Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 18-01-2012, 21:44
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart '19 Mayıs bayram değil, dekolteli öğrenciler gösterisidir'

Gerici zihniyetten inciler ve ülkeyi yöneten ideolojinin farklı kulvarlardaki mümessillerinin, cumhuriyete karşı içlerinde beslemiş oldukları kin ve nefretin yazıya dönüşmüş hali:

http://haber.sol.org.tr/medya/19-may...r-haberi-50634

19 Mayıs törenlerinin kaldırılması konusunda yürüyen tartışmada gericilerin zihniyetini ortaya koyması bakımından, Habervaktim yazarı Ali İlbey'in yazısını yorumsuz yayınlıyoruz.

19 Mayıs Bayram Değil, Dekolteli Öğrenciler Gösterisidir

Türkiye’de dekolte kadının ve kıyafetin resmî devlet eliyle törene ve “toplumsallaşmaya” dönüşme tarihçesine bakıldığında karşımıza 29 Ekim Cumhuriyet ve 19 Mayıs Gençlik Törenleri çıkar. İlk yıllardan sonra bu iki resmî törene 23 Nisan Töreni de eklenir.

Batı’dan ithal edilen bu uydurma resmî törenler, toplumu modernleştirmek için oluşturulmuş Kemalist cumhuriyetin İslâm’a mugayir bir projesidir.

Öyle ki, millî anâneye aykırı bu şenî törenlere “bayram” demekten hep hicap duydum. Kemalist seküler cumhuriyetçiler ve bir kısım milliyetçiler cehaletlerinden ve idrâklerinin İslâm medeniyet değerlerine kapalı olmasından dolayı bu törenlere “millî bayram” diyorlar.

Millî kavramı milletten, millet kavramı İslâm’dan neşet eder. Millet, “İslâm, yani şeriat üzere tutulan yol” demektir. Bu ölçülere uyan ve bağlı olan topluluğa da İslâm milleti denir. Dolayısıyla İslâmî anâne, usul ve değerleri taşıyan özel günler ancak bayram sayılabilir. Âyetlerde emredildiği şekilde Ramazan ve Kurban Bayramları’na bayram denir ve Müslüman milletçe ancak kutlanabilir.

TÜRKİYE’DE ANCAK İSTİKLÂL HARBİ BAYRAM İLÂN EDİLEBİLİR
Bayram İslâmî bir kelimedir. Dinî, yani millî bakımdan hususî değeri olan ve milletçe kutlanan günlerdir. Bayramlarda bayram namazı kılınır, bayramın mânasınca büyükler, eş-dost ve mezarlıklar ziyaret edilir, insanların gönülleri alınır, yoksullara yardım ve pay dağıtılır
Türkiye’de dinî bayramların yanında, “Hakk’a tapan millet” Millî Mücadele’ye “din-i İslâm” ve “Vatan-ı İslâm” üzere katıldığı için İstiklâl Harbi ancak bayram ilân edilebilir.

“Milliyetçi” sıfatını taşıyan hareketin siyasî lideri de idrâki medeniyetimize kapalı olanlara katılıp, “cumhuriyetin ilânına giden sürecin miladı olan 19 Mayıs tarihini çarpıtanların milletin varlık değerlerine saldırdığını, cumhuriyetin kanına girmeyi gündemine alanların tuzakları ile karşı karşıya kalındığını…” söylemiş.

“CUMHURİYET’İN KANI” MİLLETİN KANI MIDIR?
“Cumhuriyetin kanı”, milletin kanıymış öyle mi? Hayret ki, hayret! Oysa gerçekler “cumhuriyetin kanının” Müslüman Türk milletinin kanının olmadığını ayan beyan ortaya koyuyor. “Cumhuriyetin kanı”, din-i İslâm adına İstiklâl Harbine katılan milleti 1923’den sonra aldatarak devrimci cumhuriyeti ilân eden zorba ve bürokratik egemen sınıfın, yani Kemalistlerin kanıdır.

