Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 09-02-2012, 16:22
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart ABD ve İngiltere’nin 55 yıllık Suriye planı

Suriye’de bugün yaşananların yıllar önce ABD ve İngiltere arasında varılan ve 2003 yılında ortaya çıkartılan anlaşmada nasıl planlandığını Global Research yazarı Felicity Arbuthnot yeniden gündeme getirdi.


Felicity Arbuthnot, önceki gün Global Research sitesinde yayımlanan yazısında, Londra’daki Royal Holloway College’den Matthew Jones’un 2003’te ortaya çıkardığı 1957 tarihli belgeye göre, ABD ve İngiltere’nin Suriye’yi işgal için bahane yaratmak amacıyla nasıl anlaşmaya vardığını hatırlattı.

Plan, Suriye’nin bağımsızlıktan sonraki ilk lideri Şükrü el Kuvvetli’nin başlıca müttefiki olan isimlere suikast düzenlenmesini ve komşu ülkelere yönelik saldırılarda Suriye’nin parmağı olduğu izlenimi yaratılmasını öngörüyordu. Suikast düzenlenecek isimler arasında Askeri İstihbarat Başkanı Abdül Hamid Sarraj, Genelkurmay Başkanı Afif el Bizri ve Suriye Komünist Partisi lideri Halid Bektaş da bulunuyordu.

Dönemin ABD Başkanı Dwight Eisenhower ve İngiltere Başbakanı Harold Macmillan arasında anlaşmaya varılan planda şu ifadeler dikkat çekici:

“Özgürlükçü güçlerin eylemlerini kolaylaştırmak, rejimin askeri kapasitesini azaltmak ve istenen sonucu en kısa zamanda elde etmek amacıyla, bazı önemli isimlerin ortadan kaldırılması için özel bir çaba harcanmalı… Suriye’de iç karışıklıklar konusunda bir anlaşmaya varıldığında, CIA ve MI6 Suriye içinde küçük çaplı sabotaj ve darbeleri düzenlemeye hazırdır.”

Müdahale için bahane

Belgede ayrıca olayların Şam dışında bölgelere de yayılması gerektiği, ülkede yaratılacak korku ve sınır çatışmalarının o dönemde İngiltere’nin himayesindeki Irak ve Ürdün’ün müdahaleleri için bir bahane olarak kullanılacağı kaydediliyor.

Planda CIA ve MI6’nın, Suriye’nin başta Irak, Ürdün ve Lübnan olmak üzere komşularına yönelik saldırı ve şiddeti desteklediği izlenimi yaratarak bölgede tansiyonu yükseltmeyi amaçladığı da açıkça ifade ediliyor. Plan, Suriyeli muhaliflerden oluşacak bir Özgür Suriye Komitesi oluşturulmasını ve komiteye üye paramiliter güçlerin silahlandırılmasını da içeriyor.

Yıllarca gizli kaldı

O dönemde Sovyetler Birliği’yle yakın ilişkilere sahip, Komünist Parti’nin desteklediği ve bölgede bağımsız duruşuyla dikkat çeken Suriye’nin politikalarından rahatsız olan ABD ve İngiltere, 1957’de hazırladığı bu planı yıllarca sır gibi sakladı.

Arbuthnot’un yazısına göre plan Suriye’ye komşu ülkelerin isteksizliği sonucu hiçbir zaman uygulamaya konmasa da, bugün bölgede yaşananlar planın asla rafa kaldırılmadığını ortaya koyuyor.

(soL - Dış Haberler)
http://haber.sol.org.tr/dunyadan/abd...i-haberi-51383

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-02-2012, 16:40
kilimanjaro kilimanjaro isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Oct 2011
Bulunduğu yer: Mersin
Mesajlar: 100
Standart

Kusura bakma arkadaş ama, şu yazdıklarının, akılla, mantıkla, çağın gerçekleri ile en ufak bir ilişkisini dahi göremiyorum. Bu yüzden "safsata" diyorum.
Bu plan tamı tamına 55 yıl herkesten gizlendi ha!... Bu planı bu kadar önemli kılan ney miş? Neyi paylaşıyorlarmış bu planla? Amerika Birleşik Devletleri'ni mi?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-02-2012, 16:44
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Bu TKP de iyice keçileri kaçırdı...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-02-2012, 23:19
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Kendinizi kandırmayınız!!!

