Eğer evrim teorisi sadece şu olsaydı o zaman buna inanılma ihtimali vardı:
Evrim teorisi canlı nın bulunduğu ortamda şartlarını daha iyi hale getirmeye yönelik gelişimleri uygular, ona zarar veren özelliklerini de köreltir yok eder..
bu durumda evrim teorisinin canlıya özel bir amacı olabilir, ancak asla ekosisteme özel bir amacı olması ihtimali olamaz.
En basitinden: erkek ve dişi olarak kendi içinde ayrılan bizler veya hayvanların anotomileri farklıdır. ve fakat neden üreme için iki cins (erkek ve dişi) birbirine uyumlu ve birbirinden hoşlanıcı yaratılmışdır. Hatta bazı canlılarda ölüm tehlikesi dahi olduğu halde (örümceklerin dişileri erkeklerini öldürebilir çiftleşme sırasında) üreme yaparlar. Peki evrim nasıl oluyorda farklı bireylerde tek bir amaca giden işlemleri büyük bir planın parçası olarak yerine getiriyor. Ve nasıl oluyorda canlının ölüm durumu dahi olduğu halde bunu yapıyor.
Üreme örneğinden başka:
Neden canlılar arası bir sistem (ekosistem) var. Ve evrimle gelişen canlılar bu sisteme uygun gelişmişler. Yoksa evrim canlıları evirmeden önce ekosisteme uygun ve diğer canlılara uygun durumları da mı hesaplıyor ve bunun mantıklı olan cevabı "nasılı" nedir ?
eğer başlı başına bir eko sistem olmasaydı, o zaman evrim tamam derdik. ama nasıl oluyorda doğa da bir sistem oluşturmuş ? bu ekosistem planına uygunluk neden geliyor ? benim gelişimim neden başkasının gelişimine uygun bir ortam oluşturmalı ?
bildiğiniz üzere ekosistem o kadar düzenli ki, ona dışardan müdahaleler sistemi bozmakta. Buna iki örnek var:
1ncisi:
afrikada ceylan zebra türü hayvanların bulunduğu bir yerde aslanları avlayan bir grup afrikalı. sonuçda bu otçul hayvanların sayısını artırıyor ve sayıları artan bu hayvanlar savanadaki otları bitirip bölgenin kuraklaşmasına sebebiyet veriyor. o da zincirleme başka sonuçlar doğuruyor. belgeselde izlemiştim.
2nci örnek;
DDT denilen ilaç tarihinde bir Alman Kimyacı Othmar Zeidler bulunmuş. bulunduktan 65 yıl sonra İsviçre`li Kimyacı Müller tarafından `böcekleri yok ettiği anlaşılmış` ve bu kişiye bir de üstüne 1948`de Nobel ödülü verilmiş.

Ne de olsa her şey insan için değil mi? Bakın neler oldu DDT`nin ilerleyen yıllardaki öyküsünde! Endonezya`nın Borneo Adası`nda Dünya Sağlık Örgütü`nce 1950`li yıllarda sıtmaya karşı DDT kullanıldı.
İlk yıllarda çok başarılı (?) bir mücadele ile sivrisinekler ve sıtma hastalığı kontrol altına alınmış ancak bir süre sonra veba salgını ortaya çıkmış ve yerlilerin sazdan yaptıkları damları başlarına çökmeye başlamış. Bilimsel çalışmalar yapılmış ve DDT`nin tırtılların düşmanı olan faydalı böcekleri öldürdüğü anlaşılmıştır. Predatörleri ortadan kalkan tırtıllar çoğalmış sazları yemeğ e başlamışlar evlerdeki hamamböceklerinden bulaşan DDT beslenme yolu ile hamamböceklerinden kertenkelelere geçmiş ve o*nların da ölümüne neden olmuştur. Bu şekilde tüm ekosistem bozulmuş. Kedi popülasyonu azalınca bu defa adada fareler artmış ve veba salgını çıkmış. Sıtma hastalığı tedavi edilebilir ama ekosistem `asla`.
işde bu karmaşık ekosisteme insanın müdahalesi ile böyle örneği çok zararlar ortaya çıkmışdır.
canlının kendisi karmaşık olduğu halde aynı zamanda yaşam alanıda bir o kadar düzenli. bir canlıyı evrim eviriyorsa acaba ekosistemi kim eviriyor. evrimin bir amacı bir planı mı var ?
evrim teorisi çıkmazlarla dolu, her çıkmaza hazırda bekleyen askerler gibi bir şeyler uydurmaya çalışan sözde bilim adamları da mevcut. ya tutarsa diyerekten, bu bilim adamları gerekirse uydurma işlerde yapdıkları çok biliniyor zaten.