Dahası, milletin değerlerini “redd-i miras” eden ve 19 Mayıs’ı vatan-ı İslâmiye’nin kurtuluşu muhtevasından koparıp laikçi Cumhuriyet’le irtibatlandıranlar, milletin kanına girenlerdir.

“Samsun’da doğan güneş” diyerek yüceltilen 19 Mayıs’ın, belgelerle sabittir ki İstanbul’dan ve Sultan Vahdettin’in izninden ayrı ve bağımsız bir “millî hareket” olmadığı aşikârdır.

23 Nisan Töreni’ni çoğu insan, İstiklâl Savaşı’nda din-i mübin ve vatan-ı İslâmiye için cihada çıkan “Hakk’a tapan millet”in “Millî Hâkimiyet Bayramı” zanneder. Oysa bu durum bir yıl sürmüştü. Sonra, dekolte “bayanlar” gibi dekolteli kız öğrenciler oluşturulması için yeniden tanzim edilmişti.

Ardından, Atatürkçülüğü “iyi bir şey” zanneden bâzı öğretmen ve öğrencilerin “23 Nisan sevinç doğuyor içime” diye şiircikler yazdığı bu tören dekolteli seküler kız öğrenciler gösterisine dönüştürüldü.

19 MAYIS, LAİKÇİ CUMHURİYETİN VARLIĞINI DAYATAN İDEOLOJİK TÖRENLERDİR
“Bayram” sıfatına sahip olmayan, bir yönüyle Stalinist ve Hitlervâri totaliter rejimlerin törenlerinden kopya edilen, bir yanıyla Avrupaî kadın modelini telkin eden 29 Ekim Cumhuriyet ve 19 Mayıs Törenleri, Millî Mücadele’nin ruhuna aykırı “inkılâpçı Cumhuriyetin” varlığını dayatan ideolojik törenlerdir. Dahası, dekolteli kızlar ve “bayanlar” toplumu vücuda getirmenin resmî provasıdır.

Özellikle 19 Mayıs Töreni’nda dizden yukarı etekleri, teni gösteren kumaştan yapılma kol ve omuzları açık kıyafetleriyle kız öğrencilerin resmî geçitlerinin Avrupa’nın çağdaş seküler toplum manzarasına dönüştüğü âşikardır.

Kemalist cumhuriyetin gayesi bu denî törenler vasıtasıyla dekolte kıyafetli kız öğrencileri modern Türkiye’nin “çağdaş” nüvesi olarak hazırlamaktır. Bu yolda mesafe alındığı, “kamusal alanda”, özel lise ve üniversitelerde dekolteli öğrencilerin çoğalmasından anlaşılıyor.

Türkiye’de “dekolte kadın tipinin” meşrulaştırılması cumhuriyetin Batılılaşma programına dayanır. Malumdur ki dekolte kadın barlarda, pavyonlarda ve azınlıkların mukim olduğu Beyoğlu’nda arz-ı endam ederken, Atatürkçü cumhuriyet eliyle “yurt sathına” taşınır.

19 MAYIS GÖSTERİLERİ UTANMA VE İFFET DUYGULARINI KIRIYOR
Bu noktada dekolte giyinmenin yaygınlaşmasında ve benimsetilmesinde en büyük fonksiyonu cumhuriyet balolarının yanında 29 Ekim Cumhuriyet ve 19 Mayıs Törenleri üstlenmektedir.

Özellikle 19 Mayıs Törenleri, Müslümanca giyinen kız öğrenci tipine karşı modern öğrenci tipinin öne çıkarılması gösterileridir. Müslüman anâne ve vecibelerine aykırı bir pornografiye dönüşen bu resmî törenlerle dekolte kıyafeti meşrulaştırmanın yanında bu kıyafetin zahiriyle birlikte ruh ve fikrinin de verilmesi düşünülmüştür.