Bana göre bu haber ister doğru olsun ister doğru olmasın, bilim ve teknolojide ileri olan ülkelere karşı bu tür haberler sağlıklı kalmak için atılan olumlu adımlardır.

Şimdi başka bir olaydan hareket ederek bu haber hakkında bir ufuk turu atalım.

İşte ilk Türk nükleer füzesi: İbrahim!

1961-1963 yılları arasında İzmir/Çiğli'deki 5 siteye 15 nükleer füze depolanmıştı. ABD'nin Sovyetler Birliği'ne bir gözdağı verebilmek için bu nükleer füzeleri hiçbir NATO ülkesi talip olmayınca, 1961'de İzmir Çiğli'ye yerleştirildi. Fakat "İbrahim" adı verilen bu füzeler, ABD’nin Sovyetler Birliği ile Küba krizini aşmadaki kozu olunca 1963’te apar topar geri götürüldü.

O zaman geçmişimize ilişkin şu soruların artık yanıtlanması gerekiyor:

1. Bu füzeler Adnan Menderes'in idamından sonra mı İzmir Çiğli'ye yerleştirildi?

Yanıt: Kesinlikle hayır. ABD Hava Kuvvetleri Tarih Araştırmaları Ajansı, ABD Silah Kontrol ve Silahsızlanma Ajansı, Ohio ve Tufts Üniversitesi’nin finansmanıyla 1997 yılında hazırlanan ve daha sonra kitaplaştırılan bir araştırma ise nükleer başlıklı Jüpiter füzelerinin komutasının Türk ordusunda olduğunu tarihe not düştü. 1 Haziran 1960’ta teknik anlaşmanın imzalanmasıyla yer araştırmaları sonucunda nükleer füzelerin İzmir Çiğli’ye yerleştirilmesi uygun bulundu. Bu tarihte Adnan Menderes hayattaydı ancak 27 Mayıs 1960'da Askeri yönetim tarafından devrildiğinden yönetimde değildi. Dolayısıyla ABD ile Askeri yönetim arasında vardıldığı anlaşılan anlaşmaya göre, İzmir Çiğli'ye 5 fırlatma rampası ve nükleer başlıklarıyla 15 Jüpiter füze yerleştirilecekti. Hedef ise Sovyetler Birliği’nin batısındaki nükleer füze üsleriydi. Türkiye’nin bu füze üssünü idare edecek personeli olmadığı için Askeri yönetim tarafından Türk subaylar ABD’ye eğitime gönderildi. İlk fırlatma rampası Çiğli’de 6 Kasım 1961’de faaliyete geçti. Füzelere Türk bayrakları çizildi ve "İbrahim" adı verildi. 1962’de bütün İbrahim’ler operasyonel hale geldi.

Bu durumda Adnan Menderes'in idamına kızan çevreler, Askeri yönetime değil, ona lojistik güç sağlayan ABD'ye bakmaları gerekiyor. Nitekim AKP de aynı şekilde iktidara gelmiş ama bu olaydan (cahil halkımızı kandırarak) ne kadar parsa toplarsak anlayışıyla gücüne güç katmayı tercih etmiştir.

2. Bu füzelerin İzmir Çiğli'ye yerleştirildiğiden halkımızın haberi var mıydı?

Yanıt: Bal gibi de vardı. Fakat bu füzeler o kadar iyi saklandı ki, halk buna bir efsane gözüyle bakıyor ve bu konuda yapılan haberler alaya alınıyordu. Örneğin füzelerin açıkta durması nedeniyle çevredeki köylüler bunların ne olduklarını soruyordu. Onlara füzelerin minare olduğu anlatılıyordu. ABD Senatosu bir araştırma için geldiği Çiğli’de bir füzenin motoruna bir kurşun isabet ettiğini ortaya çıkardı ve bir füzenin de elektrik bataryasının patladığı ve kontrol panelinin bozulduğu anlaşıldı.

En son 49 yıl sonra yayımlanan Wikileaks belgelerinde bu füzelerle ilgili kriptolar geçince bir kez daha gündeme gelen İncirlik Üssü’nde nükleer silah olup olmadığı tartışmaları tekrar alevlendi. Yani Türkiye’de nükleer silah olduğu bir dönem herkesçe biliniyordu ama itiraf edilemiyordu. Olay bu kadar basittir.

