Dark_Prince´isimli üyeden Alıntı
Bu ayet daha önce tartışıldı mı bilmiyorum ama şimdi rastgelince Müslümanların görüşlerini almak istedim.Bu ayetlerde fitne dışında(ayrıca belirtilmiş zaten) dinin Allah'ın oluncaya kadar yani İslamı dünya üzerinde yaşayan insanların tamamı kabul edene kadar savaşılması emrediliyor;
Bakara:193=Fitne tamamen yok edilinceye ve din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.
Enfal:39=Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
Diğer ayetler ''savunma savaşı'' vb. gibi bahanelerle kıvırılıyor(ne kadar başarılı olunuyor ayrı konu),peki bu ayetlerin açıklaması var mı?Şu hadislere uydurma diyenler,ayetle birebir uyggun olmalarına rağmen neye göre uydurma diyor;
"Ben, şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, Muhammed Allah'ın Peygamberidir." deyinceye, namazı kılıp zekatı verinceye kadar ben onlarla savaşmakla emrolundum. Onlar bu şeyleri yaptıkları sürece kanlarını ve mallarını benden koru*muş olurlar. Ancak İslamın getirdiği haklar müstesnadır. Onların herbirinin he*sabı Allah'a aittir."
(Buhari, İman, I7; Müslim, İman, 36, Hadis No: 22)
Bu ayetler ''dinde zorlama yoktur'' ayetiyle kesin olarak çelişmiyor mu?
Hatta kıvırmalarına,çarpıtmalarına ve sahtekarlıklarına alışık olduğumuz Sorularla İslamiyet bile bu ayetleri kıvıramamış;
http://www.sorularlaislamiyet.com/ar...nen-nedir.html
Ve sanırım Papa bu ayetleri gösterek İslam'a terör dini demiş(kaynak belirtilmeli).
|
CEVAP;
lütfen şunları da unutma!
verdiğin Ayet-i Celile'nin Başına dönelim
KURAN-I MUCİZİL BEYANİ BAKARA SURESİ;
190 - Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.
191 - Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
192 - Artık şirkten vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
193 - Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın . Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.
194 - Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
1.MÜŞRİKLERİN SAHABE-İ KİRAM'A YAPTIĞI İŞKENCELER;
A. YASİR AİLESİ VE HAZRET-İ AMMAR ( RADİYALLAHU ANHÜMA )'NIN İŞKENCELERE UĞRAMASI;
AİLESİ ŞEHİD OLDU;
İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA, 248;
Yâsir âilesi işkence altında zalim müşrikler tarafından inletilirken, Resûl-i Ekrem Efendimiz üzerlerine çıkageldi. Yürekler parçalayıcı bu durum karşısında,
"Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sizin mükâfatınız Cennettir; sabredin, ey Yâsir âilesi!" diyerek sabır tavsiyesinde bulundu.
İşkence altında kıvranan Yâsir,
"Yâ Resûlallah," dedi, "bu iş daha ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?"
Resûl-i Kibriya Efendimiz, bu suale,
"Allâhım! Yâsir âilesinden Rahmet ve Mağfiretini esirgeme" duâsıyla karşılık verdi.
Bu hâdiseden bir müddet sonra Hazret-i Yâsir, dayanılmaz işkenceler altında izzetiyle ruhunu Rabbine teslim etti. Böylece Müslüman erkeklerden "ilk şehid" şerefi kendisinin oldu.
Oldukça yaşlanmış, zaîf ve nahif bir kadın olan Yâsir'in âilesi Sümeyye de işkence etsin diye Ebû Cehil'e havâle edilmişti.
Ebû Cehil, işkenceden işkenceye uğrattığı bu yaşlı, zaîf ve kimsesiz kadına küstahça ve âdice, "Sen güzelliğine âşık olduğun için, Muhammed'e îmân ettin!" diyordu.
Bu âdice ithama, îmân âbidesi kesilmiş Hazret-i Sümeyye, bir müşrike söylenebilecek en ağır laflarla mukabele edince, Ebû Cehil hiddete geldi ve elindeki mızrağı saplayarak, şehid etti. Hazret-î Sümeyye de böylece, kadınlardan ilk şehid edilen kişi oldu.
