Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-10-2011, 12:06
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart Muhafazakarlaşmada Kemalizmin Payı

Toplumun muhafazakarlığı aşamaması ve tutucu tepkiler vermesinde, farklılıklara hoşgörüsüz, tabularını aşamamış ve demokratik bir kültürü sindirememiş olmasında kemalizmin payı nedir?

Muhafazakarlar, genel bir eğilim olarak kendilerinden farklı olanları ''ötekileştirerek'' olumsuzlarlar. ''Bana ne? Ben kendime bakarım.'' diyememektedirler. Başkalarının ne yiyip içtikleri, ne giydikleri, nasıl yaşadıkları, cinsel hayatları bile onların ilgi ve kınama konusu olur. Yargılama(''önyargım, son yargımdır'' şeklinde özetlenebilir) ve yaftalamalara sık başvururlar. Dahil oldukları topluluğa benzememek adeta bir günah ya da suçtur. Birey olamamışlardır. Tümüyle dahil oldukları topluluğa aittirler. Bundan ayrı bir kimlikleri yoktur. Aksi halde boşlukta hissederler. Kişisel bağımsızlık sıfıra yakındır. Bu yüzden hayatlarının her kararında onlara ne yapacakları ''bir büyükleri'', kutsal kitapları ya da aile-cemaat reislerince buyurulur. Bireysel iradelerini bu buyuruklara teslim etmekte bir çeşit güvenlik ve huzur ararlar. Mazoşist bir kişilik göze çarpar. Kendi özgürlüğünden ürküp kaçma eğilimindedirler. Birey olabilenlerdeki özgür edimler onlara ''ahlaksızlık'' gibi görünür. Sürü psikolojisi egemendir. Herşeyi inançları(sürüleri) çerçevesinde değerlendirirler. Herşeyin kutsal kitaplarında cevaplandığına inandıkları için başka birşeye ihtiyaçları olmadığına inanma eğilimindedirler. Her yenilik bir tehdit gibi algılanır.

Burjuvazi, -her ne kadar güçsüzlük, yalıtılmışlık ve kıstırılmışlık duyguları zerketse de- kendi 'demokratik devrimlerinde' geleneksel kurumlardan özgürleşme ve bunun sunduğu bir bireysel gelişim olanağı da sağlamıştı. İktidarı geleneksel kurumlardan almak ve piyasanın önünü açmak ihtiyacındaydılar. Bunun için emekçi çoğunluğun da desteği şarttı ve bu yüzden onlara da birşeyler vaat edip verdiler. Gelişkin Batı demokrasileri ve sosyal haklar bu şekilde elde edildi. Bizdeki kemalizm ise burjuvazinin muhafazakarlaşıp kendi egemenliğini korumak kaygısıyla tutuculaştığı bir dönemde geç kalmış bir burjuva devrimi olarak ortaya çıktı. Bu yüzden toplumumuzu, Batı toplumlarında olduğu gibi sekülerleştiremedi. Öte yandan, kemalizm tepeden ve bürokratik bir ''devrim'' olarak, yani burjuva sınıfının yükselen mücadelesiyle halka da birşeyler vaat edip politik iktidarı almak için sürdürdüğü tabandan bir mücadele değil de eskinin bürokrasi artıklarının baskıcı devlet geleneği ve pek çok geleneksel kurumu dönüştürmek üzerinden ilerledikleri bir ''devrim'' olarak, burjuva devrimlerinin en temel kazanımları olan 'geleneksel kurumlardan özgürleşme', 'halkı politize etme', 'otoriteye başkaldırma kültürü edindirme', 'toplumda bireyselleşmeyi sağlama' gibi kazanımları daha doğmadan öldürdü.

Bugün toplumda otoriteryan ve geleneksel eğilimlerin yaygınlığının ve -tam da bu yüzden- solun kitleselleşememesinin başlıca sorumlularından biri kemalizmdir. Kemalizm, içinde öyle bir çelişki barındırır ki, ''çağdaşlaşma'' ve sekülerleşme dediği şeyin temeli bireysellik, özgürlük, demokrasi ve katılımcılık olduğu halde devlete ve tepedenciliğe vurgu yaparak bunların toplumda gelişimini köstekleyen, böylece kendi ayağına da kurşun sıkan, bu yüzden girdiği hiçbir seçimi kazanamayan güdük bir politik akım olmanın ötesine gidememiştir.

Demokratik devrimler Batıda önce kapitalist üretim sistemi ve burjuva sınıfının gelişimi, sonra bunların politik iktidarı da istemesi ve bunu elde edebilmek için geleneksellikle hesaplaşıp emekçilere vaatlerde bulunmalarıyla gelmiştir. Yani;
1- Kapitalist üretim ilişkilerinin gelişimi ve burjuva sınıfının öne çıkması
2- Ekonomik hayata hakim olan burjuvazinin politik hayatta da hakimiyet istemesi ve feodal-geleneksel kurumlarla(eski devlet, kilise v.s.) karşı karşıya gelmesi
3- Bu zıtlık içinde güçlenebilmek için halk desteğine ihtiyaç duyması ve gerek geleneksel kurumlarının itibarının sarsılmasına katkı koyup(aydınlanma, reform v.s.) gerekse halka pek çok sosyal hak vaat edip(yaşam kalitesinin yükselmesi, demokrasi, katılımcılık v.s.) ile toplumu dönüştürme
4-Sonunda da halk desteği ile iktidarı alıp tutuculaşma. Ama bu zamana kadar toplumun belli kazanımlar edinmesi ve dönüşüm yaşamış olması.

Kemalizmde ise sıralama terstir. Önce yıkılması hedeflenen geleneksel kurumların toplumdaki gücü kullanılarak otoriteryan bir rejim kurulmuş, sonra devlet eliyle burjuva sınıfı yaratılmıştır. Yani;
1- Eski devlet aygıtının artıklarınca bir ''kurtuluş savaşının'' yürütülmesi, toplum desteğini buna bağlama ama askeri emir-komuta zinciri içinde bu desteği erksizleştirme ve kendine tabi kılma
2- Kendini devletleştirip toplumda devlete itaat kültürünü derinleştirme, devlet eliyle burjuva sınıfı ve kapitalistleşmeyi başlatıp kontrol altında tutma
3- Toplumun gelenekselle hesaplaşamaması, demokrasi ve katılımcılıkla tanışmaması, politikleşememesi, devletin tebası olmaktan çıkamaması; tüm bu eksiklerin tepeden ''devrimlerle'' kapatılmaya çalışılması.

Oysa demokrasi dahil pek çok sosyal hak ve kültürel sekülerleşmenin motoru olan bireysellik gelişimi, özgürleşme v.s. burjuva sınıfının eski devlet aygıtı ve kiliseyle çatışarak, kitleleri de bu çatışmada arklasına alıp onların kültürünü dönüştürerek, onları gelenekselden kopararak gerçekleştirilmiştir. Kemalizm ise daha baştan burjuvaziyi geleneksel otoriter devletin himayesinde ortaya çıkarmış ve bu sınıfın devlet için tehlike olmasını, yani sağlıklı bir demokratikleşme ve toplumsal sekülerleşmeyi başlatmasını baltalamıştır. Burjuvazi de her zaman devletçi-otoriteryan bir çizgide olmuştur. Bizdeki liberalizmin sağ partilerin muhafazakar ve otoriteryan yönelimlerinin sığıntısı konumunu aşamaması ve hep bu tür partilerin ardından yürümesinin sebebi budur. Kemalizm, demokratik devrimin ateşleyici öznesi olan burjuvaziyi daha baştan pasifize edip devlete bağladığı için emekçi kitlelerde de bireyleşme, hakkını arama, demokrasi ve bunların getirisi olarak sekülerleşme sağlanamamıştır. Bu durum solun güdüklüğünün sebebi olmanın yanı sıra, kemalizmi de kendi kazdığı kuyuya düşürmüştür.

Kemalizm ciddiye alınmaya değmeyecek denli sakat ve çelişkili bir politik akımdır. Hala taraftarları olduğunu görmek üzücü. Kentleşme ve kapitalist gelişime rağmen bugünkü otoriterlik, teba kültürü, muhafazakarlık, bireyleşmemişlik, demokrasi ve özgürlük gibi değerlerin toplumsallaşamaması, sekülerleşmenin elitlerle sınırlı kalması v.b. arızaların baş müsebbibi kemalizmdir.

Konu Jolly Jocker tarafından (27-10-2011 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27-10-2011, 15:54
jadi jadi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 18 Jun 2011
Bulunduğu yer: Mordor- Killuminati
Mesajlar: 1.836
Standart

Kemalizm bu ulkeyi cagdaslastirmak iddasinda bulunurken en basindan itibaren hep bunun tam tersini yapmistir. Kemalist devletin kendini koruma mekanizmalarindan biri olan anayasa mahkemesinin 1998 tarihinde verdigi kararlardan birine bakalim mesela. Namus cinayeti indiriminin anayasaya aykiri olmadigini soylemisler:

.7.1998 tarih,1997/45 E. 1998/48 K sayılı Anayasa Mahkemesi kararına göre, “Madde ile failde meydana gelen durumun iradesini etkileyeceği, onda feveran ve ruhi sıkıntı meydana getireceği nedeniyle bu durum özel bir haksız tahrik hali olarak kabul edilmiştir. Anayasa'nın eşitlik ilkesini içeren 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Faile verilecek ceza indirilirken cinsiyet ayrımı yapılmadığından eşitlik
ilkesine aykırılıktan söz edilemez. Aynı suçu işleyen kız kardeşin de aynı kurallara göre cezasından indirim yapılacak olması karşısında Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık savı yerinde değildir. Kaldı ki, yasa

http://www.ankahukuk.com/index.php?o...ponent&print=1
Yargitay'in verdigi bir karara gore ise bekaret este olmasi gereken bir ozellikmis

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=43994

Arastirildigi takdirde bunlar gibi onlarca ornek bulunabilir. Kemalizm sinsiden sinsiye hep toplumu daha da muhafazakarlastirmak icin politikalar uretmistir. Cagdas olma iddasini ise sadece Osmanli tarihini karalayarak yapmaya calisir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27-10-2011, 18:40
jadi jadi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 18 Jun 2011
Bulunduğu yer: Mordor- Killuminati
Mesajlar: 1.836
Standart

AB uyelik sureci icerisinde daha yeni degistiridigimiz bazi cagdisi kanunlar asagida. Kadinlara yonelik ayrimcilik hat safhada. Ornegin eski yasa bakire olmayan bir kadina tecavuz edilirse buna ceza indirimi verirdi. Kemalizmi modernizme es deger goren insanlarin yanitlamakta gucluk cekecegi cok agir insan haklari ihlalleri mevzu bahis. Bu adamlarin bas ortusune takintili olmalari ise ayri bir sendromdur. Seksen yil bu ceza yasasina maruz kalmis bir toplumun muhafazakar egilimler gostermesi normal biseydir. Neyse ki bu cirkinlikler yavas yavas duzeltiliyor


http://www.kadinininsanhaklari.org/ceza_kanunu.php
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30-10-2011, 00:47
Brian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Brian Brian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Jul 2011
Mesajlar: 742
Standart

Dünyada kapitalizm SOS sinyalleri vermeye başladı. Amerika'da bile bir sürü olay oluyor.

Bizim muhafazakarlar sanki kapitalizmi yeni keşfetmiş gibi heyecan içindeler.

Ama bu heyecan dünyayı anlamaktan son derece uzak....

Zamanı ve devri anlamaktan son derece uzak...

Kemalistlerde de aynı problem var. (Aslında baştan beri vardı ama artık çok net biçimde gözükmeye başladı.)

Kemalistler hala 1920'lü yıllarda yaşadığımızı sanıyorlar. Hala oralarda dolaşıyorlar. Kemalistler baştan beri dünyada birçok şeyi neredeyse 100 yıl geriden takip ettikleri için kapitalizmi de bir türlü doğru dürüst anlayamadılar.

Dünya onların düşündüğünden çok farklı bir yerde ve farklı bir yere doğru gidiyor.

Konu Brian tarafından (30-10-2011 Saat 00:57 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30-10-2011, 01:09
nobullshit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nobullshit nobullshit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2011
Mesajlar: 103
Standart

Kemalizmi kapitalizm yanlısı sayan ve Kemalist olduklarını iddia eden zümrelerin tatbikatlarını Kemalizmin niteliğiymiş gibi algılayan insanlar azalarak bitmeli.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 30-10-2011, 01:32
Brian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Brian Brian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Jul 2011
Mesajlar: 742
Standart

nobullshit´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kemalizmi kapitalizm yanlısı sayan ve Kemalist olduklarını iddia eden zümrelerin tatbikatlarını Kemalizmin niteliğiymiş gibi algılayan insanlar azalarak bitmeli.
Kemalizmin kapitalizme karşı olması diye bir şey olamaz, olsa bile lafta kalır ve işe yaramaz. Zaten yaramadığı da uygulamada bizzat görülmüştür. Böyle bir şey yok diyebilirsin. 2+2=5 de diyebilirsin. Lafla olur tabii. Gerçekte ve uygulamada olamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30-10-2011, 01:45
nobullshit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nobullshit nobullshit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2011
Mesajlar: 103
Standart

Brian´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kemalizmin kapitalizme karşı olması diye bir şey olamaz, olsa bile lafta kalır ve işe yaramaz. Zaten yaramadığı da uygulamada bizzat görülmüştür. Böyle bir şey yok diyebilirsin. 2+2=5 de diyebilirsin. Lafla olur tabii. Gerçekte ve uygulamada olamaz.
Haklısın özelleştirme politikasını güden de Atatürk idi zaten ancak günümüze baktığımızda AKP'nin sıkı devletçi politikaları bu ülkede anti-kapitalist uygulamaların bundan sonra da süreceğinin teminatı. Haklısın.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-10-2011, 02:06
Brian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Brian Brian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Jul 2011
Mesajlar: 742
Standart

nobullshit´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Haklısın özelleştirme politikasını güden de Atatürk idi zaten ancak günümüze baktığımızda AKP'nin sıkı devletçi politikaları bu ülkede anti-kapitalist uygulamaların bundan sonra da süreceğinin teminatı. Haklısın.
Mustafa Kemal'in o dönem için devletçi politikaları savunmasının sebebi kapitalizme filan karşı olması değildir. Ayrıca kapitalizm yerine ve duruma göre belirli düzeyde devletçiliği de kabul edebilen bir sistem.

O dönem zaten Türkiye'de güçlü bir burjuva yoktu. Ayrıca 1929 yılında ABD'de meydana gelen buhran tüm dünyayı etkisi altına aldı.

Ondan önce Mustafa Kemal'ın 1923 yılında söylediği şu söze bakalım:


Sorarım efendiler, memleketimizde büyük sermaye sahibi, çok servet sahibi kaç kişi vardır ve bunların kaç parası vardır? Bana Türkiye’de kaç tane milyoner gösterebilirsiniz? Ve en zengin adamımızın kaç parasıvardır. 50 bin lira 100 bin lira sermaye nedir? (106). Kapitalist olarak ortaya koyacağımız ve üzerlerine hücum edeceğimiz bunlar mıdır? Hayır efendiler. Bu memleket ve bu memleketin insanları daha çok zengin olmağa muhtactır ve bu hakkıdır. Binâenaleyh onların servetine göz dikmeyeceğiz ve belki orta tüccarları da onların seviyesine çıkaracağız ve hep beraber daha çok zengin olacağız.

İsteriz ki efendiler memleketimizde çok ve çok milyonerler ve milyarderler olsun. O zengin insanlar başlı başına bu memlekete bankalar, şömendöferler, fabrikalar, şirketler vs. müessesât-ı sınâiye yapsınlar.

Binâenaleyh onlara düşman olmak değil, onları daha çok zengin etmek bu memleketin menaf-i hakikiyesi iktizasındadır (107). O halde efendiler onlar da halktır, onlar da bu zümrenin içindedir!
http://www.kemalizm1938.org/pdf/demecler1.pdf

Konu Brian tarafından (30-10-2011 Saat 02:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30-10-2011, 02:47
nobullshit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nobullshit nobullshit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2011
Mesajlar: 103
Standart

Devletçi karma ekonomik sisteme ve korporatizme kaymaya müsait bir ekonomik yapıya işaret eden yorumları bu yorumu yapmış kişinin sıkı kapitalist olmasına yormak çok sağlıklı bir şey değil.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 30-10-2011, 02:51
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

sayın nobulshit

büyük bunalım sürecinde tüm kapitalist ülkelerde keynesci politikalar hayata geçirilmiştir.
efektif talebin artırılmasına dayalı tüm bu politikaların pratikte bir tek karşılığı vardır.
ona da devletçilik denir.

devletçilik kapitalizmin bir biçimidir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bütçe ve Diyanet'in payı K.C. Politika 40 12-03-2018 20:09

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:21 .