
16-10-2011, 21:23
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Türkiyede Kadın İstihdamı
Bir başlıkta kadına yönelik şiddetin kadının boyun eğmemesinin neden olduğunu okudum. Boyun eğmemenin ön şartının günlük yaşama olan katkının artması(iş gücünde yeralma) olduğunu düşünürsek, ülkede özgür ve bağımsız kadının daha fazla şiddet gördüğü sonucuna ulaşırız. Bu şiddetin de bir iyileşme sürecini temsil ettiği düşünülebilir. Ben de durumun gerçekten bu yönde mi olduğunu merak ederek bir miktar araştırma yaptım ve elde ettiğim sonuçları burada da paylaşmayı uygun gördüm. Konu başlığı olarak "Türkiyede Kadın İstihdamı"nı seçmemin nedeni ise kadının toplum içinde ve günlük yaşamda yer edinme oranını veren en iyi ölçünün istihdam oranları olduğunu düşünmem.
Türkiye'de kadına yönelik şiddet son yıllarda büyük bir tırmanış içinde. Uzmanlara göre bu artıştaki en büyük etken, erkek egemen toplum içerisinde artan ekonomik sıkıntıların oluşturduğu stresin kadına kanalize edilmesi. Fakat ekonomik yönden bir iyileşme ve refak toplumu olma yolunda olduğunu düşünen bazı iyimser kişilere göre ise, bu şiddet, kadının gündelik hayat içerisinde daha fazla yer edinerek kendi ayakları üzerinde durması ve erkekten daha bağımsız bir hayat sürmesi isteğinin geri tepmesi sonucu tırmanmakta.
Kadının ekonomik olarak erkekten daha bağımsız olarak yaşayabilmesinin ön koşulu, iş gücüne katılımından geçer. iş gücüne katılımda kadın payının artması, ekonomik olarak erkekten bağımsızlığını kazanan kadın sayısının da artması beklentisini doğurur. Peki gerçekten de kadının iş gücüne katılım oranlarında bir artış var mı? Türkiye dünyada ya da müslüman ülkeler genelinde nerede yer almakta?
Türkiye üzerine yapılan ulusal ve uluslararası çalışmaların gösterdiğine göre, kadın istihdamı konusunda bir iyileşmeden çok bir kötüleşme ve gerileme mevcut. yapılan çalışmalardan elde edilen verilere göre, 1988 yılından 2006 yılına kadar kadının iş gücündeki oranı düşüş göstermekte.

Grafik incelendiğinde, kadının iş gücüne katılımının düşüş göstermekte olduğu görülebilir. Yine tablonun alındığı çalışmadan oranlara bakılacak olursa; 1988 yılında %34,3 olan oran 2006 yılında %24.9'a inmiştir. Yine bir başka çalışmaya göre bu oran 2007 yılında %22,2 ve 2008 yılında %25.4 düzeyindedir. Eldeki verilere göre, kadınların çalışma yaşamındaki payın 1988 yılından bu yana gerilemekte olduğu ve son yıllarda bir iyileşme yaşansa da hala 1988 yılındaki seviyesinden çok uzak olduğu görülecektir.
Bu tablonun oluşmasında kırsal kesimden kente yaşanan görlerin de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kırsaldan şehirlere yaşanan göç sonunda, kadınlar, şehirdeki çalışma koşullarını sağlayamadıkları için oranların düşük çıkması söz konusu olabilir. Yine tablo üzerinde inceleyecek olursak:

Tablolar incelenecek olursa, kırsal kesimde kadının iş gücüne katılım oranı azalırken, kentlerde çok küçük bir artış yaşandığı görülmektedir. Ancak bu artış, kentli kadının iş gücüne katılması oranını güçlükle %20 seviyesine taşıyabilmiştir.
Grafikler çoğu zaman aldatıcı sonuçlar gösterebileceği için, en kesin yargı yine rakamlar incelenerek elde edilecektir. Yine tablo üzerinde anlatacak olursak:

Tablo incelendiği zaman, çalışan kadın sayısının 1988 yılına göre artış gösterirken, 2000 yılına göre azalmakta olduğu görülmektedir. Bunda 2001 yılında yaşanmış olan ekonomik krizin etkisi olduğu düşünülebilir. Ancak, çalışan kadın sayısındaki artış, iş gücü olarak sayılabilecek kadın sayısındaki artışı karşılamamaktadır. Bunun sonucunda da, iş gücüne katılan kadın oranları %34,3 seviyesinden % 24,9 seviyesine gerilemektedir. Bu da kadının gündelik yaşamdaki ve çalışma hayarındaki yerinin arttığını değil azaldığını gösterir. Ayrıca, iş gücü olarak sayılabilecek kadın nüfus içerisinde işsizlik oranının artış göstererek %10 seviyesinin üzerine çıkması da bu tezi destekler niteliktedir.
Türkiye İstatistik Kurumun(TÜİK)'den elde edilebilecek verilere göre 2010 yılında kadın istihdam oranı %27,6 olarak verilmiştir. Ancak yukarıda sunulan verilerde, çalışmaya sadece 15 yaş üzerindeki bireyler dahil edilirken, TÜİK verileri içerisine 15 yalındaki bireyler de dahil edilmişlerdir. Bu da istihdam ve iş gücüne katılım oranlarında artışa neden olmaktadır. Bu bireyler veri setinden çıkarıldığında oranlarda düşüş yaşanması olasıdır.
Türkiye'nin dünya genelindeki ve diğer müslüman ülkeler arasındaki durumu nedir diye bakacak olursa, elde edilen sonuçların yine iç açıcı olmadığını rahatlıkla görebiliriz.

