
14-10-2006, 09:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Mart 625 Şevval ayında, Kureyşliler Ebu Süfyan'ın komutasında 3000 kişilik bir ordu ile Medine üzerine yürüdüler ve Medine yakınındaki Uhud dağı civarına yerleştiler. Muhammed'e Mekke'deki Akabe Beyat'ından beri yardım eden Hazrec ve Evs kabileleri oldukça tedirgindi ve Muhammed'e verdikleri desteği geri çekmeyi düşünüyorlardı. Ayrıca Medine'nin ileri gelenlerinden Abdullah İbn Ubey'de (-ki bu kişi her yerde "münafık lider" olarak geçer) Muhammed'e destek vermeyerek 300 kişilik birliğini geri çekti.
Ali İmran 121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. . .-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.
Uhud savaşında, Muhammed'in sağ ve sol kanatlara yerleştirdiği, Hazrec kabilesinden Seleme oğulları ile Evs kabilesinden Harise oğulları Kureyş ordusuna direnme konusunda oldukça çekingenlik gösteriyorlardı. Bu durum Kuran'da şu şekilde geçer:
Ali İmran 122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler
Muhammed bu kabileleri ve kendi ashabını geri çekilmeme konusunda ikna etmeyi başardı şu ayetlerle:
Ali İmran 123 Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız
Ali İmran 124 O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?
Ali İmran 125 Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.
Dikkat edilirse burada Muhammed, Allah'ın melekler ile müminlere yardım edeceği vaadinde bulunuyor ve bu moral destek oldukça işe yarıyor çünkü daha önce Bedir savaşında 300 kişilik bir birlik ile 1000 kişilik bir Kureyş ordusunu hüsrana uğrartmışlardı ve Muhammed Enfal 9-12 arasındaki ayetler ile bunun Allah'ın melekleri yoluyla kazanıldığı konusunda ashabını ikna etmişti.
Hatırlayalım o ayeti :
Enfal 9. Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: "Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim," diye duanızı kabul buyurmuştu
Bedir savaşında 1'e karşı 3 oranı olmasına rağmen savaş kazanılmış ve bu durum Muhammed'in ashabı arasında mucizevi bir durum olarak algılanmış, Muhammed'de bunu fırsat bilerek bunu Allah'ın kendilerine destek verdiğini ispatlamak için kullanmış ve Kuran'a bir dizi "Müslümanlara yardım eden melekler" ile ilgili ayet koydurmuştu.
Gelelim Uhud'a: Muhammed 700 kişilik birlikle hareket ederek Uhud dağının yamacına ulaştı. Abdullah İbn Cüheyr komutasında 50 kişilik okçu kuvvetini de düşmanın sızma ihtimali bulunan dağın geçidine yerleştirdi.
Savaşın başlangıcında Muhammed'in ordusu üstün durumdaydı ve Kureyş ordusunu bozguna uğratmayı başarmıştı. ama Muhammed'in ganimet düşkünü ashabı Kureyş'in bozulduğunu anlayınca yerlerinde duramayıp savaş alanına indiler. Okçuları gözetleyen Kureyş ordusunun bir kolu bunların çoğunun yerlerinden ayrıldığını görünce hücuma geçti ve Müslümanlara arkadan saldırdı. Taş ve ok yağmuru ile Müslümanları sıkıştırdılar ve bu taş yağmurundan Muhammed de nasibin aldı bir dişinin kırılması, dudak, alın ve yanağından yara almasıyla.
O arada birisi "Muhammed öldürüldü" diye bağırdı ve bu ses Müslümanların moralini iyice dağıttı ama sonra Muhammed'in yaşadığını farkedip onun çevresinde toparlandılar ve Uhud dağına doğru geri çekildiler. Uhud dağında bir mağranın içinde Muhammed gizlendi.
Ebu Süfyan yanlarına kadar gelip:
--Muhammed aranızda mı, diye seslendi
Muhammed'İn emri üzerine kendisine cevap verilmedi. Ebu Süfyan bir kaç kez daha sordu ve yine cevap alamadı.
Bu seferde Ebubekir aranızda mı, diye sordu, sonrada Ömer aranızda mı, diye sordu ve yine cevap alamayınca;
--Bunlar ölmüş. Bunların ölmesi bize yeter, diyerek ayrıldı.
