Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Konu Kapatılmıştır
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-08-2006, 15:06
mep
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart ülkücü arkadaşlar

BİZİM ADIMIZ ÜLKÜCÜ HAREKET BİZ DÜN VATANA İHANET EDENLERİ NASIL KEFENE SARDIYSAK BU GÜNDE AYNINI YAPMAYA HAZIRIZ HADİ HODRİ MEYDAN


* *hodri meydan arkadaşım!.ama böyle siteye chata girip slogan atmakla,küfür etmeklemi

* meydan hodri oluyor,üzerinize giydirilen arap kıyafetlerini çıkarmaktan bile aciz sizler.

* kefenlettiğiniz insanlarmı tek övünç kaynağınız. Yoksa, türk ismi değilde arap ismi kullanmak,

* türk kültürünü değil arap kültürünü yaşamak,türk gibi değilde arap gibi davranmak,arap gibi

* yaşamak ve sonrada tanrı dağı,altaylar,ötügen diye zırvalayıp araplara yok ettirdiğiniz türklüğe

* sözüm ona araplarla elele verip sahip çıkıyormuş komiklikliklerimi övünç kaynağınız.

* küfür ederek,slogan atarak değil,tartışılabilecek fikirleriniz varsa gelin ortaya atın ve tartışılsın

* azda olsa insan gibi davranmaya çabalayın,inanın bunun size zararı olmayacaktır.
  #2  
Alt 27-08-2006, 15:59
agnostic_z agnostic_z isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Aug 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 230
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

Mephisto dostum bunlar araptan da araptır bee fikir ne gezer düşünce insanlık ne gezer ne hatunla gezersin neden saçın uzun(muhammedin saçı uzundur ama ne çelişki ) vs vs nedenlerle insanlara dalaşmaktan başka bişey bilmezler.Fikirleri ve düşünceleri bilardo ıstıkası,beyzbol sopası,sanayi demiri,kelebek bıçaktan ibarettir Üstelik bu dalaşmalarını ve itler vadisine özentiliklerini kesinlikle tek başına yapamazlar.Aslanın tek başına karşısına çıkamayan ancak sürü olduğu zaman kafa tutup saldırabilen sırtlanlardan zerre kadar farkları yoktur
  #3  
Alt 27-08-2006, 20:45
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

Şirin Tekin henüz 17 yaşındaydı. Çevresinde çok sevilen bir gençti. Öğrencilerin demokratik haklarından söz ederdi. Oruç tutmu*yordu. O gün (3 Mayıs 1987) Van 100. Yıl Üniversitesi'nin karşısın*daki kahvede oturuyordu. Elli kadar bıçaklı sopalı geldiler. "Islamın Bekçileri"yiz diyorlardı. Kendilerine "mukatele" emrolduğuna inanı*yorlardı. Rektör de "Onlar İslam adına dövüşürler" dememiş miydi? Şirin Tekin, "kanını" saldırganlardan kurtaramamıştı.

Komünist öldürmek yüz kere Hicaz'a gitmekten iyidir

Müşriklere "yeryüzünde dolaşabilmeleri için dört ay süre" veril*mişti. Bu süre dolduktan sonra müminlerin onlara ne yapacakları bil*dirilmişti:

"Nerede bulursanız, öldürün, yakalayın, hapsedin, her gözetleme yerinde yakalamak için bekleyin. Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekât verirlerse serbest bırakın. Allah bağışlayan ve esirgeyendir". (Tevbe suresi, 5. ayet; Bakara, 191; Nisa, 89,91).

Ve Allah uğruna verilen bu savaş kıyamete kadar sürecekti. Mü*minler, Allah'ın ve Islamın hâkimiyeti için "canla ve malla" savaşma*ya çağrılıyordu. Şeriat hükümlerini Bütün düşünce, inanç ve dinlerin üstüne çıkarmak ve kayıtsız şartsız hâkim kılmak için kutsal savaş "Deccal öldürülünceye kadar" son bulmayacaktı (Ebû Dâvûd, Kita-bu'l-Cihâd, 4-BabuunfiDevami'l-Cihad, hadis 2484, C.3, s.ll).

