bazı kurnaz vede kendini akıllı zanneden paparaziler var sitemizde.
onların araştırmaları vede bizlere sundukları ne derece dogru acaba demek istiyor insan?
--------------------------------------------------------------------------
Medya yalanlarını insan hakları örgütleri tamamlıyor
Suriye'de "işkencede öldürüldü" denilen Zeynep'in canlı yayına çıkıp "evdeki baskıdan kaçtım" demesi, medya yalanlarına bir yenisini eklemişti. Medyanın bu hikayeleri yaymaktaki rolü bilinirken, Zeynep'in örneğinde uluslararası insan hakları örgütünün tutumu ise sorgulanmayı daha çok hak ediyor.
Geçtiğimiz hafta daha önce “işkence görerek feci şekilde öldürüldü” denilen Zeynep El-Hüsni'nin canlı yayında televizyona çıkması ile uluslararası medyanın manipülasyonlarının seviyesi bir kez daha görüldü. Olayda belki en az medya kadar kusur aranması gereken iki örgüt ise Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü idi. Bu iki örgüt, adeta oldu bittiye getirerek, bir dizi neden sonuç ilişkisini kurarak, bulunan ölü bedeni Suriye devletinin "halkına karşı estirdiği terör sonucu" olarak etiketlemiş ve bu da uluslararası kamuoyunu Suriye'ye yaptırımlara ikna etmek amacıyla başarı ile kullanılmıştı.
Zeynep El-Hüsni canlı yayına çıkınca bu iki örgüt özür dilemek zorunda kaldı. Ortaklaşa yayımladıkları özürde iki örgüt, Zeynep'e ait olduğu düşünülen cesedin kimlik belirlemesindeki yanlışın yapılmasında topu Zeynep'in ailesine attı ve ailenin tanınmaz haldeki cesedin Zeynep'in cesedi olduğunu söylediklerini belirtti. Ancak iki örgütün Zeynep'in Suriye devleti tarafından öldürüldüğünü yayımladıkları ilk açıklamalarında bu cesedin devletin görevlileri tarafından bu hale getirildiği sonucuna nasıl vardıkları da açıklanmamıştı. Örneğin açıklamada Zeynep'in güvenlik güçleri tarafından kaçırıldığı yazıyordu, ancak Zeynep canlı yayında kendi başına evden kaçtığını söylemişti.
Dolayısıyla neden sonuç ilişkilerinin ve eksik halkaların bu örgütler tarafından bu şekilde tamamlanması adeta Suriye'ye karşı Batılı devletlerin kurdukları planın insani amaçlarla kurulmuş bu örgütlerin desteği ile ileri itilmesi ve yürürlüğe konulması, dış müdahalenin uluslararası kamuoyuna meşru gösterilmesi sonucunu doğurdu.
İnsan hakları örgütü medya tuzağına mı düşüyor?
Arap dünyasındaki halk isyanlarının, ülkelerinde köklü değişiklikler yerine batı yanlısı rejimlere yol veren değişimlerle sonuçlanması için son dönemde en önemli araç, medya manipülasyonu oldu. Bazen o kadar absürd yalanlar atıldı ki, Kaddafi ordusunun
toplu imha silahı olarak Viagra dağıttığı ve 8 yaşında çocuklara tecavüz ettiği, toprak üstünde birkaç hayvan kemiği bulununca
1270 kişilik toplu mezar bulunduğu gibi hikayelerle karşı karşıya kaldık.
HRW ABD'nin kullanımında
Medyanın durumu bu iken, uluslararası insan hakları örgütlerinin de bu yanlış bilgilendirme çabalarına ortak olmaları oldukça tehlikeli. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), kurulduğundan beri genel olarak
şüpheyle yaklaşılan bir örgüt oldu. Soros gibi milyarderlerin finanse ettiği örgütün 2010 bütçesine göre genel harcamalara 2 milyon 340 bin dolar, bağış kampanyalarına ise 8 milyon dolar harcandı.
ABD dış politikası çizgisinin savunucusu olduğu bilinen örgütün ABD Dışişleri Bakanlığı'yla ilişkisinin yakınlığı ise, son olarak 08BANGKOK1522 kodlu Wikileaks belgesinde ortaya çıktı. Belgede, ABD büyükelçiliğinin "uzun süreli ve güvenilir bir temasının" Tayland'da "HRW ile çalıştığı" belirtilerek, buradan gelen bilgiler aktarılıyordu.
