Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 07-01-2012, 06:46
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Ateizm, "Tanrı fikri"nden daha mı tutarlıdır?

Arkadaşlar, Celal Hoca ateizmin, Tanrı fikrinden daha tutarlı olduğunu söylemiş!

Makalesinde M.Ö. 6. yy. daki Milet’li Anaksimandros'un "Kâinatın ve zamanın ne başı ne de sonu vardır. O «apeiron»dur, yani sınırsızdır." sözüne yer vermiş.

Ne diyelim? Böyle durumlarda "uyan da balığa çıkalım" denir. Çünkü şimdi tartıştığımız konuyu Grekler (Eski Yunanlılar) daha M.Ö. 3-4. yy. da kendi aralarında tartışmışlar ve çözüme çok yaklaşmışlardı. Çözümü Hawking keşfetti!

Aranan çözüm Platon'un Evren tasarımında!

Yunanlı astronom Glaukon, astronomiyi Sokrates tarzında överken (ki Sokrates, Glaukon'un astronominin pratik faydalarını anlatırken, Glaukon'un astronomiyi övmesi karşısında alay eder gibi bir yanıt vermişti), son sözü şu olmuştu:

"-Öyleyse Astronomi ile, Geometri'de olduğu gibi, sırf akıl için problemler elde etmek amacıyla uğraşalım; gökteki oluşumları da kendi halinde bırakalım."

Bütün bu sözler modern deneysel (ampirik) tabii ilimlere alışmış olan bizlere çok garip gelmekle beraber, aslında Platon tamamıyla haklıdır. Aynen Geometri ve Mekanik'te olduğu gibi, Teorik Astronomi de gerçek gök cisimlerini değil, uzayda Matematik kanunlarına uygun olarak hareket eden ve tabiattaki gök cisimlerinin ancak yaklaşık olarak tekabül ettikleri maddesel noktalar veya mükemmel küreler gibi teorik, idealize edilmiş şeyleri ele alır.

Burada modern görüşlerimize uymayan husus, "ideal" hareketlerin Platon tarafından "gerçek" hareket olarak adlandırılmış olmasıdır. Bununla beraber, bu husus onun hareket noktasından bakıldığı zaman gayet iyi anlaşılabilir. Platon, ancak ideal şeyler hakkında kesin hükümler verilebileceği noktasından hareket eder. devamlı değişimleri dolayısıyla daima algımızdan kaçmakta olduklarından, tabiattaki cisimler hakkında kesin hiçbir şey bilinemez. Her ne kadar bu değişikliklerin bazı sebeplerinin farkına varabilsek de, bu sebeplerin bütününü hiçbir zaman keşfedemeyiz. Bundan dolayı kesin bir temele dayanan bir yargının mümkün olmadığı yerde "gerçek"in de bulunamayacağı Platon tarafından ileri sürülür.

Platon'a göre, "Tanrı" tüm gerçeklerin idealize edildiği bir kavramdır. Örneğin, Matematik bu gerçeklerden yalnızca birisidir. Çünkü Matematik kesindir, dolayısıyla bir gerçektir. Ve "gerçek" de tanrısaldır. Platon, "Tanrı daima Geometri (Matematik) yapar" diyor. Platon'a göre, Tanrı, görünür Evren'i gerçek, tanrısal ve salt matematiksel hareketler modeline göre düzenlemiştir.

Platon'un istediği tarzda bir ideal Astronomi'yi, yani bir hareket eden noktalar, daireler ve küreler geometrisini günümüze kadar ulaşabilen Autolykos'un "Dönen Küreler Hakkında" adlı eserinde görebiliyoruz.

Şimdi ünlü fizikçi Hawking'in "Grand Design (Büyük Tasarım)" kitabında söylediklerini Platon'un Evren tasarımına göre değerlendirdiğimizde, Platon'un ne demek istediği daha iyi anlaşılıyor. Çünkü Platon, Tanrı'nın Evren'i salt matematiksel ve fiziksel hareketler modeline göre düzenlediğini söylerken, bu, Hawking'de Evren'in fiziksel kurallarına (örneğin, Bing-Bang olayı) terkedilmesine karşılık gelir. Fakat bütün bu beyin fırtınasından sonra Hawking, "Tanrı'ya gerek yok!" diyorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.

