Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 09-09-2011, 23:49
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart Ah sevgili kardeşim...

Ah sevgili Türk kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Ben dayak yiyerek öğrendiğim bir dille de olsa, seninle aynı ders kitaplarıyla eğitilmedik mi? Beş sınıf için tek öğretmenimiz de olsa, aynı öğretmenlerden ders almadık mı?

Her yıl 20-30 bin kolej ve özel okul mezunlarına figüran olmak için üniversite sınavlarına girmedik mi? Hasbelkader üçüncü sınıf bir fakülteyi bitirip, hep beraber işsiz kalmadık mı?

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Askerde dil, din, ırk farkı gözetmeksizin, dayak yemedik mi? Komutanın köpeğine, hanımefendinin kedisine, paşanın çiçek serasına nöbet tutmadık mı? Kırıkkale tüfekleriyle üç mermilik atış eğitiminden sonra, dağlara savaşa yollanmadık mı? Elimize tutuşturulan pimi çekilmiş bombayla eğitim kaybı olmadık mı?

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Gözümüzü açtığımız günden itibaren, gerçek dünyada her gün yalanlanan bilgilerle donanmadık mı? Hani; insanlığın büyük göçle Orta Asya’dan dünyaya yayıldığı, Kızılderililerin bile Türk olduğu, Almanya savaşı kaybettiği için Osmanlı’nın hükmen yenik sayıldığı, Kürt diye bir halkın olmadığı, Ermenilerin toplu şekilde intihar ettiği.

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Yurtseverlerimiz aynı zindanlarda işkence görmedi mi? Yaşımız büyütülüp on yedisinde asılmadık mı? Özgürlük, emek, sol ve daha bir yığın kavram sakıncalı diye belletilmedi mi bize? Korkudan kitaplarımızı yakmadık mı? Şairlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız cezaevlerinde, sürgünlerde ölmedi mi? Dostlarımıza düşman, düşmanlarımıza dost edilmedik mi? Köylüyü cahil, dindarı yobaz, Kürt’ü hain, Ermeni’yi piç, Yunan’ı kahpe, Alman’ı or.spu, Musevi’yi tefeci diye öğretmediler mi?

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Devlet dairesinden “bugün git yarın gel” diye, karakoldan dayak yiyerek gönderilmedik mi? Bankalarımızdan 50 milyar dolar çalınıp, vergi olarak bize ödettirilmedi mi? Bu ülkede her şey nüfusun yüzde 20’si iyi yaşasın diye düzenlenmedi mi? Kitap yazanlar 20 yıl cezaevinde yatarken, bizim emeğimizi çalan ihale düzenbazları, banka hortumcuları, hayali ihracatçılar serbest bırakılmadı mı?

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlamaz mıyım?

Yükün ağır. Doğru bildiğin her şey tuzla buz oluyor ellerinde. Yokluğuna inandığın, varlığından bihaber yaşadığın her şey, hayaletler gibi sağında solunda peyda oluyor birer birer. Dahlinin olmadığı katliamların kanı sıçrıyor üzerine, kör zindanlarda işkence görenlerin çığlıkları dolduruyor dört bir yanını. Ve üzerine kan sıçratan katiller, korkularını besliyorlar günbegün. Örtüleri sıyrılmış yalanlarını görmemen için, yeni yalanlar boca ediyorlar üstüne.

Ah sevgili kardeşim, ben seni anlıyorum da, sen de biraz çabalasan, anlamak için.

Sana devlette rüşvet yok desem, inanmazsın. Sana devlette torpil yok desem, inanmazsın. Yani devletin hepimize her fırsatta yalan söylediğini kesin bir inançla bilirsin. Ama aynı devletin sana Kürtlerle ilgili, Ermenilerle ilgili, tarihle ilgili söylediği her şeye istisnasız inanırsın. Bu sana garip gelmiyor mu?

Şimdilerde 24 saat Kürt sorunu konuşulurken, 10 yıl öncesine kadar, Kürt yok denmesi hiçbir soru işareti yaratmıyor mu sende?

Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta Türklerin kimlikleri için mücadelelerini haklı buluyorsun da, 20 milyon Kürt’ün kimliğini neden bu kadar önemsiz görüyorsun?

