Sargon oykusu aslinda cok enteresan bir oyku. Bir tur efsane olarak yayilmis. Sumerlerden Yahudilere gecmis. Hatta biray farkli bicimlerde Turklere ve Romalilara kadar ulasmis. Bunun icin su yaziyi aktarayim. Yazi aslinda Tarkan'la ilgili idi ama buraya baglaniyor.
Tarkan’dan bahsedince insanın aklına hemen kurt geliyor. “Atıl kurt” özdeyişi ile çizgi roman ve sinema tarihimize de perçinlenmiş olan bu kurt teması kesinlikle biz Türk’ler için ayrı bir önem taşıyor. Zira bizler kurt’un çocuklarıyız. Asena öyküsü enteresan bir öykü. Türk göçebe kavimlerinin bu öyküsü, Çin kaynakları tarafından ve Bugut yazıtı diye bilinen türklerin atalarını dişi bir kurtun emzirmesini tasvir eden bir resimle doğrulanmış. Herkes bilsede ben bir kez daha aktarayım öyküyü.
“Türkler komşu bir devlet tarafından yenilirler ve on yaşında bir oğlan çocuğu dışında tüm kavim öldürülür. Hiçbir asker bu çocuğu öldürmek istemez. Çözümü ayaklarını kesip sazlarla örtülü bir bataklığa atmakta bulurlar. Bu bataklıkta çocuğu bulan bir dişi kurt onu etlerle besler. Çocuk böylece büyür ve dişi kurtla birleşir. Kurt hamile kalır. Çocuğun hala yaşadığını öğrenen kral adamlarını çocuğu öldürmeleri için gönderir. Çocuğun yanında bir kurt olduğunu gören askerler kurdu da öldürmek isterler. Ama kurt Turfan’ın kuzeyinde bulunan yüksek bir dağa kaçar. Bu dağda bir mağaraya sığınır, mağarada etrafı yüzlerce li ve yüksek zirvelerle çevrili, sık otlarla örtülü dümdüz bir ova bulunmaktadır. Burada kurdun on tane erkek çocuğu olur. Bu çocuklar büyüyünce dışardan kızlarla evlenirler, böylece soyları çoğalır. Bunların çocukları birer soyadı seçer ve biri de Asena’dır. “ (Jean-Poul Roux, Orta Asya, s.130-131)
Suya bırakılan çocuk teması oldukça ünlü bir tema. Bu temanın diğer bilinen iki versiyonu dişi bir kurt tarafından büyütülen Romus ve Romulus (Roma’nın kökeni öyküsü) ve Nil’e bırakılan Musa öyküsüdür (Yahudilerin kökeni öyküsü diyemiyoruz ama, kurtuluşu öyküsü demek mümkün)
Tevrat’taki öyküde firavun İbranilerin erkek çocuk doğurmasını yasaklamıştır. Doğan her erkek çocuk Nil’e atılacak, kız çocuklar sağ bırakılacaktır.
“Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp, katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.
O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak ‘Bu bir İbrani çocuğu’ dedi.” (Mısırdan :Çıkış, 2:1-6)
Tevrat’taki öyküde kurt yok. Bir İbrani sütnine bulunup, getiriliyor. Eski türklerde altından bir kurt başı bayrak ve sancakları süslemede kullanılır ve kurdun ordunun önünde yürüdüğü döylencesinden dolayı ön saflarda yürüyen birliklere “kurtlar” denirmiş. Ancak diğer göçebe kavimlerde de bazı hayvanlar çok önemli, muhtemelen kutsallık taşıyorlar.
Öykünün en eski versiyonu yine Sümer kökenli. Asur kral listesinde Sargon aşağıdaki gibi anlatılıyor.
My mother was a changeling, my father I knew not. The brothers of my father loved the hills. My city is Azupiranu, which is situated on the banks of the Euphrates. My changeling mother conceived me, in secret she bore me. She set me in a basket of rushes, with bitumen she sealed my lid. She cast me into the river which rose over me. The river bore me up and carried me to Akki, the drawer of water. Akki, the drawer of water, took me as his son and reared me. Akki, the drawer of water, appointed me as his gardener. While I was a gardener, Ishtar granted me her love, and for four and […] years I exercised kingship. (King 1907: 87-96)
http://en.wikipedia.org/wiki/Sargon_of_Akkad
Burda Sargon Fırat’ın sularını atılıyor ve sulardan alınıp bahçıvan olarak yetiştiriliyor. Aslında bu öyküyü türkçe bir roman yazarımız yazmış. Yanılmıyosam romanın adı İnhuduanna idi. Akılda tutması zor bir isim. Sargon’un yarı tanrı kızının öyküsü.
Daha önce Nuh tufanı öyküsünde olduğu gibi her kavim kendi kültürel değerlerini, yaşam tarzını eklemiş bu öyküye. Öykünün Mezopotamya, Avrupa, Asya içlerindeki farklı versiyonları dinlerin, kültürlerin, nasıl birbirlerinden etkilenmiş olduklarını ne güzel anlatıyor, değil mi?
http://www.blogcu.com/sargon/Tarkan