Yergin´isimli üyeden Alıntı
Birlikte insanca yaşamasını beceremeyenler, ayrılınca mı becerecekler?
Bugün, Kürt ile evli Türk, Türk ile evli Kürt yok mu yahu? Onlar ne yapacak peki? Ayrılma olduğunda hangi tarafı seçecekler?
Ben Türküm ve Kürt bir kızla evlenme arifesindeyim. Hadi en güzel örnek size. Ne olacak?
Yıllar önce yapılmış bazı yanlış müdahelelere çıkıp özürler diliyorsunuz, evlerinden edilmiş insanlara tazminat verilmeli diyorsunuz, sonra da çıkıp ayrılmak en doğrusu diyorsunuz. İleride de, torunlarınız çıkar, bunun için özür diler herhalde...
|
Bir ülkede kategorik bir kimliğin, var oluşun kökten yok sayılması; o kategorinin varlığının kabul edilip hakkının yok sayılmasından beter sonuçlara götürür toplumları.
Artık şeyleri adıyla çağıralım ve eğrisiyle doğrusuyla net konuşalım: Bu ülkede ''kürt'' değil, Türk(lük) sorunu vardır her şeyden evvel.
Demokrasi ve özgürlükleri ''ulus devlet-birlik'' mottosuna kurban eden katı-değişmez bir ''devlet'' sorunu ile bugüne kadar özenle,bin zahmetle inşa edilmiş bir ''korku ideolojisi'' sorunu vardır.
Bu ülkenin ''ilerisi'' AKP olan ciddi bir demokrasi ve özgürlük zaafiyeti vardır. Bunu bizzat AKP'ye oy veren insanlar söylüyor artık, defalarca alıntıladık.
Bu ülkede, tıpkı Islahat fermanında gayrı müslimlerle eşit olmayı içine sindiremeyen kesimler gibi, ciddi bir kibir sorunu vardır.
Bu ülke değişmesi gerekiyor, ancak en çok devlet ve o devlete sualsiz iman etmeyi ''kutsal'' bilmiş Türklerin değişmesi gerekiyor.
Ortalama bir Müslüman-Türk-Kemalist kimliğinin dünyanın gelişmiş demokrasi, özgürlük, toplum ve insan gerçekliğine uymadığı ortadadır. Bu insanlar her neye inanıyorsa inansın, değerlerini gelişmiş-modern demokrasilerin temel ilkelerinden-süzgecinden geçirmek mecburiyetindedir.
İktidarın 10 sene içinde bir bakımdan ciddi bir ''kanal açtığı'', sorunları ''konuşulur'' kıldığı dönemin ertesindeyiz. Eskiden farklı olarak birçok farklı alandaki sorunlarımızı sözlü olarak ifşa ettiğimiz; ancak, bu sorunların çözümü için hiçbir somut adım atmadığımız bir dönem bu.
Yetmez ama evetin yetmez; ama cidden yetmedi, yetmiyora geldiği günlerdeyiz. Artık daha cesur davranmak, bize özgü çözümler-yöntemler geliştirmek bir yana evrensel özgürlük ve demokrasi kriterlerini ortak payda halinde benimsemek zorundasınız.
Değişmesi ve daha fazla çaba gösterip daha cesur olması gereken muhafazakarı, milliyetçisi ve müteddeyyiniyle Türklerdir. Madem bu ülke büyüyor, gelişecek(gelişmeli) ve madem güçleniyor; bugüne kadar getirdiğimiz hastalık ve rahatsızlıklarımızla korkmadan yüzleşmek, onları ciddi ciddi terk etmek ve gerekiyorsa bu konuda inandığınız kanaat önderlerine, siyasal kurumlara baskı yapmak zorundasınız.
Kürtler verebileceği tavizleri vermeye hazır. Ayrı yaşamak, müstakil bir devlet kurup iktidar olmayı eskisi kadar önemsemiyor; bilakis bir arada ''eşit ve onurlu'' bir yaşamı ortak çıkarları açısından faydalı görüyorlar.
Ancak bir şartla!
Hata yapıldığı, yanlış işler döndüğü kabul edilmeli ve onurlari-itibarları iade edilmeli!
Suçlu kimse, hangi taraftan olursa olsun yüzleşilmeli: Kürtler buna hazır. HAKİKAT KOMİSYONLARINI DEFALARCA TEKLİF ETTİLER! Bu suça ortak kim varsa yüzleşilsin, toplum vicdanında yargılansın dediler.
VAR MISINIZ?
Birlikte yaşamın asgari koşullarını kabule yanaşmadan nasıl bir barıştan, onurdan, vicdandan ve kardeşlikten bahsedebilirsiniz?
En az sizin kadar emek harcayan, vergi veren ve hizmet eden eşinizi evin düzeninde alınan kararlara ortak etmek bir yana, alışverişe giderken dahi sizden icazet almasını bekleyerek ''ben eşime acaipp, yani okadar, o derece saygı duyarım ve eşit davranırım'' nasıl diyebilirsiniz?
Anadil'in ana'sının çıktığı yerde yerinden kalkan, zıplayan ve korkan insanlarla mı eşitliği, kardeşliği ve bir aradalığı savunacaksınız?
Türkçeyi öğrenmeyi ar meselesi yapmayan o dilde üretmekten, sanat icra etmekten çekinmeyen topluma karşın bu ülkenin Türkleri ne yaptılar? Kaç tane Türk ''kardeşlerinin dili''ni öğrenmek için çaba gösterdi, onları kendi dillerinde anlamak, onlarla empati kurmayı önemsedi; şarkılarını-dillerini-kültürlerini keyifle dinledi?
Bu mudur kardeşlik?
Bu toplum Kürtlerine olan vefa borcunu, sevgisini, saygısını ''dilini-kültürünü'' yok sayarak mı gösterecek?
Üniversite okuduğum yıllarda birçok Kürt arkadaşım oldu. Özel ilişkilerim oldu. O zamanlar bu konulardaki politik bilincim bu derece yüksek değildi ve en çok hayıflandığım şeylerden biri o kadar arkadaşıma rağmen o insanların dilini, folklörünü ve danslarını öğrenmek için fazla bir çabam olmadı. Oysa bu benim için harikulde bir zenginlik olacaktı. O insanlarla şimdi olduğundan daha bile fazla-kolay derece iletişim kurmamı sağlayacaktı.
Evet, bu ülkenin Kürtlere kocaman bir özür borcu var. Hem de öyle ağız kenarıyla, kibirle ''nolacak, diledik gitti işte'' diyerek değil!..