Bilirsiniz; John F. Kennedy'nin 22 Kasım 1963'te Dallas'a yaplan bir suikaste kurban gitmesinden sonra, bu suikast ile ilgili hazırlanan raporların açıklanması için suikast üzerinden 50 yıl geçmesi şartı bulunuyordu. Aynı şey diğer ABD'nin bazı gizli belgeleri için de geçerlidir. Buna göre 1961'de İzmir Çiğli'ye konulan füzelerin yerleştirilmesinin 49 yıl sonra açıklanması bu nevi bir olaydır, dolayısıyla açıklanmasında herhangi bir sakınca yoktu!!!

Peki o zaman, adında "Türk" kelimesi bulunan ama Türklük ile uzaktan yakından bir ilgisi olmayan ve tüm faaliyetleriyle ABD'ye kapaklanan (ki CNNTürk, SkyTürk de aynı yapıdadır) Habertürk'ün İzmir Çiğli'ye yerleştirilen 15 nükleer füze için; "İşte ilk nükleer Türk füzesi: İbrahim. Habertürk, 49 yıl önce İzmir'e yerleştirilen üç nükleer füzenin fotoğraflarını buldu" şeklinde bir haber yapması, "fake (sahte)" kahramanlık yapmak değil de nedir?

Biz, bunların sahte kahraman olduklarını biliyoruz ve yukarıdaki deşifrasyonlarla bilmeliyiz, uyanık olmalıyız.

Evet, arkadaşlar, "ABD ve İngiltere’nin 55 yıllık Suriye planı" haberini de yukarıdaki haber gibi düşünmeli ve iyi araştırmalıyız. Yoksa, bu haberi yok saymanın kimseye bir faydası olmaz, ancak kendinizi kandırırsınız. Bu da, benden kapak olsun!!!

Konu upuaut tarafından (09-02-2012 Saat 23:26 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-02-2012, 20:05
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Adnan Menderes neden idam edilmişti?

Bir önceki mesajıma ilişkin tamamlayacı bilgileri başlıktaki sorunun yanıtıyla vereyim.

Bu sorunu yanıtı için Banu AVAR'dan Bir Okur Mektubu: Menderes neden idam edildi? yazısına bakarsanız, orada okur tarafından Adnan Menderes'in neyle suçlandığına dair verilen 10 tane nedenin "sanal (görüntü)"da doğru olduğunu ama "gerçek"te geçersiz olduğunu görürsünüz. Öyle çünkü, Banu Avar bu listenin yetersiz olduğunu görmüş ki, o da kendi görüşlerini 10 maddede sıralamıştır.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Banu Avar'ın verdiği 10 madde ile birlikte daha fazlasının bugün de AKP tarafından uygulandığı uygulandığını görüyoruz.

Banu Avar'ın Adnan Menderes dönemine ilişkin dikkat çeken aşağıdaki bulgularına göz atarken, günümüzde bu maddelerin nasıl işletildiğini parantez içinde veriyorum:
  • 1- 1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşı'na Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore'de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı (AKP'nin, sanki kendilerine Adnan Menderes'ten kalmış bir hak gibi, önce Suriye'ye, sonra İran'a asker çıkarması bekleniyor. Ama AKP'nin hiç acelesi yok!)

    2- 1952'de NATO'nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu (Abdullah Gül, "Kamu Düzeni ve Güvenlik Müsteşarlığı"nı kurdurdu. Başka? "Devlet Güvelik Mahkemeleri (DGM)"ne rahmet okutacak "Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM)" kuruldu. Daha başka? MİT'te KCK yapılanması kuruldu ve "Oslo Görüşmesi"nde PKK ile % 95 oranında anlaşmaya varıldı)

    3- 1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi (Sadece şu gelişmeye baksanız yeterlidir: AKP, PETROLÜMÜZÜ DE YABANCILARA PEŞKEŞ ÇEKİYOR!)

    5- Cezayir kurtuluş savaşı sırasında Fransa'yı destekledi (AKP de NATO'nun Libya'ya çıkışına önce bir tiyatro oynayarak karşı çıktı, sonra Adnan Menderes'ten daha ileri giderek destekledi. Örneğin Libya'lı mühaliflerin İstanbul'da örgütlenmesi ve onlara örtünülü ödenekten 300 milyon verilmesi)
Fakat her iki listede görülmesi istenmeyen ve özellikle dikkatlerden kaçırılan şu madde eksiktir:

31- ABD Hükümeti ile Adnan Menderes Hükümeti arasında 19 Eylül 1959'da orta menzilli balistik 15 füzenin Türkiye'ye yerleştirilmesi için iki ülke anlaşma imzaladı. Herbir füzenin uzunluğu 18 metre, çapı ise 2.74 metre ve üzerindeki nükleer başlık 1.44 megaton kapasitesiyle Hiroşima'ya atılan bombanın 100 katı gücündeydi.