Uluslararası Af Örgütü ise, herhangi bir ülkenin dış politikasına bağlı bir kuruluş değil. Kuruluşun şimdiye kadar çeşitli ülkelerde yaptığı değerli çalışmalar da belli bir prestij kazanmasını sağladı. Bu çalışmalar, büyük oranda dürüst ve kendini adamış yerel militanlara bağlı olarak ilerliyor. Ancak kuruluşun hem medya manipülasyonlarından, hem de ideolojik olarak emperyalizmin "insani müdahale" kavramından etkilendiği görülüyor.
İki örgütün 5 Ekim'de yayımladıkları ortak bildiri şu şekilde:
“Uluslararası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi'nin Zeyneb El-Hüsni hakkındaki ortak açıklaması:
Eylül 2011'de Uluslarası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi Zeyneb El-Hüsni olduğu düşünülen bir kadının bilinmeyen kişilerce öldürülmesi ve parçalanması hakkında bir rapor hazırladı.
Zeyneb Humus'daki evinde iken Temmuz sonunda kaybolmuş ve ailesi onu aradıklarını ama bulamadıklarını söylemiştir. El-Hüsni'nin ailesi Humus'daki askeri hastanede cesedin Zeyneb olduğunu Uluslarası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi'ne bildirdiler. Kafa ve kollar kesilmiş ve yüz de dahil olmak üzere vücudun kimi yerlerinde ağır yanıklar vardı. Aile daha sonra bir cenaze töreni düzenleyerek ölü bedeni defnetti.
4 Ekim 2011'de Suriye devlet televizyonu kendisini Zeyneb El-Hüsni olarak tanıtan bir kadınla canlı yayında bir röportaj yayımladı. Röportajda Zeyneb evinden abilerinin baskısı nedeniyle kaçtığını belirtti.
Zeyneb El-Hüsni'nin ailesi bu yayının arkasından televizyondaki kadının gerçekten de Zeyneb El-Hüsni olduğunu doğruladı.
El-Hüsni ailesi tarafından defnedilen kadın cesedinin kimliği bilinmiyor ve Uluslararası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi bu cesedin kimliğinin belirlenmesi için bağımsız bir soruşturma talebinde bulundu.
Uluslararası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi Suriye'li yetkililere bu vakayı ve başka rahatsız edici vakaları soruşturmak için gecikme olmadan izin vermelerini istedi. BM insan hakları yetkilileri ile birlikte bu iki örgüt kitlesel protestoların başladığı Mart ayından itibaren mütemadiyen Suriye'ye girme izni istediler ancak bugüne kadar engellendi.
Uluslararası Af Örgütü'nün ve İnsan Hakları İzleme Komitesi bedenin Zeyneb El-Hüsni olarak yanlış tanınmasına sonucunu veren hatalardan dolayı üzgündür; iki örgüt de aslında bilgilerini birden fazla ve bağımsız kaynaklarla doğrular.
Uluslararası Af Örgütü basın açıklamasını Zeyneb'in abileri ile konuştuktan sonra yaptı. İnsan Hakları İzleme Komitesi el-Hüsni'nin annesi ile de konuşmuş, cesedi yıkayan abisi ile de konuşmuştur. Zeyneb'in ailesinin cesetteki yoğun tahribat nedeniyle cesedin kimliğinde yanıldıkları bellidir.
İnsan Hakları İzleme Komitesi ve Uluslarası Af Örgütü Suriye hükümetine, aralarında Ağustos ayında oluşturulmuş Birleşmiş Milleter Soruşturma Komitesi de olmak üzere bağımsız insan hakları soruşturması yapabilecek yetkililere hemen izin vermesi çağrısı yapmaktadır.
17 Eylül'de Humus'daki askeri hastanede çalışanlar el-Hüsni'nin annesini kendilerine getirilen cesedin kimliğini belirlemesi için çağırdı. Zira Zeyneb iki aydan fazla bir zamandır kayıptı. Anne cesedin kayıp kızı olduğunu ifade etti.
Örgütler, Suriye yetkililerine gömülen kadının kimliğinin belirlenmesi için acilen adım atmalarını, vahşi bir şekilde öldürülen bu Suriyeli kadının cinayeti hakkında bir soruşturma açılmasını, bunların yanında da Suriye'de halihazırda hergün devam eden insan hakları ihlallerinin de soruşturulmasını talep eder. Bu güne kadar tahmin edilen ölüm sayısı 2 bin 600 kişidir.
İlgili haberler: