Sadece müteahhitler değil, çeşitli inanç istismarcıları diyeceğimiz bir kesime de, sağlık ve eğitim alanlarında da rant geliri olarak aktarıldı denebilir...
Türkiye'de SSK lı çalışan sayısı düz hesap 15.000.000 desek ve sadece çalışan payı prim bedeli desek, üstelikde asgari ücret temelli prim yatırıldığını varsaysak 117 TL aylık prim bedeli desek, aylık rakam 1.755.000.000 oluyor... İşveren Payını eklersek, rakam 2.445.000.000 oluyor... Bu da yıllık:50.400.000.000 TL yapıyor... Ayrıca kesilen diğer vergiler ise(gelir, damga, işsizlik primi) aylık: 1.800.000.000, yıllık 21.600.000.000 TL eder... İkisinin toplamı:
72.000.000.000 TL eder... bağ-kur'u ise hariç tuttum.
Yol ve köprü gibi işler için ise yakıttan kesilen payları hesap etmek gerekir... Eğer enerji vb gibi alanlarda bu vergilerin kullanıldığı ifade edilirse yalan olur, enerji ücrete tabi ve üstelikde kar getiren bir sektör konumunda ve üstelikde yine onlardan vergi kesiliyor...
Türkiye de satılan araç sayısı ortalama 600.000 adet civarı... Ortalama 1 araçdan alınan vergi 9.000 TL civarı, o da yıllık:3.600.000.000 TL civarı. Yine kullanım vergisini ortalama yıllık 250 TL rakam biçersek, 3.750.000.000 TL (
15.000.000 baz aldım)eder... Yıllık 5.000.000 araç muayene istasyonuna girse.............
Dünyanın en çok vergi alan ülkesi. Örneğin 1
Insignia Almanya fiyatı ile Türkiye fiyatı arasında, 10.000 EUR fark var, ya da bir Passat.. Bu rakamlar ne markalarla ne de modellerle ilgili değil, her marka için durum aşağı yukarı böyledir.. Yani %30 fark vardır. Alınan her araç fiyatını 1,3 e bölerseniz, reel fiyatına erişirsiniz. Türkiye'de 80.000 $ olan bir araç, ABD de 30.000$ olabiliyor.... Türkiye nin aynı vergi uygulamaları her alanda böyledir. Dünyanın en pahalı yakıtını, enerjisini kullanıyor ve bedel ödüyoruz. Nüfusu Türkiyenin üzerinde olan ülkelerde bu rakamlar yok, o ülkelerdeki harcamaların yarısı dahi Türkiye'de yapılmıyor. Türkiye'de o ülkeler gibi sosyal devletde yok, Türkiye de asgari ücret o ülkelerdeki asgari ücretinde üstelik 1/3. Hem aşırı vergi alan hem ürünleri vergi ile şişiren hemde bu pahalılık da asgari ücreti 1/3 oranında daha düşük. Bu paralar nereye gidiyor? Bir dolu fesatlı ihale ile birilerine peşkeş, bir dolu fahiş rakamlarla birilerini zengin etme, bir dolu rant ilişkileriyle yandaş yaratma, yeşil sermaye, hırsız, vurguncu, soyguncu, dünyanın hiç bir ülkesinde olmayan sayıda bürokrata, kata, yata, sosyal işlerde ki vurgunlara, ranta..... Bir ana yol üzerindeki tabela için dahi yıllık binlerce vergi alan bir ülke burası...
Hükümetin çalışana 2002 den bu güne %20 borcu var. Oysa hiç bunu dile getireni yoktur. Asgari ücret vb gibi ücretlerin yıllık artış oranını enflosyana bağladılar, ama enflasyon kayıpları ise hiç geri dönmedi... Yani 8-9 yılda öngörülen enflasyon sapması bu rakamlara tekabül ediyor...
Basit bir akıl yürütümünde bulundum, amacım detaylıca bir şeyler ifade etmek değil. Kısaca geçmiş olsun, deprem vergileriniz de , deprem dışında nereye harcandığı bilinmeyen(ki belli, yeşil bürokrasi ve tüccarlarına, rant olarak yine bunlara), ama sağlığa bile yılda! 44.000.000.000 TL harcama yapıyoruz diye çarpıtan ve yediği boku böylelikle manipüle eden bir anlayışla yönetiliyorsunuz....
Hatda tarihi eserleri dahi satan yeşil tüccarlardan mütevellit hükümetle! Cebinden çıkanın hesabını sorabilecek bir toplum yapısına sahip değiliz dolayısıyla afiyet olsun, sizde bir bardak soğuk su içiniz, ya da çatal bir kazık seçiniz... hamam aynı hamam tas aynı tas, birde Libya gibi -tam öyle olmasa da- orta, ılıman 12 eylülle başlatılan proje- koyun toplum- yolundaki ilerleme freni boşalmışcasına böyle devam ederse, bu kazık çifte çatallı, çifte kazık olacak... Libya gibi ülkelere devrim nidalarıyla ne getirdik bir bakın(ki daha geçen sene bunların olacağını yazdığım için dolaylıca karşı-devrimci ilan ediliyordum, Türkiye de demokrasi manipülasyonu nidaları altında koyunlaştırılmış bir topluma doğru yol alıyor. Hiç bir talep olmazsa orada ne vardır?
Demokrasi, işte demokrasi algısı bundan ibaret(hoşgeldin 12 eylül, bizde senin başarını bekliyorduk, düşünsene hiç sesi çık-a-mayan bir toplumdan daha demokrat bir toplum olabilir mi? talep yok ki demek ki her şey yolunda.)