İşte bu sonuç, Platon'un tıkandığı ama Hawking'in çözdüğü bir olaydır.

Not: Konuyla ilgili olarak Özdemir İnce'nin "Tanrı fikrinin doğuşu" makalesine bakabilirsiniz. Hararetle tavsiye ederim.

Konu upuaut tarafından (07-01-2012 Saat 06:56 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-01-2012, 05:18
YasasinBilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YasasinBilim YasasinBilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2009
Bulunduğu yer: şemsipajapaşası
Mesajlar: 1.217
Standart

dediğin gibi sevgili upuaut,


adı geçen düşünürler tanrı-evren kavramına 1000'lerce yıl önceden çok mantıklı açıklamalar getirmişlerdir. din denen sahtekârlıklar olmasaydı, pek çok zeki insan bu konuya daha farklı bakış açılarından teoriler öne sürerlerdi, hiç kimsenin hayır diyemeyeceği modeller (hatta simulasyonlar) ortaya çıkardı.

kuantum fiziğiyle beraber, tanrı kavramının aslında ne olduğuna çok yaklaşıldı bence. daha da yaklaşılacaktır.

kesin olan bir şey varsa; dinlerin tamamının insan yapımı olduğudur.

Ateistlere saygı duymakla beraber, benim felsefem farklıdır.

evren=tanrıdır. daha detaylı bilgiler profilimde var.

bir başka düşüncem de, ölüm ötesinin tanrıyla hiç bir bağlantısının olmadığıdır.


saygılar...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-01-2012, 03:19
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Celal Hoca'ya küçük bir katkı

Celal Hocamız makalesinde ne demişti: "Kâinatın ve zamanın ne başı ne de sonu vardır. O «apeiron»dur, yani sınırsızdır."

Bu söz, M.Ö. 6. yy. da yaşayan bizim Milet’li Anaksimandros'a aittir. Fakat Anaksimandros'un bu görüşü ya da düşüncesi daha sonra Platon tarafından incelenmiştir.

Platon, "Yaşlılık Dialogları"nda, doğa meselelerini de ele almış ve yeni bir dünya görüşüne varmayı denemiştir. Bu analiz hemen tamamı itibariyle Anaksagoras'ın teolojik görüşünün didik didik edilmesi şeklindedir. Doğa'da bütün olup bitenler bir amaca (telos) yöneliktir. Her şeyin gerçek nedeni "Nous"dur. Tanrısal akıl ya da doğrudan Tanrı olarak târif edilen "Nous" işe karışmadan önce Evren, Demokritos'un materialist (özdekçi) öğretisi ile betimlediği mekanik bir tözdür. Platon'a göre, Nous tarafından biçimlendirilerek "Kaos'tan düzene" geçirilmiş, ruhu ve zekâsı olan bir canlıdır Evren. Büyük düzenleyici, kendisi gibi önsüz ve sonsuz bir töz bulmuş ve ona biçim vermiştir. Evren, Tanrı tarafından bilinen "dünya ideası"na uygun olarak ve benzetilerek biçimlendirilmiş bir görüntüdür.

Buna göre Platon, Celal Hocamız'ın Anaksimandros'tan "Apeiron" olarak alıntıladığı düşünceyi madde madde şöyle açar:

1. Küre biçimindedir: Zira, her noktası benzer olan tek şekil küredir.
2. Döner: Zira, eli ayağı olmayan, küre biçimindeki bir töz için tek yetkin devinim dönmedir.
3. Tektir: Zira, yetkin bir kopye olarak yapıldığından, birden çok olamaz.
4. İlksiz ve sonsuzdur: Zira, aslı, ideası, ilksiz ve sonsuzdur.

"Nous" her şeyi, her şey için "iyi" olana göre düzenler. En büyük ve en doğru düzenleyicidir.

Bir evrim daha geçiren Platonik düşüncede "güzel" kavramı, artık yerini "iyi"ye, ama "herkes ve her şey için iyi olana" bırakmıştır. Değerler skalasının en üstüne yerleşmiştir "İYİ". Böylelikle iki kavram özdeşleşmiş olmaktadır. Nous veya Tanrı, "iyi"nin taa kendisidir. Yarattığı ve biçimlendirdiği dünya da, eksiksiz ve yetkin olmalıdır. Bu eksiksiz ve yetkin dünya, idealar dünyasıdır. Duyumlar dünyası ise, tanrısal bir takım sınırlamalar nedeniyle, idealar dünyasına, ancak olabildiğince uygun olacaktır.

