rastaman´isimli üyeden Alıntı
Yok,işin ahlaki boyutuyla falan ilgilenmiyorum,bunun evrimsel süreçle bir ilgisinin olduğunu düşünüyorum.
Böyle bir tipleme gerçekten vardır,çok kadınla karşılaştım bu model;gönlünü hep evli erkeklere kaptıran,karşılık alamayan yada alsa bile uzun süre acı çeken.
Bir deney yapıyorlar feromonlarla ilgili;hani şu kadınlara erkek atleti koklattıkları deneylerden biri.
Deneklere yine erkeklerin giydiği atletler koklatılıyor,ama atletlerden biri aynı zamanda bir kadına da giydiriliyor.Amaç bir kadının feromonlarının da atlete geçmesi.
Kadınların çoğu üzerinde hem kadın hem de erkek feromonu olan atleti seçiyor.
Şimdi ilkel kadının çocuğuna bakabilecek güçteki erkeği seçmekde kullandığı yöntemler ve kriterleri biliyoruz,burada farklı bir metod uygulanıyor,hem de en kestirme olan;
Üzerinde kadın kokusu olan,yani bir başka kadının çiftleştiği erkek bizim kadınımızı birçok prosedürden kurtarmış oluyor,yeterli olanı seçme gibi zahmetli olan işi zaten o yapmış oluyor.Bir başka kadın bu erkekle birlikte olmuşsa bu adam boş değildir diyor.
Yaygın,yada günümüzde etkisini yoğun olarak hissettiren bir seçme yöntemi olmadığı belli,ama insan dişisi evriminin geçmişinde,belki bir bölümünde bu yöntemi kullanmış gibi görünüyor.
|
Rasta,
1. Bu ispatı gerçekten güç bir şey. İnsan aynı zamanda ''psiko-sosyal'' bir canlı da.
2. Mevzu(seni tenzih ederim) burnuma fena halde 'seksist' kokular getirmekte.
3. Psikoloji, özellikle gelişim evrelerinde(bizzat babası freud dahil olmak üzere) ciddi seksist ön yargılarla maluldü. Kadınların ''evli erkeklere ilgisi'' benzeri bir biçimde ''erkeklerin evli kadınlara ilgisi'' açısından da düşünülmelidir(sanıldığı kadar istisna falan değildir)
4. Meselenin 'evrimsel' yanını bilemem, o konuya hakim değilim. Ancak, bilişsel yanına dair bazı gözlemlerde bulanmak isterim:
* Evli bir erkek ekseriyetle kariyerini belli bir konuma getirmiş, birtakım sorumlulukları üstlenmiştir.
* Evli bir erkek(yahut partneri olan bir erkek) partneri olmayan birine göre daha özgüvenlidir. Her halükarda sahip olduğu bir 'kadın' olduğunun bilincindedir.
* Erkeklerin 'olgunlaşma' düzeyleri(duygusal kimlik açısından) daha geçtir. 30'lu yaşlar erkeğin en donanımlı ve verimli evresidir. 40'sa potansiyelini gerçekleştirdiği ama fiziksel anlamda yavaşladığı bir dönem.Bir dişinin bu 'potansiyel'i beğenmesi normaldir.
Evrim ne der bilemem; ancak, erkeğin gelişim evreleri açısından 30-40 arası psikolojik anlamda olgunluğa erdiği evredir. Malum, erkek cinsi biraz 'odun' olduğundan bu iş zahmetli olabiliyor(kendimden biliyorum

)
Psikanaliz'e göre bu işin bir de ''baba seviciliği'' diyebileceğimiz bir yanı var. Baba 'otorite' ve dişinin kendini ''döngüsel bir ispat'' çabasını hissettiği semboldür. Özellikle erken yaşta yetim kalan yahut babayla ilişkileri 'sorunlu' kadınlarda daha sık görülür(bir tür nevroz türü)
Şahsi kanaatim en büyük belirleyenin özgüven ve olgunlaşma olduğu yönünde. Kaygıların en aza indiği bir erkeklerin(partnere sahip olma anlamında) kadınları daha çok cezbetmesi bana normal geliyor. Zira, erkek ''av'' güdüsüyle ve açlık çekerken(manevi ve cinsel anlamda) epey saçmalıyor

(kaçan kovalanır meselesi biraz da)