Bu şenaat ve müstehcenlik alâmetleri taşıyan törenlerde kız öğrencilerin bu kıyafetler içinde “çağdaş” Avrupa’dan kopya edilen çeşitli dans ve jimnastik hareketleriyle utanma ve iffet duygularının kırılması da sağlanmaktadır.

Ayrıca 19 Mayıs gösterilerinde şarkıların, dans ve figüratif hareketlerin eşliğinde öğrenciler Yunan ve Roma kültüründeki kadının “cinsel çekicilik” gösterisini de öğrenmiş oluyorlar.

Böylelikle sözde “çağdaşlaşmış yeni Türk kadınının” ruhunda İslâm’a ait zerre iffet ve hayâ duygusunun kalmaması sağlanıyor.

Müslüman millete mugayir laikçi cumhuriyet törenleriyle zuhur ettirilen “yeni Türk kadını” tipinin büyük oranda sivil hayatta da çoğaldığı bir gerçektir.

Asrın en büyük çürüme alâmetlerinden olan dekolte kıyafet yalnızca Müslümanların değil, bütün insanlığın iffetli insan olma hakkına, seciye ve birliğine aykırıdır.

http://haber.sol.org.tr/medya/19-may...r-haberi-50634

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21-01-2012, 22:43
rastaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
rastaman rastaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
Standart

Genel olarak ulusal bayramların bu şekilde kutlanmasına pek sıcak bakmasamda aşağıdaki yazı oldukça ilginç,bu bayramın 1916'dan beri Mayıs aylarında İdman Bayramı olarak kutlandığından bahsediyor.

ALTAN ÖYMEN NAZLI ILICAK’A NASIL BU YANITI VERMEZ

AKP hükümeti 19 Mayıs Bayramı’nı kaldırmak içindüğmeye bastı.
Nazlı Ilıcak CNN TÜRK’teki “Dört Bir Taraf” programında 19 Mayıs törenlerinin Nazi Almanya’sından örnek alındığını söyledi.
Ne yazık ki Altan Öymen bir yanıt veremedi.
Oysa…
Soner Yalçın Hürriyet gazetesinde kaleme aldığı yazısında, 19 Mayıs Bayramı törenlerinde gençlerin neden beden eğitimi yaptıklarının tarihsel sürecini anlatmıştı.
12 Mayıs 1916’da Kadıköy İttihatspor (bugünkü Fenerbahçe) sahasında Darülmuallim’in (Erkek öğretmen okulu) öğrencileri Selim Sırrı (Tarcan) nezaretinde Osmanlı tarihinde ilk kez toplu halde beden terbiyesi/eğitimi gösterisi yaptılar.
Ne Nazi Almanya’sı?
Bu “Jimnastik Şenlikleri” adı verilen törene katılan öğrenciler arasında Altan Öymen’in babası Hıfzırrahman Raşit Öymen de vardı!
12 Mayıs 1916’dan sonra bu beden eğitimi bayramı her yıl mayıs ayının üçüncü Cuma günü “Jimnastik Şenlikleri”, “Mektepler Bayramı”, “İdman Bayramı” adı altında düzenlendi.
Gösteriler Cumhuriyet’in ilanından sonra da sürdü. Günü değişmekle birlikte hep mayıs ayı içinde yapıldı. 1936 yılında “İdman Bayramı”şenlikleri ilk kez 19 Mayıs gününe geldi.
Ve bu sebeple, 20 Haziran 1938’de, ulusal bayram ve genel tatiller hakkında 2739 sayılı kanuna ek yasayla, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı 19 Mayıs (1919) günü Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edildi. Öneriyi getiren Beşiktaş’ın efsane futbolcusu Ahmet Fetgeri Aşeni idi…
Nazlı Ilıcak TV’de herkesin gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Ve nekadar kolay “Nazi” sözcüğünü azına alıp bir tarihi lekeleyebiliyor.
Evet, nasıl bu kadar kolay itham ediyorlar ve Altan Öymen niye susuyor ya da orada ne yapıyor?
Odatv.com
http://www.odatv.com/n.php?n=altan-o...ez--1301121200
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 22-01-2012, 14:19
sergenci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sergenci sergenci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 269
Standart