Şubat 1969. Camilerde günlerdir cihad namazları kılınıyor. "Ko*münistlerin kanını dökme çağrılan" yapılıyor. 16 Şubat 1969 günü Beyazıt, Dolmabahçe ve Fındıklı camilerinde cihad namazları kılın*dıktan sonra, topluluklar halinde Taksim'e çıkıljıyor. O gün, meydana ABD 6. Filosu'na karşı anü-emperyalist yürüyüş yapanlar gelecek. Amerika Müslümanm dostu mu ne? Yerde iki ölü yatıyor. Turgut Ay*taç ve Duran Erdoğan. Yüzlerce yaralı. Gazeteler manşet atıyor: Kanlı Pazar...

Kâfirlerle ateşkes geçici olup cihad daimidir, sonuna kadar, her*kes bizden olana kadar!...

1978 yılı Aralık ayı. Maraş'ı kış bastırıyor. Duvarlara, dükkânla*rın camlarına sloganlar yazılıyor:


"Allah için savaşa!" Ve cihada kalkılıyor. TRT, 111. ölüyü de verdikten sonra, yeni saptanan ölümlerin bildirilmesini durduruyor. Bir küçük cihad denemesinin resmî bilançosu böylece yarım kalıyor. Ocak 1979. Trabzon. Ülkücü Gençlik imzalı bildiri: y "Türkiye'deki çatışma, Islamla küfrün çatışmasıdır. Bugün Türki*ye yeni bir Bedir savaşının öncesini yaşamaktadır. Müslümanlar, ciha*da çağrıldığınızda koşunuz. Bir komünisti öldürmek, yüz kere Hicaz'a gitmekten iyidir".

9 Temmuz 1979. Tokat'ta bir bildiri yayımlanıyor: " Allah rızası için başkoyduğun davadan hiçbir güç seni geri döndüremeyecektir... Sesimizin ulaşamadığı yere kurşunlarımız ulaşacaktır... Ya tam sustu*racağız, ya kan kusturacağız".

Cihad kesintisiz devam ediyor. Erzincan, Malatya, Sivas... Ve kı*yamete kadar... Çorum'a da sıra gelecek.

16 Aralık 1979. Beşiktaş vapur iskelesi yanında Barbaros Kafe*terya. Oturuyoruz. Sıcak bir söyleşi, büyük umutlar. Bir saatli bomba patlıyor. İmza Türk İslam Birliği. Bu da Allah'ın emri mi? Beş ölü, 22 yaralı.

Yaptığınız alışverişe sevinin!

"Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen mü*minlerin canlarını ve mallarını -Tevrat, incil ve Kuran'da sözverilmiş bir hak olarak- cennet karşılığında satın almıştır. Verdiği sözü, Al*lah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse yaptığınız alışverişe sevi*nin! Bu büyük başarıdır". (Tevbe suresi, 111)

Kâfir öldüren Müslümana cennet müjdelenmiştir. 2 Aralık 1978. Sivas'ta "Müslüman Gençlik" başlığıyla bir bildiri dağıtılıyor: "Müslüman durma! Hiç durmadan ilerle. Ölüm seni şehit olarak bulsun". İmza, MHP... Ve MHP Davası iddianamesi, 682 cina*yeti içeriyor. Demek ki, en az 682 yurttaşımız, bu dünyada büyük sı*kıntılara, yokluklara, darlıklara katlanmış olsa da "Allah yolunda sava*şıp öldürmekle" güzel bir "alışveriş yaptıkları" için sevinebiliyorlar.

Suçu, eleştirmekti

Eşref oğlu Ka'b, genç bir şairdi. Peygamberi ve ona inananları eleştiriyordu. Peygamber bir gün arkadaşlarına sordu:

-Bu adamı öldürebilecek kimse var mı?