Değerler skalasında "iyi" kavramının altında sıralanacak çeşitli erdemlerin yerlerinin belirlenmesinde matematik, bir ayıraç olarak kullanılmalıdır. Ancak bu yolla aşağı doğru bir sıralama yapılabilir. Yukarı doğru yapılması gerekli bir sıralamada ise, dialektik kullanılacaktır (Platon, tümdengelim veya tümevarımı ifade eden hiç bir sözcük kullanmamıştır eserlerinde. Buna rağmen, bu tür târiflerden adı geçen metotları en azından bir kavram olarak disipline etmiş olduğu anlaşılmaktadır). Yukarıya doğru yapılacak analizlerde çıkış noktası olarak kullanılacak varsayımlardan (hypothesis) hareketle hedeflenen sonuç, "temel töz"e (arkhe) ulaşmak olmalıdır. Arkhe'ye bu aşamada yüklenen tanrısal nitelik, metafizik açıdan dikkate değer bir özellik meydana getirmektedir.

Platon felsefesindeki bu değişim cidden çok enterasandır. İlk filozoflar veya doğa filozoflarına ait materyalist felsefenin, temel töz'e (arkhe'ye) ulaşmak yönünde idealine, metafizik yoluyla bir dönüşümü içeren, çok geniş çaplı bir daire tamamlanmaktadır.

Konu upuaut tarafından (09-01-2012 Saat 03:26 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-01-2012, 17:11
c m c m isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Oct 2011
Mesajlar: 256
Standart

Bu nedenle hep vurguladığım gibi bu noktada dindarlarla Marksistlerin düşünceleri birbirine tamen paraleldir. Bilimsel düşünce her ikisine de uzaktır, çünkü bilim tutarlılık arar. Tutarlılığın olmadığı yolun ucunda ise Marksizmin ve dinlerin vaat ettiği cennet değil, tımarhane vardır.
Makaleden alıntı yaptığım, 'neden bunları yazma ihtiyacı duydu?' dedirten bölüm dikkatimi çekti. Hem nalına hem de mıhına vurmak mı istedi? Marksistlere yönelik itirazlarının dayanaklarını ortaya koymamış olmasını talihsizlik olarak görüyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09-01-2012, 19:43
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Einsteinımız 70 yaşına bastı!

cm, Celal Hoca, "Tutarlılığın olmadığı yolun ucunda ise Marksizmin ve dinlerin vaat ettiği cennet değil, tımarhane vardır." derken haksız mı yani?

Tabii ki bırak tutarlılığı, mantığın olmadığı yerde ne bir tartışma olur ve bu yüzden ne de inanç olur.

Şimdi Celal Hoca hazır tımarhaneden bahsetmişken, bir kafa doktoru olan Kerem Doksat'ın "'Stephen Hawking “Tanrı Yoktur' dedi mi?" makalesini okumanızı salık veririm.

Kerem Doksat hocamızı tanıyan bilir; o da Celal Şengör hocamız gibi ağzından bal damlayan biridir. Bir kere herşeyden önce, her ikisinde de sağlam bir mantık vardır. Mantık bir bilim olarak Sokrates ve öğrencisi Platon ile başlamış ve Aristo bunların dağınık çalışmasını toplamıştır.

Platon'a göre sorunlar, ancak felsefe ile çözülebilir ve felsefe de mantık olmadan yapılamaz. İnsanların doğal amaçları olan toplumsal mutluluğu sağlamakla görevli devlet yönetimi san'atı da, felsefe olmadan yapılamaz. Nelerin toplumsal mutluluğu yaratabileceğini, felsefeden başka hiç bir şey târif edemez.

Yine Platon'a göre, "Başa filozoflar geçmez, ya da baştakiler felsefe yapmazlarsa, insanlığın acıları asla sona ermeyecektir."

Bu arada, burada da hazır Sokrates'ten bahsetmişken ODATV'den Mehmet Şekeroğlu'nun bugünkü Sokrates yaşasaydı bu soruya ne cevap verirdi: "Ergenekon nerede?" makalesini okursanız, kendinizi aydınlatıcı bilgiler bulabilirsiniz.