HAZRET-İ AMMAR ( RADİYALALHU ANHÜMA'YA ) YAPILAN İŞKENCELER;
Demir bir gömlek giydiriliyor, güneşin yeryüzünü bütün sıcaklığıyla kavurduğu sırada dışarı çıkartılıyor ve demir gömlek içinde ilikleri eritiliyordu.
Bu işkencelerden bir an olsun kurtulan Ammar, soluğu Nebiyy-i Ekremin yanında alıyor ve kendisinden bir teselli bekliyordu.
"Azabın her türlüsünü tattık, yâ Resûlallah" diyerek halini arz ediyordu. Resûl-i Ekrem, yine sabır tavsiye ediyor ve şöyle duâ ediyordu:
"Allah'ım, Ammar âilesinden hiçbir kimseye Cehennem azabını tattırma."
Hz. Ammar'a revâ görülen işkence çeşitlerinden biri de ateşle dağlanması idi. Yine bir gün böyle bir işkence altında kıvranırken Peygamber Efendimiz rasgeldi. Mübârek elleriyle Ammar'ın başını sığayarak ateşe,
"Ey ateş, İbrahim'e (a.s.) serin ve selâmet olduğun gibi, Ammar'a da öyle ol!" diye duâ etti. Sonra da Ammar'a şu haberi verdi:
"Ey Ammâr! Sen (bu işkencelerle) ölmeyecek, uzun bir müddet yaşayacaksın. Senin ölümün azgın bir topluluğun eliyle olacaktır."
B. HAZRET-İ BİLAL ( RADİYALLAHU ANHÜMA ) YAPILAN İŞKENCELER;
İBN-İ HİŞAM, SİRE, CİLT; 1, SAYFA; 340, İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA, 232;
Bâzan 24 saat aç susuz bırakılıyor, bâzan boynuna ip takılarak Mekke'nin ücretle tutulan çocukları tarafından sokak sokak dolaştırılıyordu.
İnandığı İslâm dâvasından her türlü eziyete rağmen zerre kadar tâviz vermeyen Hz. Bilâl'i, bu sefer efendisi Ümeyye b. Halef, kavurucu sıcaklar altında, sırtını, güneşin sıcaklığından ateş parçası hâline gelmiş kızgın taş ve kumlara sürttürüp yaktırır, ağzına güneşte kurumuş bir lokma et verdikten sonra, göğsüne kocaman bir kaya parçası koydurur ve şöyle derdi:
"Andolsun ki, sen ölmedikçe yahut Muhammed'i ve onun dinini inkâr ve reddederek Lafa, Uzza'ya tapmadıkça, bu azabı üzerinden eksik etmeyeceğim!"
Bu sözleri duyan Ümeyye b. Halef, bütün bütün çileden çıkar, Hz. Bilâl'ın işkencesini, bayılıp kendinden geçinceye kadar artırırdı; sonra da çekip giderdi. Hz. Bilâl, nice zaman sonra kendine gelirdi.
C. HAZRET-İ OSMAN ( RADİYALLLAHU ANHÜMA ) YAPILAN İŞKENCELER;
İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA, 55;
Amcası Hakem b. Ebû'lÂs, kendisini bir urganla bir direğe bağlar ve döverek şöyle derdi:
"Sen, atalarının dinini bırakır da sonradan çıkma bir dine özenirsin, öyle mi? Andolsun ki, tuttuğun bu dini bırakıp tekrar atalarının dinine dönmedikçe seni salıvermeyeceğim!"
Metanet âbidesi Hz. Osman'ın cevabı şu olurdu: "Vallahi, ben hak ve hakikat dinini asla bırakmam!"
O, günlerce bu cefa ve eziyetle karşı karşıya bırakıldı. Fakat zerre kadar îmanından tâviz vermedi. Onun bu metaneti ve büyüklüğü karşısında sonunda amcası küçüldü ve onu salıvermekten başka çâre bulamadı.
D. HAZRET-İ HALİD BİN SAİD ( RADİYALLAHU ANHÜMA ) 'YAPILAN İŞKENCELER;
İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 4., SAYFA, 95;
Oğlunun Müslüman olduğu haberini alan Kureyş'in zenginlerinden ve ileri gelenlerinden Ebû Uhayha Said, fazlasıyla hiddetlendi.