Mesleme oğlu Muhammed, ortaya atıldı:

-Ben varım.

Eşref Oğlu Ka'b nasıl öldürülecekti? Planlar yapıldı. Hadis kitap*larının yazdığına göre, "Yalan"lar uyduruldu, "tuzak" hazırlandı. Bir gece, kalesinde bulunan şairin kafası kesilerek plan sonuçlandırıldı. Ve kesik baş, Peygambere alınıp götürüldü. (Buharı, Cihad/15/1, Rehn/3, Tecrît, hadis 1578; Müslim, Cihad/119, hadis 1801; Ebû Davûd, Cihad/169, hadis 2768).

Yıllardan 1978,79,80. Bedrettin Cömert, Abdi ipekçi, Cavit Or*han Tütengil, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Ümit Doğanay, Sevinç özgüner, Doğan Öz... Bunları Allah uğruna öldürecek bir mü*min yok muydu? Bulundu, vardı. Pusular kuruldu. Herkes bizden ola*na kadar mukatele devam edecekti. *


kaynak; din bu 1. kitap

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
  #4  
Alt 01-09-2006, 00:36
No_Fear No_Fear isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 4
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

cevat abi bu yazıyı dediğin gibi kitaptan da okumuştum
İŞTE BUNLARIN İNSANLIĞI BU KADAR.

gєяçєк кυтѕαℓ кιтαρ, нαуαтıη тα кєη∂ιѕιя.
  #5  
Alt 01-09-2006, 07:14
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

ülkücü arkadaşlara özellikle bu yazıya cevap vermelerini istiyorum

İSLAM'A GÖRE "MÎLLET"

Gerçekte "din" ve"millet" bir değildir. Birinin başka, öbürünün başka tanımı vardır. Gelin görün ki islâm'a göre, "din"le "millet" bir*dir. Biri neyse, öbürü de odur.

"Millet" sözcüğü Kur'an'da 15 kez geçer. (Bkz. Bakara: 120, 130, 135; Âli Imran: 95; Nisa: 125, En'am: 61, A'raf: 88, 89; Yusuf: 37, 38 ibrahim: 13; Kehf: 20; Nahl: 123; Hacc: 78; Sad: 7.) Bunlann tümünde de "din" anlamındadır. Örneğin bir "ibrahim milleti" deyimi yer alır, "ibrahim dini" demektir. Yahudiler'in, Hıristiyanlar'ın "mil-leflerinden sözedilir; "din"leri anlatılmak istenir. "Atalann milleti" konu olur; "Atalann dini" amaçlanır. Ünlü Kur'an yorumcusu, dilbi*limci Isfahanlı Râğıb (ölm. 1108), temel kaynak kitaplardan olan "el Müfredat" (Arapça) adlı kitabın da şöyle der:

"Millet de din gibi; Tann'nın, kullan için peygamberlerinin dille*riyle, Tann'nın güvencesinde olsunlar diye yasalaştırdığı şeyin adı*dır." (Bkz. Müfredat, M -L -L.) Yalnız Râğıb, "millef'le "din" arasın*da şöyle bir fark bulduğunu belirtiyor "Tann'nın dini" deyimi var. Ama "Tann'nın dini" anlamında da olsa "Tann'nın milleti" deyimine rastlanmıyor. Buna karşılık: "Falanca peygamberin dini" denebiliyor. "Falanca peygamberin dini" denebildiği gibi. ikisi de aynı anlamda.