Bu füzeler kime karşı kurulmuştu? Sovyetler Birliği (CCCP)'ne karşı. Peki Sovyetler Birliği bu füzeler için ilk fırlatma rampasının Çiğli’de 6 Kasım 1961’de faaliyete geçmesinden tam bir hafta önce (30 Kasım 1961) ne yaptı? "Tsar" adını verdikleri Dünya'daki en büyük bombayı patlatarak ABD'ye ve bize bir gözdağı vermediler mi?


Yukarıda hakkkında bilgiler verilen bu bomba "Termo Nükleer" ile çalışmaktadır ve 57 milyon TNT (50 Mega Ton) gücündedir. Bu bomba o kadar güçlüydü ki test sırasında az daha uçaktaki pilot yanıp kül oluyordu. Pilot ufak-tefek sıyrıklarla kazayı atlattı.

Geçmişte yaşadığımız bu tecrübe yetmemiş ki şimdi de Rasmussen bizim hakkımızda şunları söylüyor (10 Şubat 2012):

Rasmussen: (Kürecik'teki) Füze kalkanını kurma talebi Türkiye'nin kendisinden geldi. Nato Kara Kuvvetleri'ni İzmir'deki üssü taşıyacağız.

Demek ki bizdeki "aptallık" geçici değil, kalıcıymış. Buyursunlar; Sovyetler Birliği'nin mirasını olduğu gibi devralan Rusya da sizin gibi aptalları bekliyor zaten.

Putin'in sizin gibi salaklara küçük bir sürprizi var:


Rus Devlet Başkanı Vladamir Putin "İskender" taktik füzelerini izlerken. Solundaki yetkili Putin'e füzelerle ilgili bilgiler veriyor.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-02-2012, 23:12
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Bana göre bu haber ister doğru olsun ister doğru olmasın, bilim ve teknolojide ileri olan ülkelere karşı bu tür haberler sağlıklı kalmak için atılan olumlu adımlardır.
Arkadaş, benim anlamadığım şudur: ESAD rejimi gibi Suriye halkının başına bela bir rejimi kerameti kendinden menkul laikliği için mi bunca koruma noktasına geldiniz?

Suriye'de yaşanan çatışmalara ilişkin bazı abartılı rakamlar ve haberler illa ki vardır, bundan sonra da olacaktır; ancak, ülkeye yabancı basının girişini yasaklamak demek dünyanın her rejiminde ''benim yediğim halt iyi bişi değil, bunun görülmesini istemiyorum'' demektir. Artık ''gerçekleri çarpıtıyorlar'' gibi bir bahaneyi dünyanın hiçbir sağlıklı kafası ''geçer akçe'' saymıyor.

Biz benzer bir şeyi Kürtlerle savaş'ta yaşadık. Ohal bölgesinde gazete giriş çıkışları yasaklandı, medyaya ciddi sansürler uygulandı. Bugünse orada ne menem kirli tezgahların döndüğünü, nasıl katliamlar tezgahlandığını öğreniyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-02-2012, 05:58
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

Bir önceki mesajımda Rasmussen'in inanılmaz açıklamalarının doğru olup olmadığını şu haberden takip edebiliriz.

Füze kalkanını Türkiye istedi!

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Türkiye ile NATO arasında ilişkilerin kurulmasının 60’ıncı yıldönümü (*) nedeniyle bir grup Türk gazetecinin sorularını yanıtlarken, füze kalkanının Türkiye’ye konuşlandırılmasını Ankara’nın istediğini iddia etti ve “İzmir’de kara kuvvetleri komutanlığı kurulmasına karar verdik. Bu, Türkiye ve NATO için önemli bir üs olacak” dedi. Rasmussen ayrıca, "Türkiye nükleer silah üretemez" diyerek bir güzel dalgasını geçti.

Hatırlarsanız, ABD, nükleer başlıklı Jupiter füzeleri için İtalya dışında hiçbir ülkeden olumlu sonuç alamayınca 1959'da Türkiye şimdi olduğu gibi hemen bir okey çekmiş ve 19 Eylül 1959'da bir anlaşma imzalanmıştı.