Bence Platon'un son sözü her alanda geçerlidir. Çünkü felsefenin olmadığı yerden hiç de iyi sonuçlar çıkmaz. Kerem Doksat hoca da felsefenin önemini bildiğinden olsa gerek, Hawking'in "Tanrı yoktur!" dedi mi, demedi mi diyerek kendi nazarından konunun bir felsefesini yapıyor. Aslında Kerem Doksat'ın yaptığı şey, Hawking'in bulgusunu (ki Hawking bu bulgu için 1988'de yazdığı "Zamanın Kısa Tarihi" kitabından "Büyük Tasarım" adlı kitabını çıkarttığı 2010'a kadar derin bir araştırma ve sorgulama yapmıştı) açmaktan ibaret idi.

Kerem Doksat hoca makalesinin sonunda Hawking'in bulgusunu şöyle açar:

"Muhtemelen baktı ki din nâmına dünya acâyip yerlere gidiyor, Tanrı denince herkes başka bir şeyler anlıyor, savaşlar, katliamlar her tarafı sarıyor… Tam bilim adamı rolüne geri dönüp popülizmden uzaklaşmış; söylediği lâfın esâsı ise “kâinatın yaratılışı hakkındaki teorilerde Tanrı’ya yer yok” şeklinde ve ilâve etmiş: “Kâinat (evren) yoktan kendini var edebilir, bunu tekrar da yapabilir, bunu izah edecek teori için Tanrı’ya ihtiyaç yok”.

Yâni bu dâhi “Tanrı yoktur” demiyor, “bilimsel metodoloji ve düşünceye böyle metafizik bir târifi gayrı mümkün mefhumu katamayız” diyor…

Çok da doğru söylüyor!

Senelerdir epistemolojiyle ilgili olarak söylediğimi söylüyor, teyit ediyor."

Aslında Platon bu tespiti kendi zamanında da yapabilirdi ama, o bunu yapmak yerine işi Tanrı'ya bağlayarak konuyu kapattı. Örneğin Platon, "Tanrı daima Geometri (Matematik) yapar" diyor. Peki Geometri'yi kim yapar? Tabii ki insanoğlu yapar. O zaman insanoğlu=Tanrı olmaz mı? Burası biraz kafa karıştırıcıdır ancak Platon Evren'de bir düzen olduğunu ve bunun da Geometri olduğunu söylüyor.

Demek ki Platon'a göre, Tanrı, görünür Evren'i gerçek, tanrısal ve salt matematiksel hareketler modeline göre düzenlerken, Hawking'de bu Evren'in fiziksel kurallara (örneğin, Bing-Bang olayı) terkedilmesine karşılık gelir. Fakat Hawking, Platon'dan bir adım daha ileri giderek, "Tanrı'ya gerek yok!" diyor!

Tanrı'ya gerek yok!

Yaşayan en önemli fizikçilerden Stephen Hawking, evrenin neden varolduğunu açıklamak için hiçbir ilahi açıklamaya ihtiyaç duyulmadığını belirtti. The Times’ın Eureka dergisinde son kitabı "Büyük Tasarım (The Grand Design)"dan alıntılanan kısmında Hawking; “Kütle çekim diye bir kanun olduğu için, evren kendini hiçbir şeyden yaratabilir ve yaratmıştır da. Hiçbir şeyin olmamasındansa bir şeylerin olmasının, evrenin ve bizim varolmamızın nedeni bu kendiliğinden oluştur” diyor ve ekliyor; “Kıvılcımın çakılması ve evrenin işlemeye hazır olması için Tanrı’ya başvurmaya gerek yok!”

Daha önceki kitaplarında yaptığı Tanrı göndermeleri nedeniyle sık sık başta evrim kuramı karşıtı yaradılışçılar olmak üzere dinci kesim tarafından alıntılanan Hawking geçtiğimiz Temmuz ayında Kanal 4’e yaptığı açıklamalarda “kişisel” bir Tanrı’nın varlığına inanmadığını söylemişti: “Asıl soru; evrenin başlayış şeklinin, bizim anlayamadığımız sebeplerden ötürü Tanrı tarafından seçilen mi yoksa bilimsel yasaların gerektirdiği bir yol mu olduğu. Ben cevabın ikincisi olduğuna inanıyorum. Eğer isterseniz bilimin yasalarına 'Tanrı' diyebilirsiniz ancak bu kişisel olarak tanışabileceğiniz, sorular sorabileceğiniz ve dua edebileceğiniz, olaylara müdahale eden kişisel bir Tanrı olmayacaktır.”