Nazlı ılıcak, 12 eylul rejimi tarafindan
kapatilan buyuk turkiye partisi yerine dogru yol partisi
kuruldugunda tercüman gazetesinde "bizi
biliyorsunuz, bizi
taniyorsunuz"
basligiyla yazdigi
bir makalesinde
demirelin yeni partisine oy isteyen,
yazilarinda bir bilen diye bahsederek o
vakit yasakli olan
demirel'in
goruslerini dolayli
olarak kamuoyuna aktarma gorevini
ustlenen, bu
partinin sonraki
kongrelerinden
birinde ise "emanetci" cindoruk'a karsi
mehmet yazar'i
destekleyerek
demirel'le de
yolunu ayiran,
sonra fazilet partisi deneyimi filan derken bugunlere gelen kadin gazeteci . Şu sıralarda da katıldığı tv
programlarında
tayyip erdoğanın
avukatligına
soyundu, dehset
bir cene, susturulması çok zor bir fırıldak. 2000 den sonra Medya da bunlar mantar gibi türedi, ama yalakalıkta barlasın eline kimse su dökemez. Atatürk ve Cumhuriyet'in izlerini silmenin dayanılmaz hafifliğini geçici olarak yaşayan Akp ve bilumum yandaşları birgün mutlaka ve mutlaka bu hafifliğin dayanılmaz ağırlığı altında ezilmeye mahkümdur. Esenkalın..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25-01-2012, 01:58
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Hükümetin bu törenleri neden hedef aldığı ayrı bir mesele. Niyet okuyacak halimiz yok. Gericilikle mücadeleyi zaten yapmamız gerekiyor, yapıyoruz da.

Ama gericilikle mücadele ederken faşizmle mücadele etmeyi unutacak değiliz.

Bu tören, heykel, kabir fetişizmi 12 Eylül faşist cuntasının ürünüdür. Savunulacak yanı yoktur.

''Cumhuriyetin izleri siliniyor'' deniyor. Törenler kısaldı diye cumhuriyetin izi silinecekse bırak silinsin zaten. Kaldı ki, cumhuriyet zaten toplumda pek bir iz bırakmamıştı. Demokrasisiz cumhuriyetler böyledir; fazla iz bırakamazlar. Saltanatı falan da kaldırmazlar aslında; el değiştirtip görünmezleştirirler sadece.

''Milli bayram'' soytarılıkları eğitim sistemindeki militarizmin birer yansımasıydı. Bence istiklal marşı ve ''andımız'' dahil tüm milli bayramlar kaldırılmalı. Yani resmi ve kutlaması zorunlu olmamalı. İsteyen kutlasın, istemeyen kutlamasın. Bu kadar basit.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28-01-2012, 02:46
apsimon apsimon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 13 Aug 2011
Mesajlar: 202
Standart Liberal bağnazlık