(*) Banu Avar'ın 2. maddede söylediği gibi, NATO 1952'de kurulmuş ve ülkemizde güya komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurulmuştu (!) Fakat yalnızca Cumhuriyetimizin ilanından 29 yıl sonra, bu daire Adnan Menderes'in NATO yoluyla ülkedeki tüm gücü ele geçirmek için kuruluyordu. Bu daire daha sonra Ecevit'in de bildiği ama kanıtlayamadığı "Kotrgerilla"ya, oradan da "Gladyo"ya dönüşerek ülke içindeki terör olaylarında ve darbelerde başrol oynadı!

İyi ama, Rusya 51 yıl önce kendisine yapılan tehdidi unutmuş değil ki. Rusya (Sovyet Birliği) o sırada (30 Ekim 1961) Türkiye'ye yerleştirilen 15 tane Jupiter füzesine karşılık "Tsar" bombasıyla karşılık verirken, şimdi de savunmasında yeniden yapılanmaya giderek bir ikinci yanıta geçti.

Rusya savunmada yeniden yapılanıyor!


Başkan Putin, Rusya'nın savunmasıyla özel
olarak kendisi ilgileniyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Dmitri Rogozin, Rusya’nın öngörülemez ve kısa süreli olması muhtemel modern savaşlara hazırlanması gerektiğini söyledi. Sibirya’nın Novosibirsk kentinde Su-34 savaş uçakları üretim fabrikasında incelemelerde bulunan Rogozin, savunma sanayi yetkilileri ile bir araya geldi. Artık yıllar sürecek savaşların olmayacağını, Sovyet tarzı yapılanmanın bir an önce değişmesi gerektiğini kaydeden Rogozin, “Silah üretimimiz modern savaşların yansıması olmalı. Artık kısa süreli ve öngörülemeyen savaşlar olabilir. Geçmişte olduğu gibi uzun yıllar almayacak. Bizim hareket kabiliyeti yüksek, kompakt ve düşmana endişe veren bir kara, deniz birlikleri ve nükleer güce ihtiyacımız var. Bu bizim ulusal güvenliğimizin garantisi olacak” dedi.

100 milyar dolarlık yatırım

“Savunma Bakanlığı’nın ne işe yaradığını bilmediği çok büyük askeri donanımlara ihtiyacı yok. Şimdi bunların hepsi hurda, ne kullanabilir ne de satabilirsiniz” eleştirisi getiren Rogozin, dizayn, üretim ve ordu arasında verimli bir iletişimin yeni dönemde zorunlu olduğunu kaydetti. Rusya’nın savunma sanayinin modernizasyonu ile ilgili hükümete yeni bir program sunduklarını ve 1 Mart’ta konunun ele alınacağını ifade eden Başbakan Yardımcısı, “Rusya savunma sanayinin modernizasyonu için 3 trilyon ruble (100 milyar dolar) gerekiyor. Hükümetin bunu onaylamasını bekliyoruz” öngörüsünde bulundu.

Şimdi bu bilgilerden sonra AlbatrosS'un sorusuna yanıt verebiliriz.

Burada Esad rejimiyle ilgilenmiyoruz. Çünkü sonuçta her ülkenin rejimi kendisinedir. Burada sözkonusu olan şey, ülkelerin savunmasıdır ve bunun için 3. dünya ülkeleri için 2 seçenek vardır:

1. Ya Suriye ve İran'daki gibi asparagas da olsa "Bana göre bu haber ister doğru olsun ister doğru olmasın, bilim ve teknolojide ileri olan ülkelere karşı bu tür haberler sağlıklı kalmak için atılan olumlu adımlardır" şeklinde hareket eder, savunmanızı güçlendirmeye çalışırsınız,

2. Ya da Türkiye gibi kendinizi NATO'ya (ve bu arada ülkenizi tamamen NATO'nun kontrolüne bırakırsınız. Ülkenizde çıkacak terör olaylarından artık siz sorumlu olursunuz) teslim edersiniz.

