Bazı köktendinci Müslüman’lara göre Kur’an bir bilim kitabıdır. Çünkü onlara göre çoğu 20’nci yüzyılda yapılan buluşların bazılarına bundan 1400 yıl önce “inen” Kur’an’da rastlamak mümkündür. Bu iddiayı ciddiye almak bile saçmalıktır. Ama onlara inanan çok Müslüman vardır. Çoğu cahil insanlarsa da, arada bir aklı başında ve oldukça iyi bir eğitimden geçerek mühendislik ünvanı kazanmış kişilerin de bu iddiaları paylaştığını gözlemlemekteyiz.
Bilimsel Kur’an’ı yazdığı “The Bible, The Qur’an and Sceience” kitabı ile Batı’ya tanıtan Fransız hekimi Dr. Maurice Bucaille’dir. Bu kitabın yayınlanmasını izleyen birkaç yıl içinde Big Bang, evrenin genişlemesi, atom kavramı, embryoloji, kozmoloji, genetik, jeoloji ve diğer konuların Kur’an’da yazılı olduğu iddiaları ortaya atılmaya başlamıştır. Ayrıca Müslüman’ların birçoğu kendi çabaları ile Kur’an’da mucizevi ayetler bulmaya çalışmaktadırlar. Bazıları aradıklarını bulmaktadırlar.
Bütün bunların anlamı nedir?
Bu saçmalıklara gülüp geçmek mi lazımdır, yoksa onları ciddiye alıp yanıtlamak mı?
Sükut ikrardan gelir tümcesine inanan biri olarak ben yanıtlamayı yeğliyorum.... Bilimin ayağa düşmesine izin veremem.
Kur’an’da çok sayıda anlaması güç, muğlak, belki de tümüyle anlamsız ayetler vardır. Bilimsel oldukları iddia edilen ayetlerin çoğu öyle ayetlerdir. Onlara dayanarak bir bilim kitabı yazılamaz. Batı biliminden yararlanmadan o ayetleri bilimsel olarak yorumlamak da mümkün değildir. Başka bir deyişle Batı bilimi, örneğin, Big Bang kuramını ortaya atmamış olsaydı, aradan bin yıl geçse de Müslüman’lar, Kur’an’da bir ayetin evrenin genişlediğini açıkladığını bulamazlardı. Nitekim aradan 1400 yıl geçmiş olmasına rağmen hiç bir Müslüman bilimsel oldukları iddia edilen ayetlerdeki açıklamaları anlamamışlardır. Batı bilimi onları bulduktan sonra, bazı ayetlerin o buluşlara atıfda bulunduğu iddia edilmektedir.
Kur’an’ı popüler bilim kitabı olarak düşünmek mümkün müdür? Elbette değildir. Çünkü birkaç müphem ve muğlak ayetle çağdaş bilim yapılamaz ve öğrenilemez... Buna inanmak bilim hakkında hiç bir şey bilmemek demektir.
Ayrıca Kur’an bir bilim kitabı ise hangi bilimin kitabıdır. Fiziğin mi? Kimyanın mı? Biyolojinin mi? Sosyal bilimlerin mi? Astronominin mi?
Kur’an’da çağımızda kullanılan bilimsel ilkelerden en azından birinin bulunması gerekmiyor mu? Çağdaş bilimsel kavramların hiç biri ile bağdaşmayan bir kitap nasıl bilimsel olarak kabul edilebilir.
Quantum mekanik ilkeler 20’nci yüzyılda bilimin çehresini değiştirmiştir. Kur’an’da onlarla ilgili olduğu iddia edilebilecek bir ayetle henüz karşılaşılmamıştır. Kimbilir, belki de köktendinci bir Müslüman onları da müphem ve anlaşılması olanaksız ayetlerden birinde bulabilir... Ama onlarla kimi kandırabilecektir.
Allah’ın kelamı oldukları iddia edilen bazı ayetlerin bilimsel olduklarını kabul edelim... Herşeye kadir olan bir ilah bu kadar mı beceriksizdir? Müslüman kullarını 1400 yıl boyunca aptal yerine koymamış mıdır? İndirdiği ayetlere onlar 1400 yıl öküzün duvara baktığı gibi bakmamışlar mıdır?
İslamcıların Kur’an’da bulduğu bilimsel kuramların belli başlılarına aşağıda değinmek ve onları yanıtlamak istiyorum..
1. Big Bang onların ilkidir. Aşağıdaki ayetlerin Big Bang’e işaret ettiği iddia edilmektedir.
|
21:30 - O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
|
Bazı İslamistlere göre bu ayet Big Bang’i açıklamaktadır. Gök ve yerin birbirlerinden ayrılmasını Big Bang denen büyük patlama ile açıkarlar.
Bunu anlamak için bu ayeti izleyen iki ayeti inceleyelim.
31 - Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
32 - Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah''ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar. O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?
Daha sonra Rad 2’ye göz atalım…
13: 2 - Allah O''dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.
Görüldüğü üzere bütün bu ayetlerde dünyadan bahsedilmektedir. Big Bang’den değil… Big Bang aslında uzay-zaman singülaritesidir. Bütün güçlerin birleştiği ve tek olduğu bir durumdur. Kur’an’da dünyanın kaba bir tasviri yapılmakta ve yapılan gözlemler ilkel bir şekilde yorumlanmaktadır. Dağların varlığı depremleri önleyen oluşumlar olarak açıklanmaktadır. Bu ayetlerde dünyadan bahsedilmektedir. Evrenden ve singularite olan Big Bang’den değil.
Dünya Big Bang’den milyarlarca yıl sonra ortaya çıkmıştır. Big Bang’i bu tür ilkel bir şekilde açıklamanın ne anlamı vardır. Madem Allah Big Bang’i bilmektedir, neden onu biraz daha açık ve doğru bir şekilde tarif etmemektedir? Bu ayetin Kur’an’da bulunmasının Müslüman’lara ne gibi bir yararı olacaktır. Eğer bu ayet Allah’ın büyüklüğünü ve nelere kadir olduğunu göstermek için indi ise, bundan çok daha etkili bir yöntem bulunabilirdi.. Allah neden onlara baş vurmamışta ilkel ve anlaşılması olanaksız bir ayetle buna teşebbüs etmiştir.
HACI