Gaddar Suratlı Demokratlar

Kaan Arslanoğlu


19 Mayıs törenleri artık statlarda yapılmayacakmış. Televizyonların değişmez yorumcularından Gülay Göktürk kararı pek isabetli bulduğunu açıklıyor. Statlardaki kitlesel jimnastik gösterileri faşizmi simgeliyormuş. Hitler faşizminin ve onlar kadar faşist olan sosyalist devletlerin otoriter idarelerini çağrıştırıyormuş. Başka bir yorumcu araya giriyor, seyircilerin ellerindeki renkli kartonları indirip kaldırmak suretiyle oluşturdukları tribün resimlerini Bulgarlardan aldığımızı belirtiyor. Göktürk gözlerinde öfke kıvılcımları çaktırarak sesini yükseltiyor: “Onlar da faşistti zaten. Faşistti onlar. İnsanlara birer kişi olarak hiçsiniz düşüncesi işte böyle dayatılıyor! Faşistti… Faşistti onlar..”
Bundan yirmi-otuz yıl önce düşünebilir miydiniz sağ iktidar sahiplerinin önüne gelene “faşist” “yaftası” asacaklarını? Kendileri gibi düşünmeyen herkese “kominis” derlerdi o kurban olduğum klasik gericiler. Kavramlarımızı çaldı şimdikiler. Küfürlerimizi bile gasp ettiler. Biz kime ne diyebileceğiz kızdığımızda? Göktürk gibi yüzlercesi… Hemcinslerini kıskansalar tırnaklarını geçiriyorlar “faşist” diye, aynada suratlarını çirkin görseler ilk rastladıklarına histerik çığlıklarını fışkırtıyorlar: “Faşist.. faşisiist!” Ne diyelim bunlara? Demokrat mı?
Döve döve, hapse ata ata, öldüre öldüre demokrasi savaşlarını sürdürüyorlar. Sadece Irak’ta 1.5 milyon insan öldürdüler demokrasi için. Libya’da tecavüzler ettiler, linç ettiler, katliam yaptılar demokrasi için. Afganistan, Pakistan’da hasma müttefike demokrasi veriyorlar her gün kanla. Öldürüyor ve gülümsüyorlar, gülümsüyor ve öldürüyorlar. Demokrasi için, özgürlük için.
Onlara özeniyoruz ya, hiçbir şeyi Batılılar gibi yapamıyoruz, hep kötü kopyalar üretiyoruz. Bizim “demokratlar” her gün hoşgörüden, özgürlükten bahsediyor; ama gestapo bakışlarıyla. Arada bazıları gülüyor, gülümsüyor. Ancak çoğuna yakışmıyor tebessüm.
Düşünce içeriğiyle duygulanımın uyuşmaması psikiyatride şizofreni belirtisi olarak yorumlanır. Çocuğunun ölümüne ne kadar üzüldüğünü anlatır örneğin bir anne kıkırdayarak. En azından patolojik bir durumdur. Nefret suçlarından bahsedenler görüyoruz ekranlarda, nefret dolu yüzlerle. Kara gömlekli acımasızlığıyla başkalarının acımasızlığından yakınanlar çıkıyor halkın karşısına. Bu ne uyumsuzluk, bu ne derin ruhsal bozukluk diye sormayın. Gerçekte uyumludur düşünceleri ve söyledikleriyle, şefkatle kirlenmemiş bakışları.
Kara propaganda için bilgi gerekmez. Niye toplasınlar ki gerçeği, nasıl olsa çarpıtacaklar. Akıllarına estiği gibi atıp tutmak zaten etkilidir ve üstelik sıfır zahmetli.
Uzak tarihi bir yana bırakırsak 18. Yüzyılda ortaya çıkan “İsveç Jimnastiği”ni hiç mi bilmezler? Bu jimnastik sıklıkla toplu olarak yapılıyor, açık alanlarda, salonlarda. Bize 20. Yüzyıl başında gelen jimnastik de İsveç kaynaklı. 1896’dan itibaren olimpiyat oyunlarının ayrılmaz bir parçası oluyor stat gösterileri ve jimnastik. Tamam, Nasyonal Sosyalistler spor gösterilerini kendi ideolojilerinin bedensel sergilenişi olarak fetişleştiriyorlar. Tüm sosyalist ülkelerde toplu spor hareketlerine, stadyum gösterilerine büyük değer veriliyor, bu da doğru. Ama olgu dünya çapında bazen siyasi renkler katıştırılarak, bazen katıştırılmaksızın, toplumsal canlılığın, ruh ve beden sağlığına verilen önemin göstergesi olarak yaygınlaşıyor.
Örneğin 1930’da ortaya çıkan “Sağlık ve Güzellik Birliği” hareketini nereye koyacağız? Güzel kızlar açık havada açık saçık spor yapıyor. Göktürk bir baksa “İşte” derdi, “Sıfır numara faşist bunlar!” Bizim Temel’e sormuşlar: Bil bakalım, bir kız, pencereden bakii, ha bu nedur? Cevabı yapıştırmış: Orospidur daa! Ama İngiltere’de ortaya çıkmış. “League of Health and Beauty” bir kadın hareketi. Kadının toplumsal hayattaki rolünü güçlendirme amaçlı bir oluşum. “Faşist bunlar” yasaklayalım dememiş kimse. Üstelik sonrasında bayağı ırkçılık karşıtı bir yön kazanmış. Bu sonuncular Göktürk’ü ırgalamaz da, işin İngiltere’den çıkması! Kafası karışabilirdi. Bereket, o bir talimatlı gazeteci, düşünerek konuşmuyor, yazmıyor.
19 Mayıs Kurtuluş savaşının başlangıcı. İktidarın bir yandan anti emperyalist bilinçle bir derdi var, bir yandan Osmanlı’ya başkaldırıyı hazmedememesi ciddi sorun. Kadınların toplumsal bir güç olarak, hem de sporla, hem de spor giysileriyle ortalığa çıkması, belki de bunlar kadar rahatsızlık yaratıyor ileri demokratlarda.
Bahane bulmaksa medyadaki karanlık bakışlılara kalıyor. Eşgüdümlü bedensel hareketler faşizm ürünüymüş. Eşgüdümlü bedensel hareketler yüz bin yıldır var insanlık tarihinde. Hemen tüm ibadetlerde var. Üretimde var. Özellikle kapitalist üretimde çok yoğun biçimde var.
Bunların hangisinin demokrat ve bireyi geliştirici, hangisinin faşist ve bireyi ezici olduğuna zalim çehreli medya komiserleri karar verecek. Bize de bu talimatlara uygun demokratlar haline gelmek düşüyor. Bir gün herkesin ileri demokrat olması planlanıyor. Eşgüdüm içinde.