İlginçtir ki, Ebu Süfyan Muhammed'in Uhud'daki ashabına elinde imkan olmasına rağmen bir şey yapmamıştır. Bir "münafık"tan beklenmeyecek şeydir bu. İkincisi Ebubekir ve Ömer de ortalıkta görünmemektedir. Uhud'da savaş meydanından kaçan sahabeler ile ilgili 3 adet liste mevcuttur meğazilerde ve bunlardan birinde Ömer'de savaş meydanından kaçan sahabe olarak geçmektedir. Her ne kadar doğru olup olmadığını bilemesekte bu yukarıdaki durumdan anladığımız kadarı ile Ömer ve Ebubekir ortada yoktur.
Tabii Muhammed de ancak Ebu Süfyan ve ordusunun Uhud'dan ayrılmasından sonra tünediği mağradan çıkabilmiştir.
Bu savaşın bir diğer ilginç noktası Vahşi'nin, Hamza’yı öldürmesi ve Ebu Süfyan’ın karısı Hind'in, Hamza'nın ciğerini yemesidir.
Evet yukarıda görüleceği gibi Ali İmran suresinin 123-125 ayetleri hiçte fayda etmemiş ve Muhammmed'in Allah'ı Bedir'deki gibi melekleri gönderme konsusunda verdiği sözü tutmamıştır.
Ama sözünü tutmayan Allah'ın bahanesi hazırdır:
Ali İmran152 :Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vadini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkardır.
İlginç çünkü bu yenilgiye rağmen Allah "melek göndererek" müminlere yardım vaadini tuttuğunu söylüyor ama suçu Muhammed'in emirlerini dinlemeyerek ona asilik yapan sahabelere yükleyerek onların "dünyayı isteme" yani okçu birliğinin ilk saldırısında dağılan Kureyş birliğinin mallarına hücum etmesini bahane göstererek onları zaferden mahrum ettiğini söylüyor üstelik bir "imtihan" olarak.
Devam edelim :
Ali İmran 153 : O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Evet burada Muhammed'in birlikleri Allah'tan gelecek nişanlı (üniformalı) melek yardımına güvenmekle hata yaptıklarını anlamışlar ve "kaçanın anası ağlamaz" parolası ile hareket ederek savaş meydanından kaçmışlardır. Peki ayetteki şu cümleye anlam verebilen var mı ?
(Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz.
Nasıl oluyor da keder sonucu insan başına gelene üzülmüyor ? Allah keder veriyor ve bunun sebebini de "üzülmeyesiniz diye verdim" şeklinde açıklıyor. Demek keder üzüntüye iyi geliyor...
Ali İmran 154 Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, "Bu işten bize ne!" diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir
Bütün bunlara rağmen Allah yenilen müminleri teskin etmek için onlara bir çeşit "uyuklama" hali veriyor. Panik halinde olan ve "Nasıl olurda Allah vaadettiği melekleri bize göndermez" diyen sahabeleri damardan narkoz verir gibi "uyuklama" hali vererek teskin ediyor.
Ali İmran 155 (Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halimdir
Evet görüleceği gibi burada da şu yerlerini terkeden okçu birliklerine kafayı takmış olan Allah bu işin suçlusu olarak bu sefer de "şeytan"ı gösteriyor. Şeytan Muhammed'in okçu birliklerinin kalbine "ganimet" düşkünlüğünü koymasaydı ve savaş meydanında düşmanın dağıldığını görür görmez onların geride bıraktıkları ganimetlere saldırmasalardı bütün bunlar olmayacaktı ama neyse....
Acaba Muhammed' in ashabını ganimete alıştıran kimdi? Şeytan mı yoksa kumandanları mı yoksa Allah'ın Kuran'da özellikle Enfal suresinde hababam dağıtım oranlarını vererek bahsettiği ganimet ayetleri mi?
Ali İmran 165: (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
Evet kendi kusurları...Ama onların kalbine ganimet düşkünlüğünü yerleştiren de Allah değil miydi ?
Daha önce Bedir savaşında elde edilen ganimetin paylaşımı ile ilgili bu ayette neyin nesi ?
Enfal 41 Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
Üstelik ileride başka ayetlerde de göreceğimiz gibi Allah sadece elde edilen ganimetin paylaştırılması için değil gelecekte elde edilecek olan ganimetler ile ilgili de "vaad"lerde bulunur Kuran'da, özellikle Fetih suresinde..