Kur'an, Muhammedi ve Müslümanlan'ını, "ibrahim'in mille-ti"nde, yani onun "din"inde gösterir. Birçok yerde... Muhammed'e: "Biz yalnızca İbrahim'in milletine bağlıyız!" denmesi gerektiği de bil*dirilir. (Bkz. Bakara: 135.) Aynca "İbrahim'in milletinden (dininden) uzaklaşmayı" bir "beyinsizlik" olarak niteler Kur'an. (Bkz. Bakara: 130.) Buna uyarak, "Müslüman Türkler"de, kendilerini "ibrahim mil-leti"nden saymışlardır. Atatürk'ün Türk toplumunu gerçek anlamıyla "millet (ulus)" yapma yoluna gittiği dönemlere değin, bu ülkede, "ib*rahim milletindenim!" denmesi gerektiğini söylemiştir herkese. Sel*çuklularda, Osmanlılarda böyle olmuştur hep. Çocuklara ders verilir*ken: "Din (islam) ve millet bir midir, ayn mıdır?" diye soru sorulmuş, "cevab"ının "birdir" olması gerektiği anlatılmıştır. Bu soru ve cevap,

"ilmuhaTlerde de yer almıştır. îstenen karşılık alınmayınca, "ders"ten ve "sınıFtan geçirilmemiştir öğrenciler. Bugün "din öğrenimi veren" okullarda, Kur'an kurslarında, "dinle milletin bir olduğu"nun, "Müslü*man olan her Türk'ün de ibrahim milletinden olduğu"nun öğretildiğin*den kuşku duyulmasın hiç. Dahası: "Laik" sayılan okullardaki "din ve ahlak dersleri"nde de bunun böyle öğretildiğine kuşku yok. Çünkü "Kur'an" öğretiliyor, "hadis" öğretiliyor, "fıkıh" öğretiliyor... Bunların hepsinde de bu böyle.

Gerçekte Araplar'dan başkalarının kendilerini "Müslüman" say*maları şaşılası bir olaydır. Ne denli yorumlar yapılırsa yapılsın; gerçek o ki Kur'an, yalnızca Araplar'a seslenir. Araplar'dan başkasını "muha-tab" almamıştır. Ayetlerin açık anlatımları buna tanıktır. Dahası: Kur'an, başlangıçta Araplar'ın tümüne de seslenmemiştir. En'am Sure-si'nin 92. ve Şûra Suresi'nin 7. ayetlerine göre, Kur'an'ın seslendiği ke*sim, "Mekke ve çevresi"dir. Bu ayetlerin, Diyanet"in resmi çevirisin-deki anlamı şöyledir: "Bu indirdiğimiz (Kur'an), kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitab'dır. Âhiret'e inananlar, buna inanırlar. Namazlarına da devam ederler." (En'am: 92.)

"Ey Muhammedi Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çev*resinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günüyle uyarman için, sana Arapça okunan bir kitap vahyettik. insanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer." (Şûra: 7.)

Böyleyken Araplar'dan başkalarının "Müslüman" olmalarına şa*şılmaz mı? "Fetihler" olmasaydı bu şaşılası durum, belki de hiçbir za*man gerçekleşmeyecekti.

"Türkler'in Müslümanlığı" ayrıca üzerinde durulacak bir durum. Muhammed'in ve Araplar'ın Türkler"e nasıl baktıklarını, değerli, ay*dın bilim adamı Prof. Dr. ilhan Arsel, "Arap Milliyetçiliği ve Türkler" adlı kitabında çok açık ve seçik biçimde dile getirmiştir.

Kur'an'da, islam'ın bütününde, "din"le "millet", daha doğrusu "is*lam ŞeriatTyla, "millet" eş anlamlı olunca; dinci kesimin "milliyetçi-lik"lerini, "millîlik"lerinin ne anlama geldiğini anlamak zor olmasa gerek. Ülkemizdeki Islamcılar'ın "milli görüşü", Türk toplumunun "ulusal görüş"ü değildir, "ŞERİATÇI GÖRÜŞ"tür. Buna hiç kuşku yok. Bu "görüş"ün sahiplerine "hangi millettensiniz?" diye soruldu-

ğunda, eğer çekindikleri bir yan yoksa, ortamı elverişli buluyorlarsa, kesinlikle şu karşılığı vereceklerdir: "ibrahim Aleyhisselâm milletin*denim!"