Health and Beauty League 1937



Health and Beauty Birliği 1938



Health and Beauty L. 1935


1912 Olimpiyat Oyunları Norveç Takımı

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kaa...okratlar-50968


Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28-01-2012, 03:03
Anti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anti Anti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2011
Mesajlar: 261
Standart

Romanlarını da severek okudum Arslanoğlu içimizden geçenlere tercüman olmuş adeta.
Ama ne yazık ki burada kaale aldığımız "ileri demokratlar" gene sebepler üretecek ve vızıldamalarına devam edeceklerdir.
Utanmaksızın...

Tanrı, insanı yarattı ve ona "yürü ya kulum" dedi, "ben artık yokum."
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28-01-2012, 04:08
Jolly Jocker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jolly Jocker Jolly Jocker isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
Standart

Kaan Arslanoğlu kitle sporunun yaygınlığıyla ilgili bilgiler vermiş ama bunun 19 Mayıs törenleriyle bağını kuramadım açıkçası.

19 Mayıs törenleri sporun kitle halinde yapılmasından ibaret değil ki.

Burada temel olan, sporun zoraki yaptırılması ve ideolojik işlev yüklenmesidir.

Bırakın isteyen yapsın bu törenleri, isteyen yapmasın.

Milliyetçi ayinleri herkese dayatmanın ne gereği var?

Mesele bundan ibarettir.

Bana nasıl dinsel ibadetlerin dayatılmasına karşı çıkıyorsam, resmi ideolojinin soytarılıklarının dayatılmasına da karşı çıkıyorum.

Bu kadar basit.

TKP, kendi stalinist devriminin kitlesini kemalizmden devşirme hayalleri kurduğu için bu 19 Mayıs kutlaması mevzuuna bile girip kendini saçmalamak zorunda hissediyor anlaşılan.

Sana ne kardeşim? Sen madem ki komünistlik iddiasındasın, burjuva devletin bayramının nasıl kutlanacağından sana ne? Kendi işine baksana...