Neyse burada keseyim artık. Ama hala kafama takılan bir soru var: Ebubekr ile Ömer Uhud'da kaçanların arasında mıydı ?
|

14-10-2006, 12:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Sevgili Sodomo
* * * *Kuranınhitap şekline bakarsak manzara şudur. İnsanı yaratan başka bir tanrıdır...(söylem olarak değil tavır olarak) Bu insan eksiktir nankördür
* * * *islamın tanrısıdabu eksik yanlış yaratılmış insana rehberlik yapıyor,yanlışlarını düzeltiyor, ve diyorki dediklerimi yaparsanız öldükten sonra size lolipop vereceğim.
* * * *Ve senin belirttiğin ayetlerde de mevzu * aynıçünkü bütün suç eksik yaratılan insanda.çünkü onun her zaman. *Ben size demedim mi? *ayrıcalığı vardır.
|

14-10-2006, 13:57
|
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Neyse burada keseyim artık. Ama hala kafama takılan bir soru var: Ebubekr ile Ömer Uhud'da kaçanların arasında mıydı ?
* *
* * * *Ben aralarında olduklarını sanmıyorum sodomo abim.
önlerindedirler büyük ihtimal.
* * * * Allah başarıların altına imza atan,başarısızlıkları ise insana, insanın zaafına,yada ibret olsun diye yaptım kolaycılığına sığınan bir yaratıcıdır.
* * * * Lafla çözülebilecek sorunları çözme konusunda uzmandır tanrı.
kocasını şikayet eden kadını duyar,sorunu çözecek ayeti hemen gönderir.
tüm sorunları ayetlerle çözebilmektedir bunun dışında ise bir çözüm üretememektedir.
|

15-10-2006, 03:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Uhud firarileri ile ilgili 3 farklı "siret" kaynağında şöyle bir durum var :
Vaqıdi: Filan, el-Haris b. Hatib,... (c. l, s. 227).
İbn Ebi'l-Hadid: Osman, Ömer, el-Hâris b. Hâtib,... (c. 3, s. 398).
Belazuri: Osman, el-Hâris b. Hâtib,... (c. l, s. 326)
(Kuran ve Sünnet Üzerine Makaleler, Hikmet Zeyveli)
Vakidi "filan" ifadesini kullanarak firarilerden birisinin ismini vermek istememiş. Anlaşılıyor ki, oldukça saygın bir isim ve Vakidi bunu gizlemeye çalışıyor. Ama Hadid'de Osman ve Ömer ikisi birden mevcut. Hadid bir Şii olduğu için Ömer'i sonradan kendisi eklemiş olabilir.
Belazuri'de Vakidi'nin "filan" olarak ifade ettiği Osman görünüyor.
Vakidi'de tek "filan" olduğu için bu ismin Osman olması muhtemel görünüyor.
Evet "Hz. Osman" Uhud'dan firar edenlerin arasında ama Ömer ve Ebubekr nerede ? Muhammed'in yanında olsalardı Ebu Süfyan'ın hedefi olacaklardı.
Ali İmran 153 : O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz...
Bu Muhammed'in çağırmasına rağmen ona dönüp bakmadan kaçanlar "firari" olanlar... Peki Muhammed ile birlikte olanlar savaşanlar mı ? Tabii ki hayır... Onlarda Uhud dağının doğu kısmında fazlaca yüksekte olmayan bir yerde mağaraya saklanan Muhammed'in çevresinde toplanmışlar. Tahminime göre 150-200 kişi.
Bazı rivayetlede aşağıdan onlara seslenerek "Muhammed orda mı, Ebubekr orda mı Ömer orda mı" diye seslenen Ebu Süfyan'a Ömer'in cevap verdiği yazılıdır ama Ebubekr hakkında bir bilgi yok. Acaba o da Muhammed ile birlikte mağaraya mı tünemişti ?
Burada her zaman problemimiz maalesef tek taraflı kaynaklardan araştırma yapmak zorunda kalışımız. Adamların hepsi Mülsüman ve Muhammed'in peygamber olduğunu düşünüyor ve hal böyleyken ona halel getirecek bir gerçeği gizleme yolunu seçiyorlar. Üstelik mezhep farklılıkları bile önemli bir rol oynuyor gerçeğin gizlenmesinde. Bu anlamda İslam kaynakları içinden "objektif" bir bakışla yazılmış kaynak bulmak mümkün değil.
