O halde ben başlayayım. Son günlerde genç kadınlarda ''Ayşegül Sendromu'' diye bir bela çıktı. Evet böyle bir sendrom türedi. Eminim içinizde karşılaşanlar vardır.
Hani Küçük Sırlar adında bir dizi vardı. ''Ergen kız dizisi'' olarak görülebilecek bir dizi. Geçen yaz bitti ''çok şükür''. Orada Ayşegül adında bir karakter bulunuyordu. Entrikacı, dedikoducu, başkalarının hayatını yönlendirmekten haz duyan, yalancı, numaracı, kendi hazzı için bir başkasının hayatını mahvetmekten çekinmeyen, herkesin yaşamına bir şekilde müdahil olan, sürekli etrafı gözleyen, en güzel ve en popüler olmak için dünyayı yakmaya hazır sadist karakterli hatun tipi olarak özetleyebiliriz.
Aslında bu tiplerden sağlam satanist olur ama lafa gelince bunlar herkesten dindar kesilirler. Neyse, işte bunlardan bazılarıyla günlük yaşamımda sık karşılaşır oldum. Bu diziden önce hayatımda yoklardı. Ama diziyi izlediler ve etkilendiler kanaatindeyim. Malumunuz, kadın milletinde(diye genelleme yapmak istemiyorum ama) özentilik pek yaygın oluyor. Olur olmaz şeylerden etkileniveriyorlar. Zeki ya da güzel görünmek söz konusu olunca iki gram akılları da uçuveriyor.
Ayşegül konseptine uygun davranınca hayattan öç almış olduklarını ya da çekici veya akıllı göründüklerini mi düşünüyorlar acaba?
Kadın milleti bu kadar özenti olmak zorunda mı? (Bırrrr

)
''Ayşegül karakterine'' bürünmek size ne kazandırır sanıyorsunuz?
Bu tip ''Ayşegüllerle'' yeni karşılaştığım için onlarla nasıl 'savaşılacağını' da netleştirebilmiş değilim henüz.
Onlara onlar gibi davranıp üzmeye, yanıltmaya, hafife almaya çalışıyorum.
Ama canları yanınca daha tehlikeli oluyorlar.
Önerisi olan var mı? Her Ayşegüle karşı illa ''Çet'' mi olalım yani?
Entrikaya, hileye, gıcıklığa illa aynı şekilde mi yanıt verelim?
Başka yolu yok mu bunun?
''Git başımdan!'' deyince de sadece o an için gidiyor, hayatlarınızdan çıkmıyorlar.
Öfff...