Son olarak da şunu söylemeden geçemeyeceği; elbette gericiliğe karşı mücadele edilecek ama olur olmaz herşeyden ''Aman gericilik hortladı!'' v.s. diye çığırtkanlık yapılırsa gericilik tehlikesi toplumsal algıda ciddiyetini yitirir.

Kemalizm, soldan aşırdığı kavramları diline sakız edip içeriğini değersizleştirmeyi huy edindi maalesef.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 28-01-2012, 05:03
apsimon apsimon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 13 Aug 2011
Mesajlar: 202
Standart

apsimon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eşgüdümlü bedensel hareketler faşizm ürünüymüş. Eşgüdümlü bedensel hareketler yüz bin yıldır var insanlık tarihinde. Hemen tüm ibadetlerde var. Üretimde var. Özellikle kapitalist üretimde çok yoğun biçimde var.

Zoraki yapılmasıymış,

Kaan Arslanoğlunun yazısı son tartışmalarla ilgili en anlamlı yazıdır. Sanki herşeyimiz özgürde iş 19 mayıslarda jimnastik yapmaya gelince zorla oluyor.

Sabah 7 kalk durağa git otobüs bekle, zorla ve eşgüdümsel. Sekizde makinanın başında işe başla en erken 16 ya kadar eşgüdümsel bedensel hareketler. Üstelik vucudun tümünü de çalıştırmayan ve bedenin bir bölümünü zorlamaya dayalı hareketler.

Emekçiler olarak bedenin bir bölümünü zorlayarak kendi isteğimizle bu hareketleri yapmaya çok meraklıyız hemde çok...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 28-01-2012, 06:01
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Düşünün ki yüzyıllardır bir arada yaşayan toplumlar varmış. Bunlardan bir tanesi çoğunluğu oluşturup ''egemen'' durumda; diğerleri azınlık olup tabi durumdaymış. Yüzyıllardır bir arada yaşayan bu toplumlar ''saltanat''la yönetilip devletin hizmetinde vali ve komutanlara tabiymişler. Bu vali ve komutanlar, büyük topraklardan herkesin dini inancına göre değişen oranlarda vergiler toplar; kolay kolay sorgulanması mümkün olmayan yetkilerle de insanları yönetirlermiş. Ayrıca devletin farklı isimler altında topladığı, zaman zaman insanları isyan ettirip tamamen yoksullaştıracak kadar yüksek vergileri varmış. İnsanların devlet yönetimlerinde sözü nerdeyse hiç geçmez, devlete ''asker ve vergi vermek'' dışında pek de işe yaramazlarmış.

Zaman değişmiş, çağlar değişmiş, her ırk ve inançtan insan herkes kadar değerli olabileceğini; aynı zamanda, devlet yönetimlerinde söz hakkı olması gerektiğini öğrenmiş. Ancak devletin bu ''meczup ve garbi'' fikirlere cevabı sert olmuş. Zira devletlumuz bu fikirleri ''voltur ve rossu misüllü birtakım kafir zındıkların fitnesi'' olarak görürmüş.

Oysa cin şişeden çıkmış, toplumları yatıştırmak pek mümkün olmamış. Tebalar bu zındıklara inanır, saygı duyar olmuş. Müslüman tebaysa bu kafir zındıklara iyice şaşar, eşitlik hatta katılım taleplerine hayret eder olmuş. Gel zaman git zaman devletlularımız savaşlara girmiş, büyükçe topraklar kaybeder olmuş. Elde kala kala Misak-ı milli kalmış, özellikle Anadolu kaynar olmuş.

Devlet-i şahane, gayrı müslim zındıkların tekrar bazı isteklerini olabileceğini sezip bu sefer gemi sağlam kazığa bağlamaya karar vermiş. Olur da bu adamlar tekrar kazan kaldırır, evropa'nın öcülerinin yardımıyla bağımsızlık isterler diye onları ''kovmaya'' karar vermiş. Önce Doğu' cephesini halletmişler; daha sonra da iş batı cephesine gelmiş. Orada da Yunan zındıklarıyla bazı irili ufaklı birkaç cephe savaşından sonra iş halledilmiş.

