cm,
Celal Hoca,
"Tutarlılığın olmadığı yolun ucunda ise Marksizmin ve dinlerin vaat ettiği cennet değil, tımarhane vardır." derken haksız mı yani?
Tabii ki bırak tutarlılığı, mantığın olmadığı yerde ne bir tartışma olur ve bu yüzden ne de inanç olur.
Şimdi
Celal Hoca hazır tımarhaneden bahsetmişken, bir kafa doktoru olan
Kerem Doksat'ın "
'Stephen Hawking “Tanrı Yoktur' dedi mi?" makalesini okumanızı salık veririm.
Kerem Doksat hocamızı tanıyan bilir; o da
Celal Şengör hocamız gibi ağzından bal damlayan biridir. Bir kere herşeyden önce, her ikisinde de sağlam bir mantık vardır. Mantık bir bilim olarak
Sokrates ve öğrencisi
Platon ile başlamış ve
Aristo bunların dağınık çalışmasını toplamıştır.
Platon'a göre sorunlar, ancak felsefe ile çözülebilir ve felsefe de mantık olmadan yapılamaz. İnsanların doğal amaçları olan toplumsal mutluluğu sağlamakla görevli devlet yönetimi san'atı da, felsefe olmadan yapılamaz. Nelerin toplumsal mutluluğu yaratabileceğini, felsefeden başka hiç bir şey târif edemez.
Yine
Platon'a göre,
"Başa filozoflar geçmez, ya da baştakiler felsefe yapmazlarsa, insanlığın acıları asla sona ermeyecektir."
Bu arada, burada da hazır
Sokrates'ten bahsetmişken ODATV'den
Mehmet Şekeroğlu'nun bugünkü
Sokrates yaşasaydı bu soruya ne cevap verirdi: "Ergenekon nerede?" makalesini okursanız, kendinizi aydınlatıcı bilgiler bulabilirsiniz.
Bence
Platon'un son sözü her alanda geçerlidir. Çünkü felsefenin olmadığı yerden hiç de iyi sonuçlar çıkmaz.
Kerem Doksat hoca da felsefenin önemini bildiğinden olsa gerek,
Hawking'in
"Tanrı yoktur!" dedi mi, demedi mi diyerek kendi nazarından konunun bir felsefesini yapıyor. Aslında
Kerem Doksat'ın yaptığı şey,
Hawking'in bulgusunu (ki
Hawking bu bulgu için 1988'de yazdığı
"Zamanın Kısa Tarihi" kitabından
"Büyük Tasarım" adlı kitabını çıkarttığı 2010'a kadar derin bir araştırma ve sorgulama yapmıştı) açmaktan ibaret idi.
Kerem Doksat hoca makalesinin sonunda
Hawking'in bulgusunu şöyle açar:
"Muhtemelen baktı ki din nâmına dünya acâyip yerlere gidiyor, Tanrı denince herkes başka bir şeyler anlıyor, savaşlar, katliamlar her tarafı sarıyor… Tam bilim adamı rolüne geri dönüp popülizmden uzaklaşmış; söylediği lâfın esâsı ise “kâinatın yaratılışı hakkındaki teorilerde Tanrı’ya yer yok” şeklinde ve ilâve etmiş: “Kâinat (evren) yoktan kendini var edebilir, bunu tekrar da yapabilir, bunu izah edecek teori için Tanrı’ya ihtiyaç yok”.
Yâni bu dâhi “Tanrı yoktur” demiyor, “bilimsel metodoloji ve düşünceye böyle metafizik bir târifi gayrı mümkün mefhumu katamayız” diyor…
Çok da doğru söylüyor!
Senelerdir epistemolojiyle ilgili olarak söylediğimi söylüyor, teyit ediyor."
Aslında
Platon bu tespiti kendi zamanında da yapabilirdi ama, o bunu yapmak yerine işi Tanrı'ya bağlayarak konuyu kapattı. Örneğin
Platon,
"Tanrı daima Geometri (Matematik) yapar" diyor. Peki Geometri'yi kim yapar? Tabii ki insanoğlu yapar. O zaman insanoğlu=Tanrı olmaz mı? Burası biraz kafa karıştırıcıdır ancak
Platon Evren'de bir düzen olduğunu ve bunun da Geometri olduğunu söylüyor.