Gerçekte Ömer savaştan kaçmış olsaydı bile hangi babayiğit bunu yazabiliridi ki ? Üstelik diğer taraftan da ulaşan bir kaynak yok ki çift taraflı "teyit etme" yoluna gidelim veya olaylara diğer tarafın gözüyle de bakalım. Ebu Süfyan'ın bir hatırası mı var bugüne gelen ? Olsa bile İslam devletleri onu korumaz yok etme yoluna giderlerdi.
Sonuçta "Peygamber efendimizin o mübarek gözlerinden yaşlar süzülüyordu..." diyerek yazan adamların kaynaklarından yola çıkmak zorunda kalıyoruz.
|

15-10-2006, 04:37
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Sevgili Sodomo,
Uhud savaşı sırasında bir ara Muhammed'in yalnız kalması ve etrafının müşriklerle sarılması olayı var. Daha henüz tepeye çıkıp mağaraya saklanmadan önce. Asım Köksal'da o sırada Muhammed'İn yanında olan kişilerin bir listesi var, 13 yada 14 kişi. Ama tepeye kimlerin çıktığı pek açık değil. Yalnız Talha b. Ubeydullah'ın Muhammed'i sırtında taşıya-rak çıkardığı anlatılıyor. Ama yukarıya kaç kişinin çıktığı hiç belli değil. Bana sanki çok azmışlar gibi geldi.
Tepeye yukarı ne için çıkıyorlar peki? Uhud'da müslümanlar yeniliyor ve dağılıyorlar. Suç'un da birilerine yüklenmesi lazım tabii. Muhammed hem komutan hem peygamber, o suçlanamaz, okçular suçlanıyor işte. Ama sonuçta sadece Ömer, Ebubekir değil, hepsi kaçıyorlar, Muhammed de dahil. Yoksa yaralı yaralı o tepeye niye çıkmaya çalışsın. Bir kısmı tepeye kaçarak kurtulmuş, bir kısmı belki başka yerlere. Sonuçta hepsini takip etmemişler. İlginç olan dediğin gibi tepede ne yaptıkları. Tepede uyuyorlar abi. Allah, bir uyku hali veriyor ve mışıl mışıl uyuyorlar. Anlaşılmaz bişey yani.
Talha b. Ubeydullah´ın Peygamberimiz Aleyhisselamı Uhud Kayalığına Sırtında Çıkarışı
Zübeyr b. Avvatm´cian rivayet edildiğine göre; Peygamberimiz Aleyhisselam Uhud kayalığındaki bir kayanın üzerine çıkmak için ayağa kalkmak istedi ise de, yaralarından dolayı dermansız kaldığı, sırtın*da da iki kat zırh gömleği bulunduğu için, kalkmaya güç yetiremedi. Ancak Talha b. Ubeydullah´ın sırtın*da kayanın üstüne çıkıp oturdu.
Talha b. Ubeydullah yapması gereken şeyi yaptığı zaman, Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Talha Cenneti hak etti!" buyurdu.[440]
Peygamberimiz Aleyhisselamın Öğle Namazını Oturarak Kılışı
Peygamberimiz Aleyhisselam, aldığı yaralardan dolayı, öğle namazını ancak oturarak kıldı.[441] Müslümanlarda, namazlarını Peygamberimiz Aleyhisselamın arkasında oturarak kıldılar.[442]
Yüce Allah´ın Müslümanları Uyutup Dinlendirişi
Zübeyr b. Avvam derki:
"Uhud´da korkunun üzerimize en çok çöktüğü bir sırada, ben Resûlullah Aleyhisselamın yanında idim.
Derken, Allah bize bir uyku verdi.
Mü´minlerden bir kimse yoktu ki, çenesi uykudan göğsüne eğilmiş, düşmüş olmasın!
