmesi ihtimalinden değil de sitenin kapatılması, engellenmesi vb. durumda bu bilgilerin başka sitelere ulaşabilmesi için önemli konuları Word belgesi olarak saklamayı önermiştim.

sağol yine de...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 15-06-2011, 10:14
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 11 May 2011
Mesajlar: 1.653
Standart

sevgili yaşasın bilim

çarşaf çarşaf sergilemişsin kurandaki çelişkileri ama buna rağmen gene de inanırlar için birşey ifade etmez
acaba cidden algılarda bir problem var mı diye düşünmeden edemiyorum ,gözlerine soktuğumuz halde bunca hata ve çelişkileri hala görmemekte ısrarlı davranmaları kör olduklarını da düşündürüyor
hatta toptan bir çıkar var bu işin içinde ,o yüzden işlerine gelmiyor gerçekleri görmek gibi geliyor bana,çünkü bir insanın algısı ne kadar zayıf olsada gözü kör olsada bu kadarda olamaz yahu!
gene bir ihtimal belki görebilen veya algılayabilen olur düşüncesi ile iyiki yazmışsın arkadaşım ,teşekkürler
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15-06-2011, 13:00
cubbeli cubbeli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2011
Mesajlar: 196
Standart

1) Yer ve gök(ler) ne kadar zamanda oluşmuştur (veya yaratılmıştır)?
Araf 54:
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan ve Arş’a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir.

Yûnus 3:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Hûd 7:
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.

Furkân 59:
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde (fî sitteti eyyâmin) yaratan, sonra da Arş’a kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor!

Bu ayetlerde yerin ve göğün 6 günde yaratıldığını üstüne basılarak vurgulanıyor. Bazı meallerde gün yerine “evre” kelimesi kullanılarak durum kurtarılmaya çalışılmıştır. Arapçada “yevm” kelimesi gün, “eyyam” kelimesi günler (çoğul) anlamındadır. Bu ayetlerde mecaz falan yoktur. Bilimsel gerçekler ortaya çıkıncaya kadar da tüm islam dünyası “gün” kelimesine başka anlam yüklememiştir (Yahudiler de öyle).
Yeryüzündeki 1000 günün Allah katında 1 gün olduğu başka ayetlerde vurgulanmaktadır (bkz. Hacc 47, Secde 5). 6 gün olarak ifade edilen süre Allah katındaki süre bile olsa bu insanlar için 6000 gündür.



HERKESE İYİ GÜNLER DİLERİM.

Konuyu açan arkadaşımız bu ayeti farketmemiş olmalı:

“Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. " mearic 4

Bu ayette bize gösteriyor ki Allah katında 6 gün bizim gün kavramımıza göre 300.000 yıl olmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-06-2011, 13:45
TUBA TUBA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 11 May 2011
Mesajlar: 1.653
Standart

cubbeli´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
HERKESE İYİ GÜNLER DİLERİM.

Konuyu açan arkadaşımız bu ayeti farketmemiş olmalı:

“Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. " mearic 4

Bu ayette bize gösteriyor ki Allah katında 6 gün bizim gün kavramımıza göre 300.000 yıl olmaktadır.
hayret bişey hani allah zamandan münezzehti nedir bu yıl kavramları?

bu arada cebrailin gidişi 50.000 yıl birde dönüşü var ,oda eder sana 100.000 yıl
gelgit konyaaltı 100.000 yıl
ha gelelim allahın 6günde yaratmasına ,100.000 x 6 = 600.000 yıl eder
neymiş allah kainatı 600.000 yılda yaratmış ,baksennn!

bakalım bilim ne diyor
kainatın (evrenin) yaşı yaklaşık 15 milyar/yıl

ha birde şu meleklerin hızları aynı değil sanırsam ,en hızlısı cebaril ama oda evreni geçemiyor bu hızıyla bu mantıkla evrenin içinde olması gerekiyor allahın arşı ama göremiyoruz oda ayrı
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15-06-2011, 14:11
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üyeler
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: ABD
Mesajlar: 4.800
Standart

cubbeli´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Konuyu açan arkadaşımız bu ayeti farketmemiş olmalı:

“Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. " mearic 4

Bu ayette bize gösteriyor ki Allah katında 6 gün bizim gün kavramımıza göre 300.000 yıl olmaktadır.
eeee,,? Yani?

Bu ayet neyi açıklıyor?

Insanlarin en zayif taraflari, sormadan, arastirmadan, dusunmeden, kafalarini patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayulleridir.

Dunyadaki yalanci peygamberleri yetistirmek ve beslemek icin en iyi gubre, iste bu bilmeden inanmak icin cirpinan kalabaliktir. / Sabahattin Ali - Icimizdeki Seytan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Başlık Düzenleme Araçları
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an'daki Çelişkiler Dark_Prince İslam 105 23-01-2011 08:24
Hadislerdeki çelişkiler axial İslam 7 05-08-2010 21:24
ateistlikteki çelişkiler Khaos İslam 37 29-07-2010 15:17
Çelişkiler Aynalı Dinsel İnançlardan Nasıl Kurtuldum? 5 19-05-2010 04:50

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:10 .