Şimdi Hawking'in bu açıklamalarından sonra bir Kerem Doksat açılımı da ben yapayım.

Sonuç: Bildiğiniz gibi, pozitif bilimlerde (Fizik, Kimya, Biyoloji) kanunlar normal (belirtilen) koşullarda sonsuza kadar hep aynı şekilde tekrarlanır. Ve biz, bu tekrarlanan kanunlara "kişisel" bir Tanrı gözüyle bakamayız. Geçmişteki atalarımızın yaptığı gibi (Ay'a, Güneş'e, yıldızlara tapmak gibi) biz, bu sonsuz kez tekrarlanan yasalara soru soramayız, dua edemeyiz ve bu olaylara müdahele eden bir kişisel Tanrı bulamayız. Geçmişteki atalarımız yanlış bir yola saptılar ve bu olaylardan medet umdular. Ama sonuç nafile. Örneğin "Çağrı" filminde "Ne oldu, sizin Tanrılarınız sustu mu?" şeklinde yöneltilen soru, atalarımızın bu çaresiz durumunu gayet açık bir şekilde açığa çıkartmıştır.

Şu halde bu sonuç ile Kuran'daki aşağıdaki ilgili ayetleri karşılaştırırsak; ayetlerde geçen olayların Kuran'da Allah'ın kendisi tarafından yapıldığını ama Hawking'e ve tabii ki bize göre de Tanrı'ya gerek olmadan bu olayların meydana geldiğini görürüz:

En'am-96 (M. ESED): Tan yerini ağartan(dır O), geceyi sükunet(in kaynağı) yapan ve güneş ile ayı tespit edilen yörüngelerinde hareket ettiren (Odur). Bu(nların tümü) her şeyi bilen sonsuz kudret sahibinin iradesi ile tayin edilmiştir.

Ra'd-2 (C. YILDIRIM): Allah, öyle bir kudrettir ki, gökleri, gördüğünüz şekilde direksiz yükseltmiş, sonra ARŞ üzerinde ilâhî saltanatını kurmuş; Güneş ve Ay'ı (belli kanunlara bağlayıp) emrine başeğdirmiştir —ki, bunlardan her biri belirlenmiş bir süreye kadar (kendi yörüngelerinde) hareketlerini sağlar—. İşi plânlı biçimde kusursuz yürütür ve âyetleri (varlığına delâlet eden belgeleri) bir bir açıklar; tâ ki, 'Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgi edinesiniz.

İbrahim-33 (Elmalılı S2): Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi.

Enbiya-33 (Diyanet): O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

Hac-65 (M. ESED): Yeryüzünde var olan her şeyi ve koyduğu (fiziki) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun eğdirenin Allah olduğunu görmüyor musun? Ve gök cisimlerini, kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşmemeleri için, yerlerinde, yörüngelerinde tutan(ın O olduğunu görmüyor musun?) Gerçekten de Allah insanlara karşı çok acıyıp esirgeyen, çok şefkat gösterendir.

Mü'minun-17 (M. ESED): Yine, gerçek şu ki, Biz sizin üzerinizde yedi (semavi) yörünge yarattık; ve şüphesiz, Biz yarattığımız alemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.

Furkan-61 (F. KURAN): Gökteki gezegenlere yörüngeler belirleyen, orada ışık kaynağı olan güneşi ve aydınlık saçan ayı yaratan Allah'ın şanı yücedir.

Rum-25 (C. YILDIRIM): O'nun açık belgelerinden biri de, göğün ve yerin O'nun buyruğuyla (yörüngelerinde hareketlerini sağlayıp) durmasıdır. Sonra da sizi bir defa çağırınca hemen yerden çıkarsınız.

Lokman-29 (Diyanet): Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

Fatır-41 (Diyanet): Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

Zümer-5 (F. KURAN): Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Her biri belli bir süreye kadar yörüngelerinde akıp giden güneş ve ayı buyruk altında tutar. İyi bil ki, O, aziz ve çok bağışlayandır.