Kadınların iş gücüne katılım oranları dünya genelinde ve seçilen müslüman ülkeler genelinde 1988 yılından bu yana düzenli olarak artış gösterirken, Türkiye'de bu oran düzenli bir düşüş şeklindedir.
Tüm bu veriler incelendiğinde, kadına yönelik şiddette yaşanan artışın, iddia edildiği gibi kadının günlük yaşamda yerinin artmasının ve erkekten daha bağımsız bir hale gelmesinin yansıması olmadığı ve dolayısıyla bunun bir iyileşme süreci olmadığı rahatlıkla söylenebilir.
KAYNAKLAR:
1) Türkiye'nin Demografik Dönüşümü, Havettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü.
2) Türkiyede Kadınların İşgücüne Katılımı: Eğilimler, Belirleyici faktörler ve Politika çerçevesi, TC. Başbakanlık Devlet PlanlamaTeşkilatı.
3) Türkiye'de Kadın İstihdamının Durumu, ILO.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
Konu istatistik tarafından (16-10-2011 Saat 22:02 ) değiştirilmiştir.
|

16-10-2011, 21:34
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2011
Mesajlar: 1.653
|
|
kadının çalışması kadına yönelik şiddeti doğurması zaten mantıksızdır. bilakis kadının çalışması o kadının kendinden daha emin olması dolayısıyla boşanma oranının artması olabilir sadece. kadına şiddetin altında yatan gerçek sebep kadının çalışması değildir.
|

16-10-2011, 21:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Aksini iddia eden fantastik bir beyanı forumlardaki konuların birinde okuduğum için bu yazıyı hazırladım. Yazıdan da görüleceği üzere, kadın gündelik yaşamda yer alma konusunda 1988 yılından geridedir. Bu nedenle de yaşanan minik artış kadına yönelik şiddetin gerekçesi olamaz.
En çok şaşırtan ise diğer müslüman ülkelere göre Türkiye'nin hissedilir derecede geri gitmiş olması.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

16-10-2011, 21:43
|
 |
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
|
|
|
Tüm bu veriler incelendiğinde, kadına yönelik şiddette yaşanan artışın, iddia edildiği gibi kadının günlük yaşamda yerinin artmasının ve erkekten daha bağımsız bir hale gelmesinin yansıması olmadığı ve dolayısıyla bunun bir iyileşme süreci olmadığı rahatlıkla söylenebilir.
|
Bunun aksini söyleyen süper zeka kim? Tanıyor muyuz onu?
|

16-10-2011, 21:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
murted´isimli üyeden Alıntı
Bunun aksini söyleyen süper zeka kim? Tanıyor muyuz onu?
|
Aşağıda bir mesajını yayınlayacağım yazarı aslında hepimiz tanıyoruz. Eğer gelirse iddiasını savunmasını beklerim.
jadi´isimli üyeden Alıntı
Kisacasi Turkiye normallesiyor. Ben bunlari bir gecis sureci olarak degerlendiriyorum. Artik televizyonlarda Dersim katliami, Ermeni soykirimi, Kurt sorunu gibi meseleler buyuk bir rahatlik icerisinde konusulabiliyor. Eskiden kimsenin hayal bile edemeyecegi seyler yapiliyor. Seyh Said'e anma gunleri duzenleniyor...vs. Son yillarda kadin cinayetlerinin artmasi bile Turkiye'nin ozgurlesme surecinin bir sonucu. Kadinlar artik eskisi gibi boyun egmedigi, ayrilmak istedigi icin katlediliyorlar. Eskiden dizlerini kirip oturdukleri icin sorun yok gibi gorunurdu. Kemalist zihniyetle ...
|
Eskiden dizini kırıp oturan kadınlarımız, artık boyun eğmiyorlarmış. Bu nedenle de öldürülüyorlarmış. Boyun eğmemek ve ayrılmak için temel koşulun ekonomik bağımsızlık olduğunu düşünürsek önermenin yanlış olduğunu açıkça görebiliriz.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