Benim çocuğum kendi anadilini öğrendiğinde, Trakya’daki ayçiçeği hasadı mı azalacak? Alevi Cemevi’nde ibadetini yaptığında, Manisa’daki üzüm bağları daha mı az meyve verecek?

Bir ülkede eşit olmak, o ülkenin maddi ve manevi bütün imkanlarından eşit şekilde yararlanmak değil midir?

Ankara’da bir tepeye 6 tane hastane kurup, en basit tedavi hizmeti için insanları 1500 km getirtmek, bir gelir transferi değil midir? Çocuğunu tedavi ettirmek için Hakkari’den Ankara’ya, İstanbul’a gelerek, tarlasındaki mahsulün, yaylasındaki koyunun parasını buralarda harcamak zorunda kalanlar olmasın, buranın gelişmişliğine katkı yapanlar? 1920’de Türkiye’nin 3. büyük ticaret ve sanayi şehri olan Diyarbakır, Kürtlerin aptallığı yüzünden mi bu kadar geri kaldı?

Kürt bölgesine yol ve fabrika yapılmasına, “Kürtlerde ulusal bilinç oluşur” diyerek engelleyen Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ı hiç merak edip Celal Bayar’ın anılarında okumadın mı?

Türkiye’de kamuda istihdam edilmiş insanların etnik dağılımı, gerçekten Kürtlerin nüfuslarıyla doğru orantılı mıdır? Kürtlerin dillerinin farklı olmasının ve eğitim alamamalarının bunda hiç etkisi yok mudur?

İran’la, Irak’la, Suriye’yle, Ermenistan’la sınır kapıları yıllarca kapalıyken, dış ticaretin o bölgeye 2000 km uzağa düşmesi yoksulluğumuzun bir sebebi olamaz mı?

7 yaşından sonra bir dili yarım yamalak öğrenerek, seninle aynı sınavlarla ölçülmemin haklılığına gerçekten inanıyor musun?

Sen hiç anadilini konuştun diye dayak yedin mi? Senin baban, annenin gözleri önünde köy meydanında çırılçıplak soyuldu mu? Vatandaşı olduğun ülkenin güvenlik görevlisi sana dışkı yedirdi mi?

Ve sırf bu yalanlar üzerine inşa edilen düzenin devamı için, bu devletin dünyaya ne kadar ödün verdiğini düşündün mü? İhtiyacımızın olmadığı ne kadar denizaltıya, tanka, savaş uçağına, ne kadar para ödendiğini hiç merak etmedin mi?

Ah sevgili kardeşim, biliyorum yükün ağır.

Bütün bunların diyeti bana mı düşer diyeceksin? Ben de onu söylüyorum işte. Peki tamamı mı bana düşer? Hiç mi anlamaya çalışmayacaksın? Hiç mi elini taşın altına koymayacaksın? Hiç mi bu yalanlarla yüzleşmeyeceksin? Daha ne kadar muktedirlerin sofrası dolsun diye, o kahrolası tabutları dolduracak, kendi kardeşlerinin kanına gireceksin?

Daha ne kadar bu günaha ortak olacaksın?

Benimle kucaklaşmadan güçlenemeyeceğini, ben özgür olmadan, özgür olamayacağını ne zaman anlayacaksın?

Ah sevgili kardeşim… (Sırrı Süreyya Önder)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-09-2011, 00:06
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Babacım bunları hepimiz biliyoruz. Sen sebebi ne olursa olsun, adam öldürmeyi ne zaman lanetleyeceksin onu söyle. Yoksa en çok ezilen azınlılardan eşcinseller de plajlarda bomba patlamaya başlamalı mı?

Lafı evirip çevirme Sırrı!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-09-2011, 00:24
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Bu tepkinin muhatabı ben olmasam da, yine de kendi adıma bir yanıt vereyim.

PKK'yı, Eta'yı veya diğer örgütleri konudan soyutlarsak.. Daha önceleri de ifade ettiğim gibi, doğru sebeplere sahip birinin, bir grubun veya bir hareketin, şiddete başvurmasında her hangi bir sorun görmüyorum.. Doğru sebeplerden kastım, özellikle zulmü yapan tarafın bir işlevi de bizzat yasa koymak ve yaptırım uygulamaksa ama bir nedenden dolayı bunu adilane bir şekilde yapmıyorsa, orada her hangi bir meşruiyet zemini aramamak gerekir.. Hukuk devleti olmayan, yozlaşmış bir yasa devletinin hiçbir meşruluğu yoktur.. Dolayısıyla bu devlete karşı mücadele etmek de bir o kadar normaldir, olması gerekendir.