Ben uyuklarken, rüya görür gibi, Muattib b. Uşeyr´in:
´Peygamberin va´dettiği ilahî yardım ve zaferden bize bir nasip verilseydi, biz şuracıkta öldürülmezdik!1 dediğini de işitmiş, ezberlemişimdir."[443]
Ebu Talha da Uhud günü kendilerini uyku saranlar arasında olup, uyurken iki-üç kere kılıcı yere düşmüş:[444]
"Başımı kaldırıp baktığım zaman, hiçbir kimse görmedim ki, kalkanının altında uzanıp uykuya dalmış olmasın!" demiştir.[445]
Bu uyku ancak mü´minleri sarmıştı. Münafıkların ve şüphecilerin ise gözlerine uyku girmemişti. Onlar o sırada hep düşünüyor, müşriklerin gelip kendilerini öldürmelerinden korkuyorlardı.[446]
|

15-10-2006, 11:57
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 880
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
mephisto arkadaşım cok güzel irdelemişsin konuyu takdir ediyorum seni..
fakat burada detayları asla küçümsememek gerek. yalana ne kadar renk katarsanız o kadar inandırıcı olur. örnek: ödevimi köpek yedi diye kestirip atmanız *okula gelirken üzerime bir doberman atlaı, korkudan kaçtım. ödevim elimden düştü. daha sonra ödevimi almak için geri döndüm ama paramparça olmuş bir haldeydi..... şeklindeki anlatımımız kadar etkili olamaz.
ama hikayadeki önemli ayrıntıları asla karıştırmamak gerekir.bkz. melek sayısı....
yalanı abartmaktan korkmayın. ne kadar güçlükle karşı karşıya kalırsanız insanların size gösterecegi şevkat ilgi, sevgi, acıma duygusu da o kadar fazla olacaktır.
yalanınız size oldugu kadar başkalarınada bir çıkar saglayabillirmiş gibi olmalı.
özel bir amaçla söylenen yalanın amacını belli etmemesı gerekir.
ve gerilla savaşı taktikleri kullanın yalanınızı karşınızdakinin dogrulugundan kuşkulanamayacagı gerçeklerle besleyerek kamufule edin.
ortamı kontrol edin.bagzı insanlar digerlerinden daha inatçıdır.ortalıkta bir sürü kolay lokma varken neden illede çetin cevizlerle ugraşasınızki!
http//dolfen.blogcu.com/
Son söylediğim her zaman doğrudur, bir sonraki onu yalanlasa da...!
|

15-10-2006, 14:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Kuranınhitap şekline bakarsak manzara şudur. İnsanı yaratan başka bir tanrıdır...(söylem olarak değil tavır olarak) Bu insan eksiktir nankördür (özgür_beyin)
Lafla çözülebilecek sorunları çözme konusunda uzmandır tanrı.
kocasını şikayet eden kadını duyar,sorunu çözecek ayeti hemen gönderir.
tüm sorunları ayetlerle çözebilmektedir bunun dışında ise bir çözüm üretememektedir (mephisto)
Evet arkadaşlarımızın çok yerinde tespitleri var. Kendi yarattığı insana "beyinsizler", "ahmaklar" diye hitap eden bir Tanrı olsa olsa bir insan olabilir hem de saygısız bir insan.
Bakara 142. İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O dilediğini doğru yola iletir. (Diyanet Vakfı meali)
Ayrıca dünyada onca problem var iken (açlık, savaş vb...) kendi peygamberinin aile içi dedikodularına ortak olan ve onun hanımlarına tehdit üstüne tehdit gönderen daha da ötesi kendi peygamberine eş bulma konusunda oldukça fazla çaba gösteren ve daha nice zırvalığın içinde olan bir Tanrıdır Kuran'ın Tanrısı. Kuran Tanrının sözüdür diyen birisi ya bu kitabı hiç okumamıştır ya da ciddi anlamda bütün vicdan ve mantık kriterlerini kaybetmiştir.
Aslında Uhud savaşının yenilgiyle sonuçlanması ve bu savaş bağlamında indirilen ayetlerde görüleceği gibi Kuran'ın Tanrısının verdiği sözü tutmamasının gerekçelerini ortaya koyma şekli ve bunu yaparken iyice saçmalaması bile tek başına kanıtıdır Kuran'ın Muhammmed'in kafasından çıktığının.
Adamlar yorgunluktan uykuya dalıyorlar (ki zanndersem en az 24 saat saklandıkları tepeden aşağıya inemiyorlar) ama Muhammed bunu bile kullanıp "Tanrının verdiği uyku" gibi lanse ediyor. Aynı şeyi Bedir'de de yapmıştı. Ona göre savaş arasında uyumak bile Tanrısal bir etki ile oluyordu.