Biz ikincisini seçtik. O zaman ülkemizdeki terör olaylarından neden şikayet ediyoruz ki!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-10-2012, 19:29
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Öyle bir rezillik ki, anlatılır gibi değil: Jupiter Füzeleri

Bugün Sabah gazetesi yazarı Erdal ŞAFAK'ın "Kıyametin Eşiğinde" adlı oldukça çarpıcı köşe yazısını okudum. O bu köşe yazısında, 1962'deki "Küba Füze Krizi"nden harekete Suriye ile ülkemizin kıyametin eşiğine gelmesini analiz ediyor ve yazısını şu çarpıcı bulguyla bitiriyor:

"Ah unutmadan; 'Jupiter' füzeleri Türkiye'ye ne zaman konuşlanmıştı dersiniz? Krizden 11 ay önce, 1961 Kasım'ında. Fahrettin Özdilek Hükümeti'nin 15 Ekim 1961 seçimlerinin galibi CHP ile AP (Adalet Partisi)'nin ortaklaşa kurdukları İsmet İnönü Koalisyonu Hükümeti'nin görevi devretmeye hazırlandığı sırada! Yani, iktidar boşluğu günlerinde. Ne kadar ilginç, değil mi?"

Oysa bu bulgu doğru ama eksiktir. Çünkü ABD'li araştırmacı Philip Nash'in "Other Missiles of October (Diğer Ekim Füzeleri)" başlıklı araştırmasına göre, bu füzelerin Türkiye macerası şöyle başlıyor: ABD 1957 yılında NATO üyelerine orta menzilli balistik nükleer füze olan Jüpiter'i yerleştirmeyi teklif etti. ABD Başkanı Eisenhower, füze verilecek ülkelerde yerel personel kullanılmasına karar verdi. Fırlatma anahtarı bir ABD ve bir yerel subayda duracaktı. Onun dışında Amerikalı gözlemcilerin de olacağı füze üssü, yerel kuvvetlerce komuta edilecekti. Türkiye tıpkı şimdi olduğu gibi aynı yıl füzelerin kendi topraklarına yerleştirilmesi için başvurdu (Bkz. Kürecik Radar İstasyonu'nun kurulmasına). Dönemin ABD Silahlı Kuvvetleri Avrupa Başkomutanı Lauris Norstadt, hükümetine, "Türkler savaş yanlısı... Savaş istekleri artar" diye rapor verdi. Bunun üzerine Türkiye ile müzakere başlatılmadı. Ancak, İtalya dışında hiçbir ülkeden olumlu sonuç alınamayınca 1959'da Türkiye'ye füze verilmesine yeşil ışık yakıldı. 19 Eylül 1959'da iki ülke anlaşma imzaladı. Bu tarihte Adnan Menderes Hükümeti vardı ve bu Hükümet 1957'den beri Jupiter füzelerinin Türkiye topraklarına yerleştirilmesi için ABD ile ilişki içindeydi (Bkz. Adnan Menderes Hükümetleri: 9 Haziran 1950-27 Mayıs 1960. Bu konuda tam bir şekilde aydınlanabilmek için, "Kronikleşmiş Politik Suç (Die Chronisch Politische Frage)" adlı makalemi okuyabilirsiniz. Bu makale 85 kez okunmasına rağmen bir kez bile yanıtlamamıştır).

İşte Erdal ŞAFAK'ın makalede Jupiter füzelerinin tarihçesinden hareketle karşı tarafa çakarken unuttuğu (!) eksik halka bu idi.

Sözkonusu bu eksik bilgi 5. mesajımdaki "Adnan Menderes neden idam edilmişti?" araştırması sonucunda ortaya çıkmış ve herkesin gözünden kaçan şu maddeyle ortaya konulmuştu:

"31- ABD Hükümeti ile Adnan Menderes Hükümeti arasında 19 Eylül 1959'da orta menzilli balistik 15 füzenin Türkiye'ye yerleştirilmesi için iki ülke anlaşma imzaladı. Herbir füzenin uzunluğu 18 metre, çapı ise 2.74 metre ve üzerindeki nükleer başlık 1.44 megaton kapasitesiyle Hiroşima'ya atılan bombanın 100 katı gücündeydi."

Siz şimdi başlıkta söylediğim gibi bu mesajı okurken arka fonda da,


parçasını dinlerseniz, çok daha hoş bir atmosfer yakalarsınız. Ve bu, iç hesaplaşmanızda size yardımcı olabilir.