Demek ki
Platon'a göre, Tanrı, görünür Evren'i gerçek, tanrısal ve salt matematiksel hareketler modeline göre düzenlerken,
Hawking'de bu Evren'in fiziksel kurallara (örneğin, Bing-Bang olayı) terkedilmesine karşılık gelir. Fakat
Hawking,
Platon'dan bir adım daha ileri giderek,
"Tanrı'ya gerek yok!" diyor!
Tanrı'ya gerek yok!
Yaşayan en önemli fizikçilerden
Stephen Hawking, evrenin neden varolduğunu açıklamak için hiçbir ilahi açıklamaya ihtiyaç duyulmadığını belirtti. The Times’ın Eureka dergisinde son kitabı
"Büyük Tasarım (The Grand Design)"dan alıntılanan kısmında
Hawking;
“Kütle çekim diye bir kanun olduğu için, evren kendini hiçbir şeyden yaratabilir ve yaratmıştır da. Hiçbir şeyin olmamasındansa bir şeylerin olmasının, evrenin ve bizim varolmamızın nedeni bu kendiliğinden oluştur” diyor ve ekliyor;
“Kıvılcımın çakılması ve evrenin işlemeye hazır olması için Tanrı’ya başvurmaya gerek yok!”
Daha önceki kitaplarında yaptığı Tanrı göndermeleri nedeniyle sık sık başta evrim kuramı karşıtı yaradılışçılar olmak üzere dinci kesim tarafından alıntılanan
Hawking geçtiğimiz Temmuz ayında Kanal 4’e yaptığı açıklamalarda
“kişisel” bir Tanrı’nın varlığına inanmadığını söylemişti:
“Asıl soru; evrenin başlayış şeklinin, bizim anlayamadığımız sebeplerden ötürü Tanrı tarafından seçilen mi yoksa bilimsel yasaların gerektirdiği bir yol mu olduğu. Ben cevabın ikincisi olduğuna inanıyorum. Eğer isterseniz bilimin yasalarına 'Tanrı' diyebilirsiniz ancak bu kişisel olarak tanışabileceğiniz, sorular sorabileceğiniz ve dua edebileceğiniz, olaylara müdahale eden kişisel bir Tanrı olmayacaktır.”
Şimdi
Hawking'in bu açıklamalarından sonra bir Kerem Doksat açılımı da ben yapayım.
Sonuç: Bildiğiniz gibi, pozitif bilimlerde (Fizik, Kimya, Biyoloji) kanunlar normal (belirtilen) koşullarda sonsuza kadar hep aynı şekilde tekrarlanır. Ve biz, bu tekrarlanan kanunlara "kişisel" bir Tanrı gözüyle bakamayız. Geçmişteki atalarımızın yaptığı gibi (Ay'a, Güneş'e, yıldızlara tapmak gibi) biz, bu sonsuz kez tekrarlanan yasalara soru soramayız, dua edemeyiz ve bu olaylara müdahele eden bir kişisel Tanrı bulamayız. Geçmişteki atalarımız yanlış bir yola saptılar ve bu olaylardan medet umdular. Ama sonuç nafile. Örneğin
"Çağrı" filminde
"Ne oldu, sizin Tanrılarınız sustu mu?" şeklinde yöneltilen soru, atalarımızın bu çaresiz durumunu gayet açık bir şekilde açığa çıkartmıştır.
Şu halde bu sonuç ile Kuran'daki aşağıdaki ilgili ayetleri karşılaştırırsak; ayetlerde geçen olayların Kuran'da Allah'ın kendisi tarafından yapıldığını ama
Hawking'e ve tabii ki bize göre de Tanrı'ya gerek olmadan bu olayların meydana geldiğini görürüz:
En'am-96 (M. ESED): Tan yerini ağartan(dır O), geceyi sükunet(in kaynağı) yapan ve güneş ile ayı tespit edilen
yörüngelerinde hareket ettiren (Odur). Bu(nların tümü) her şeyi bilen sonsuz kudret sahibinin iradesi ile tayin edilmiştir.