Devlete karşı mücadelenin araçları içinde pek bir tercih şansı da yoktur.. Bu durumda şiddete başvurmaktan başka bir yol kalmaz diye düşünüyorum.

Bu yüzden sebebi ne olursa olsun diye bir şeyi kendi adıma kabul etmiyorum.. Doğru sebeplerin varsa şiddet meşrulaşabilir, meşrulaşır.

Konuyu PKK'ya, Kürt siyasal hareketine felan çekmek istemiyorum aslında.. Sırf konusu açıldı diye yazıyorum; Benim PKK'yı eleştirebileceğim nokta, bu savaşın tarafı olmayan sivilleri katletmeleri.. Ve son zamanlarda ise Apo'yla yapılan barış görüşmelerini bir anlamda baltalamaya çalışmaları ve bunda da başarılı olmalarıdır.. Bu da PKK'nın barış yanlısı olmaktan çok, o bölgede başka amaçları, çıkarları olduğunu gösterir diye düşünüyorum.

Sırrı'nın veya diğer vekillerin ne düşündüğünü pek bilmiyorum ama benim görüşüm bu şekilde.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-09-2011, 01:01
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Ben bugün kötünün iyisi bir demokrasinin ve ifade özgürlüğünün olduğuna, bu durumda da(geçmişte olduğundan farklı olarak) şiddetin hiç bir şekilde meşru olamayacağını düşünüyorum.

Devlet şiddetin tekelidir(Devletin lüzumu üzerine ütopik bir tartışmaya girmemeyi umuyorum). Hak aramayı, sesini duyurmayı becerebildiğin yerde(2.8 milyon oyla bunu Kürt'ler bunu becerdi) şiddete başvurursan meydana gelecek sivil kayıpların(collateral) vebali boynununadır(Devletin yanlışlıkla öldürdüklerinin de).

Geçmişteki hayvanlıkları hepimiz biliyoruz. Sorumluluların en ağır cezalara çarptırılmasını ben içtenlikle istiyorum. Zaten ağır aksak da olsa, bir bir çıkarılıp hesaba çekiliyorlar. Devlet Dersim'le, Ermeni techiriyle(soykırım elbette ama BM tanımını tartışmalı bulduğumdan kullanmıyorum), Mübadele'yle, Kıbrıs'la, 150'liklerle, İstiklal Mahkemeleri'yle samimiyetle yüzleşmeli.

Bugün adam öldürmek için, hele hele sivil öldürmek için kimsenin meşruiyeti yoktur. Sırrı'nın dışkı yedirme ajitasyonu da, dağ türkü, kart kurt eden adamlar ajitasyonu da kabak tadı verdi. Çocuklara faşist and okutulmasın, eyvallah. Ana dilde eğitim(bence örgün eğitimde ortalama insan iki dili öğrenemez, teknik olarak karşıyım) de tamam anasını satayım. Türkçe maymun olmuş, doğru kullanan kalmamış, sen Kürt'çe istiyorsun, eyvallah. Anayasa'da vatandaşlık tanımı zaten saçma sapan. Etnik referanslı vatandaşlık tanımı olmaz, haklısın.

Velhasıl, artık bunlar kesmez seni Sırrı...

Sen demokratik özerklik(federasyon), öz savunma(konfederasyon) hatta bağımsızlık peşindesin. Ne diyelim, hayırlısı olsun...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-09-2011, 01:06
turko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turko turko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2011
Bulunduğu yer: td'un doğduğu topraklar
Mesajlar: 216
Standart

milomanara'ya katılıyorum ,diyecek bir şey bırakmamış

içmişem bir dolu olmuşam ayık ...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-09-2011, 01:26
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Ben de yazdıklarına katılıyorum ama süreç öyle bir anda silah bırakmakla olmuyor işte.. Ne İspanya'da, ne İngiltere'de böyle olmadı.. Ayrıca oradaki demokrasiler bizim burdan kat kat ileriyken bile örgütler direnişlerine devam ettiler.. Daha sonra ise -özellikle İngiltere'de- direniş siyasi kanada doğru yayıldı ve orada devam etti.