Hz. Hâlid'in bir gün, Mekke'nin tenha bir yerinde namaz kılmakta olduğunu duydu. Diğer oğullarını gönderip onu yanına getirtti. Hiddetli hiddetli, "Sen," dedi, "Muhammed'in, kavmine muhalefet ettiğini, getirdiği itikadlarla kavminin ilâhlarını ve geçmiş atalarını kötülediğini görüp durduğun hâlde ona tâbi oldun, öyle mi?" Sonra, İslâmiyetten vazgeçmesi için bir sürü lâf etti.
Bu sözlere fena hâlde kızan Ebû Uhayha, elindeki değnekle, kırılıncaya kadar onu dövdü.
Dayağın kâr etmediğini gören zâlim baba, bu sefer, "Git!" dedi, "Senin iaşeni, rızkını keseceğim! İstediğin yere git!"
Rızkını verenin Allah olduğunu bilen Hz. Hâlid, yine aldırmadı ve, "Ey babacığım!.." dedi, "Sen benim rızkımı kesersen, elbette Allah, bana geçineceğim şeyi verir!"
Baba Uhayha, bu sefer onu alıp hapsettirdi. Ev halkına tehdidi ise şu oldu:
"Eğer biriniz onunla konuşacak olursa, onu perişan ederim!" Hz. Hâlid, günlerce aç ve susuz bırakıldı.
E. HAZRET-İ HABBAB BİN ER ET ( RADİYALLAHU ANHÜMA )'YA YAPILAN İŞKENCELER;
İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3 , SAYFA, 165;
Kureyşli müşrikler, Müslüman olduğunu duyunca, onu da eziyet ve işkencelere tâbi tuttular. Ümmü Anmar, hiddetinden çıldıracak gibiydi. Onu bağlattı, ateşte kızdırttığı demirle başını dağlattı. Hz. Habbab, geçim vasıtası olan mesleğiyle şimdi işkenceye uğruyordu! Ama nafileydi! Onun gönlü îman ateşiyle çoktan tutuşmuştu.
Merhametten mahrum müşrikler, bir gün Hz. Habbab'ın gözleri önünde kocaman bir ateş yaktılar. Onu ateşin üzerine yatırıp, ayaklarıyla göğsüne bastılar. Bir müddet öyle bıraktılar.
2. SAHABE-İ KİRAM'IM MEKKE'DE EVLERİNDEN EDİNİLİP, MEDİNEYE HİCRET MECBUR KILINMASI;
KURAN-I MUCİZİL BEYAN; HACC SURESİ,39-40. AYET-İ CELİLELER;
39 - Kendilerine savaş açılan kimselere (kâfirlere karşı koymak için) izin verildi. Çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya kadirdir.
40 - Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir).
3. EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM ) İLK SAVAŞ OLAN BEDİR SAVAŞINDA SON KEZ MÜŞRİK KAFİLESİNE UYARMAK İÇİN ELÇİ GÖNDERMESİ;
VAKIDI,MEGAZİ, CİLT; 1 SAYFA; 61, MEHMET ASIM KÖKSAL, İSLAM TARİHİ, KÖKSAL YAYINCILIK, CİLT; 3, SAYFA, 317;
Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) savaş çıkmasın kan dökülmesin diye kureyşli müşrikleri yollarından döndürmesi için son kez Hazreti Ömer ( Radiyallahu Anhüma )'yı onlara elçi olarak gönderdir ve Hazreti Ömer ( Radiyallahu Anhüma ) onlara şöyle der;
" Geri Dönüp, Gidiniz, Sizden Başkasıyla Çarpışmak, Bana, Sizinle Çarpışmaktan Daha Yeğdir" Dedi.
hakim bin hizam;
" bu insaflı bir davranıştır, onu hemen kabul ediniz. " dedi.
ebu cehil ( Aleyhi Lane ) savaşı başlatacak nedne olan son noktayı koyarak şöyle diyordu;
" ALLAH, bize onlardan öç alma fırsatını verdikten sonra, öcümüzü almadıkça, andolsun ki, geri dönmeyeceğiz; onlara hadlerini bildireceğiz ki , bundan sonra ne bir gözcü çıkarilabilsin, ne de kervanımızın önüne geçilsin " dedi.
Ve böylece bedir gazvesi başlamış olmaktaydı.
EY İNSANLAR !!! İSLAM'A SAVAŞ AÇANA SAVAŞ FARZDIR. ONUN DIŞINDA FARZ DEĞİLDİR NE DER AYET-İ CELİLE DE;
190 - Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.