Ra'd-2 (C. YILDIRIM): Allah, öyle bir kudrettir ki, gökleri, gördüğünüz şekilde direksiz yükseltmiş, sonra ARŞ üzerinde ilâhî saltanatını kurmuş; Güneş ve Ay'ı (belli kanunlara bağlayıp) emrine başeğdirmiştir —ki, bunlardan her biri belirlenmiş bir süreye kadar (
kendi yörüngelerinde) hareketlerini sağlar—. İşi plânlı biçimde kusursuz yürütür ve âyetleri (varlığına delâlet eden belgeleri) bir bir açıklar; tâ ki, 'Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgi edinesiniz.
İbrahim-33 (Elmalılı S2): Sürekli olarak
yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi.
Enbiya-33 (Diyanet): O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir
yörüngede yüzmektedirler.
Hac-65 (M. ESED): Yeryüzünde var olan her şeyi ve koyduğu (fiziki) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun eğdirenin Allah olduğunu görmüyor musun? Ve gök cisimlerini, kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşmemeleri için, yerlerinde,
yörüngelerinde tutan(ın O olduğunu görmüyor musun?) Gerçekten de Allah insanlara karşı çok acıyıp esirgeyen, çok şefkat gösterendir.
Mü'minun-17 (M. ESED): Yine, gerçek şu ki, Biz sizin üzerinizde
yedi (semavi) yörünge yarattık; ve şüphesiz, Biz yarattığımız alemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.
Furkan-61 (F. KURAN): Gökteki gezegenlere
yörüngeler belirleyen, orada ışık kaynağı olan güneşi ve aydınlık saçan ayı yaratan Allah'ın şanı yücedir.
Rum-25 (C. YILDIRIM): O'nun açık belgelerinden biri de, göğün ve yerin O'nun buyruğuyla (
yörüngelerinde hareketlerini sağlayıp) durmasıdır. Sonra da sizi bir defa çağırınca hemen yerden çıkarsınız.
Lokman-29 (Diyanet): Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (
kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.
Fatır-41 (Diyanet): Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (
yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
Zümer-5 (F. KURAN): Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Her biri belli bir süreye kadar
yörüngelerinde akıp giden güneş ve ayı buyruk altında tutar. İyi bil ki, O, aziz ve çok bağışlayandır.
Özetle, yukarıdaki ayetlerdeki olayların Allah tarafından olduğunun söylenmesi tipik bir
"Yeni Plantonculuk" akımının sonuçlarıdır (Bkz.
Yeni Plantonculuk). Örneğin eski bir hâdis’e göre Allah, Muhammed Peygamber’e,
“Ben gizli bir hâzineydim ve bilinmek istedim. Ve bilineyim diye Dünya’yı (Evren’i) yarattım.” der. Bu Hâdis ve yukarıdaki ayetler ile Yeni Platonculuk akımının kaynakta sayılan tezler arasındaki benzerlik ilginç olmasından öte, sorgulanması gereken bir konudur.
Bu konuda bize ışık tutmaktan öte, konuyu çözümleyen yani Kuran'ın bir insan yazması olduğunu kanıtlayan ve bugün 70 yaşına basan
Stephen Hawking'e özel bir teşekkürü borç biliriz (
Stephen Hawking’in 70. yaşına basması onuruna Cambridge Üniversitesi’nde verdiği konferansta ilginç ifadeler kullandı. Detaylar "
DAHİ FİZİKÇİ STEPHEN HAWKİNG'DEN KORKUTAN TEORİ"de).
Ben şunu bir türlü anlayamadım gitti: Kaynaktaki
Hawking ile ilgili haberin altındaki yorumlar son derece mantıklı ve nazik iken "
Stephen Hawking 70 yaşına bastı!" haberindeki yorumlarda ise baştan aşağıya küfür dolu. Sabahleyin de görmüştüm, resmen iğrenç ötesi bir şey! Güç-bela bu çalışmayı yapan bu adama (ki kendisi hastadır) teşekkür edecekleri yerde, ağızlarından pis salyalar akıtarak saldırıyorlar. Demek ki
Hawking bunları rahatsız ediyor olmalı. Ama nasıl bir rahatsızlık (!)