Yıllar sonra da devletlumuz bu masalı bize KURTULUŞ olarak nakletmiş. Bizler de yıllarca bu şanlı kavgayı dinlemiş, nasıl tüm dünyaya kafa tuttuğumuzu hatta yendiğimizi öğrenmişiz.

Devletlumuz bu savaşların bazı tarihlerini milli bünyeye faydalı faaliyetleri de içine katarak BAYRAM ilan etmiş; bu uğurda DESTANLAR yazdırmış. Bugünlerde çoluk çocuk genci yaşlısı toplattırılmış yahut gelinmiş, birtakım cimnastik hareketler, mızıka törenleri ve destanlar dinlenir olmuş. Maksat uzun yıllar sonra bile devletlularımızın nasıl savaştıkları bilinsin, kahramanlıkları öğrenilsin imiş.

Peki... Güzel... Şimdi tüm TÜRKLER bundan büyük onur, gurur, şevk ve heyecan duyabilir. Müslüman Türkler olarak bu gaza'dan da alınlarının akıyla çıktıklarını şevkle öğrenirler.

PEKİ APSİMON!

Benim bir gayrı müslim kafir zındık olduğumu düşün ve bu HİKAYE'DEN BENİM NASIL ŞEVK DUYABİLECEĞİMİ BANA İZAH ET!


Ben nasıl bir TARAFGİRLİK içine/hissine gireyim ki bu DESTANSI KAHRAMANLIKTAN BÜYÜÜÜK mutluluk duyayım?

Benim bir ERMENİ olduğumu düşün ve atalarımızın sille tokat bu topraklardan kovulmasının, evinin/malının/mülkünün gasp edilmesinin bana nasıl BÜYÜK BİR HUZUR VE ŞEVK VEREBİLECEĞİNİ izah et.


Bir devrimci, enternasyonalist olarak BİR GAVUR OLARAK BENİM BUNDAN NASIL GURUR DUYMAM GEREKTİĞİNİ İZAH ET!

Enternasyonal bir devrimci olarak BU DESTANDAN GURUR DUYMANIN NASIL BİR ÇELİŞKİ olduğunu izah et.

Bana ATALARIMI BU TOPRAKLARDAN KOVMANIN nasıl bir şevk, heyecan ve DEVRİM OLDUĞUNU İZAH ET!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 28-01-2012, 16:56
jadi jadi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 18 Jun 2011
Bulunduğu yer: Mordor- Killuminati
Mesajlar: 1.836
Standart

Jolly Jocker´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

TKP, kendi stalinist devriminin kitlesini kemalizmden devşirme hayalleri kurduğu için bu 19 Mayıs kutlaması mevzuuna bile girip kendini saçmalamak zorunda hissediyor anlaşılan.
Tkp kendi devrimini kemalizmden devsirme hayalleri falan kurmuyor. Adamlar bildigin kemalist. Chp ve mhp'den tek farklari, konusurken kullandiklari terminoloji. Emperyalizm, burjuva, komprador...ve benzeri kelimeleri araya serpistiren herkez, kendisini kominist, sosyalist veya solcu ilan edebilir ve o cenah tarafindan kucaklanir

http://ulusalsol.files.wordpress.com/2011/03/sip.jpg
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Öğrenciler Umreye, Türkiye Nereye? frodo Politika 12 06-06-2018 06:44
Bu öğrenciler haklarını arayamıyor! ahmetsln Politika 22 29-05-2011 18:26
Bayram Mesajı.. mhmd Konu-dışı 70 10-09-2010 08:55
Bayram Mesajları pante İslam 27 10-12-2008 03:25
İlkel bir bayram.. kalkandelen İslam 20 21-12-2007 21:04

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:06 .