Özetle, yukarıdaki ayetlerdeki olayların Allah tarafından olduğunun söylenmesi tipik bir "Yeni Plantonculuk" akımının sonuçlarıdır (Bkz. Yeni Plantonculuk). Örneğin eski bir hâdis’e göre Allah, Muhammed Peygamber’e, “Ben gizli bir hâzineydim ve bilinmek istedim. Ve bilineyim diye Dünya’yı (Evren’i) yarattım.” der. Bu Hâdis ve yukarıdaki ayetler ile Yeni Platonculuk akımının kaynakta sayılan tezler arasındaki benzerlik ilginç olmasından öte, sorgulanması gereken bir konudur.

Bu konuda bize ışık tutmaktan öte, konuyu çözümleyen yani Kuran'ın bir insan yazması olduğunu kanıtlayan ve bugün 70 yaşına basan Stephen Hawking'e özel bir teşekkürü borç biliriz (Stephen Hawking’in 70. yaşına basması onuruna Cambridge Üniversitesi’nde verdiği konferansta ilginç ifadeler kullandı. Detaylar "DAHİ FİZİKÇİ STEPHEN HAWKİNG'DEN KORKUTAN TEORİ"de).

Ben şunu bir türlü anlayamadım gitti: Kaynaktaki Hawking ile ilgili haberin altındaki yorumlar son derece mantıklı ve nazik iken "Stephen Hawking 70 yaşına bastı!" haberindeki yorumlarda ise baştan aşağıya küfür dolu. Sabahleyin de görmüştüm, resmen iğrenç ötesi bir şey! Güç-bela bu çalışmayı yapan bu adama (ki kendisi hastadır) teşekkür edecekleri yerde, ağızlarından pis salyalar akıtarak saldırıyorlar. Demek ki Hawking bunları rahatsız ediyor olmalı. Ama nasıl bir rahatsızlık (!)

Konu upuaut tarafından (09-01-2012 Saat 19:57 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09-01-2012, 22:50
c m c m isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 12 Oct 2011
Mesajlar: 256
Standart

Seninle veya bir başkası ile haklı haksız tartışmasına girmek istemediğimi belirtmeliyim. Mesajımda merak ettiklerimi ortaya koymaya çalışmıştım. Merak ettiklerim...

. Konu, Ateizm'le ilgili bir videodan kaynaklanıyorsa ve İslam-Ateizm karşılaştırması üzerinden bir tespit gerçekleştiriliyorsa Marksizm'in de konuya dahil edilmesine neden ihtiyaç duyduğu?

. Marksizm ile ilgili itirazlarının felsefi veya bilimsel dayanaklarını ortaya koymamışken neden Marksizm'i de konuya dahil ettiği?

Makaleyi genel yapısı itibariyle incelediğimizde çok farklı yönlere sürüklenebilecek bir yapıda olduğunu ifade edebilirim. Eğer tutarlılık ve onunla ilişkili konularda bir makale yazılması gerekiyorsa bu kadar kısa ve vasat bir nitelikte olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Yorumun için teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 22-01-2012, 00:48
zocor zocor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 29 Jul 2009
Mesajlar: 682
Standart

ateizm de bir inanış biçimidir..
ve hiçbir kesinliği yoktur..

ateizm'in tutarlı olduğunu söylemek için ortada hiçbir neden yok..çünkü ortada duran bir kainat var..bizler bu kainata bakıp bir Allah vardır diyoruz, sebebimiz de "kainat"..
ben kainattaki bu kadar düzeneğe ve fizik kanunlarına bakıp bir Allah vardır diyebilirim kimse de birşey diyemez, çünkü inanmaya sebebim = kainat'tır..

oysaki ateizmin sebebi = ???

gösterebildikleri hiçbir sebep yok..

bu yüzden ateizmin tutarlı olduğunu söylemek mantık çerçevesinde imkansızdır.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 22-01-2012, 13:16
bakkalmahmud - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bakkalmahmud bakkalmahmud isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Nov 2010
Mesajlar: 1.625
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ateizm de bir inanış biçimidir..
ve hiçbir kesinliği yoktur..

ateizm'in tutarlı olduğunu söylemek için ortada hiçbir neden yok..çünkü ortada duran bir kainat var..bizler bu kainata bakıp bir Allah vardır diyoruz, sebebimiz de "kainat"..
ben kainattaki bu kadar düzeneğe ve fizik kanunlarına bakıp bir Allah vardır diyebilirim kimse de birşey diyemez, çünkü inanmaya sebebim = kainat'tır..