İşte size Türkiye'nin kısa bir tarihçesi. Bu tarihçe size "Evrim Teorisi"nde de çok sıkça sorulan "Nereden geldik, nereye gidiyoruz?" sorusunu kendi ülkemiz için sorduruyor! Bu sorunun yanıtı başlıkta!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-10-2012, 20:16
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Bu Menderes'i aklama kampanyasina akil sir erdirebilmis degilim.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-10-2012, 23:28
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart En son Wikileaks belgelerine göre ABD'nin NATO adıyla Türkiye'deki nükleer silahları

Neva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu Menderes'i aklama kampanyasina akil sir erdirebilmis degilim.
Bir önceki mesajımda Jupiter füzeleri ve ülkemizdeki politikanın bu füzelerle nasıl şekillendirmiş olduğunu kısaca açıklamaya çalıştım.

Bu konuda Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun cezaevinde yazdığı "SIZINTI Wikileask'te Ünlü Türkler" kitabının 358. sayfasındaki "7. Bölümü: Türkiye'de Nükleer Silahlar" başlığının altına şöyle bir not almışım:

* En son Wikileaks belgelerine göre İncirlik Üssü'ndeki nükleer silahlar, Çiğli/İzmir'deki Jupiter füzeleri

Almışım, çünkü bu bilgi kitapta yoktu. Daha doğrusu, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu bu kitabı cezaevinde yazarken (ki onların bu kitabı cezaevinde nasıl yazdıklarını bir türlü aklım ermedi. Anlayana varsa beri gelsin. Çünkü cezaevinde oturup birkaç sayfalık mektup yazmanız bile zordur, ama bu adamlar 408 sayfalık, hem de çok iyi bir analiz isteyen, bir kitap yazmışlar), Türkiye'deki nükleer silahlar hakkında Wikileaks belgelerinden AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana son 10 yıllık bölümü almışlar. Bu bölümün sonunda Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, ABD'nin Türkiye'de yalnız Jupiter füzeleri olmadığını, en son Wikileaks belgelerinden şimdi bile İncirlik Üssü'nde nükleer silahlarının mevcut olduğunu şöyle belgeliyorlar:

Wikileaks Belgeleri

Wikileaks'in yayınladığı belgelerde Türkiye'de ABD'nin nükleer silahları olduğunu doğruluyordu. ABD'nin Avrupa'da bıraktığı 200 civarında taktik nükleer silahının (5. mesajımdaki resim altında belirtilen Rus Devlet Başkanı Vladamir Putin'in izlediği "İskender" taktik füzeleri gibi) çoğunun, Türkiye, Belçika, Hollanda ve Almanya'da bulunduğu Wikileaks belgeleriyle ortaya çıktı.

Türkiye ve diğer üç Avrupa ülkesi uzun süredir bu iddiaların hedefi olmuş ancak NATO ve hükümetler bunu teyit etmemişti. İatalya ve İngiltere'de de düzinelerce B-61 tipi atom bombasının olduğuna inanılıyordu, ancak onların onların isimleri Wikileaks belgelerinde geçmiyordu. Fakat ABD'nin nükleer silahlarının Türkiye'de İncirlik Üssü'nde bulunduğu idi. Türk Başbakanı'nın dahi bu silahlardan haberi yoktu.

Köşe yazarları Wikileaks belegerindeki iddiaya ilişkin hükümetten açıklama bekledi. Ancak AKP Hükümeti'nden bir yalanlama gelmedi. Yalnızca NATO'dan yapılan açıklamada, belgelerin yayınlanmasını kınayarak, olayın "yasadışı ve tehlikeli" olduğu ileri sürüldü.

Wikileaks belgeleri sayesinde Türkiye, sınırları dahilinde ABD'nin nükleer silahlarının olduğu resmi olarak öğrenmiş oldu.

Gördüğünüz gibi, biz, 1962'de Jupiter füzelerinden kurtulduk ama İncirlik Üssü'ndeki nükleer başlıklı füzelerden kurtulamamışız. Bu füzeler halen İncirlik Üssü'ndedir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
“Çinliler 500.000 yıllık Pekin Adamı’nın Fosillerini Buldular.” hur-kus Evrim 18 18-01-2011 02:39
Arif Tekin'in Son Yazisi: İmam-ı A’zam Ebu Hanife’nin Bilinmeyen Yönleri sargon İslam 6 10-10-2010 21:35
İngilizlerin İslamiyeti Yok Etme Planı theisticevolutionist İslam 31 06-03-2010 13:02
II. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nda D. J. Futuyma’nın yaptığı konuşma dilaver Evrim 1 12-08-2009 20:50

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:29 .