Bu arada "Türk ve islam sentezcileri"ne ne denir? Ne denebilir?

2000'e Doğru 9 Temmuz 1989, Yıl 3, Sayı 28

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
  #6  
Alt 01-09-2006, 08:30
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

Sn. Mephisto,
Tarihsel olarak, milliyetçi, ırkçı (ülkücü) çıkışlara baktığımızda şunları görebiliriz.
a) Evrensel kültürden uzak yapı
b) Bilimsel verilere katkıdan uzak olması bi yana bu verilerden habersizlik
c) Büyük toplumsal çöküşlerin hemen arkalarında olmaları
d) Egemen güçlerin (yönetici erk) çıkartıp, yönlendirdiği
e) Reel toplumsal amaçların olmadığı dönemlerde suni amaçlar oluşturduğu
f) Sosyal toplumun en alt kesiminden itibaren örgütlendiği ve bu yapının orta kesimin ortalarına bile ulaşamadığı
g) Sahiplenicilerin kişisel bir başarılarının bulunmaması ve öz güven eksikliği. Bu öz güven eksikliğinin depreştirdiği gurup psikolojisi etkisi.
gibi değerlendirmeleri çoğaltmak mümkündür.
Sn. Agnostic_z çok güzel benzetmelerinin köklerinde de bunlar yatmaktadır. Sorun kesinlikle kişisel değil toplumsaldır. Toplumun eğitim, sosyal, ekonomik güçlerinin birbirleri ile oranı ile alakalıdır. Günümüz uygulamasındaki din olgusu ile aynı karakterlidir.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
  #7  
Alt 01-09-2006, 12:40
mep
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

sevgili no_fear dinlerden özgürlüğe hoş geldin.
* * *
* *Sevgili *mhmmd *Ülkücü olma iddiasındaki şahıslarla ilgili yazdıklarına katılıyorum, *agnostic_z *arkadaşımızında sıraladığı gereçler bu camia için kültürden,bilimden,sanattan daha yararlı ve faydalı şeylerdir.zaten bende topic açıp ''gelin fikrinizi ortaya koyun'' derken,getirip ortaya bir fikir koyabileceklerini düşünmedim,çünkü biliyorumki onlar ortaya fikir koymaz fikri(!) adamın kafasına çiviyle çakar öylede medenidirler yani.yada no_fear arkadaşımızın dediği gibi İNSANLIKLARI BU KADARDIR. *Sevgilerimle.
  #8  
Alt 01-09-2006, 13:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.671

Onur Üyeliği 

Standart Re: ülkücü arkadaşlar

İnsanlar, yaşam alanlarının koşullarının her yerde aynı olmaması dolayısı ile, yaşam alanının doğasına uygun olaak şekillenmişlerdir. Bu şartlarda görüngüde ve yaşam alanının diğer etmen farklılıklarında insanlarda görgü-biçimsel farklılıklar oluşturmuştur. Buraya kadar her şey normaldir, sra bu farklılıkların adlandırmasına geldiğinde, bir iç sınıflandırmaya girilmektedir ki, bu sınıflandırmada amaç belirteç oluşturmaktır. Sarı, beyaz, zenci, kızıl gibi. Adına ırk diyoruz. Evrensel açıdan düşündüğünüzde varlığı sadece bir betimleme maksatlı olan bu farklılıklar, kimi egoist ve ben merkezci menfi düşüncelerin elinde birer oyuncak geridekiler kurban edilmişlerdir, açıkca ırkçılar insanlığı bir saçmalığa kendi çıkarları için kurban etme telaşındaydılar. Bunlar ırkçı oluyor.