Türkiye'de asgari demokrasinin yerleşmeye başladığı doğru ama Kürt meselesinde böyle bir şey pek hissedilmiyor bence.. Mücadelenin siyasi yoldan devam etmesine yönelik her türlü engeli önlerine çıkarıyorlar.. Örneğin Kürtleri meclise sokmamak adına uygulamaya konan %10 barajı ile ilgili hiçbir şey yapmadılar.. Daha düne kadar açtıkları her parti kapatılıyordu, siyaset yapan vekillerine yasak getiriliyordu.. Günümüzde ise KCK davasındaki tutuklamalar hız kesmeden, hatta dozajı arttırılarak devam ediyor.. İktidarın her türlü milliyetçi söylemle bezenmiş militarist dili devam ediyor.. Operasyonlar hız kesmeden güneydoğuda devam ediyor.. Kürt siyasetçiler devletin resmi kurumlarınca engelleniyorlar, siyaset yapmaları yasaklanıyor vs vs.. Yani öyle 'ileri demokrasi' diyip geçmemek gerekiyor.

Ben de son paragrafında saydıklarının yanında, demokratik özerklik gibi konularda Kürtleri destekliyorum.. Onu da belirteyim.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-09-2011, 01:34
turko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turko turko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2011
Bulunduğu yer: td'un doğduğu topraklar
Mesajlar: 216
Standart

sangre es geçtiğin bir nokta var ki saydığın ülkeler de belirttiğin etnik gruplarda ki insanlar hep aynı coğrafyada yaşamaktalar (ispanya'da bask bölgesi, katalunya gibi) ama türkiye'de işler bu şekilde değil , kürtler ekonomik ve sosyal olarak ülkenin her yerindeler belki sana kafatasçı bir düşünce gelebilir ama bence eğer nüfus mübadelesi olacaksa (türkçesi orada kürdistan?denilen bölgede ki türklerle , diğer tarafta kalan kürtler) devlet bile kurulabilir , aksi takdirde 2 dilli bir coğarafyada zaten bölünme gerçekleşmiş demektir , artık sen devlet olarak oraya kürtçe bilmeyen eğitimci, sağlıkçı atayamayacaksın demektir bölünme sadece sınırla , dikenli telle olmaz (sırrı süreyya ise faşizmi gizlemek için iyi bir vitrin , geçen birine sağa kayıyor diyor , birine yaşlı alkolik diyor bunlar türk demokrasi tarihinde görmeye alıştığımız şeyler o da şaşırtmadı bizi sağolsun)

içmişem bir dolu olmuşam ayık ...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-09-2011, 01:46
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Kürtler de diğerleri gibi tek bölgedeler zaten.. İsmi de Kürdistan.

Burada nasıl Kürtler farklı coğrafyalara dağılmışlarsa, diğer ülkelerde de aynı şekilde.. Zaten bu bir fark yaratmaz kanaatindeyim.. Nüfus mübadelesi felan da gereksiz, anlamsız bir şey.. Neden buradaki Kürtler oraya, oradaki Türkler buraya gelmek zorunda kalsınlar ki?

İki dilli yaşam da bölünmeye felan yol açmaz.. Bunlar da paranoyadır bana göre.. Ama şimdi bu tür ulvi konulara pek giresim yok.. Sadece yazıyı beğendim ve paylaşmak istedim.. O kadar.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-09-2011, 01:48
turko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turko turko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Aug 2011
Bulunduğu yer: td'un doğduğu topraklar
Mesajlar: 216
Standart

o ulvi konulara giresin olduğunda gel tartışalım o zaman

içmişem bir dolu olmuşam ayık ...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10-09-2011, 11:37
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

milomanara´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben bugün kötünün iyisi bir demokrasinin ve ifade özgürlüğünün olduğuna, bu durumda da(geçmişte olduğundan farklı olarak) şiddetin hiç bir şekilde meşru olamayacağını düşünüyorum.