Enfal 11 O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu, üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalblerinizi (birbirine) bağlamak ve ayakları(nızı) pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu
Buna "sekinet" uykusu diyorlar. Muhammed başka bir kanıt gösteremeyince yorgunluktan uykuya düşen adamlarının uykusunu Tanrı'ya atfediyordu. Tabii Bedir'de yağmur yağmış o zaman da hem yağmur hem de uyku Tanrı'dan olmuş, Hendek'te de "rüzgar" esmiş o zamanda rüzgar Tanrı'nın müminlere veridği yardım olarak gösterilmişti.
İyi de melekler nerede ?
Uhud savaşının yenilgiyle sonuçlanması tam bir fiyaskodur Kuran açısınıdan. Adeta bütün foyası çıkmıştır Muhammedin.
Sevgili Sargon, şu anda sadece Osman'ın kaçtığını kaynak bazında biliyoruz. Ömer kaçmış olmayabilir ama Uhud'da bir mağaraya sığınmak hem Muhammed hem de adamları için bir "kaçış" değil mi ? Tabii Muhammed kendine "kaçtı" dedirtir mi ? Hemen diğer tarafa doğru kaçanları suçlayacaktır haliyle.
İlginç olan bir başka soruyu da Hamidullah sormuş: Neden Ebu Süfyan elinde imkan olmasına rağmen Medine'yi yağmalamadı ?
Ebu Süfyan bir tüccardı ve paranın 10 da 9'unun ticaretten kazanılacağına inanıyordu. Tabii onun yerinde Muhammed olsaydı "yağmanın" en alası olurdu ya, bunu kendi de biliyor olmalı ki bu soruyu sormuş..Oğlu Hamza tarafından Bedir'de öldürülen Ebu Süfyan'ın intikam hırsı o kadar fazlaydı ki Hamza'nın ciğerini karısı Hindin yemesi bile onu teskin etmemiş ve bir sonraki sene Bedir'de tekrar savaşmak için Muhammed'e randevu vermiştir.
İlginçtir ki Mekke'nin fethinden sonra Ebu Süfyan ve karısı Hind Müslüman olmak zorunda kalacaktır ve onların oğulları Muaviye de tarihe eli kanlı bir İslam halifesi olarak geçecektir.
|

15-10-2006, 19:16
|
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
euzu billah ..
* *Tırpanı göremeyince rahatladım,bi an için o geldi zannettim.insan korkuyo yaw.ölüm ve sonrası abim.abi böyle pört diye demeyin böyle şeyleri ya.isim zaten maaşallah,korku filmine afiş gibi,bide selamsız sabahsız hesaptan kitaptan bahsedince,insan irkiliyo ister istemez.
* *Ne iyi ettin geldin,o nu söylemek içinmi geldin abi.zahmet etmeseydin biz gelirdik kabrine.
* * Neyse ben fazla ukalalık yapmayayım,anlatacak çok şeyin vardır senin, bizim bilmediğimiz(!).islamcı abim 3 gün uzaklaştırıldı,gün sayıyodum bende burda.hoş geldin abim buyur başla.
|

15-10-2006, 19:20
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Şu bizim eşsiz hoşgörü sahibi yöneticilerimiz yine iblis kılıklı takiyyeci yobazların mesajlarını görmemeye başladılar ve topiğimizde parazitler oluşmaya başladı. Neden bu adamlar anında şutlanmaz anlamış değilim. Adamın nicki bile şutlanması için yeterli olmalı hem de uyarı bile yapılmadan. Zamanında alınmayan önlem önlem değildir diye kaç kere söyledik anlatamadık arkadaş..
Sevgili Sodomo,
Her şeye anında ulaşmamız mümkün değil. Burasının bir sanal alem olduğunu unutmayalım. Ara sıra böyle haşareler dadanıyor. Farkettiğimiz an zaten gereğini yapıyoruz. Yanlız biraz sabırlı olman gerekiyor. Bu tür şikayetler şikayetler bölümüne yazılsın. Ben agnostic arkadaşımızın şikayetlerdeki yazısı üzerine gerekeni yaptım. Saygılar...Sevgiler...
|

15-10-2006, 20:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Aug 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 230
|
|
Re: Uhud ve Allah'ın yardıma gelmeyen melekleri
Evet sayın sodomaya tamamiyle katılıyorum;herkesin tahmin ettiği ve kendisini iyi bilen şahıs burda bize hakaret sınırlarını zorlayan ifadeler kullanıyor.Gerekenin yapılması lazım hem de hemen!
Düşünüyorum;o halde varım...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:52 .
|