Yine aynı şekilde milliyetler ise, farklı coğrafyada, farklı koşullarda ve farklı gruplar olarak yaşayan insanların geliştirdikleri dilin, toplumsal kültür yada örf ve adetlerinin, diğerlerinden kaçınılmaz farklılığı idi. Buraya kadarda her şey normaldir ve henüz insanlık bir yara almamaktadır. Bunlarda belirteç olarak tanımlanmak zorunda idi, ve ABCD ler, ZKDE ler gibi belirteçler ile betimler oluştu. Adına milliyet diyoruz, ve milliyet kalıcı değil göreceli bir özelliktir, biribirine girer, değişir yada öbürü olabilir, arzu edilen bunun en doğal yollar ile olmasıdır.

Sonra aynı yerden geçen ve herkese yetecek olan bir ırmağa sadece ABCD ler sahip olmak istediğinde, düşünmedikleri tek şey neden aynı su üzerinde diğerlerininde aynı haklarının olup saygı duymaları ve kardeşce(aynı tür canlı bunlar) paylaşmaları gerektiği değilde, sadece onların olması, bunun içinde öbürlerinin sürülmesi, yok edilmesi gibi düşünceler oluşmaktaydı. Bu insanlığa uzaklaşmış ama yerine henüz bir şeyi koyamamış, hayvanlaşamayan insanın halleri idi. İnsanlıktan çıkmış ama yerine henüz hayvanlığı bile koyamamış bir haldir bu. Sonra tarihi incelediğimizde görürüzki, insanların doğal koşullarla oluşan tüm farklılık(edinim ve kazanım zenginliği) çeşitli menfi çıkarlar için ayrıcalıklar haline dönüştürülmüştür. Bu damardan ırkçılık, aynı düzlemde dincilik, ve en nihayetinde, burjuva kültür anlayışı ile milliyet faktörüde menfi çıkarlarla katılmıştır bu sahneye. Farklılığın varlığı değildir kötü olan, akisne bu zenginliğin varlığıdır, kötü olan insanların farklılığından ayrıcalıklar sağlamasıdır ki bu sebebi ne olursa olsun, ister din, ister milliyet yada bilemediniz ırk olsun, insana yabancı ve onun doğasına, aynı türdeşliğe aykırı bir durum oluşturur. Aklı başında insan kendini diğer tüm insanlardan daha ayrı görmemeli ve mümkünse ortada ayrıcalıklı ve farklılaşmalı bir dünya var ise kardeşleşme için düşüncesini çalıştırmalıdır. İnsan insandır ve nerde yada hangi toplumsal kültüre doğduğunun(iradesi ile belirleyemez) önemi olmadığı gibi ayrıcalıklarıda yoktur. Dünya herkese yeter, yeter ki insan keçi olupda ormanın filizlerinden yemesin, ve bir gün insan olduğunu ona unutturan herşeyden kurtulsun.

Kendin gibi olmayan ve kendin gibi düşünmeyenleri bertaraf etmek, bunun içinde yok etmek, öncelikle sindirmek düşüncesidir. Bunun adına milliyetçilik denemez, bunun adı faşizmdir.
-Bir öğrenci yurdunda gecenin bilmem hangi saati uluyanları duydunuz mu hiç.
-Uluduktan sonra rahatsız olan var mı diye bağırdıklarında, arkadaşım az sessiz olurmusun uyuyamıyorum diyenin ağzını burnunu kırdıklarını?
-Alt katta yatan bayan öğrencileri rahatsız etmek için(sanki onlar türk değil) odalarında zıplayarak rahatsızlık verdiklerini?
- Satır ve eline ne geçerse insanlara salya sümük saldırdıklarını?
- Sloganın yani temsilin (öz olmayanın) onlar için her şey olduğunu biliyormuyuz? O yüzden girdikleri her yerde varlık nedenlerinin temsil için olduğunu ve böylelikle ego tatmini olduğunu, hiç bir ortamla uyuşamadıklarını, çünkü benimsedikleri tek şeyin temsil ve onlara bunun öğretildiğini...