Devlet şiddetin tekelidir(Devletin lüzumu üzerine ütopik bir tartışmaya girmemeyi umuyorum). Hak aramayı, sesini duyurmayı becerebildiğin yerde(2.8 milyon oyla bunu Kürt'ler bunu becerdi) şiddete başvurursan meydana gelecek sivil kayıpların(collateral) vebali boynununadır(Devletin yanlışlıkla öldürdüklerinin de).

Geçmişteki hayvanlıkları hepimiz biliyoruz. Sorumluluların en ağır cezalara çarptırılmasını ben içtenlikle istiyorum. Zaten ağır aksak da olsa, bir bir çıkarılıp hesaba çekiliyorlar. Devlet Dersim'le, Ermeni techiriyle(soykırım elbette ama BM tanımını tartışmalı bulduğumdan kullanmıyorum), Mübadele'yle, Kıbrıs'la, 150'liklerle, İstiklal Mahkemeleri'yle samimiyetle yüzleşmeli.

Bugün adam öldürmek için, hele hele sivil öldürmek için kimsenin meşruiyeti yoktur. Sırrı'nın dışkı yedirme ajitasyonu da, dağ türkü, kart kurt eden adamlar ajitasyonu da kabak tadı verdi. Çocuklara faşist and okutulmasın, eyvallah. Ana dilde eğitim(bence örgün eğitimde ortalama insan iki dili öğrenemez, teknik olarak karşıyım) de tamam anasını satayım. Türkçe maymun olmuş, doğru kullanan kalmamış, sen Kürt'çe istiyorsun, eyvallah. Anayasa'da vatandaşlık tanımı zaten saçma sapan. Etnik referanslı vatandaşlık tanımı olmaz, haklısın.

Velhasıl, artık bunlar kesmez seni Sırrı...

Sen demokratik özerklik(federasyon), öz savunma(konfederasyon) hatta bağımsızlık peşindesin. Ne diyelim, hayırlısı olsun...
Kürtlere ''akıl veren'' siyasal kibri görmezden gelirsek, devlete ne zaman Kürtlerle müzakereye başlayacaksınız demek daha makul değil midir?

2000 küsur sivil-legal siyasetçi ve Kürdün tutuklu olduğu bir yerde ''bakın işte, kıytırık da olsa hak aranıyor'' demek için şu araştırmayı hiç görmemiz gerekiyor :

AKP'nin 'ileri demokrasi' söylemini çöpe atan araştırma!
AKP'nin 'İleri demokrasi' söylemine verilen entelektüel destek kısmi de olsa devam ederken bütün dünyayı baz alan bir 'terörizm' araştırması herkesi şaşırtacak. Rakamlara göre Türkiye son on yılda terör hükümlüsü giyen kişi sayısında dünya birincisi! Son on yılda bütün dünyada tutuklanan toplam 35 bin 117 ‘teröristin' 12 bin 897'si Türkiye'de
(...)
http://www.turnusol.biz/public/haber...+ara%FEt%FDrma

Kollektif kimliğin tanınması, yasal statü ve özerklik: temel talepler.

Bir arada yaşamak için de: Bunları güvenceye alıp etnik vurgulardan tamamen arındırılmış demokratik anayasa.

Kürtlere zırtpırt akıl vereceğinize, 88 yıllık asimilasyoncu ve inkarcı ahmak devlet erklerine baskı yapmayı seçmeniz daha makuldür. Kiminin derdi ''Kürdü kazanmak'', kiminin ''siyasal meşruiyetini tartışmak, dolayısıyla müesses olana adaptasyon''.

Sorulması gereken asıl soruysa şu: Kürdistan dağlarında müesses siyasal iklimde
hakim statüsü ''işgalci'' olan TC ordusunun varlığı sorgulanmadan Kürt gerillasının şiddet yöntemlerini tartışmanın bir manası var mıdır?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kapitalizm bumu Kardeşim Davudi Politika 7 14-07-2010 11:45
Hatirla Sevgili sargon Multimedya 31 09-11-2009 23:27
niye haber vermiyorsunuz kardeşim. iknasızor Yeni Üyeler 13 17-04-2009 19:28
Sevgili Ateist Kardeşler İslam 24 14-09-2005 22:50

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:12 .