16-10-2011, 21:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
TUBA´isimli üyeden Alıntı
kadının çalışması kadına yönelik şiddeti doğurması zaten mantıksızdır. bilakis kadının çalışması o kadının kendinden daha emin olması dolayısıyla boşanma oranının artması olabilir sadece. kadına şiddetin altında yatan gerçek sebep kadının çalışması değildir.
|
Dedigin dogru olsa da, pek coklarina gore boyle degil maalesef Tuba. Is hayatina giren kadin degisiyor, kendi yapabileceklerinin farkina variyor, erkege bagimli halden daha ozgur hale geliyor. Bu da siddet icin gerekce teskil ediyor bazilarina gore.
Oysa kadin calissin veya calismasin, siddet insanin dogasinda var. Hic calismadigi halde dayak yiyen o kadar kadin var ki..
|

16-10-2011, 22:00
|
 |
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
|
|
Nedense benim de aklıma gelen ilk hatta tek kişi oydu. Tesadüf olabilir mi?
AB en son Kemalizmi benimsediğini deklare etmişti galiba. Ya da ne bileyim, Kemalizler ekleme falan yapmışlardır rapora kaşla göz arasında.
http://www.t24.com.tr/ilerleme-rapor...er/170337.aspx
KADIN ŞİDDETİ: Raporda Türkiye’deki kadınların durumundaki kötüleşme (şiddet ...vs), namus cinayetleri ve zorla evlilik vakalarının artmasından duyulan kaygılara da yer veriliyor.
Rapordan da anlaşılabildiği gibi öyle hiç iyiye giden bir şey yok. Bunlar iç işlerimize ne karışıyor, bizim büyümemizden rahatsız oluyorlar, Akpli'nin, Akpli'den başka dostu yok, he de höde denilebilir belki.
|

16-10-2011, 22:06
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2011
Mesajlar: 1.653
|
|
Neva´isimli üyeden Alıntı
Oysa kadin calissin veya calismasin, siddet insanin dogasinda var. Hic calismadigi halde dayak yiyen o kadar kadin var ki..
|
orası öyle sevgili neva, ama aslolan şudur ki bir kadının mali özgürlüğünü kazanması en büyük etken olarak boşanmadır. yani bir erkeğe bağımlı olmayacağından ayrılmayı seçecektir. ama diğer taraftan çalışmayan bir kadın başka bir güvenceside yoksa elimahkum çekecektir. üstelik bir de belli bir kesimin daha önceleride belirttiğim gibi dini kurallara göre bunu normal kabul edip yaşamsıda var.
|

16-10-2011, 22:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Boyun eğmeyişin (ayrılma, bağımsız olma isteği, toplumsal yaşantıda yer edinme) şiddeti tetiklediği düşüncesi kişisel görüşüm yanlış bir düşünce. Mantıksal olarak, ayrılma isteğinin şiddeti değil, şiddetin ayrılma isteğini etkilemesi beklenir.
murted´isimli üyeden Alıntı
Nedense benim de aklıma gelen ilk hatta tek kişi oydu. Tesadüf olabilir mi?
AB en son Kemalizmi benimsediğini deklare etmişti galiba. Ya da ne bileyim, Kemalizler ekleme falan yapmışlardır rapora kaşla göz arasında.
http://www.t24.com.tr/ilerleme-rapor...er/170337.aspx
KADIN ŞİDDETİ: Raporda Türkiye’deki kadınların durumundaki kötüleşme (şiddet ...vs), namus cinayetleri ve zorla evlilik vakalarının artmasından duyulan kaygılara da yer veriliyor.
Rapordan da anlaşılabildiği gibi öyle hiç iyiye giden bir şey yok. Bunlar iç işlerimize ne karışıyor, bizim büyümemizden rahatsız oluyorlar, Akpli'nin, Akpli'den başka dostu yok, he de höde denilebilir belki.
|
AB raportörleri içine kemalist sızmalar yaşanması muhtemel. Tabi daha çılgın bir düşünce, ülkede kadınlar konusunda pek de bir iyileşme süreci olmadığı, aksine daha fazla baskı altına alınıp gündelik hayattan dışlandıkları şeklinde olabilir. Biliyorum çok çılgın ve gerçek olmaktan uzak gibi duruyor
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

18-10-2011, 15:35
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 18 Jun 2011
Bulunduğu yer: Mordor- Killuminati
Mesajlar: 1.836
|
|
Turkiye'de kadina yonelik siddet her zaman yuksekti. Mevzu edilen iletimde siddetten degil katliamdan bahsetmistim. Bu katliamlarin artmasi kadinlari artik boyun egmek yerine ayrilmak istemelerinden kaynaklaniyor. Kadinlar "kocam sever de dover de" demedikleri icin ya daha fazla siddete maruz kaliyor ya da katlediliyorlar. Destekleyemeyegim hicbir iddada bulunmam. Mahalle kadinlari dedikodu yapmaktan vazgecip delikanli gibi tartismayi ogrenmenizi diliyorum sadece
http://www.ozgur-gundem.com/index.ph...ay&module=nuce
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:39 .
|