Peki yurdun kapısından girdiğinizde, görevli size şöyle sesleniyor, beyefendi giremezsiniz.
-nerede yazıyor diye soruyorsunuz
-Camda diyor.
Camdan söküyorsunuz kağıdı yırtıp atıyorsunuz ve bir daha soruyorsunuz, görevli şimdi girebilirmiyim. evet diyor korku ile.
-Evet, akşamları uluyan ulumayanların burnunu, kolunu kıran, zavallı kız öğrencilerin üzerinde tepinerek rahatsız edenler kimler diyorsunuz.
-Kimse çıkmayacak mı, o halde rahatsız edenler göstersin dendiğinde, merdivenleri bulan merdivenden, masayı bulan altına, ayağı bulan ayağınıza kapaklanıyor, bunları yaşadınız mı?

Zalim insan zulmettikleri için korkmaz ama burnu kanayacak olsa 50 takla atmaya razı olur. Çünkü zalimdir, acıma duygusu sadece kendisi içindir ve en kötüsü kendisi kendinden geriye kalanlardan daha yücedir ve burnunun kılı bile onun için değerli iken, bir başka insanın yaşamının hiç bir anlamı yoktur. Zihniyet budur. Slogan atarak, içeriği boş ve insalığa köküyle bağdaşmayan bir temsil ile ancak egosal tatminde bulunabilirler. Onların bu kullanıma açık yönü ise tarihte bir çok yerde layıklarıyla kullanılmıştır, yukarıdaki deli_cevat'ın verdikleri örnekler sadece bir kaçıdır.

İnsan her renkde, her yerde ve her dilde, her dinde insandır. yeter ki insan keçi olupda ormanın filizlerinden yemesin, ve bir gün insan olduğunu ona unutturan herşeyden kurtulsun.
  #9  
Alt 01-09-2006, 15:36
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

Her fert istediğine inanma, istediği siyasi görüşe sahip olma, seçtiği dinin icaplarını yapma ya da yapmama konusunda hürdür.

M. Kemal Atatürk.

Fakat ülkücü arkadaşlar nedense "Sol" görüşe karşı savaş açmışlardır. Atatürk'ün Hürriyet inkılabını içlerine sindirememişlerdir diye düşünüyorum. Yanılıyor isem beni aydınlatınız.
  #10  
Alt 01-09-2006, 17:09
Atheos Atheos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Aug 2006
Mesajlar: 8
Standart Re: ülkücü arkadaşlar

Şu anda ülkücülük ülkücülük değil zaten..
Şu anda dikkatli bakın eskiden olduğu gibi bu işler yine okullardan başlıyor ama bu insanlar sadece arka bulmak için giriyorlar bu aptal sırtlan sürüsüne.
Bir anket yapmadım ama yapsaydım eminim %70ten yukarısı daha başkoyduğu bu işin ne olduğunu bile bilmiyor..
Nedim Yılmaz sana kesinlikle katılıyorum.. Atatürkün düşüncelerini savundukları halde daha insanların hür olduğu bir toplum düşünemiyorlar..
Ve yine deli _cevatta Turan Dursunun kitabından cok güzel bir alıntı yapmış..
keşke yapmasaydında ben yapsaydım
Benim bu ülkücülerle konuşma şansım bol oluyor.Kendileri İslamın Hak din olduğuna, Osmanlı İmparatorluğunda hiç soykırım yapılmadığına (yani bir yeri fethettikten sonra oradaki insanlarla kardeş kardeş geçindiklerine) ve birsürü saçma icadı türklerin yaptığına ( ilk robot (suyla çalışan)bu en saçma ve en basit örneği) ve bir sürü saçma şeye daha inanıyorlar..
Bunlarıda kendilerince kanıtlıyorlar ve bunu biz değil Avrupadaki bilim adamları kanıtladı diyorlar, ondan sonra aynı bilim adamı onlara ters birşey kanıtlayıncada böyle bilimadamı olmaz oluyor..
Eh denecek söz yok.. Sadece diyorum ki ;
CEHALET MUTLULUKTUR...
Konu Kapatılmıştır

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:50 .