oysaki ateizmin sebebi = ???

gösterebildikleri hiçbir sebep yok..

bu yüzden ateizmin tutarlı olduğunu söylemek mantık çerçevesinde imkansızdır.
Bana göre Ateizm mantiksizliga karsi mücadeledir,Aklin istikametinde yürümenin garantisidir.
Ateizm beyin damarlarini acan bir ilac gibidir ,düsüncenin hür ve özgür olmasini saglar,Akli sabit bir yere kilitlemez.

"Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır." - Lucius Annaeus Seneca
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22-01-2012, 13:24
ahura mazda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahura mazda ahura mazda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 438
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ateizm de bir inanış biçimidir..
ve hiçbir kesinliği yoktur..

ateizm'in tutarlı olduğunu söylemek için ortada hiçbir neden yok..çünkü ortada duran bir kainat var..bizler bu kainata bakıp bir Allah vardır diyoruz, sebebimiz de "kainat"..
ben kainattaki bu kadar düzeneğe ve fizik kanunlarına bakıp bir Allah vardır diyebilirim kimse de birşey diyemez, çünkü inanmaya sebebim = kainat'tır..

oysaki ateizmin sebebi = ???

gösterebildikleri hiçbir sebep yok..

bu yüzden ateizmin tutarlı olduğunu söylemek mantık çerçevesinde imkansızdır.

çelişkiler havuzunda yüzen bir adamsın.ayetlerini keçilerin yediği,bedevi kültür öğelerini içeren mitolojik tendanslı bir dine inanıyorsun ve kainattan bahsediyorsun.

Atatürk'ün şu sözünü imza yazsan daha güzel olurdu;

"bizim devlet idaresindeki ana programımız, chp programıdır. bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Bak ne güzel ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil,doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.Ne güzel söz bir ateisti özetleyen bir cümle,sanrılarla paranoyalarla,komplolarla yaşanan bir hayatımız yok,metafizik saçmalıklarıyla beynimizi yormuyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 22-01-2012, 16:08
istatistik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
istatistik istatistik isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ateizm de bir inanış biçimidir..
ve hiçbir kesinliği yoktur..

ateizm'in tutarlı olduğunu söylemek için ortada hiçbir neden yok..çünkü ortada duran bir kainat var..bizler bu kainata bakıp bir Allah vardır diyoruz, sebebimiz de "kainat"..
ben kainattaki bu kadar düzeneğe ve fizik kanunlarına bakıp bir Allah vardır diyebilirim kimse de birşey diyemez, çünkü inanmaya sebebim = kainat'tır..

oysaki ateizmin sebebi = ???

gösterebildikleri hiçbir sebep yok..

bu yüzden ateizmin tutarlı olduğunu söylemek mantık çerçevesinde imkansızdır.
Ateizmi de bir inanış olarak nitelendirmenin saçma olmasını bir kenarabırakırak din ve tanrı inancı diğer akımlardan daha fazla çelişki ve soru işareti barındırır.

Sonsuz gücü, merhameti ve bilgeliği olan bir tanrı şu zamana kadar ortaya koyduğu iddia edilen yazılı eserlerinde görülmemektedir. Tersine, eserlerini yanlış bilgiler, nefret ve aciziyetler ile donatmıştır.

Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)

SERBEST KALEM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"allah korusun", "allah nazardan saklasın", "allah esirgesin", "allah belanı versin dolfen Konu-dışı 5 07-06-2012 00:06
"Tanrı parçacığı" adı ne ile değiştirilmeli? Fizikçiler ağırlığını koyuyor Ascendent Kuantum Mekaniği 1 15-12-2011 23:35
"tanrı" varlığı/yokluğu" ve bunları "bilmek/inanmak" paslıçivi İslam 36 28-02-2011 08:41
RTE ile K.K. "Bahar Havasi'nda Bulusup", "Turban Sorunu'nu" "Cozeceklermis" evrensel-insan Politika 4 29-09-2010 17:09
İlhan Arsel'in "Kur'an'daki Tanrı" Kitabı tardu Multimedya 4 23-04-2010 15:40

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:19 .